| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Balık Avlamak,yemli,yemsiz,balık avlama,zıpkınla balık avlama teknigi, Amatör Balık Avı,Balık türleri,

balık avı, balık resimleri, balık çeşitleri ve türleri, balık malzemeleri,balığı kıyıdan avlamak,levrek balığı nasıl avlanır , balık, balık avı Seçenekleri, balık Avı Video izle,indir,kaydet,

Yazılar arşiv 08.2008 Other entries in 2008-08 resimler , videolar

MSN Nickleri! Sitene Chat Sohbet Ekle!

Yoksa siz hâlâ asma yaprağında sardalya yemediniz mi?

 

Lezzet avcıları, damak tadını bilen, dolaşıp keşfetmeyi sevenler Haliçteki Cibalikapı Balıkçısını çok iyi bilir...

Hem de yedi yıldan bu yana... Şimdi yeni bir yüze kavuşmuş. Çok daha havalı bir mekan olmuş. Mutfak ise aynı başarılı mutfak... Hazır tam zamanıyken mutlaka gidin, asma yaprağında sardalyayı deneyin. Gerçekten her yerde böyle güzeli ve lezzetlisi yapılmıyor.

Meyhane kültürünün kaybolduğu, mezelerin sıradanlaştığı, sohbetlerin suyunun çıktığı günümüzde rakı sofralarının da tadı kaçtı. Ancak lezzet avcıları, damak tadını bilen, dolaşıp keşfetmeyi sevenler Cibalikapı Balıkçısı�nın bu kültürü en iyi yaşatan mekanlardan biri olduğunu iyi bilir. Hem de yedi yıldan bu yana... Cibalikapı Balıkçısı�nın bu denli beğeniliyor olmasının birçok nedeni olabilir. Kaliteli malzeme, hijyenik ortam, kusursuz hizmet gibi.. Ancak bana kalırsa Cibalikapı Balıkçısı�nın çok fazla müdaviminin olması, işletmenin mutfağına aşık olmasından kaynaklanıyor. Mutfağına aşık el tutuyorsa kepçeyi, tabağını uzatan da çok oluyor tabii ki... Mekanın sahibi Behzat Şahin�e lezzet avcısı demek yanlış olmaz. Yemek tarihinin izinden giden, yöresel yemeklerin pişirilişini yerinde izleyen, kullanacağı malzemeleri doğduğu topraklardan almaya özen gösteren, hatta eski mezelerin izini sürerek Kültür Bakanlığı�nın arşivinden binbir zorluklarla tarif çıkarmış bir şahsiyet kendisi... Mekanın tek şikayet edilen tarafı üçüncü katın kışın çok havasız olmasıydı, bu yıl onu da elden geçirdiler, yani artık pek bir havalı oldu.
Cibalikapı Balıkçısı�nın taze ve güzel yemekleri dışında onu daha da özel kılan bazı mezeleri var... Ama onun öncesinde her yerde rastlayamayacağınız �asma yaprağı sardalya� Eylül ortasına kadar yenebilecek en güzel tatlardan...
Balıkçının en eski çalışanlarından Vedat Erol bu usulün her yerde ve böyle güzel yapılmadığını söylüyor: �Lezzetli bir asma yaprağında sardalya yapmak istiyorsanız mutlaka mevsim Haziran başı ve Eylül ortası arasında olmalı. Sardalyaları baş ve kuyruk kısımlarını koparmadan, orta kılçıklarını dikkatlice çekip çıkartın. Asma yapraklarının saplarını dipten koparın. Yaprağın bir kenarına balığı yerleştirin ve yuvarlayarak sarın. Önce etli kısmı ateşe gelecek şekilde ızgarada çevirerek pişirin. Yaprakların renkleri değiştiğinde sardalyalar pişmiş demektir.�
Mekanın baş tacı mezelerinden olan �Cibalikapı usulü girit ezme� normal ezmeden biraz daha farklı yapılmış. Rendelenmiş peynir, çekilmiş antep fıstığı, çekilmiş ceviz ve baharatlardan oluşuyor. Mutlaka her masanın sipariş ettiği meze yeşil rengiyle ayrı bir hava katıyor. Egenin meşhur otlarından ise deniz börülcesini ve cibez�i denemek bünye için iyi olur.


u Saraylı�da binbir çeşit baharat var

Cibalikapı�nın mutfağında ortalamaa 200�e yakın özel meze tarifi var. Mevsimsel olarak değiştirerek yaptıkları mezeler çok çeşitli ve renkli... Yaz ve kış hep aynı mezeyle karşılaşılmadığı için mekanın müşterileri mutlu. Her defasında 20 farklı meze bulmak mümkün. Ancak bazı mezeler varki onların yeri asla değişmiyor... Bu mezelerin en başında Saraylı geliyor.
Saraylı bir levrek marinesi. Kültür Bakanlığı�nın tozlu arşivlerinden çıkmış çok eskilerden bir tarif. Ancak onu günümüze uyarlamak için defalarca mutfaktan çıkmadıkları gibi, günlerce de toplantılar yapmışlar. Sonuç muazzam. Saraylı adını verdikleri levrek marinenin içinde neler yok ki. Karabiber, tarçın, kakule, kuş üzümü, çam fıstığı, sarımsak, safran, sirke, bal, defne, limon, mersin ve turunç yaprakları. Birbirinden ayrı kulvarlarda koşan bu baharatlar bir araya geldiğinde mekanın gözde mezesi oluşuyor... Vedat Erol, Cibalikapı Balıkçısı�nın mutfağının bu denli güzel şeyler sunuyor olmasını teknik bir nedene de bağlıyor. Hiçbir lezzetin bir diğer lezzeti bastırmıyor olması. Hakikaten de öyle, hiçbir tat başka bir tadı örtmüyor.
Meyhanenin uzun ve derin sohbetleri meşhurdur. Rakıların hesabı pek yapılmadan bunca güzel meze de varken yuvarlanır gider. Muhabbete başka bir gün devam etmek üzere ara verilince fırına verilmiş güveçte tahin pekmez gelir sofraya. Vedat Erol�un söylemiyle ancak eskilerin bileceği gün pekmezi ve tahinleriyle yapılan tatlının içine elma parçaları ve tarçın konuyor, üzeri fıstıkla kaplanıyor ve fırına veriliyor. Bu lezzetlerin her biri birbirine karıştıktan sonra üzerine sakızlı dondurma ile servis ediliyor. İnanılmaz bir lezzet olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Tatlıyı es geçenlerin bile �ucundan azıcık alsam hiç fena olmayacak� diyerek kaşık arandıkları bir gerçek.
Ancak her güzel şeyin bir sonu var. En güzel son ise kahve ve satsuma likörüyle gerçekleşiyor. Bu arada Şahin, ortağı olduğu İnciraltı Meyhanesi�nden ayrılmış. İlgililere duyurulur. Unutmadan �Ben Anadolu Yakası�nda oturuyorum. Haliç bana uzak diyorsanız� buradaki tüm lezzetlerin birebir aynısı Moda Cibalikapı Balıkçısı�nda...
Rezervasyon: (0212) 533 28 46
www.cibalikapibalikcisi.com


CİBALİKAPI USULÜ GİRİT EZME
Dört kişilik meze için Cibalikapı tarifini de vermeyi ihmal etmiyor:
250 gram rendelenmiş beyaz peynir,
2 çorba kaşığı çekilmiş ceviz
2 çorba kaşığı çekilmiş şamfıstığı
1 tatlı kaşığı pul biber
Yarım tatlı kaşığı kekik
Dört iri diş dövülmüş sarmısak
Tüm malzeme harmanlanıp bir çay bardağı sızma zeytinyağı eklenerek servise hazır hale getiriliyor.

Gökovada levrek buğulama

 
Bu kez daha önce denemediğim bir çeşit tattım. (Balıkta genel tercihim ızgaradır.)

Gökova, adı üzerinde yemyeşil bir ovadır. Bu yeşilliğin bir de denizin mavisi ile buluşması Gökova�yı Türkiye�nin benzersiz bir köşesi yapar. Ula�nın ünlü eski Türk evlerini örnek alarak gelişmiş bir tatil beldesi olan Akyaka tatil beldesi Gökova�da konuşlanmıştır. Eskiden ancak çevre halkı burayı bilir ve tadını çıkarırdı.

Bende de bu güzel günlerin anısı vardır. Burada denizin belli bir noktası ancak bileklere kadar geldiğinden, yüzmek için denizin daha güzel olduğu karşı tarafa denizin içinden yürüyerek geçilirdi. Bu muhteşem piknik için yiyecekler bir gün önceden hazırlanır ve bu yiyecekler de deniz içinde ilerleyen bir karavan misali, başlar üzerinde karşı tarafa taşınırlardı.
Gökova�da deniz buz gibi, buradaki azmağın suyu hiç beklenmedik zamanlarda insanı ürpertir. Devasa sazların olduğu bir tatlı su yolu olan azmak, çevre halkı için önemli bir keyif mekanıdır. Bu derin ve soğuk akarsuda eskiden ancak sandallarla gezilirdi. Hâlâ bu ilginç gezi bugün tur şekline getirilmiş ve sal tipi deniz araçları ile yapılıyor. Eskiden azmak boyunca yetişen sazlardan ötürü kıyısında oturulmazdı.
Bugün azmak kıyısında 40 yılı aşkın bir süredir servis veren bir restoran var ve nicedir gitmeme rağmen nedense söz etmemişim... Müdürü Ramazan Şahin her zaman itinalı bir servis verilmesini gözetiyor oysa. Halil Bey�in yerine kendi yeri gibi sahip çıkıyor. (Çökertmeli Halil ile biranın adını Halil olması sadece bir raslantı...)

Türk mutfağına özgü

Bu kez daha önce denemediğim bir çeşit tattım. (Balıkta genel tercihim ızgaradır.) Levrek buğulama. Levrek günümüzde en nadide balıklar arasındadır. Ancak levrek derken bildiğim kadarıyla sadece, Türkçe�de levrek denilince deniz levreği anlaşılır. Günümüzün küresel dili olan İngilizce�de bizim yediğimiz levreği anlatmak için �sea bass� yani �deniz levreği� demek gerekir. (Levrek Türkçe�ye Yunanca�dan geçmiştir.) Sadece �bass denildiğinde� başka bir tür balık anlışılabilir.
Bizim bildiğimiz levrek sıkı, nispeten etli olmasıyla dolayısıyla da pişerken dağılmamasından ötürü açık büfelerde servis edilmesi yeğlenir. Bu da değerini ve talebi artırır. Boyu bir metreye, kilosu 12 kilograma ulaşabilen levrek genelde dere ağızlarında ve kayalarda yaşar.
Çevik ve kuvvetli bir hayvan olduğu için avlaması zordur. �Kara avcıları için geyik ne ise deniz avcıları için levrek odur� denilir.
Levrek balığının ön önemli hususiyetlerinden biri de doymak bilmemesidir. Hatta Fransa�nın güney kıyılarında levreğe oburluğundan ötürü kurt, yani loup (lup okunur) derler. Bir Akdeniz balığı olan levrek Akdeniz, Marmara ve Boğaz�da boldur. Dere ağızlarını sevmesi levreği günümüzde popüler bir çiftlik balığı yapmıştır. Ayrıca levreğin başka bazı balıklar gibi mevsimi de yok. Her mevsimde levrek bulunabilir.
Levrek yabancı ülkelerde birçok şekilde pişirilir. Ancak ızgara edildiğinde bizdeki gibi fileto olarak değil, (Bir levrekten iki fileto çıkar ve derisi alınır) bütün olarak pişirilir. Ayrıca ızgarası yapılacak levreğin 1 kilogramı geçmemesi gözetilir. Tek müdahale sırtına bıçakla çizik atmaktır. Sık sık çevirebilmek için iki kanatlı ızgara arasına yerleştirilir. Aksi takdirde nazik bir balık olduğundan çevirirken parçalanabilir.
Fransa�da küçük levrekler kuru rezene dalları üzerinde ızgara edilir. Bu balığa ayrı bir aroma katar. Levrek buğulama ise yapılış tarzı ve malzemeleri itibariyle Türk mutfağına özgü bir çeşit haline gelmiştir. Birçok yabancı yayında özel bir Türk yemeği olarak geçer.
Levrek Buğulama: Halil�in Yeri�nin ustası Şükrü Kodaş levrek buğulamayı kolay bir yemek olarak nitelendirdi. Mantar ve maydanoz koymuyor. Ben bu özellikleriyle buğulamasını daha da özel buldum. Tüm malzemenin çiğ olması bir deniz yemeğine yakışıyor. Defne yaprağının da tazesini kullanıyor ki bu benim her zaman tercihimdir.


Hazırlanışı 30 dakika sürüyor

Malzemeler
1 levrek, 800-1000 gr ağırlığında, pulları alınmış, derisi üzerinde bırakılmış.
n 1 iri soğan, halka doğranmış.
n 1 orta boy havuç, halka doğranmış.
n 4 diş sarımsak, bütün olarak.
n 2 orta boy domates, kabuğu soyulmuş, küp doğranmış.
n 1 çay bardağı zeytinyağı.
n 1 çorba kaşığı tereyağı.
n 3 taze defne yaprağı, 2 tane de kurusu.
n Varsa 1 dal kereviz.
n 10-12 tane karabiber.
n 1çorba kaşığı un.
n 2 yeşil biber, halka doğranmış.
n 1 litre su.

Yapılışı
Önce sos hazırlamak için tereyağında unu kavurun. Üzerine suyu ekleyin. Sos haline gelsin. Hazırlanmış malzemeleri bir fırın kabına, eğer fırında pişirilecekse, yoksa bir tencereye yerleştirin. Balığı bütün olarak malzemelerin üzerine yerleştirin ve sosu üzerine dökün. Kabı bir folyo ile kapatın. Kısık ateşte ağzı kapalı olarak 30 dakika pişirin. Pişmesine yakın limon dilimlerini ekleyin. Bir-iki dakika sonra altını kapatın. Bir-iki dakika dinlendirin ve servis edin.

Spirolino Nedir, Nasıl Monte Edilir ve Kullanılır?

Spirolino yada kısaca Spiro mekik yada mermi biçimli, ortasında anten görevi gören hortum bulunan bir tür seviye dengeleyici ağırlıktır. Bu özellikleri onu şamandıralardan ayırır. Spirilino suya batar. Uzağa atışta ve çekerken oltanın istenilen seviyede ve istenilen aksiyonla çekilmesine yardımcı olur. İtalyanlar ona bombard derler. Bazı Türkler ise "Çok maharetli yüzdürgeçli daldırgaç" adı vermektedir

SPIROLINO alabalık sahte sineklerinin (fly) doğru yere doğru biçimde atılması ve doğru derinlikten doğru hareketleri yaparak çekilmesi amacıyla icat edilmiş, daha sonraki zamanlarda her türlü sahte ve doğal yemin atılması, çekilmesi ve aksiyon verilmesinde kullanımı yaygınlaşmıştır.

İki çeşit spirolino vardır;
1- Şeffaf iç boş ve içine su doldurularak ağırlığı ayarlanabilen tip.

2- Daha fazla bilinen, çeşitli sabit ağırlıklara sahip içi dolu tip. Bunun da mika ve metal olmak üzere iki çeşidi vardır.


Spirlino'nun ağır, orta batar ve yüzer modelleri vardır. Tamamen kurşundan yapılan modeller olduğu gibi yukarıdaki gibi içi boş plastik olanları da mevcuttur. Ayrıca aksiyon sağlamada faydalı olacak değişik şekillerde olanları bulunur.

MONTAJ
Spirolinonun temel bağlanma biçimi; kanca, köstek, fırdöndü, üzerine boncuk, onun üstüne spirolino şeklindedir. Boncuk kullanılmayan spiro fırdöndüye geçer. Esas bağlama şeklinde 3 lü fırdöndü kullanılır. Bu öyle herkesin bildiği üç halkası bulunan bir fırdöndü değil, üç fırdöndünün arka arkaya bağlı olduğu özel bir tiptir. Kalama önleme yanında kanca/yem/sahte nin bedene sarmasını önleme görevi vardır.
Daha sonra 2 karış kadar eğilip bükülmeyen bir misina, yada kord ipi bu fırdöndüye bağlanmalıdır. Bir boncuk geçirilip fırdöndüye yaslanır, sonra spiro ipe dizilir. Peşinden bir yada iki boncuk daha dizilir. İki boncuk kullanmanın nedeni atarken aşağı baskı yapan spiro nun düzeneği bozmamasıdır.
Daha sonra misina yada kord ipi yeni bir fırdöndüye bağlanır. Bu fırdöndü yukarıda bahsettiğim şekilde üçlü tip de olabilir.
En son olarak ihtiyaca göre 1-3 metre kadar köstek ile kullanacağımız, kanca, sahte yada yem bu fırdöndünün diğer ucuna bağlanır.



Bir yünlü oltaya monte edilmiş dolu tip spiro


KULLANIMI

Sipiroyu bir şamandıra gibi yemnli yada tüylü bir kancayı istediğiniz yere atmak ve kancayı suda belirli bir seviyede tutmak için kullanabileceğiniz gibi, ağır tiplerin arkasına her türlü sahte ve doğal yem takıp da kullanabilirsiniz.
At - çek yaparken zaman zaman kamış ucuyla titretme, zig -zag çizdirme ve sektirme gibi hareketler vererek kullanılır.
Sıyırtma kurşuna takıldığı biçimiyle istavritten kesilen kuyruk altı yem, tek bir çapari kancası veya kuyruk sallayan küçük bir silikon sahte spironun da arkasına takılabilir.
Bunun yanında hafif rapalanızı uzağa atmak isterseniz de spirodan yararlanabiliriz.
Çoğu zaman balığın kancayı takip etmek yerine spiroyu takip ettiğini görürsünüz. Bu durumda balıkların ilgisini çekmeyen renklerde spirolino kullanmak daha verimli olur.

Ülkemizde Yaşayan Mersin Balıkları ve Genel Özellikleri

Mersin Balıkları, Asya, Avrupa ve Amerika'nın kuzey yarım küredeki deniz ve tatlı sularında 27 tür ile temsil edilmekte olup bunlardan 5 tür [Huso huso (mersin morinası), Acipenser sturio (Alman mersin balığı veya kolan balığı), Acipenser gueldenstaedti (karaca mersin veya rus mersini), Acipenser stellatus (sivrişka) ve Acipenser nudiventris (şip)] Karadeniz'in Türkiye sularında doğal olarak bulunmaktadır. Mersin morinası dünyanın en büyük tatlı su balığı olup 6 metre uzunluğa ve 1 ton ağırlığa ulaşabilir.

Sularımızda Doğal Olarak Yaşayan Türler

Huso huso (Mersin Morinası)


Acipenser sturio (Kolan)


Acipenser gueldenstaedtii (Karaca)


Acipenser stellatus (Sivrişka)


Acipenser nudiventris (Şip)


Acipenser ruthenus (Çığa)


Sularımıza Sonradan Gelenler

Acipenser baerii (Sibirya Mersini)
(Yetiştiricilik amacıyla getirildi)






Acipenser persicus (İran/Kafkas Mersini) (tesadüfen tarafımızdan bir kaç birey yakalandı)





-*-

Mersin Balıkları morfolojik, anatomik ve fizyolojik olarak diğer balıklardan farklıdır. Örneğin kıkırdak iskelete sahip oldukları halde kemikli balıklar sınıfına dahildirler. Baş kısmı öne doğru uzamış ve baş kemik tabakaların bir araya gelmesiyle oluşmuş bir zırhı andırır. Vücut üzerinde bir sıra sırtta, iki sıra yanlarda ve iki sıra karında olmak üzere türlere göre şekli ve sayıları değişen kemik plakalar vardır. Mersin Balıkları çok geç cinsi olgunluğa ulaşmaları, 2-4 yıllık aralarla yumurtlamaları ve 100 yıla kadar yaşayabilmeleri gibi özellikleri ile de diğer balıklardan ayrılırlar.

Yaklaşık 200 milyon yıldır dünya üzerinde mevcut olan Mersin Balıkları yaşayan fosiller olarak da adlandırılırlar ve biyolojik çeşitlilik bakımından çok değerli balıklardır. Ayrıca etinin kalitesi ve siyah havyar olarak da adlandırılan çok değerli havyarı dolayısıyla da binlerce yıldan beri ekonomik açıdan çok büyük önem taşımaktadır. Tarih kayıtlarında Mersin Balıklarının daha M.Ö. 2500'lü yıllarda Dinyester'de avlandığından bahsedilmektedir. O zamanlar Mersin Balıkları büyük kutlamalarda süslenmiş bir şekilde ikram edilmiş ve Mersin Balıklarının resimlerini taşıyan paralar bastırılmıştır. Mersin balığı havyarının politik açıdan da büyük önem taşıdığı hatta havyar yüzünden savaşlar yapıldığı tarih kayıtlarında bulunmaktadır.

Tarih boyunca büyük önem taşımış olan Mersin Balıklarının günümüzde nesillerinin devamı tehlikededir. Bu durumun çeşitli nedenleri vardır:

- Mersin Balıklar'ının üreme bölgelerini oluşturan nehirler üzerine kurulan barajlarda su tutulması nedeniyle nehir yatağının doğal yapısının bozulması, su miktarının azalması ve anaç balıkların nehre girişinin imkansızlaşması (Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya)

- İleri yaşlarda (mersin morinaları 15-20 yaşında) cinsi olgunluğa ulaşan Mersin Balıklarının bir kez bile yumurtlayamadan havyar elde etmek için yumurtlama zamanından önce avlanması

- Endüstriyel ve tarımsal faaliyetler nedeniyle doğal suların kirlenmesi ve balıkların yaşama ortamlarının bozulması.

Ülkemiz sularında Mersin Balıklarının sayılarının azalmaya başladığı 1970'li yıllarda anlaşılmış ve bunu önlemek için tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Örneğin 1975-1976 dönemine ait su ürünleri avcılığını düzenleyen sirküler ile ilk defa olmak üzere Mersin Balıkları avcılığı özellikle Kızılırmak, Yeşilırmak ve Sakarya nehirleri civarında yasaklanmıştır. Diğer bölgelerde ise boy yasağı getirilmiştir. 1996 yılından itibaren ise Türkiye'nin CITES (Convention on International Trade in Endangered Species of Wild Fauna and Flora) adlı uluslararası bir organizasyona katılmasıyla, Mersin Balıklarının avcılığı bütün sularımızda tamamen yasaklanmıştır. Ancak o günden bu güne kadar Mersin Balıkları avcılığı konulan yasağa rağmen devam etmekte ve durumun ciddiyeti göz ardı edilmektedir.
Avcılığı tamamen yasak olmasına rağmen Mersin Balıklarının balıkçı tezgahlarında satılmak üzere sergilendiği sık sık tespit edilmektedir. Balıkçıların av yasaklarına uyarak tesadüfen yakaladıkları bireyleri tekrar denize bırakması ve böylece onlara yaşama ve nesillerini devam ettirebilme şansı tanıması için, yetkili kurumlarca gerekli eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı, yasak türlerin avlanması ve satılması durumunda ise ceza uygulamaları artırılmalı ve kontroller daha sıkı yapılmalıdır.

Hem Karadeniz'in biyolojik çeşitliliği hem de ülke ekonomisi bakımından çok önemli Mersin Balıklarının gelecek nesiller tarafından da tanınmasını sağlamak ve Karadeniz dolayısıyla ülkemiz ekonomisi için önemli bir sektörü yani havyar üretimini tekrar gerçekleştirmek için gerekli tedbirler (av yasaklarının kontrolü, nehirlerin rehabilitasyonu, yapay üretim) çok geç olmadan alınmalı ve uygulamaya geçirilmelidir.


Mersin Balıklarının nesillerinin devamını sağlamak için yapılması gerekenler şöyle özetlenebilir:


1- Yasak avlanmanın önlenmesi ve yasakların sıkı kontrolü; tesadüfen yakalanan Mersin Balıklarının satışının önlenmesi için gerekli yaptırımların uygulanması

2- Mersin Balıklarının üreme alanlarını oluşturan nehirlerimiz (Kızılırmak, Yeşilırmak) ekolojik yapısının incelenmesi; balıklara en azından baraj ile nehir ağzı arasındaki bölümde üreme şansı tanınabilmesi için buralarda üremeye elverişli olabilecek yerlerin tespiti ve koruma altına alınması; barajlardan yeterli su bırakılması; nehir ağızlarının balıkların girişine elverişli hale getirilmesi

3- Mersin Balıklarının yapay üretimini gerçekleştirmek üzere özellikle Yeşilırmak ve Kızılırmak civarında üretim istasyonlarının kurulması

4- Ülkemiz sularında bulunan ve sayıları her geçen gün azalan anaç Mersin Balıklarının koruma altına alınarak, kurulacak üretme istasyonlarında yapay üretimi ve elde edilen yavruların hem doğal stokları desteklemek üzere doğaya salınması hem de kültür şartlarında yetiştiriciliğinin yapılması

5- Yok olan canlı türlerini tekrar doğaya kazandırmak imkansız olacağından çok geç olmadan çeşitli kurum ve kuruluşlar doğal dengenin korunması amacıyla işbirliği yapmalıdır.

Mersin Balıkları, "siyah havyar" denilen çok değerli havyarı ve eti dolayısıyla hem ülkemiz ekonomisi açısından hem de Karadeniz'in biyolojik çeşitliliği bakımından çok büyük önem taşımaktadır. Bu değerli balıkları korumak ve nesillerinin devamını sağlamak için çeşitli kurumlar (üniversiteler, Çevre ve Orman Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, araştırma enstitüleri, balıkçı kooperatifleri, balıkçılar ve halk) işbirliği yaptığı takdirde başarı oranı yükselecektir.

Bulutlar ve Anlamları

Serbest atmosferde, buz kristalleri, ve su damlacıkları gibi gözle görülür parçacıkların bir araya gelmesiyle oluşan bulut, hava parselinin atmosfer içerisinde yükselmesi ile içerisinde bulunan su buharının yoğunlaşması sonucunda oluşur. Sisin buharlaşması şeklinde oluşumu da söz konusudur.

Yoğunlaşma çekirdekleri adı verilen toz ve duman parçacıkları sayesinde su buharı yoğunlaşabilir. Bulutun oluşumunda her şeyden önce, ister konvektif faaliyetle olsun, isterse bir dağ yamacının zorlamasıyla olsun veya isterse yerin ısınmasıyla yere yakın yerlerdeki hava parselinin ısınarak yükselmesi sonucunda olsun yükselme, soğuma ve yoğunlaşma gerekli olan üç temel özelliktir.

Bulutlar yüksekliklerine göre üçe ayrılırlar:

1. Yüksek Bulutlar
* Cirrus
* Cirrocumulus
* Cirrostratus

2. Orta Bulutlar
* Altocumulus
* Altostratus
* Nimbostratus

3. Alçak Bulutlar
* Stratus
* Stratocumulus
* Cumulus
* Cumulonimbus

YÜKSEK BULUTLAR

Cirrus



Beyaz renkte, çok ince iplikler halinde veya dar şeritler şeklinde bağımsız bulutlardır. Görünümleri lif veya ipek parlaklığındadır. Bu bulutlar genellikle Cirrocumulus ve Altocumulus bulutları ile Cumulonimbus bulutlarının üst kısımlarından meydana gelir. Cirrus bulutları, çok ufak buz kristallerinden meydana gelmiştir.


Cirrocumulus


Kum taneleri veya küçük dalgacıklar halinde, oldukça küçük kümeciklerden meydana gelmiş ince, beyaz ve gölgesiz bulut örtüsüdür. Bulutlar toplu halde oldukları gibi, ayrı ayrı parçacıklar halinde de görülebilirler.

Cirrocumulusler, Cirrus veya Cirrostratus bulutlarının şekil değiştirmesinden veya parçalar halindeki Altocumuluslerin küçülmesinden meydana gelirler. Bu bulutlar tamamen buz kristallerinden ibaret olup, bazen aşırı soğumuş su damlacıkları da görülür.


Cirrostratus


Cirrostratuslar gökyüzünü tamamen veya kısmen kaplar ve genellikle Hale olayını meydana getirirler. Bunlar şeffaf, saça benzer, beyazımsı lifler halinde düzgün görünümlü bulutlardır. Cirrostratuslar küçük buz kristallerinden oluşurlar. Bu bulutlar fazla kalın olmadıklarından şeffaf görünürler. Güneş ve ay ışığını geçirirler.


ORTA BULUTLAR

Altocumulus



Altocumulus bulutları, genellikle gölgeli, beyaz renge sahiptir. Bu bulutlar kısmen lif halinde yayılmış olduğu gibi ayrı ayrı durumda olan ince tabakalar, yuvarlak kütlelerden ve tomurcuklardan meydana gelir. Düzgün şekildeki parçacıkların gökyüzünün ancak yarısını kaplayacak kadar genişliğe sahip olduğu görülür.

Altostratus



Gökyüzünün büyük bir kısmını veya tamamını kapatan, çizgili, lif veya düzgün görünüşteki grimsi veya mavimsi renkteki bulut tabakasıdır. Bazı kısımları çok ince olduğundan, Güneş; sanki buzlu cam arkasındaymış gibi bir görünüm alır. Bu bulut hale olayını göstermez.

Nimbostratus


Genellikle koyu gri renkteki bulut tabakasıdır. Bunlar çoğu zaman yere kadar ulaşan ve devamlılık gösteren yağmur ve karın düştüğü bulutlardır. Çok kalın olduklarından, güneş ve ayın görülmesi mümkün değildir. Nimbostratus bulutunun altında, parçalar halinde alçak bulutlar meydana gelebilir.

Bu bulutlar yatay ve dikey olarak çok geniş sahaları kaplarlar. Su damlaları, yağmur damlaları, kar kristalleri, kuşbaşı kar taneleri ve bunların karışımından meydana gelirler. Nimbostratusler dikey gelişmeli bulutlar sınıfından oldukları için; en alçak bulut seviyesinden, yüksek bulut seviyesine kadar çok kalın bir tabakayı tamamen kaplarlar.

ALÇAK BULUTLAR

Stratus



Genellikle gri renkte, düzgün görünüme sahip bulutlardır. Stratus’lerden çisenti, buz prizmaları ve kar grenleri yağışı meydana gelir. Güneş bu bulutlardan görüldüğü zaman, bulutun sınırları kolayca teşhis edilebilir. Çok düşük sıcaklıklar dışında Stratus, hale olayını meydana getirmez. Bu bulutlar bazen düzensiz sıralar halinde de meydana gelebilir. Stratus’lerin karakteristik yağışı çisenti olup, rüzgarın sakin veya hafif olduğu dönemlerde görüşü kısıtlayacak şekilde yere yakın seviyelerde görülebilmektedirler.


Stratocumulus


Stratocumulus’ler gri veya beyazımtrak renkte, yada her iki renge birden sahip olan bulutlardır. Bu bulutlar toplu halde veya ayrı ayrı olabilen mozaik görünümünde yuvarlak kütleler ve tomarlardan meydana gelirler. Stratocumulusu meydana getiren elemanlar, genellikle sıralar halinde ve tepeleri düz şekildedir.


Cumulus


Üst kısımları karnabahar görünümünde olan; küme, kubbe veya kuleler halinde dikine olarak gelişen, genel olarak yoğun durumda bulunan bağımsız bulutlardır. Cumulus’lerin güneşle aydınlanan kısımları çoğu zaman parlak beyaz görünüme sahiptir. Bu bulutların tepe ve yan kısımları tomurcuğu andıran kümeler halinde olmasına karşılık, tabanları daha koyu ve hemen hemen düzdür. Cumulusler bazı zamanlarda düzensiz şekillerde de bulunabilirler.

Cumulus bulutları genel olarak su damlalarından meydana gelmiştir. Bulut içindeki sıcaklığın sıfırın altına düştüğü yerlerde, aşırı soğumuş su damlaları ve buz kristalleri de bulunur. Dikine gelişmeye sahip Cumulus’lerde yağmur ve sağanak şeklinde yağışlar meydana gelir.

Cumulonimbus


Dağ ve kuleler biçiminde, büyük bir dikine uzanışa sahip, yoğun ve koyu bir buluttur. Üst kısımları genellikle düz, lifli veya çizgili bir görünüme sahiptir. Cumulonimbus bulutlarının üst kısımları örs veya sorguç şeklinde yayılır. Bu bulutların altında düzensiz biçimde alçak bulutlar oluşabilir. Bunlar Cumulonimbus’lerle bir arada veya ayrı olarak bulunabilirler.

Gökyüzünün büyük bir bölümünü kapladıklarında, tabanları Nimbostratus bulutunu andırır. Bu durumda bulutun yapmış olduğu yağış şekline bakılmalıdır. Sağanak yağışlarla birlikte şimşek, gök gürültüsü veya dolu varsa bulut; Cumulonimbus bulutudur.

Bu bulutlar tek bulut halinde oldukları gibi, birçok Cumulonimbus bulutunun meydana getirmiş olduğu büyük bir bulut silsilesi halinde de olabilirler. Böyle bir Cumulonimbus grubu içindeki her Cumulonimbus bulutuna Oraj meydana getirmesi sebebiyle Oraj Hücresi adı verilir.

Metin © Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Fotografların bazıları http://www.bkyc.de den alınmıştır.

Turna Balığı (Esox lucius) ve Avcılığı


Turna balığı, Esocidae familyasını oluşturan etçil balık türlerinin ortak adı. Hepside Esox cinsine aittir. Füze şeklinde ama yan tarafları düz olan bir vücutları ve içeriye dönük "köpek dişleri" ile dolu olan uzun, ördek gagasını andıran bir ağızları vardır. Sırt ve anal yüzgeçleri vucutlarının çok arka kısmında kalır. Genç yaşlardakiler yeşil, olgun yaşlara ulaşanların ise sarımsı kahverengi renkleri vardır.

Üreme


urna balıklarının üreme zamanı hemen karlar eridikten sonra başlar ve Mayıs ayında sona erir. Dişilerin ürettikleri 3 milim büyüklüğünde olan, 100.000 ila 1 milyon arasındaki yumurta, su bitkilerine yapışık şekilde bırakılır. 10 ila 30 gün içinde yavrular dünyaya gelir ve ömürlerinin ilk günlerinde yumurtalardan arta kalanlar ile beslenirler. Turna balıkları üç dört yaşlarına varınca ilk kez çiftleşirler.

Beslenme


Turna balıkları çok aç gözlü avcılardır ve yamyamlık bile onlar için çok doğaldır; yavru turna balıklarının %90'ı kardeşleri tarafından yenilir. Bir turna balığı kendi büyüklüğünün %70'i büyüklüğünde olan diğer bir turna balığını tamamen yutabilir. Turna balıkları yemek seçenekleri konusunda hiç çekingen değillerdir. Bütün balık türlerini, kurbağalar, fareler, kemeler, yavru ördekler ve bazen yengeç bile avlar. Besinin kıt olduğu dönemlerde hatta solucan ve büyük mayıs sülükleri bile yerler.

Yaşadığı bölgeler


Turna balıkları Avrupa, Kuzey Amerika ve kısmen Asya'da bulunur. Bol su bitkileri bulunan ama temiz sularda yaşamayı tercih eder. Türkiye'nin özellikle kuzeyinde ve büyük ırmakların İç Anadolu'ya düşen kesimlerinde ve iç Anadolu'da da bulunur. Kuzey turna balığı (Esox lucius) 1,5 metre uzunluğa ve 35-40 kilo ağırlığa kadar varabilir, ama bu büyüklüktekilere rastlamak nadirdir. Bir metreyi geçenleri çok seyrek tutulur. Hele 1,3 metreye varan tutulursa bu mucize sayılır. Turna balıkları her şeyden önce, oltada savaşmalarından ve enerjilerinden dolayı sevilirler. Oltaya takılmış bir turna balığı kurtulmak için her şeyi dener, ve bu mücadele esnasında sudan dışarıya taklalarda atar ve balıkçıyı heycanlandırır.

Ama tabiki sadece oltada değil, mutfaktada kalitesini ortaya koyar. Diğer etçil balıklar gibi turna balığıda lezzetli bir balıktır, ama birçok Y şeklinde küçük kılçıkları vardır. Bu yüzden etini ayırıp köfte yapan ahçılarda vardır. Etinin 100 gramında 372 kJ (89 kcal) bulunur.

AVCILIĞI

Turna avcılığı, temel olarak sabit avlanma ve hareket halinde avlanma olarak ikiye ayrılır. Sabit avlanma sandal veya karadan belirli bir alanda avlanmak şeklinde olur. Hareketli avlanmada ise, tekne ile hareket halindeyken, sürtme, atıp-çekme veya yemli gezdirme şeklinde olur.

1- HAREKETLI AVLANMA
Her çeşit sürtme bu sınıfa girer. Sürtme için, çok çeşitli kaşık, seğirtme, mepps(döner) ve suni yemler vardır. Avlandığınız alan için bunlardan en uygununu deneme yanılma metodu ile seçmek zorundasınız, ama unutmayın ki, fazla süslü olanlar balığı kandırmaktan çok, avcıyı alışveriş için kandırmak üzere yapılmıştır.
Hareketli avlanmada diğer bir yöntem ise, canlı veya ölü yemle yapılan sürtmedir. Bu tip avcılıkta, genellikle kaya balıkları iyi sonuç vermektedir, ama özellikle tatlısu kolyoz balığı, kızılkanat ve inci balığı ile istavrit, kolyoz gibi deniz balıkları da kullanılabilir.

Atıp Çekme

Turna balığının en zevkli avcılık yöntemi belki de budur. Kaşık atma diye de bilinir, ben de daha çok kaşık atma diyorum ve burada da kaşık atma olarak bahsedeceğim. Bu yöntemde balıkçı ya kıyıdan ya da sandaldan kaşık adı verilen turna balığına yem olan küçük balıkları taklit eden suni yemleri kamış ve makara yardımı ile atar ve çeker.


Bu kaşıklar esas olarak turnanın avladığı balıkları taklit ederek aldatmaya yöneliktir. Pek çok değişik renk, boy ve şekilde olabilirler. Ağırlıkları da kullanılacakları derinliğe göre farklıdır. Hangi derinlikte hangi kaşığı kullanacağınızı iyi bilmelisiniz, yoksa ya devamlı dibe takılır kaşığı bırakırsınız ya da o bölgede balığın yaşadığı derinlik yerine daha üstten boşa atıp çekersiniz. Tavsiyem bulunduğunuz yerde balığın hangi derinlikte olduğunu bilmiyorsanız üstlerden başlayarak yavaş yavaş daha derinlere doğru deneyin. Bunun için bu kaşıkları alırken rastgele değilde nerede nasıl kullanılacağını ağırlığını bilerek alın. Üretici satıcı firmaların web siteleri bu konuda gayet iyi bilgiler veriyor. Genel olarak 1-3 metre derinliğe kadar 5-15 gr. ağırlığında, 5 metreye kadar olan sularda da 15-25 gr, ağırlığında olan kaşıklar tercih edilmelidir. Bu seçimi yaparken dipteki bitki yapısı ve dibin ilişkenliğini dikkat etmek gerekir ki takılıp dipte kaşık bırakmayalım.
Soğuk ve kapalı havalarda bu kaşıkların parlak kırmızı renkte olanları daha iyi sonuçlar verebilir.

Drakovitch sistemiyle sabitlenmiş balık ile ve cleo kaşıkla avcılık çok etkilidir.

2- SABİT AVLANMA
Sabit avlanma; Dip yemlisi, ölü yem, çökertme, canlı yem şeklinde olur. Söz konusu yöntemlerden hangisi uygulanırsa uygulansın, eğer bir den fazla olta ile avlanılacaksa, oltalar arasında en az 10m mesafe bırakmak lazımdır.
Özellikle, ölü yem kullanıldığında, eğer zemin müsaitse (atılan yemi örtecek yosun, balçık bulunmaması halinde) çevreye abartmadan yemleme yapmakta fayda vardır.
Tutna sert bir balık olduğu için, özellikle kamışla avlanmalarda kakıç veya kepçeyi balığı sudan kesmek üzere hazır tutmak gerekir. Ayrıca büyük balıkların ağzından iğne çıkartmak için, yanınızda bir pense bulundurmakta fayda vardır. Turna canlı iken en kolay baş ve işaret parmakları vasıtası ile gözlerinden tutulur.

Akyem olarak kullanılabilen tüm deniz ve tatlı su balıkları turna balığına doğal yem olarak kullanılabilir. Turna solucana vurmaz. Uskumru turna için gayet iyi bir yemdir, oltaya takılışı yarım veya yaprak olarak olur. Tatlı su balıklarının ufakları oltaya canlı yem olarak takılabilir. Büyük tatlı su balıkları ve deniz balıkları yaprak yem, şakşak yem olarak da kullanılır. Küçük ölü balıkların 20 gr. civarında olanları. bütün olarak takılabilir. Ölü balıklar daha çok dip oltası, parakete için uygun olmakla beraber şamandıralı takımla da kullanılabilir. Serbast bırakma şamandıralı takımla canlı yem kullanmak gerekir. Ölü balıklar iğneye ya canlı yem gibi sırtından takılır veya kuyruk tarafından. Turna balığı avını kafadan yutmak alışkanlığında olduğundan kuyruktan takmak daha iyi sonuç verecektir, balık yemi aldığında iğneyi hissetmez ve yutmaya başlar böylece yakalanır.
Ölü balıkla avlanmada iri turna yakalanması ihtimali yüksektir. yaşlı ve iri balıklar avlanma alışkanlıklarını hızlı, hareketli avlardan güçlerinin daha kolay yeteceği daha yavaşlarına çevirirler, iyi bir leş yiyici olarak ta ölü balıkları menülerinde üst sıralara alırlar. Uygulamada da iri turnaların büyük kısmı ölü doğal yemle yakalanırlar. Turna avlanmada görme duyusu kadar koku alma duyusunu da kullandığından ölü balıkları bulmada zorluk çekmez yalnız dibin yemin kaybolacağı kadar otlarla kaplı olmaması gerekir. Altta görüldüğü gibi av esnasında yem olarak kullanılan balığın parçalarının oltanın etrafına ayrıca atılarak yemleme yapılması koku yoğunluğunu arttıracak daha verimli av yapılmasına yardımcı olacaktır. Ölü doğal yemlerle etkiyi arttıracak kokular da kullanılabilir. Bu tür kokuları Avrupalı amatörler kolaylıkla bulabilmekte veya özel aromatize edilerek kokulandırılmış ve konservelenmiş doğal yemler kullanmaktadırlar.
Turna Şamandıralı takımlar, Serbest bırakma şamandıralı takım ve Dip oltası ile avlanmaktadır.

Yayın Balığı (Silurus glanis ) ve Avcılığı

YAYIN BALIKLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ

Vücut yapıları uzun ve az kısa, genelde yuvarlakça,silindirik ve kalın yapılıdırlar, yılan balığına benzer terleri bulunur. Vücutları genel olarak pulsuz ve bazılarında pula benzeyen kemiğimsi sert plakalar bulunur.
Bazı terlerde uzun bazılarında kısa 1 - 4 çift bıyık vardır. Bıyık yayınların en belirgin özelliklerinden biridir. İngilizce Catfish (Kedi balığı) olan adını uzun bıyıklara sahip olmasından almıştır. Ağızda sıralar halinde dizilmiş ince pek çok diş bulunur. Beslenme alışkanlıkları türe göre farklılık gösterir. Bazı türleri bitkisel gıdalar, bazıları ise canlı balıklarla beslenir. Genel olarak dip balıklarıdırlar ve su dibinde yaşar. Su sıcaklığı 20-30 oC arasında iyi gelişir.
Yayın Balığı; Göllerin ve durgun akan nehirlerin en önemli balıklarındandır.
Denize bağlantısı olan az tuzlu kıyı göllerinde bile rahatlıkla yaşarlar (Büyük ve Küçük Çekmece'de olduğu gibi). Ülkemizde Avrupa yayın balığı yada bayağı yayın balığı (Silurus glanis) ve mezopotamya yayın balığı (Silurus triostegus) olmak üzere iki tür bulunur.

AVRUPA YAYIN BALIĞI (Siluris glanis)

3 metre boy ve 300 kilogram ağırlığa ulaşabilen, eti kılçıksız ve çok lezzetli, ticari değeri yüksek bir balıktır. Yayın balığı uzun ömürlüdür. 100 sene kadar yaşayabilir.
Oksijensizliğe dayanıklıdır. Ilık su balığı olmasına rağmen düşük sıcaklıklarda da hızlı gelişir. Genellikle 2 yılda 0,5- 1,4 kilograma ulaşır. Orta Avrupa havuz koşullarında 3 yılda 2-4 kilograma gelebilmektedir ki bu ağırlıklarda sofralık balık olarak değerlendirilir. Hastalıklara karşı dayanıklıdır. Avrupa yayın balığı yapay yemlere alışabilir ve 2 - 2,2 kg. kuru yemle 1 kg. ağırlık artışı sağlanabilmektedir. Sürü halinde dolaşmaz, sakin sulardan hoşlanır. Gün boyunca yatağında saklanır ve gece olunca sığ kesimlerde avlanır. Su sıcaklığının azaldığı dönemlerde, çukur kısımlarda kışı geçirir.

Saldırgan bir balıktır. çoğunlukla balıkla beslenir. Genç devresinde küçük su hayvanlarını ve karada yaşayıp suya giren her türlü canlıyı yem olarak tüketir. Soğuk mevsimlerin başlamasıyla yem alımı durur, derin yerlere gider.
Doğal üreme için su sıcaklığının 15-20 oC olduğu mayıs-haziran da derinliği 1 metreden az olan sığ bitkilerle kaplı yerleri tercih eder. Bu yerlerde bitkiler üzerine açık sarı renkte ve yapışkan olan yumurtalarını bırakır.
Yayın balıkları üreme yerlerine bir erkek ve bir dişi olarak gelir ve yumurtalar kısım kısım basit yuvalara yumurtlanır. Yumurtaların çapı 3 mm. civarındadır. Erkek balıklar yumurtaları larvalar çıkıncaya kadar korur. Yumurtanın açılımı ortalama 2,5 günde olmakla birlikte su sıcaklığı düşükse bir haftaya kadar uzayabilir. Larvalar yumurtadan çıktıktan sonra 4-5 gün boyunca besin keseleriyle beslenir. Daha sonra serbest olarak dış beslenmeye başlar.
Erkekler 2-3 yılda (1-2 kg.) dişiler 3-4 yaşında cinsi olgunluğa gelirler.
Üreme döneminden önce erkek ve dişiyi birbirinden ayırt etmek oldukça zordur. Üreme safhasının hemen öncesi dişilerin karınlarının şiş olmasıyla cinsiyet ayrımı daha kolay olur.

Kesin bir ayrım için yayın balıkların karın kısmı ayrım yapacak kişiye dönük tutulur. Erkek-dişi ayrımı cinsiyet açıklığının arkasındaki deri çıkıntısına bakılarak yapılır. Bu deri çıkıntısı erkekte daha keskin ve lekeli, dişide ise oval ve daha az beneklidir. Ayrıca büyük balıklarda kafa ve çene köşeliliği diğer bir tanıma özelliğidir. Erkeğin kafası dişininkinden daha köşelidir.
Yayın; benzeyen başka türlerin (kara balık vs) bulunması nedeniyle Avrupa yayın balığı veya bayağı (adi) yayın balığı olarak ta isimlendirilir. Siluridae familyasından olup Avrupa'nın ikinci büyük tatlı su balığıdır. Yassı ve geniş kafası, geniş ağzı, dudaklarından sarkan iki uzun bıyığı ve çenesinden sarkan daha kısa dört bıyığı, kuyruğuna kadar uzanan alt-yüzgeci ve kafasının yakınında bulunan küçücük bir sırt-yüzgeci vardır. Yayın balığı çok iyi duyma kabiliyetine sahiptir. 80-100 yaşına kadar yaşayabilir.
Yayın balığının dişisi kilo başına 30.000 yumurta üretir. Erkek balık, yavrular yumurtalardan çıkana kadar yuvayı korur, bu süre, suyun sıcaklığına göre üç ila on gün arasında değişir.
Yayın balığı büyük, ılık gölleri ve derin, yavaş akan ırmakları tercih eder. Su akıntılarının oluşturduğu mağaralarda ve suya batmış ağaçların yanında barınmayı sever.

Alt dudağın üsttekinden daha öne çıkık durmasından da anlaşılacağı gibi, suyun ortasında ve suyun dibinde beslenir. Suni göllerde de üretilen yayın balığı yenilen bir balıktır. Ama yaşlı balıkların eti tatlı olmadığı için belli bir yaşa kadar yenilmesi gerekir; ozaman tadı dana etini andırır.
Yayın balıkları kuzey hariç Avrupa'nın her yerinde bulunur. Türkiye'de de büyük ırmaklarda ve baraj göllerinde bulunur. Fırat ve Dicle Irmaklarının dışında kalan akarsu ve göllerde yayılmıştır. 3 metreye varan uzunluğu ve 150 kiloya varan ağırlığı ile, mersin balığından sonra Avrupa'nın ikinci büyük balığıdır. Ama bu büyüklüğe ulaşan yayın balıkları çok nadirdir, son yüz yıl içinde, bu büyüklükte balık yakaladığını söyleyenlerin inandırıcı kanıtları yoktur. En son inandırıcı kanıtlar 19. yüzyıldan kalmadır. Yayın balığı ortalama 1,30 - 1,60 metre boyundadır. Bazen iki metreden daha büyüğünü yakalamak da mümkündür. Yakın zamanda yakalanan en büyük yayın balıkları Po ırmağında yakalanan 2,78 metre boyunda ve 144 kilo ağırlığında, Almanya'da yakalanan 2,49 metre boyunda ve 89 kilo ağırlığındaki yayınlardır. Fransa, İspanya ve Yunanistan'da da yaklaşık bu büyüklüklerde yayınlar yakalanmıştır.

Yayın balığı genellikle balıkla beslenir, ama solucan, sülük, böcek ve yengeç de yer. Belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra, kurbağa, fare, sıçan, ördek ve su kıyısında yaşayan kuş türleriyle de beslenir.

Yayın balığı efsaneleri
*1985 yılında iki Yugoslav balıkçı, Tuna Nehrinde balığa çıkarlar. Oltalarına takılan dev yayın balığı onları tekneleri ile birlikte Tuna nehrinin akıntısına karşı 20 kilometre çeker. Nihayet yorulan balığı bir traktörün yardımıyla karaya çekerler; balık 3,5 metre boyunda ve 300 kilo ağırlığındadır.
*Orta Çağdan kalma belgelere göre, yayın balıklarının suya giren küçük çocukları yedikleri olmuştur.

Kanıtlanmış olaylar
*2003 senesinde Almanya'da yaşlı bir kadının köpeği serinlemek için suya girdiğinde, suyun yüzeyinde büyük bir ağız belirir ve köpek bu ağzın içinde kaybolur. Haber Almanya'da bütün gazetelerde ve televizyonlarda yer alır. Alman medyası bu yayın balığına Yakob adını verir.
*Rusyada görev yapmış birinin aktardığına göre bu zamama yakalanan en büyük yayın balığı bir rus köylüsü tarafından ağ ile yakalanmış ve traktör yardımı ile karaya çıkarılabilmiştir. boyu 5.19 mt ağırlığı 321 kg.


MEZOPOTAMYA YAYIN BALIĞI (Silurus triostegus)

Siluridae familyasından bir yayın balığı türü. Mezopotamya bölgesinde, yani Suriye, Irak, Iran ve Türkiyede bulunur. Mezopotamya yayınların üreme zamanları mayıs, haziran ve temmuz aylarındadır.


AVCILIĞI

Çocukluğumuzda Çarşamba (Yeşilırmak) ta yayın avlarken, kendi kendine çözülen oltalar kullanırdık.
Bu oltaların ucuna kocaman bir kurbağa, her biri bir karış boyunda 5-6 adet solucan yada kerevit taktıktan sonra ırmağa atar tüm gece boyu kamp ateşi kenarında bekler, sabah gider oltalardan balıkları alırdık.
Çalışma prensibini göstermek bakımından aşağıdaki çizim fikir verecektir.
Yayın balığı avını; saatler boyu sabır, bir anlık heyecan ve devasa bir ödül olarak tanımlayabiliriz.
Yayın balığı, sürat yapması için yaratılmamış olduğundan, kah gezerek, kah bekleyerek, bıyıkları ile yoklayarak yiyecek arar. Bu arada dipte ölü veya ağır hareket eden canlılar da Yayın balığının besinini oluştururlar. Ancak kimi yörelerde "Tabak" veya "Tabak midyesi" olarak adlandırılan çiftkabuklu, Yayın balığının ana menüsünü oluşturmaktadır. Bunun yanısıra, kan sülüğü, kurbağa ve özellikle sümüklüböcek de, vazgeçemediği besinlerdendir.
Yayın balığı, su sıcaklığının 6-8ºC altına düşmesi ile aktivitesini çok azaltır. En aktif olduğu dönem, 14-18ºC arası su sıcaklığının oluştuğu dönemdir. Daha yüksek sıcaklıklarda da, aktivasyonu göreceli olarak düşer.
Bilinenin aksine, gece ve gündüz beslenmesinde bir fark olmaz. Kısaca gece veya gündüz avcılığı arasında fark yoktur. Ancak, karanlık ve sakin gecelerde bıyıkları vasıtası ile hissedebildiği için, diğer canlılar açısından büyük tehlike oluşturur, bunu bilen Yayın balığı bu tip gecelerde hacim olarak daha fazla besin almaya gayret eder.
Ancak kanıma göre avcı, Yayın balığının daha az av bulabildiği gündüz saatlerinde veya mehtaplı parlak gecelerde daha fazla şanslıdır.
TAKIM:
Bu tatlısu devi için her çeşit malzemeyi kullanamayız. Başarılı olmak, yakalanan balığı takımı kopartmadan kıyılamak istiyorsak, malzemenin en sağlamını kullanmak zorundayız.
Özellikle beden için, mümkün olduğunca yüksek çekme güçlü misina kullanmak ve her avdan sonra bu yaklaşık 1m lik parçayı ve diğer düğümleri yenilemekte fayda vardır.
Takımı ister makaralı kamışta olsun, ister el oltasında; olta, iri ve sağlam bir fırdöndü ve bunu takip eden, ucunda iğnenin bulunduğu 1m boyunda bir bedenden ibarettir.
Kimi ilişkenli veya uygun olmayan diplerde (çamur, aşırı yosun vs.) stropor veya bir pet şişe ile bu olta askıya alınabilir.

Av Tekniği:

I. Yemli Beden:

Yemli beden olta ile Yayın avında esas olan sabırdır. Yayın uygun yem ile donatılmış oltanızın yanına geldiğinde veya yemi hissetiğinde iş bitmiştir. Ondan sonra, takımın sağlamlığı ve avcının fizik gücü sayesinde, yine sabır ile yol istedikçe vererek, kimi zaman saatler süren karşılıklı inatlaşmanın sonunda, balık kakıçlanarak karaya alınır.
Yayın avcılığında sabırın yanısıra en önemli unsurlardan biri de ses çıkartmamaktır. Yayın balığı sandal ve kıyıdaki titreşimleri alabildiğinden, gürültü yapıldığında daha kuşkucu olan Yayın balığını avlamak güçleşir.
II. Bırakma Olta:
Adından da anlaşılacağı gibi, bırakılıp belli bir zaman sonra kontrol edilen oltadır. Takım kalınlıkları yemli bedene göre daha kalın tutulur. Karada sabitlendiği yerin, çok sağlam olması gerekir. Olta atıldıktan sonra, tam kıyıda kalan kısmına 5-10kg. lık bir taş bağlanır ve arkasından 10-15m. misina sağılarak serbest bırakılır. Bu işlem 2-3 defa tekrarlanır. Amaç yakalanan balığın oltanın kontrol edileceği zamana kadar sürüklediği taşlar ile yorgun düşürmek ve misinanın çektikçe yavaş yavaş gelmesinden dolayı geçecek zaman içersinde kopma riskini azaltmaktır.
Not: Avcılık bilgileri Sn. L. Artüz'ün sitesinden alınmıştır.

Karabalık (Clarias gariepinus) ve Avcılığı



Karabalık, Clarias gariepinus (Eş bilimsel ismi C. lazera) Güney Afrika’daki Orange Nehri’nden başlayarak, tüm Afrika, Ortadoğu ve Türkiye’de yayılış gösterir. Ülkemizde Antalya’dan Hatay’a kadar olan sahil kuşağındaki durgun ve akarsularda rastlanır.
Hatay bölgesinin en büyük su kaynağı Asi Nehrinde, bol miktarda bulunmaktadır. Yine neredeyse tamamen kurutulmuş olan Amik gölü ve ovası ençok bulunduğu yerler arasındadır. Göl kurutulmadan önce bahar ve kış aylarında genişleyip yaz aylarında daralmaktay

Sahte Yemlerle Kıyıdan At-Çek Tekniğiyle Levrek,lüfer,palamut, Avı

Bu başlık altında; levrek nerede bulunur, ne zaman avlanır gibi genel konulara girmiyeceğim, diğer başlıklarda bu konu bolca geçmektedir. O nedenle herkesin merakla beklediği takımın hazırlanması ve at çek tekniklerine değineceğim.



GENEL BİLGİLER

Denizde veya tatlısuda kıyıdan at çek yaparak balık yakalama tekniğine uluslar arası literatürde "Spinning" denilmektedir. Bazı dillerde buna Casting de denilir.
Bu yötemle kullanılan takımara ise "Spinner" denir. Hem kamış hem makine hem de sahte yemlerin kıyıdan atışa uygun tiplerine Spinner denildiğini hatırlatmakta yarar vardır.
Bu malzemeler belki herkeste vardır, fakat bu güne kadar doğru kullanabilen ancak bir kaç kişi gördüm. Nasıl bağlanır, nasıl atılır nasıl çekilir ????? konularında kedine göre doğru yöntemi bulabilmiş bu az sayıdaki meraklı kişi sık sık 300 gram ile 8 kilo arasında levrek avlayabilmeleriyle kendilerini ispat etmektedirler. Ama her nedense; amatör balıkçılar bu ve benzeri sahtelerin kullanımı konusunda bilgi vermede çok cimri davranmaktadır.
Burada anlatılan bilgiler sadece kişisel tecrübelerime değil, bu malzemelerin kullanım kataloglarındaki standartlara da dayamaktadır. Bu bilgilerin satır satır okunması halinde herkesi levrek olan yerde onu avlayabilen yeterli düzeyde levrek avcısı yapacağını sanıyorum.



KULLANLACAK KAMIŞ VE MAKİNENİN ÖZELLİKLERİ

1- Kamış



Kullanacağımız sahtenin ağırlığına göre levrek avında 10-60 gram arasında atara sahip, karbon veya kompozitten imal edilmiş, hafif, avlağa göre 2-3 metre arasında uzunlukta ve tercihen 2 parçalı (teleskopik olmayan) kamışlar daha etkilidir. Bu kamışların çekeri ise 10 libreye (4.5 kg) kadar olmalıdır.




2- Makine


Aynen kamışta olduğu gibi, uzun süre at çek yaparken yorulmamak için hafif ama sağlam, tercihe göre 30 -50 arasında büyüklüğe sahip, seri (1:4-1:5.5 arası) sarımlı, en az 4 bilyeli makineler bu amaca uygundur.




KULLANILAN SAHTE TİPLERİ


I- Silikon kum yılan balığı maketleri (raglou);
Çeşitli boy ve renklerde olabilen bu sahtelerle levrek avı oldukça verimlidir. Hem tekne arkasından hem de kıyıdan at/çekte kullanılabilir. Kısaca kancası üzerinde, uzun bir balık çeklinde silikon sahte yemler olarak tanımlanabilir.
Renk seçiminde deneyimler ön plana çıkar. Siyahi kırmızıdan süt beyazına kadar her renk etkili olur. Gece kullanımına uygun fosforlular, simliler vs. olmak üzere renk çeşitleri çoktur. Bulanıklık ve karanlık (akşam saatleri yada bulutlu bir hava) açık ve parlak olanlarını ön plana çıkartırken, duru sularda ve gün ışığı altında daha mat renkler tercih edilebilir.

Raglou ucuz bir malzemedir. Tercih ettiğiniz her renkten ve 4 cm den 12 cm ye kadar her boydan bulundurmakta yarar vardır. Basit bir kaliteli maket balık 20 YTL den yüksek fiyatla satılırken, bu parayla onlarca raglou almak mümkündür. Keza levrekten sinarite, melanuryadan ıskarmoza, istavritden sarıkuyruğa kadar pek çok balığı bunlarla avlamak mümkün olduğundan, harcadığınız paranın karşılığını fazlasıyla verecektir.

Başlıca 4 tip raglou mevcuttur;

1- Standart kum yılan balığı modeli (RAGOT RAGLOU)
2- Kurşun kafalı kum yılan balığı (RAGOT RAGBAR)
3- Ahtapotlu kum yılan balığı (RAGOT OCTORAG)
4- Ağırlıklı ahtapotlu kum yılan balığı (RAGOT RAGLOU TRANIE)
5- Yılan balığı/Hortum (RAGOT ANGUIL POP)

II- İğnesiz Silikon Yemler (Sassy)

Silikondan yapılmış, balıktan karidese, kerevitten kurta solucana kadar değişen şekillerde ve özellikle tatlısu avında etkili yapay yemlerdir.
Bunlar Jighead denilen kurşunlu kurşunsuz kancalara takılarak kullanılır. Uzağa atışa veya diplenmesini ihtiyacı hissettikçe ağır kurşunlu kancalar kullanılır.


III- Tüylü ve Yünlüler (STREAMER)


Bunlar kanca ve ona bağlı kurşun kafa üzerine (jig head) sarılmış yün - tüy ve sentetik liflerdir. Bağlanirken balık görüntüsü verilir, gerekirse göz eklenir. Bazen ekstra ağırlık ta eklenebilir. Bazılarının özerine döner kaşık eklenebilir.
Daha yaygın olan tüylüler fly balıkçılığına benzer şekilde sade kanca üzerine tüy ve parlak ipler bağlanarak oluşturulur.


IV- Sert Maketler

Hepimizin rapala, yoziru, daiwa, virav, erma markalarıyla tanıdığımız kimisi yüzen kimisi 1 metre kimisi 2 metre dalan, kimisi kuyruk sallayan, kimisi dalıp çıkan farklı şekil, renk, desen ve büyüklükteki, üzerinde bir yada birden çok tekli, ikili yada üçlü kanca bulunan yapay yemler/oltalar dır.



Sahtenin aksiyonu (kuruk sallama, dalıp çıkma, düz gelme) ve dalış derinliği tecrübeyle doğru seçilir. Burada şu aksiyon iyidir, şu derinliğe dalan yada yüzeyden gelenler harikadır diyemem. Havaya, dalgaya, dip yapısına, derinliğe vs. göre değişir. Büyüklüğü de hedeflenen balığa göre ayarlanır. 1 kg ya kadar 5-7 cm, 2 kg ya kadar 7-9 cm, 2 kg dan büyük balıklara 9-13 cm... 7 kg ve büyüklere daha büyük boylar kullanılabilir.

Bildiğim bir şey var ki o da renk seçimidir. Genel olarak; Açık parlak renkler bulanık ve dalgalı sularda, koyu renkler güneş tepedeyken randıman verir. Karadeniz'de suyun yeşilimsi rengi ve çok sıkça rastlanabilen serseri yüzen yosun parçaları nedeniyle yeşil ve tonları verimsizdir.

Kırmızı kafa beyaz gövde, hamsi - sardalya şekilli mavi ve yeşil, hatta bakır rengi, tipik magnum model (yılarya ve uskumru şekilli), ağzı bir karış açık su püskürten poper lar, en tutulan renk olan Prenses (tirsi şekilli mavi üzeri siyah benekli) ve son yılların olmassa olmazları fosfor renkli sarı-yeşil sahteler çok etkindir.
Kişisel tercihlerim:
Yoziru ve strike pro mavi, fosforik yeşil, bakır rengi hamsi modeli (M177,M99,M37)
Rapala Magnum, Prenses, Kefal ve uskumru renkliler ile kırmızı kafa (RH,SM)
Kaliteli markalardan fosforlu sarı-yeşil üstü ve gıdığı farklı renkte boyanmış uzun tip (yukarıdaki YT ve FT renkler)
Parlak ve fosforlu renklerden poperlar


MONTAJ


Spirolino ve Bull rag ülkemizde doğru kullanmayı bilenlerin çok az olduğu çok etkili iki araçtır. Nedense bu araçlar genelde standart yöntemler dururken uyduruk bağlama şekilleriyle kullanılır. Amaç sahte atmak değilse (mesela zargana şamandırası olarak kullanım) sorun çıkmaz fakat, sahte yem at-çek yönteminde yanlış monte edilen bu araçlar işe yaramaz.
Örneğin bizim zargana şamandırası diye adlandırdığımız Bull Rag...

Ona ne işkenceler ediyoruz, ne değişik amaçlarla kullanıyoruz bir bilseniz...
Alır almaz iki fırdöndüden birini kesmek Alahın emri gibi... Teli kesmek ve iki fırdöndüyü de çıkratmak yeni moda...
Acaba hiç düşündük mü? Neden buna tel bağlayıp bir ucuna iki tane fordöndü birden eklemiş?

Bakın icat ve imalatçısı olan Ragot firması BullRag'ı nasıl kullanmayı öneriyor...



Sanırım çizim gayet anlaşılır şekilde...

Bu durumda ben sahteyi uzağa atamıyorum, nasıl 2 gramlık raglou yu 30 metre uzağa atabilirim sorusu yanıtlanmış oldu...[/font]
Aynı şekilde uzağa atmayı kolaylaştıracak biçimde sahteyi (sıyırtma kurşuna) monte edebiliriz.
İstanbul Boğazında izmarit ve istavrit avında kullanılan sıyırtma kurşun spironun atasıdır.


Spiroya sahtenin bağlanmasına gelince;


Hafif takımları uzağa atmak ve düzenli-aksiyonlu çekmek için spirolino bir numaradır.
Kamışın boyuna göre 1 kulaçtan az olmayan misina ile sahte bağlanırsa doğru atış ve çekiş sağlanabilir.


Sonuç;

Hangi tür sahte olursa olsun, hafifliği nedeniyle uzağa atamıyorsanız bulrag'a, sıyırtma kurşuna ve spiroya bağlayabilirsiniz. Bu bağlamada 2 metreden uzun köstek kullanmak yeterlidir. Misina kalınlığı avlamayı hedeflediğiniz balık büyüklüğüne ve misina kalitesine göre değişir. Elinizde 10 kg çeker 0.20 misina varsa onu kullanın, yok ise 0.40 a kadar çıkmakta mahsur yoktur.



AT ÇEK TEKNİĞİ

Bu şekil size ne anlatıyor?

//____///____________//_____///_______<-- <--

Kıyıdan at çek yaparken levrek sahtelerinden silikon olanlar bu düzende çekilir.

Burada anlatılmak istenen 1-1.5 metre sar, 3 sağa sola (yukarı yukarı, yukarı aşağı vs ) salla (küçük zigzaglarla çırp) 2 -3 karış sar 2 sağa sola çırp...

En son verilen rapalayla kombine bağlamada ve sadece rapala ile at çekte ise çekiş sitili aşağıdaki gibidir.



Bu da şu şekilde açıklanabilir.

Düzenli olarak sararaken arada ikile (dur sar, dur sar) sarmaya devam et ikile... sar ve sonra geniş zigzaglarla sağa sola yada yukarı açağı çırp (olta bir yere takılmış gibi kamışın ucunu yukarı doğru sektir

Lüfer Balığı (Çinekop, Sarıkanat, Kofana) Avlama Yöntemleri


Olta ile Lüfer Avcılığı




Lüfer beslenme biçimine uygun olarak seçilen doğal ve yapay yemlerle avlanmaktadır.





a) Doğal Yemlerle Avcılık

Otalarda kullanılan doğal lüfer yemlerini; istavrit ve zargana başta olmak üzere, izmarit, hamsi, sardalya ve barbunya benzeri parlak etli balıklar yada bunlardan kesilen parçalar oluşturur.

Özellikle dikkat edilmesi gereken ip ucları:


i- Bu balıklardan hangisi en yağlı ise onun tercih edilmesi yerinde olur.

ii- Lüfer sırasıyla; canlı yem, canlı balıktan kesilen yem, taze balıktan kesilen yem, dondurulmamış ve su vurulmamış balıklardan kesilen yem ve tezgahta beklemiş balıklar ve bunlardan kesilen yemleri tercih eder.

Bununla beraber oltaya takılmış midye, kalamar, kurt, karides ve benzeri yemlere, olta toplanırken yada kullanım esnasındaki hareketin cezbetmesiyle sıkça lüfer atlar.

Yukarıda bahsi geçen yemlerin yaygın olarak kullanıldığı olta tiplerine gelince;

* Zokalı takım
* Telli takım
* Sade takım
* Mantarlı takım
* Dip Oltası
* At-Çek takım
* Uzun Olta
ve benzerleridir.

a-1) Zokalı Takım ve Kullanımı

Daha çok tekneden, yada altı açık önü derin iskele ve rıhtımlardan kullanılan bir olta tipidir. Lüfer avcılığında lüks ışığı altında gece kullanımı tercih edilir. Lüfer avcılığında lüks yada zamanımızda bolca bulunan pilli akülü aydınlatma çihazları kullanımının nedeni atılıp toplanırken oltanın görülmesi ve bu yapay ışığın misinanın suda bıraktığı yakamoz izini bastırarak balık tarafından görünmezliğini sağlamaktır. Diğer şartlar yerindeyse sşırı saldırgan bir tür olarak lüfer misinayı görse yada yanal çizgi organeliyle hissetse de yine oltaya dalacaktır. Zokalı takım lüfer dışında sinarit, palamut ve benzeri pek çok avcı türün avcılığında da kullanılmaktadır.
Zoka kancanın pala ve sapın bir kısmını içine alan sarımsak dişi şeklinde ve üst bölümünde bağlamaya uygun gözü bulunan kurşun bir yapı içeren olta kancalarıdır.
Yemin daha iyi takılabilmesi için zokalara ikinci bir kanca olarak hırsız kanca da takılır.

Zokalı takımda; Oltanın en ucunda zoka bulunur. Bazı durumlarda ilki en az 1 metre mesafeye olmak üzere bir yada iki fırdöndü ve akıntının fazla olması durumunda kurşun ağırlık ilave edilir. Ağırlıkta aşırıya kaçılmamalıdır. Suya atılan oltanın süzüle süzüle, su sutununu taraya taraya dibe doğru inmesi tercih edilir. Sırf bu nedenle zokanın ağırlığını değiştiren fındık, sarımsak ve sülük gibi özel tipleri vardır.
Genelde sağlamlık ve alışkanlığa göre balığın iriliği de dikkate alınarak 0.20-0.40 mm arasında beden kullanılır.
Zoka ile avlanmada 10-20 metre derinlikteki, dibi taşlık - kırmalık, lüferin yemlenmek üzere girdiği bilinen meralar en uygun yerlerdir. Yine dibinde çukur ve tümsekler bulunan veya ani eğimli kumlu yada midyelik alanlar yem balıklarının toplandığı yerler olması nedeniyle lüfer avına uygundur.
Doğru avlak ve konum seçebilmek ve diğer hazırlıkları yapabilmek için hava kararmadan önce avlağa demirlenmelidir.

Teknenin çapa halatı üzerinde fazla gezinmesini engellemek için demirlemede ya tonoz kullanılır ya da Boğaz haricinde az akıntılı, hafif rüzgarlı avlaklarda (Karadeniz kıyıları) tekne çapa ipine orta yerinden bağlanır. Çapa ipinin bu şekilde bağlaması halinde baştan demirlenen sandala göre daha az hareket ettiğini göreceksiniz.

Yem yapılacak istavrit ve izmarit gibi balıkların taze olması gerekir. Mümkünse yem balıklar livarda canlı tutulmalı ve oltaya takılmadan kısa bir süre önce sudan çıkartılıp kullanılmalıdır.
Hamsi, kıraça, gümüş gibi küçük balıklar genelde zokaya bütün takılır. Ölü olarak takılacak bütün yemlerde sarmısak zoka tercih etmek gerekir, iğnenin ise uzun saplı olmasında yarar vardır. bütün balıktan oluşan yemin zokaya takılışında lüferin yemin sarkan kısmını kesip kaçması en sık rastlanan sorunlardan biridir. Bunun önüne geçmek için hırsız denen ikinci bir iğne takıma ilave edilir. Hırsız iğne zoka iğnesinin sapına iğne bağı ile bağlanır, zoka iğnesi ile aşağı yukarı aynı boydadır. Hırsız iğneli takım ile av verimi yaklaşık yarı yarı arttırılabilir.


Zokalı takımda daha ziyade sayılan balıklardan kesilen yaprak yemler (akyem) kullanılır. Yemin takılmasında çeşitli yöntemler vardır. Fakat zoka gibi ağır bir takım kullanılıyorsa var olan gerginlik nedeniyle balık tarafından yemin kesilip kapılmasını önlemek için iğneye iyice sarılması gerektiği unutulmamalıdır.

a-2) Telli Takım ve Kullanımı

Genellikle kıyıdan ve çapadaki tekneden büyük balıkların avcılığında kullanılan bir yöntemdir. Bir ucunda klipsli diğer ucunda normal bir fırdöndü iliştirilmiş çok katlı bir çelik telin klipsli fırdöndüsüne gözlü (sapı halkalı) bir iğne eklenerek kullanılır. Kanca büyüklüğü hedeflenen balığın büyüklüğüne göre ayarlanır.
Telli takıma yine avlanacak balığın ve yem balığının büyüklüğüne göre yaprak veya şakşak kesilmiş yem ile bütün balık takılabilir. Bütün balık takılırken ana kancanın boynuna bir hırsız kanca eklenmesi kolaylık sağlar.



Telli takımda beden kalınlığı 0.30 ve daha fazla seçilmelidir

Kullanımı

Tekneden yada kıyıdan kullanımda yemlenen olta, 15-20 metre uzağa atılarak süzülmesi beklenir. Balık bu süzülme sırasında oltaya atlar. Çoğunlukla nazlı vurur. Fakat büyük balıklar ani dalışlar yapar.
Avda başarı için daima oltanın boşu alınmalı ve gergin tutularak nazlı vuruş yada yem kesimi durumlarında bile her vuruş hissedilmeye çalışılmalıdır. 10 metreden sığ yerlerde veya kıyıdan avlanmada olta dipledikten sonra yavaş yavaş toplanarak yeniden atılmalıdır.
Hafif vuruş alındığında bu makasla kağıt kesmeye benzer bir his uyandırır. El hafifçe oltanın peşinden salınarak hala gerginlik varsa tasma basılıp kanca balığın çenesine geçirilir. Telli takımda çekerken taklalar atan balığın kancadan kurtulması dışında sorun çıkmaz.
Bu takım mantara yada kasnağa sarılı el oltası şeklinde kullanılabildiği gibi kamış-makine düzeneğiyle de kullanılabilir.

a-3) Sade Takım ve Kullanımı

Sığ sularda tekneden, dalgasız havalarda kıyıdan veya iskelelerden her havada kullanılabilen basit oltalardır. Şeytan oltasının lüfere uyarlanmışı da diyebiliriz. Daha çok sığ yerlerde oltanın hemen dibe oturduğu veya kıyıdan atmalarda oltanın yavaş yavaş süzülerek tüm su sutununu tarayarak diplemesi gereken yerlerde kullanılır.
Misina kalınlığı balığın büyüklüğüne göre 0.20 -0.30 mm arasında olabilir.
Oltanın ucuna duruma göre bir fırdöndü yada ufak kıstırma kurşunlar eklenebilir.
Takımın ucuna kanca olarak;

* Palamut çaparisinde kullanılan uzun saplı kalaylı yada nikel kancalar (1-2 no) (sadece tek kanca)
* Sade kanca fakat sapından yukarı doğru misinaya sarılmış kağıt (yaprak) kurşun
* Sade kanca ve misina üzerine geçirilmiş uygun kalınlıkta kablodan sıyrılmış hortum
* Kanca sapını 2-3 cm kadar uzatacak şekilde 2 -3 mm kalınlığında kurşun bölüme sahip zokalar
* Klipsli fırdöndü ve buna takılacak sapında halka olan uzun saplı kancalar
* Kanca sapına çelik telden 3-5 cm lik kasa bağlanarak hazırlanan zokalar gibi farklı kanca şekilleri takılabilir.

Bu oltada özellikle istavrit, taze hamsi ve sardalya ile izmaritten kesilen yaprak yemler takılır.
Yemin takılmasında kişisel tavsiyem; yaprak yemin kuyruk bölümünden başlanıp et-deri arasında bir iki kez makine dikişi yaparak kanca ucunu zayıf bir şekilde deri altına saklanmasıdır.

a-4) Şamandıralı Takım
Çinekop-lüfer avcılığında eskiden kullanılan mantarlı takım daha çok şamandıralı takım olarak isimlendirilecek biçimde, bir şamandıra, derinliğe bağlı olarak bir köstek ve kancadan oluşmaktaydı.
Bu tür oltalar hali hazırda Akdeniz ve Ege'de lüfer avcılığında ve Karadeniz'de balığın bol olduğu zaman ve avlaklarda kullanılabilir.


a-5) Mantarlı Takım
Günümüzde mantarlı çinekop takımı olarak isimlendirilen olta ise, yemi dipten yukarıda tutmaya yarayan üzeri balıkları çekmesi için parlak materyallerle sarılmış bir yüzdürücü ve buna bağlı iki kancadan oluşur. 1/0 -3 no arasında, kalaylı veya nikel-krom kaplı kancalar kullanılır.
Nispeten hantal bir takımdır. Bu takımla avlanılan yerlerde diğer oltalarla daha verimli avlanmak mümkündür. Bunun tek istisnası diğer olalarla erişilemeyecek şekilde uzak atmanın gerektiği ve dibinde belli mesafeye kadar ot ve yosun bulunan sahalardır.

Kullanımı

Olta genellikle kamış-makine ile atılır. Yaprak yada şakşak yemle yemlenen ve hırsız görevi gören ikinci kancayla desteklenen takım, uygun mesafe fırlatılır. Bekleme süresince olta elde tutulabildiği gibi zil ve ışıkla destekli olarak bir kenara da bırakılabilir.

a-6) Dip Oltası ve Kullanımı

Lüfer avı için çok ta uygun olmayan bir yöntemdir. Genelde yemli çapari olarak isimlendirilebilecek bir takım olup, nispeten küçük balıkların avcılığında verimlidir.

Yapısı herhangi bir dip oltasına benzer. Yani en altta uygun bir (armut yada mavruka tipi, ağırlığı 35-150 gram arası) iskandil (kurşun ağırlık), yukarı doğru bir iki karış arayla kösteklere bağlı 3 -5 adet kanca ve bedene bağlantıyı sağlayan bir fırdöndüden ibarettir.
Yaprak tem takılabildiği gibi bu fileto ikiye bölünerek (küçük bir istavritten dört yem) yada daha iri yemlik balıklardan sırttan karına doğru parçalar kesilerek de olta yemlenebilir.

Kullanımı

Olta tekneden yada iskeleden sarkıtılır, ara sıra hafif çapari hareketleri yaptırılarak balık kıskandırılır. Oltaya balık vurduğunda çekilir.
Bu oltanın kıyıdan kullanımı da mümkünse de diğer yöntemler kıyıdan avlanmaya daha uygundur.

a-7) At-Çek Takım ile Lüfer Avcılığı

At-Çek takım İstanbul Boğazında istavrit ve izmarit avlamak için kullanılan çok eski geleneksel oltalardan biridir.
Uzunca bir kurşun arkasında yine kurşun uzunluğunda kalın misina ve bir kasadan ibaret özel bir malzeme bu oltanın temelini oluşturur. Buna sıyırtma kurşun da denilmektedir.

Sıyırtma kurşun aslında hani bir türlü kullanmaya alışamadığımız spirolino var ya onun atasıdır. Ve bu haliyle spirolino has be has, öz be öz Türk icadıdır.
İtalyanlar Bombard demiş, spirolino değil de Spurolinoymuş ne gam. Dedem sıyırtma adıyla bu aleti zaten kullanıyormuş. Zaten her ne kadar spirolinoların çoğu batar olsa da üreten firma spirolinoya sıyırtma şamandırası demiş.


Kullanımı

Kıyıdan yapılan makinalı takım ile çalışmaya uygun bir takımdır. Atıp çekme kurşunları hazır olarak satılmaktadır. Derin su atıp çekmeleri 100 - 150 gr., su üstü atıp çekmeleri 50 - 100 gr. ağırlığındadır. İğneye yem yerine tüy takılabilir, kalaylı kağıt sarılabilir, parlak bir yumuşak plastik iliştirilebilir (sasi kuyruğu gibi), iğne yerine 0 veya 00 numara kaşık takılabilir. Hatta bazen parlak kalaylı iğne de kullanılır. Takım karadan kullanılan atıp çekme kurşunu ağırlığına göre 100 - 200 gr. atma kapasiteli 3 - 3,30 metre veya 80 - 150 gr., 3,80 metre kamışla mümkün olduğunca uzağa atılarak çekilir. Klasik bir atıp çekme uygulaması yani. Derinden gelmesi isteniyorsa bir müddet batması beklenebilir. Olta kısmı 040 veya 050, makina bu olta ipine uygun olmalıdır. Bu takımın yemli lüfer takımları bölümünde geçmesinin nedeni istenirse kuyruk altı veya sülük yemle yemlenebilmesidir. Kuyrukaltı dayanıklı olduğundan bir kaç balıkta değiştirmeden kullanılabilir. Bu takımla da çinekop, sarıkanat, lüfer dışında o civardaki iri istavrit hatta zargana bile yakalanır. takıma lüfer çıkmaya başlarsa iğnenin irileştirilmesinde fayda vardır.

a-8) Uzun Olta ve Kullanımı

Uzun Olta harika bir oltadır. Özellikle tekneden avlanmaya uygun olan bu takım ile her türlü büyük balığı avlayabilirsiniz.
Bunların arasında başta kofana-lüfer, levrek, palamut-torik, akya, kuzu ve sinarit gibi etçiller gelir.

İki şekilde kullanılır.


1- Akıntı yada rüzgara bırakılmış tekneden


2- Hareket halinde tekne arkasından

Uzun oltaya avlamayı hedeflediğiniz balığın türüne uygun olarak canlı yem takabileceğiniz gibi kaşık, rapala, raglou gibi sahteler de takabilirsiniz.

Bir oltayı uzun olta yapan en temel yapı; kısa kurşun kösteği ve uzun olan takım kösteğidir.

Doğal yemle avcılıkta genellikle çelik tel üzerine birden fazla kanca bağlanarak uç kısmı oluturulur. Yani bir ana kanca ve buna destek olarak yeme saplanacak yardımcı kancalar vardır.

Doğal yemin türü ve büyüklğüne göre yardımcı kancaların sayısı artırılabilir. Örneğin zarganada 1 esas 2 de yardımcı kanca uygundur.

Bazen esas kancalar veya yardımcı kanca olarak ikili ve üçlü tip kancalar da kullanılabilir.

Bu kancalar çok katlı yada tek katlı 0.5-0.8 mm çelik teller üzerine fırdöndü lehim veya özel bağ ile birleştirilebilir. Bazen cazibesini artırmak için lüfer kaşığı üzerine de monte edilebilir. Bu durumda olta bedeni dipte yaldır yaldır parıldayarak lüfer ve sinarit gibi ateşli avcıları kendine çeker

Balık Avatarı, Balık Resimler, Msn Balık Avatarları, Balık Şekilleri, Balık Resimleri

Balık Avatarları 7 Balık Avatarları 8 Balık Avatarları 9 Balık Avatarları 10 Balık Avatarları 11 Balık Avatarları 12
Balık Avatarları 13 Balık Avatarları 14 Balık Avatarları 15 Balık Avatarları 16 Balık Avatarları 17 Balık Avatarları 18
Balık Avatarları 19 Balık Avatarları 20 Balık Avatarları 21 Balık Avatarları 22 Balık Avatarları 23 Balık Avatarları 24
Balık Avatarları 25

Balık Avatarları 26

 

Balık Avatarları 1 Balık Avatarları 2 Balık Avatarları 3 Balık Avatarları 4 Balık Avatarları 5 Balık Avatarları 6
balık avı oyunu, tatlı su balık avı, zıpkınla balık avı , balık avı malzemeleri, sazan avı, yayın avı, balık malzemeleri, yayın balığı , Balık, balık avı, avı, amatör balıkçılık, amatör, balıkçılık, malzemeler, rapala, sırtı, sıyırtma olta, misina, iğne, kurşun, köstek, beden, olta, kamış , Amatör olta balıkçılığı, avlanma teknikleri, balık türleri, balıkçılık forumları, organizasyonlar, ve , zıpkınla balık avcılığı , av teknikleri, deniz ve tatlısu olta balıkçılığı, balık türleri, zıpkınla balık avcılığı, balık yemi , balıkçılık nedir ,balıkçılık resimleri,ülkemizde balıkçılık mesleği, balık türleri, balık , tatlı su balıkçılığı, balık yetiştiriciliği , balıkçılık, fishing, rod, fishing rods, balık oltası, olta , Balıklar, balık resimleri, deniz hayvanları, çok güzel resimler , Balık resimleri, manzara resimleri, doğa resimleri, duvar resimleri, güzel resimler, masaüstü resimleri, ,Amatör olta balıkçılığı, balık türleri, balıkçılık forumları, Kefal, Çipura, Lidaki, Kuzuluk, Ağ , kefal, levrek ve çipura , balık türleri levrek, yılanbalığı, yayın,çipura, levrek, kefal, yılan balığı ,kılıç, kırlangıç, balık avı, amatör, balıkçılık ,balık avı malzemesi satan yerler Olta Malzemeleri, Balıkçı, OLTALAR,DÜĞÜMLER, Deniz Balıkları,