| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Balık Avlamak,yemli,yemsiz,balık avlama,zıpkınla balık avlama teknigi, Amatör Balık Avı,Balık türleri,

balık avı, balık resimleri, balık çeşitleri ve türleri, balık malzemeleri,balığı kıyıdan avlamak,levrek balığı nasıl avlanır , balık, balık avı Seçenekleri, balık Avı Video izle,indir,kaydet,

41 "balık avı" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"balık avı" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

MSN Nickleri! Sitene Chat Sohbet Ekle!

zıpkınla balık avı 11 kilo akya video izle

Spirolino Nedir, Nasıl Monte Edilir ve Kullanılır?

Spirolino yada kısaca Spiro mekik yada mermi biçimli, ortasında anten görevi gören hortum bulunan bir tür seviye dengeleyici ağırlıktır. Bu özellikleri onu şamandıralardan ayırır. Spirilino suya batar. Uzağa atışta ve çekerken oltanın istenilen seviyede ve istenilen aksiyonla çekilmesine yardımcı olur. İtalyanlar ona bombard derler. Bazı Türkler ise "Çok maharetli yüzdürgeçli daldırgaç" adı vermektedir

SPIROLINO alabalık sahte sineklerinin (fly) doğru yere doğru biçimde atılması ve doğru derinlikten doğru hareketleri yaparak çekilmesi amacıyla icat edilmiş, daha sonraki zamanlarda her türlü sahte ve doğal yemin atılması, çekilmesi ve aksiyon verilmesinde kullanımı yaygınlaşmıştır.

İki çeşit spirolino vardır;
1- Şeffaf iç boş ve içine su doldurularak ağırlığı ayarlanabilen tip.

2- Daha fazla bilinen, çeşitli sabit ağırlıklara sahip içi dolu tip. Bunun da mika ve metal olmak üzere iki çeşidi vardır.


Spirlino'nun ağır, orta batar ve yüzer modelleri vardır. Tamamen kurşundan yapılan modeller olduğu gibi yukarıdaki gibi içi boş plastik olanları da mevcuttur. Ayrıca aksiyon sağlamada faydalı olacak değişik şekillerde olanları bulunur.

MONTAJ
Spirolinonun temel bağlanma biçimi; kanca, köstek, fırdöndü, üzerine boncuk, onun üstüne spirolino şeklindedir. Boncuk kullanılmayan spiro fırdöndüye geçer. Esas bağlama şeklinde 3 lü fırdöndü kullanılır. Bu öyle herkesin bildiği üç halkası bulunan bir fırdöndü değil, üç fırdöndünün arka arkaya bağlı olduğu özel bir tiptir. Kalama önleme yanında kanca/yem/sahte nin bedene sarmasını önleme görevi vardır.
Daha sonra 2 karış kadar eğilip bükülmeyen bir misina, yada kord ipi bu fırdöndüye bağlanmalıdır. Bir boncuk geçirilip fırdöndüye yaslanır, sonra spiro ipe dizilir. Peşinden bir yada iki boncuk daha dizilir. İki boncuk kullanmanın nedeni atarken aşağı baskı yapan spiro nun düzeneği bozmamasıdır.
Daha sonra misina yada kord ipi yeni bir fırdöndüye bağlanır. Bu fırdöndü yukarıda bahsettiğim şekilde üçlü tip de olabilir.
En son olarak ihtiyaca göre 1-3 metre kadar köstek ile kullanacağımız, kanca, sahte yada yem bu fırdöndünün diğer ucuna bağlanır.



Bir yünlü oltaya monte edilmiş dolu tip spiro


KULLANIMI

Sipiroyu bir şamandıra gibi yemnli yada tüylü bir kancayı istediğiniz yere atmak ve kancayı suda belirli bir seviyede tutmak için kullanabileceğiniz gibi, ağır tiplerin arkasına her türlü sahte ve doğal yem takıp da kullanabilirsiniz.
At - çek yaparken zaman zaman kamış ucuyla titretme, zig -zag çizdirme ve sektirme gibi hareketler vererek kullanılır.
Sıyırtma kurşuna takıldığı biçimiyle istavritten kesilen kuyruk altı yem, tek bir çapari kancası veya kuyruk sallayan küçük bir silikon sahte spironun da arkasına takılabilir.
Bunun yanında hafif rapalanızı uzağa atmak isterseniz de spirodan yararlanabiliriz.
Çoğu zaman balığın kancayı takip etmek yerine spiroyu takip ettiğini görürsünüz. Bu durumda balıkların ilgisini çekmeyen renklerde spirolino kullanmak daha verimli olur.

Ülkemizde Yaşayan Mersin Balıkları ve Genel Özellikleri

Mersin Balıkları, Asya, Avrupa ve Amerika'nın kuzey yarım küredeki deniz ve tatlı sularında 27 tür ile temsil edilmekte olup bunlardan 5 tür [Huso huso (mersin morinası), Acipenser sturio (Alman mersin balığı veya kolan balığı), Acipenser gueldenstaedti (karaca mersin veya rus mersini), Acipenser stellatus (sivrişka) ve Acipenser nudiventris (şip)] Karadeniz'in Türkiye sularında doğal olarak bulunmaktadır. Mersin morinası dünyanın en büyük tatlı su balığı olup 6 metre uzunluğa ve 1 ton ağırlığa ulaşabilir.

Sularımızda Doğal Olarak Yaşayan Türler

Huso huso (Mersin Morinası)


Acipenser sturio (Kolan)


Acipenser gueldenstaedtii (Karaca)


Acipenser stellatus (Sivrişka)


Acipenser nudiventris (Şip)


Acipenser ruthenus (Çığa)


Sularımıza Sonradan Gelenler

Acipenser baerii (Sibirya Mersini)
(Yetiştiricilik amacıyla getirildi)






Acipenser persicus (İran/Kafkas Mersini) (tesadüfen tarafımızdan bir kaç birey yakalandı)





-*-

Mersin Balıkları morfolojik, anatomik ve fizyolojik olarak diğer balıklardan farklıdır. Örneğin kıkırdak iskelete sahip oldukları halde kemikli balıklar sınıfına dahildirler. Baş kısmı öne doğru uzamış ve baş kemik tabakaların bir araya gelmesiyle oluşmuş bir zırhı andırır. Vücut üzerinde bir sıra sırtta, iki sıra yanlarda ve iki sıra karında olmak üzere türlere göre şekli ve sayıları değişen kemik plakalar vardır. Mersin Balıkları çok geç cinsi olgunluğa ulaşmaları, 2-4 yıllık aralarla yumurtlamaları ve 100 yıla kadar yaşayabilmeleri gibi özellikleri ile de diğer balıklardan ayrılırlar.

Yaklaşık 200 milyon yıldır dünya üzerinde mevcut olan Mersin Balıkları yaşayan fosiller olarak da adlandırılırlar ve biyolojik çeşitlilik bakımından çok değerli balıklardır. Ayrıca etinin kalitesi ve siyah havyar olarak da adlandırılan çok değerli havyarı dolayısıyla da binlerce yıldan beri ekonomik açıdan çok büyük önem taşımaktadır. Tarih kayıtlarında Mersin Balıklarının daha M.Ö. 2500'lü yıllarda Dinyester'de avlandığından bahsedilmektedir. O zamanlar Mersin Balıkları büyük kutlamalarda süslenmiş bir şekilde ikram edilmiş ve Mersin Balıklarının resimlerini taşıyan paralar bastırılmıştır. Mersin balığı havyarının politik açıdan da büyük önem taşıdığı hatta havyar yüzünden savaşlar yapıldığı tarih kayıtlarında bulunmaktadır.

Tarih boyunca büyük önem taşımış olan Mersin Balıklarının günümüzde nesillerinin devamı tehlikededir. Bu durumun çeşitli nedenleri vardır:

- Mersin Balıklar'ının üreme bölgelerini oluşturan nehirler üzerine kurulan barajlarda su tutulması nedeniyle nehir yatağının doğal yapısının bozulması, su miktarının azalması ve anaç balıkların nehre girişinin imkansızlaşması (Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya)

- İleri yaşlarda (mersin morinaları 15-20 yaşında) cinsi olgunluğa ulaşan Mersin Balıklarının bir kez bile yumurtlayamadan havyar elde etmek için yumurtlama zamanından önce avlanması

- Endüstriyel ve tarımsal faaliyetler nedeniyle doğal suların kirlenmesi ve balıkların yaşama ortamlarının bozulması.

Ülkemiz sularında Mersin Balıklarının sayılarının azalmaya başladığı 1970'li yıllarda anlaşılmış ve bunu önlemek için tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Örneğin 1975-1976 dönemine ait su ürünleri avcılığını düzenleyen sirküler ile ilk defa olmak üzere Mersin Balıkları avcılığı özellikle Kızılırmak, Yeşilırmak ve Sakarya nehirleri civarında yasaklanmıştır. Diğer bölgelerde ise boy yasağı getirilmiştir. 1996 yılından itibaren ise Türkiye'nin CITES (Convention on International Trade in Endangered Species of Wild Fauna and Flora) adlı uluslararası bir organizasyona katılmasıyla, Mersin Balıklarının avcılığı bütün sularımızda tamamen yasaklanmıştır. Ancak o günden bu güne kadar Mersin Balıkları avcılığı konulan yasağa rağmen devam etmekte ve durumun ciddiyeti göz ardı edilmektedir.
Avcılığı tamamen yasak olmasına rağmen Mersin Balıklarının balıkçı tezgahlarında satılmak üzere sergilendiği sık sık tespit edilmektedir. Balıkçıların av yasaklarına uyarak tesadüfen yakaladıkları bireyleri tekrar denize bırakması ve böylece onlara yaşama ve nesillerini devam ettirebilme şansı tanıması için, yetkili kurumlarca gerekli eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı, yasak türlerin avlanması ve satılması durumunda ise ceza uygulamaları artırılmalı ve kontroller daha sıkı yapılmalıdır.

Hem Karadeniz'in biyolojik çeşitliliği hem de ülke ekonomisi bakımından çok önemli Mersin Balıklarının gelecek nesiller tarafından da tanınmasını sağlamak ve Karadeniz dolayısıyla ülkemiz ekonomisi için önemli bir sektörü yani havyar üretimini tekrar gerçekleştirmek için gerekli tedbirler (av yasaklarının kontrolü, nehirlerin rehabilitasyonu, yapay üretim) çok geç olmadan alınmalı ve uygulamaya geçirilmelidir.


Mersin Balıklarının nesillerinin devamını sağlamak için yapılması gerekenler şöyle özetlenebilir:


1- Yasak avlanmanın önlenmesi ve yasakların sıkı kontrolü; tesadüfen yakalanan Mersin Balıklarının satışının önlenmesi için gerekli yaptırımların uygulanması

2- Mersin Balıklarının üreme alanlarını oluşturan nehirlerimiz (Kızılırmak, Yeşilırmak) ekolojik yapısının incelenmesi; balıklara en azından baraj ile nehir ağzı arasındaki bölümde üreme şansı tanınabilmesi için buralarda üremeye elverişli olabilecek yerlerin tespiti ve koruma altına alınması; barajlardan yeterli su bırakılması; nehir ağızlarının balıkların girişine elverişli hale getirilmesi

3- Mersin Balıklarının yapay üretimini gerçekleştirmek üzere özellikle Yeşilırmak ve Kızılırmak civarında üretim istasyonlarının kurulması

4- Ülkemiz sularında bulunan ve sayıları her geçen gün azalan anaç Mersin Balıklarının koruma altına alınarak, kurulacak üretme istasyonlarında yapay üretimi ve elde edilen yavruların hem doğal stokları desteklemek üzere doğaya salınması hem de kültür şartlarında yetiştiriciliğinin yapılması

5- Yok olan canlı türlerini tekrar doğaya kazandırmak imkansız olacağından çok geç olmadan çeşitli kurum ve kuruluşlar doğal dengenin korunması amacıyla işbirliği yapmalıdır.

Mersin Balıkları, "siyah havyar" denilen çok değerli havyarı ve eti dolayısıyla hem ülkemiz ekonomisi açısından hem de Karadeniz'in biyolojik çeşitliliği bakımından çok büyük önem taşımaktadır. Bu değerli balıkları korumak ve nesillerinin devamını sağlamak için çeşitli kurumlar (üniversiteler, Çevre ve Orman Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, araştırma enstitüleri, balıkçı kooperatifleri, balıkçılar ve halk) işbirliği yaptığı takdirde başarı oranı yükselecektir.

Bulutlar ve Anlamları

Serbest atmosferde, buz kristalleri, ve su damlacıkları gibi gözle görülür parçacıkların bir araya gelmesiyle oluşan bulut, hava parselinin atmosfer içerisinde yükselmesi ile içerisinde bulunan su buharının yoğunlaşması sonucunda oluşur. Sisin buharlaşması şeklinde oluşumu da söz konusudur.

Yoğunlaşma çekirdekleri adı verilen toz ve duman parçacıkları sayesinde su buharı yoğunlaşabilir. Bulutun oluşumunda her şeyden önce, ister konvektif faaliyetle olsun, isterse bir dağ yamacının zorlamasıyla olsun veya isterse yerin ısınmasıyla yere yakın yerlerdeki hava parselinin ısınarak yükselmesi sonucunda olsun yükselme, soğuma ve yoğunlaşma gerekli olan üç temel özelliktir.

Bulutlar yüksekliklerine göre üçe ayrılırlar:

1. Yüksek Bulutlar
* Cirrus
* Cirrocumulus
* Cirrostratus

2. Orta Bulutlar
* Altocumulus
* Altostratus
* Nimbostratus

3. Alçak Bulutlar
* Stratus
* Stratocumulus
* Cumulus
* Cumulonimbus

YÜKSEK BULUTLAR

Cirrus



Beyaz renkte, çok ince iplikler halinde veya dar şeritler şeklinde bağımsız bulutlardır. Görünümleri lif veya ipek parlaklığındadır. Bu bulutlar genellikle Cirrocumulus ve Altocumulus bulutları ile Cumulonimbus bulutlarının üst kısımlarından meydana gelir. Cirrus bulutları, çok ufak buz kristallerinden meydana gelmiştir.


Cirrocumulus


Kum taneleri veya küçük dalgacıklar halinde, oldukça küçük kümeciklerden meydana gelmiş ince, beyaz ve gölgesiz bulut örtüsüdür. Bulutlar toplu halde oldukları gibi, ayrı ayrı parçacıklar halinde de görülebilirler.

Cirrocumulusler, Cirrus veya Cirrostratus bulutlarının şekil değiştirmesinden veya parçalar halindeki Altocumuluslerin küçülmesinden meydana gelirler. Bu bulutlar tamamen buz kristallerinden ibaret olup, bazen aşırı soğumuş su damlacıkları da görülür.


Cirrostratus


Cirrostratuslar gökyüzünü tamamen veya kısmen kaplar ve genellikle Hale olayını meydana getirirler. Bunlar şeffaf, saça benzer, beyazımsı lifler halinde düzgün görünümlü bulutlardır. Cirrostratuslar küçük buz kristallerinden oluşurlar. Bu bulutlar fazla kalın olmadıklarından şeffaf görünürler. Güneş ve ay ışığını geçirirler.


ORTA BULUTLAR

Altocumulus



Altocumulus bulutları, genellikle gölgeli, beyaz renge sahiptir. Bu bulutlar kısmen lif halinde yayılmış olduğu gibi ayrı ayrı durumda olan ince tabakalar, yuvarlak kütlelerden ve tomurcuklardan meydana gelir. Düzgün şekildeki parçacıkların gökyüzünün ancak yarısını kaplayacak kadar genişliğe sahip olduğu görülür.

Altostratus



Gökyüzünün büyük bir kısmını veya tamamını kapatan, çizgili, lif veya düzgün görünüşteki grimsi veya mavimsi renkteki bulut tabakasıdır. Bazı kısımları çok ince olduğundan, Güneş; sanki buzlu cam arkasındaymış gibi bir görünüm alır. Bu bulut hale olayını göstermez.

Nimbostratus


Genellikle koyu gri renkteki bulut tabakasıdır. Bunlar çoğu zaman yere kadar ulaşan ve devamlılık gösteren yağmur ve karın düştüğü bulutlardır. Çok kalın olduklarından, güneş ve ayın görülmesi mümkün değildir. Nimbostratus bulutunun altında, parçalar halinde alçak bulutlar meydana gelebilir.

Bu bulutlar yatay ve dikey olarak çok geniş sahaları kaplarlar. Su damlaları, yağmur damlaları, kar kristalleri, kuşbaşı kar taneleri ve bunların karışımından meydana gelirler. Nimbostratusler dikey gelişmeli bulutlar sınıfından oldukları için; en alçak bulut seviyesinden, yüksek bulut seviyesine kadar çok kalın bir tabakayı tamamen kaplarlar.

ALÇAK BULUTLAR

Stratus



Genellikle gri renkte, düzgün görünüme sahip bulutlardır. Stratus’lerden çisenti, buz prizmaları ve kar grenleri yağışı meydana gelir. Güneş bu bulutlardan görüldüğü zaman, bulutun sınırları kolayca teşhis edilebilir. Çok düşük sıcaklıklar dışında Stratus, hale olayını meydana getirmez. Bu bulutlar bazen düzensiz sıralar halinde de meydana gelebilir. Stratus’lerin karakteristik yağışı çisenti olup, rüzgarın sakin veya hafif olduğu dönemlerde görüşü kısıtlayacak şekilde yere yakın seviyelerde görülebilmektedirler.


Stratocumulus


Stratocumulus’ler gri veya beyazımtrak renkte, yada her iki renge birden sahip olan bulutlardır. Bu bulutlar toplu halde veya ayrı ayrı olabilen mozaik görünümünde yuvarlak kütleler ve tomarlardan meydana gelirler. Stratocumulusu meydana getiren elemanlar, genellikle sıralar halinde ve tepeleri düz şekildedir.


Cumulus


Üst kısımları karnabahar görünümünde olan; küme, kubbe veya kuleler halinde dikine olarak gelişen, genel olarak yoğun durumda bulunan bağımsız bulutlardır. Cumulus’lerin güneşle aydınlanan kısımları çoğu zaman parlak beyaz görünüme sahiptir. Bu bulutların tepe ve yan kısımları tomurcuğu andıran kümeler halinde olmasına karşılık, tabanları daha koyu ve hemen hemen düzdür. Cumulusler bazı zamanlarda düzensiz şekillerde de bulunabilirler.

Cumulus bulutları genel olarak su damlalarından meydana gelmiştir. Bulut içindeki sıcaklığın sıfırın altına düştüğü yerlerde, aşırı soğumuş su damlaları ve buz kristalleri de bulunur. Dikine gelişmeye sahip Cumulus’lerde yağmur ve sağanak şeklinde yağışlar meydana gelir.

Cumulonimbus


Dağ ve kuleler biçiminde, büyük bir dikine uzanışa sahip, yoğun ve koyu bir buluttur. Üst kısımları genellikle düz, lifli veya çizgili bir görünüme sahiptir. Cumulonimbus bulutlarının üst kısımları örs veya sorguç şeklinde yayılır. Bu bulutların altında düzensiz biçimde alçak bulutlar oluşabilir. Bunlar Cumulonimbus’lerle bir arada veya ayrı olarak bulunabilirler.

Gökyüzünün büyük bir bölümünü kapladıklarında, tabanları Nimbostratus bulutunu andırır. Bu durumda bulutun yapmış olduğu yağış şekline bakılmalıdır. Sağanak yağışlarla birlikte şimşek, gök gürültüsü veya dolu varsa bulut; Cumulonimbus bulutudur.

Bu bulutlar tek bulut halinde oldukları gibi, birçok Cumulonimbus bulutunun meydana getirmiş olduğu büyük bir bulut silsilesi halinde de olabilirler. Böyle bir Cumulonimbus grubu içindeki her Cumulonimbus bulutuna Oraj meydana getirmesi sebebiyle Oraj Hücresi adı verilir.

Metin © Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Fotografların bazıları http://www.bkyc.de den alınmıştır.

Turna Balığı (Esox lucius) ve Avcılığı


Turna balığı, Esocidae familyasını oluşturan etçil balık türlerinin ortak adı. Hepside Esox cinsine aittir. Füze şeklinde ama yan tarafları düz olan bir vücutları ve içeriye dönük "köpek dişleri" ile dolu olan uzun, ördek gagasını andıran bir ağızları vardır. Sırt ve anal yüzgeçleri vucutlarının çok arka kısmında kalır. Genç yaşlardakiler yeşil, olgun yaşlara ulaşanların ise sarımsı kahverengi renkleri vardır.

Üreme


urna balıklarının üreme zamanı hemen karlar eridikten sonra başlar ve Mayıs ayında sona erir. Dişilerin ürettikleri 3 milim büyüklüğünde olan, 100.000 ila 1 milyon arasındaki yumurta, su bitkilerine yapışık şekilde bırakılır. 10 ila 30 gün içinde yavrular dünyaya gelir ve ömürlerinin ilk günlerinde yumurtalardan arta kalanlar ile beslenirler. Turna balıkları üç dört yaşlarına varınca ilk kez çiftleşirler.

Beslenme


Turna balıkları çok aç gözlü avcılardır ve yamyamlık bile onlar için çok doğaldır; yavru turna balıklarının %90'ı kardeşleri tarafından yenilir. Bir turna balığı kendi büyüklüğünün %70'i büyüklüğünde olan diğer bir turna balığını tamamen yutabilir. Turna balıkları yemek seçenekleri konusunda hiç çekingen değillerdir. Bütün balık türlerini, kurbağalar, fareler, kemeler, yavru ördekler ve bazen yengeç bile avlar. Besinin kıt olduğu dönemlerde hatta solucan ve büyük mayıs sülükleri bile yerler.

Yaşadığı bölgeler


Turna balıkları Avrupa, Kuzey Amerika ve kısmen Asya'da bulunur. Bol su bitkileri bulunan ama temiz sularda yaşamayı tercih eder. Türkiye'nin özellikle kuzeyinde ve büyük ırmakların İç Anadolu'ya düşen kesimlerinde ve iç Anadolu'da da bulunur. Kuzey turna balığı (Esox lucius) 1,5 metre uzunluğa ve 35-40 kilo ağırlığa kadar varabilir, ama bu büyüklüktekilere rastlamak nadirdir. Bir metreyi geçenleri çok seyrek tutulur. Hele 1,3 metreye varan tutulursa bu mucize sayılır. Turna balıkları her şeyden önce, oltada savaşmalarından ve enerjilerinden dolayı sevilirler. Oltaya takılmış bir turna balığı kurtulmak için her şeyi dener, ve bu mücadele esnasında sudan dışarıya taklalarda atar ve balıkçıyı heycanlandırır.

Ama tabiki sadece oltada değil, mutfaktada kalitesini ortaya koyar. Diğer etçil balıklar gibi turna balığıda lezzetli bir balıktır, ama birçok Y şeklinde küçük kılçıkları vardır. Bu yüzden etini ayırıp köfte yapan ahçılarda vardır. Etinin 100 gramında 372 kJ (89 kcal) bulunur.

AVCILIĞI

Turna avcılığı, temel olarak sabit avlanma ve hareket halinde avlanma olarak ikiye ayrılır. Sabit avlanma sandal veya karadan belirli bir alanda avlanmak şeklinde olur. Hareketli avlanmada ise, tekne ile hareket halindeyken, sürtme, atıp-çekme veya yemli gezdirme şeklinde olur.

1- HAREKETLI AVLANMA
Her çeşit sürtme bu sınıfa girer. Sürtme için, çok çeşitli kaşık, seğirtme, mepps(döner) ve suni yemler vardır. Avlandığınız alan için bunlardan en uygununu deneme yanılma metodu ile seçmek zorundasınız, ama unutmayın ki, fazla süslü olanlar balığı kandırmaktan çok, avcıyı alışveriş için kandırmak üzere yapılmıştır.
Hareketli avlanmada diğer bir yöntem ise, canlı veya ölü yemle yapılan sürtmedir. Bu tip avcılıkta, genellikle kaya balıkları iyi sonuç vermektedir, ama özellikle tatlısu kolyoz balığı, kızılkanat ve inci balığı ile istavrit, kolyoz gibi deniz balıkları da kullanılabilir.

Atıp Çekme

Turna balığının en zevkli avcılık yöntemi belki de budur. Kaşık atma diye de bilinir, ben de daha çok kaşık atma diyorum ve burada da kaşık atma olarak bahsedeceğim. Bu yöntemde balıkçı ya kıyıdan ya da sandaldan kaşık adı verilen turna balığına yem olan küçük balıkları taklit eden suni yemleri kamış ve makara yardımı ile atar ve çeker.


Bu kaşıklar esas olarak turnanın avladığı balıkları taklit ederek aldatmaya yöneliktir. Pek çok değişik renk, boy ve şekilde olabilirler. Ağırlıkları da kullanılacakları derinliğe göre farklıdır. Hangi derinlikte hangi kaşığı kullanacağınızı iyi bilmelisiniz, yoksa ya devamlı dibe takılır kaşığı bırakırsınız ya da o bölgede balığın yaşadığı derinlik yerine daha üstten boşa atıp çekersiniz. Tavsiyem bulunduğunuz yerde balığın hangi derinlikte olduğunu bilmiyorsanız üstlerden başlayarak yavaş yavaş daha derinlere doğru deneyin. Bunun için bu kaşıkları alırken rastgele değilde nerede nasıl kullanılacağını ağırlığını bilerek alın. Üretici satıcı firmaların web siteleri bu konuda gayet iyi bilgiler veriyor. Genel olarak 1-3 metre derinliğe kadar 5-15 gr. ağırlığında, 5 metreye kadar olan sularda da 15-25 gr, ağırlığında olan kaşıklar tercih edilmelidir. Bu seçimi yaparken dipteki bitki yapısı ve dibin ilişkenliğini dikkat etmek gerekir ki takılıp dipte kaşık bırakmayalım.
Soğuk ve kapalı havalarda bu kaşıkların parlak kırmızı renkte olanları daha iyi sonuçlar verebilir.

Drakovitch sistemiyle sabitlenmiş balık ile ve cleo kaşıkla avcılık çok etkilidir.

2- SABİT AVLANMA
Sabit avlanma; Dip yemlisi, ölü yem, çökertme, canlı yem şeklinde olur. Söz konusu yöntemlerden hangisi uygulanırsa uygulansın, eğer bir den fazla olta ile avlanılacaksa, oltalar arasında en az 10m mesafe bırakmak lazımdır.
Özellikle, ölü yem kullanıldığında, eğer zemin müsaitse (atılan yemi örtecek yosun, balçık bulunmaması halinde) çevreye abartmadan yemleme yapmakta fayda vardır.
Tutna sert bir balık olduğu için, özellikle kamışla avlanmalarda kakıç veya kepçeyi balığı sudan kesmek üzere hazır tutmak gerekir. Ayrıca büyük balıkların ağzından iğne çıkartmak için, yanınızda bir pense bulundurmakta fayda vardır. Turna canlı iken en kolay baş ve işaret parmakları vasıtası ile gözlerinden tutulur.

Akyem olarak kullanılabilen tüm deniz ve tatlı su balıkları turna balığına doğal yem olarak kullanılabilir. Turna solucana vurmaz. Uskumru turna için gayet iyi bir yemdir, oltaya takılışı yarım veya yaprak olarak olur. Tatlı su balıklarının ufakları oltaya canlı yem olarak takılabilir. Büyük tatlı su balıkları ve deniz balıkları yaprak yem, şakşak yem olarak da kullanılır. Küçük ölü balıkların 20 gr. civarında olanları. bütün olarak takılabilir. Ölü balıklar daha çok dip oltası, parakete için uygun olmakla beraber şamandıralı takımla da kullanılabilir. Serbast bırakma şamandıralı takımla canlı yem kullanmak gerekir. Ölü balıklar iğneye ya canlı yem gibi sırtından takılır veya kuyruk tarafından. Turna balığı avını kafadan yutmak alışkanlığında olduğundan kuyruktan takmak daha iyi sonuç verecektir, balık yemi aldığında iğneyi hissetmez ve yutmaya başlar böylece yakalanır.
Ölü balıkla avlanmada iri turna yakalanması ihtimali yüksektir. yaşlı ve iri balıklar avlanma alışkanlıklarını hızlı, hareketli avlardan güçlerinin daha kolay yeteceği daha yavaşlarına çevirirler, iyi bir leş yiyici olarak ta ölü balıkları menülerinde üst sıralara alırlar. Uygulamada da iri turnaların büyük kısmı ölü doğal yemle yakalanırlar. Turna avlanmada görme duyusu kadar koku alma duyusunu da kullandığından ölü balıkları bulmada zorluk çekmez yalnız dibin yemin kaybolacağı kadar otlarla kaplı olmaması gerekir. Altta görüldüğü gibi av esnasında yem olarak kullanılan balığın parçalarının oltanın etrafına ayrıca atılarak yemleme yapılması koku yoğunluğunu arttıracak daha verimli av yapılmasına yardımcı olacaktır. Ölü doğal yemlerle etkiyi arttıracak kokular da kullanılabilir. Bu tür kokuları Avrupalı amatörler kolaylıkla bulabilmekte veya özel aromatize edilerek kokulandırılmış ve konservelenmiş doğal yemler kullanmaktadırlar.
Turna Şamandıralı takımlar, Serbest bırakma şamandıralı takım ve Dip oltası ile avlanmaktadır.

Yayın Balığı (Silurus glanis ) ve Avcılığı

YAYIN BALIKLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ

Vücut yapıları uzun ve az kısa, genelde yuvarlakça,silindirik ve kalın yapılıdırlar, yılan balığına benzer terleri bulunur. Vücutları genel olarak pulsuz ve bazılarında pula benzeyen kemiğimsi sert plakalar bulunur.
Bazı terlerde uzun bazılarında kısa 1 - 4 çift bıyık vardır. Bıyık yayınların en belirgin özelliklerinden biridir. İngilizce Catfish (Kedi balığı) olan adını uzun bıyıklara sahip olmasından almıştır. Ağızda sıralar halinde dizilmiş ince pek çok diş bulunur. Beslenme alışkanlıkları türe göre farklılık gösterir. Bazı türleri bitkisel gıdalar, bazıları ise canlı balıklarla beslenir. Genel olarak dip balıklarıdırlar ve su dibinde yaşar. Su sıcaklığı 20-30 oC arasında iyi gelişir.
Yayın Balığı; Göllerin ve durgun akan nehirlerin en önemli balıklarındandır.
Denize bağlantısı olan az tuzlu kıyı göllerinde bile rahatlıkla yaşarlar (Büyük ve Küçük Çekmece'de olduğu gibi). Ülkemizde Avrupa yayın balığı yada bayağı yayın balığı (Silurus glanis) ve mezopotamya yayın balığı (Silurus triostegus) olmak üzere iki tür bulunur.

AVRUPA YAYIN BALIĞI (Siluris glanis)

3 metre boy ve 300 kilogram ağırlığa ulaşabilen, eti kılçıksız ve çok lezzetli, ticari değeri yüksek bir balıktır. Yayın balığı uzun ömürlüdür. 100 sene kadar yaşayabilir.
Oksijensizliğe dayanıklıdır. Ilık su balığı olmasına rağmen düşük sıcaklıklarda da hızlı gelişir. Genellikle 2 yılda 0,5- 1,4 kilograma ulaşır. Orta Avrupa havuz koşullarında 3 yılda 2-4 kilograma gelebilmektedir ki bu ağırlıklarda sofralık balık olarak değerlendirilir. Hastalıklara karşı dayanıklıdır. Avrupa yayın balığı yapay yemlere alışabilir ve 2 - 2,2 kg. kuru yemle 1 kg. ağırlık artışı sağlanabilmektedir. Sürü halinde dolaşmaz, sakin sulardan hoşlanır. Gün boyunca yatağında saklanır ve gece olunca sığ kesimlerde avlanır. Su sıcaklığının azaldığı dönemlerde, çukur kısımlarda kışı geçirir.

Saldırgan bir balıktır. çoğunlukla balıkla beslenir. Genç devresinde küçük su hayvanlarını ve karada yaşayıp suya giren her türlü canlıyı yem olarak tüketir. Soğuk mevsimlerin başlamasıyla yem alımı durur, derin yerlere gider.
Doğal üreme için su sıcaklığının 15-20 oC olduğu mayıs-haziran da derinliği 1 metreden az olan sığ bitkilerle kaplı yerleri tercih eder. Bu yerlerde bitkiler üzerine açık sarı renkte ve yapışkan olan yumurtalarını bırakır.
Yayın balıkları üreme yerlerine bir erkek ve bir dişi olarak gelir ve yumurtalar kısım kısım basit yuvalara yumurtlanır. Yumurtaların çapı 3 mm. civarındadır. Erkek balıklar yumurtaları larvalar çıkıncaya kadar korur. Yumurtanın açılımı ortalama 2,5 günde olmakla birlikte su sıcaklığı düşükse bir haftaya kadar uzayabilir. Larvalar yumurtadan çıktıktan sonra 4-5 gün boyunca besin keseleriyle beslenir. Daha sonra serbest olarak dış beslenmeye başlar.
Erkekler 2-3 yılda (1-2 kg.) dişiler 3-4 yaşında cinsi olgunluğa gelirler.
Üreme döneminden önce erkek ve dişiyi birbirinden ayırt etmek oldukça zordur. Üreme safhasının hemen öncesi dişilerin karınlarının şiş olmasıyla cinsiyet ayrımı daha kolay olur.

Kesin bir ayrım için yayın balıkların karın kısmı ayrım yapacak kişiye dönük tutulur. Erkek-dişi ayrımı cinsiyet açıklığının arkasındaki deri çıkıntısına bakılarak yapılır. Bu deri çıkıntısı erkekte daha keskin ve lekeli, dişide ise oval ve daha az beneklidir. Ayrıca büyük balıklarda kafa ve çene köşeliliği diğer bir tanıma özelliğidir. Erkeğin kafası dişininkinden daha köşelidir.
Yayın; benzeyen başka türlerin (kara balık vs) bulunması nedeniyle Avrupa yayın balığı veya bayağı (adi) yayın balığı olarak ta isimlendirilir. Siluridae familyasından olup Avrupa'nın ikinci büyük tatlı su balığıdır. Yassı ve geniş kafası, geniş ağzı, dudaklarından sarkan iki uzun bıyığı ve çenesinden sarkan daha kısa dört bıyığı, kuyruğuna kadar uzanan alt-yüzgeci ve kafasının yakınında bulunan küçücük bir sırt-yüzgeci vardır. Yayın balığı çok iyi duyma kabiliyetine sahiptir. 80-100 yaşına kadar yaşayabilir.
Yayın balığının dişisi kilo başına 30.000 yumurta üretir. Erkek balık, yavrular yumurtalardan çıkana kadar yuvayı korur, bu süre, suyun sıcaklığına göre üç ila on gün arasında değişir.
Yayın balığı büyük, ılık gölleri ve derin, yavaş akan ırmakları tercih eder. Su akıntılarının oluşturduğu mağaralarda ve suya batmış ağaçların yanında barınmayı sever.

Alt dudağın üsttekinden daha öne çıkık durmasından da anlaşılacağı gibi, suyun ortasında ve suyun dibinde beslenir. Suni göllerde de üretilen yayın balığı yenilen bir balıktır. Ama yaşlı balıkların eti tatlı olmadığı için belli bir yaşa kadar yenilmesi gerekir; ozaman tadı dana etini andırır.
Yayın balıkları kuzey hariç Avrupa'nın her yerinde bulunur. Türkiye'de de büyük ırmaklarda ve baraj göllerinde bulunur. Fırat ve Dicle Irmaklarının dışında kalan akarsu ve göllerde yayılmıştır. 3 metreye varan uzunluğu ve 150 kiloya varan ağırlığı ile, mersin balığından sonra Avrupa'nın ikinci büyük balığıdır. Ama bu büyüklüğe ulaşan yayın balıkları çok nadirdir, son yüz yıl içinde, bu büyüklükte balık yakaladığını söyleyenlerin inandırıcı kanıtları yoktur. En son inandırıcı kanıtlar 19. yüzyıldan kalmadır. Yayın balığı ortalama 1,30 - 1,60 metre boyundadır. Bazen iki metreden daha büyüğünü yakalamak da mümkündür. Yakın zamanda yakalanan en büyük yayın balıkları Po ırmağında yakalanan 2,78 metre boyunda ve 144 kilo ağırlığında, Almanya'da yakalanan 2,49 metre boyunda ve 89 kilo ağırlığındaki yayınlardır. Fransa, İspanya ve Yunanistan'da da yaklaşık bu büyüklüklerde yayınlar yakalanmıştır.

Yayın balığı genellikle balıkla beslenir, ama solucan, sülük, böcek ve yengeç de yer. Belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra, kurbağa, fare, sıçan, ördek ve su kıyısında yaşayan kuş türleriyle de beslenir.

Yayın balığı efsaneleri
*1985 yılında iki Yugoslav balıkçı, Tuna Nehrinde balığa çıkarlar. Oltalarına takılan dev yayın balığı onları tekneleri ile birlikte Tuna nehrinin akıntısına karşı 20 kilometre çeker. Nihayet yorulan balığı bir traktörün yardımıyla karaya çekerler; balık 3,5 metre boyunda ve 300 kilo ağırlığındadır.
*Orta Çağdan kalma belgelere göre, yayın balıklarının suya giren küçük çocukları yedikleri olmuştur.

Kanıtlanmış olaylar
*2003 senesinde Almanya'da yaşlı bir kadının köpeği serinlemek için suya girdiğinde, suyun yüzeyinde büyük bir ağız belirir ve köpek bu ağzın içinde kaybolur. Haber Almanya'da bütün gazetelerde ve televizyonlarda yer alır. Alman medyası bu yayın balığına Yakob adını verir.
*Rusyada görev yapmış birinin aktardığına göre bu zamama yakalanan en büyük yayın balığı bir rus köylüsü tarafından ağ ile yakalanmış ve traktör yardımı ile karaya çıkarılabilmiştir. boyu 5.19 mt ağırlığı 321 kg.


MEZOPOTAMYA YAYIN BALIĞI (Silurus triostegus)

Siluridae familyasından bir yayın balığı türü. Mezopotamya bölgesinde, yani Suriye, Irak, Iran ve Türkiyede bulunur. Mezopotamya yayınların üreme zamanları mayıs, haziran ve temmuz aylarındadır.


AVCILIĞI

Çocukluğumuzda Çarşamba (Yeşilırmak) ta yayın avlarken, kendi kendine çözülen oltalar kullanırdık.
Bu oltaların ucuna kocaman bir kurbağa, her biri bir karış boyunda 5-6 adet solucan yada kerevit taktıktan sonra ırmağa atar tüm gece boyu kamp ateşi kenarında bekler, sabah gider oltalardan balıkları alırdık.
Çalışma prensibini göstermek bakımından aşağıdaki çizim fikir verecektir.
Yayın balığı avını; saatler boyu sabır, bir anlık heyecan ve devasa bir ödül olarak tanımlayabiliriz.
Yayın balığı, sürat yapması için yaratılmamış olduğundan, kah gezerek, kah bekleyerek, bıyıkları ile yoklayarak yiyecek arar. Bu arada dipte ölü veya ağır hareket eden canlılar da Yayın balığının besinini oluştururlar. Ancak kimi yörelerde "Tabak" veya "Tabak midyesi" olarak adlandırılan çiftkabuklu, Yayın balığının ana menüsünü oluşturmaktadır. Bunun yanısıra, kan sülüğü, kurbağa ve özellikle sümüklüböcek de, vazgeçemediği besinlerdendir.
Yayın balığı, su sıcaklığının 6-8ºC altına düşmesi ile aktivitesini çok azaltır. En aktif olduğu dönem, 14-18ºC arası su sıcaklığının oluştuğu dönemdir. Daha yüksek sıcaklıklarda da, aktivasyonu göreceli olarak düşer.
Bilinenin aksine, gece ve gündüz beslenmesinde bir fark olmaz. Kısaca gece veya gündüz avcılığı arasında fark yoktur. Ancak, karanlık ve sakin gecelerde bıyıkları vasıtası ile hissedebildiği için, diğer canlılar açısından büyük tehlike oluşturur, bunu bilen Yayın balığı bu tip gecelerde hacim olarak daha fazla besin almaya gayret eder.
Ancak kanıma göre avcı, Yayın balığının daha az av bulabildiği gündüz saatlerinde veya mehtaplı parlak gecelerde daha fazla şanslıdır.
TAKIM:
Bu tatlısu devi için her çeşit malzemeyi kullanamayız. Başarılı olmak, yakalanan balığı takımı kopartmadan kıyılamak istiyorsak, malzemenin en sağlamını kullanmak zorundayız.
Özellikle beden için, mümkün olduğunca yüksek çekme güçlü misina kullanmak ve her avdan sonra bu yaklaşık 1m lik parçayı ve diğer düğümleri yenilemekte fayda vardır.
Takımı ister makaralı kamışta olsun, ister el oltasında; olta, iri ve sağlam bir fırdöndü ve bunu takip eden, ucunda iğnenin bulunduğu 1m boyunda bir bedenden ibarettir.
Kimi ilişkenli veya uygun olmayan diplerde (çamur, aşırı yosun vs.) stropor veya bir pet şişe ile bu olta askıya alınabilir.

Av Tekniği:

I. Yemli Beden:

Yemli beden olta ile Yayın avında esas olan sabırdır. Yayın uygun yem ile donatılmış oltanızın yanına geldiğinde veya yemi hissetiğinde iş bitmiştir. Ondan sonra, takımın sağlamlığı ve avcının fizik gücü sayesinde, yine sabır ile yol istedikçe vererek, kimi zaman saatler süren karşılıklı inatlaşmanın sonunda, balık kakıçlanarak karaya alınır.
Yayın avcılığında sabırın yanısıra en önemli unsurlardan biri de ses çıkartmamaktır. Yayın balığı sandal ve kıyıdaki titreşimleri alabildiğinden, gürültü yapıldığında daha kuşkucu olan Yayın balığını avlamak güçleşir.
II. Bırakma Olta:
Adından da anlaşılacağı gibi, bırakılıp belli bir zaman sonra kontrol edilen oltadır. Takım kalınlıkları yemli bedene göre daha kalın tutulur. Karada sabitlendiği yerin, çok sağlam olması gerekir. Olta atıldıktan sonra, tam kıyıda kalan kısmına 5-10kg. lık bir taş bağlanır ve arkasından 10-15m. misina sağılarak serbest bırakılır. Bu işlem 2-3 defa tekrarlanır. Amaç yakalanan balığın oltanın kontrol edileceği zamana kadar sürüklediği taşlar ile yorgun düşürmek ve misinanın çektikçe yavaş yavaş gelmesinden dolayı geçecek zaman içersinde kopma riskini azaltmaktır.
Not: Avcılık bilgileri Sn. L. Artüz'ün sitesinden alınmıştır.

Karabalık (Clarias gariepinus) ve Avcılığı



Karabalık, Clarias gariepinus (Eş bilimsel ismi C. lazera) Güney Afrika’daki Orange Nehri’nden başlayarak, tüm Afrika, Ortadoğu ve Türkiye’de yayılış gösterir. Ülkemizde Antalya’dan Hatay’a kadar olan sahil kuşağındaki durgun ve akarsularda rastlanır.
Hatay bölgesinin en büyük su kaynağı Asi Nehrinde, bol miktarda bulunmaktadır. Yine neredeyse tamamen kurutulmuş olan Amik gölü ve ovası ençok bulunduğu yerler arasındadır. Göl kurutulmadan önce bahar ve kış aylarında genişleyip yaz aylarında daralmaktay

Fırında Çupra

firindacupra2.jpg

benim aylar önce yaptığım ve resmini çekip koymayı unuttuğum fırında çupra tarifini uyguladığını, çok güzel olduğunu yorum yazarak bana iletmişti. Siteye ara ara girip resmi çekip çekmediğime bakmış ve kolları sıvayıp kendi yaptığı fırında çupranın resmini çekip yollamış.Soğanları halka şeklinde kesin, havucu yuvarlak parçalara bölün. Fırın tepsisinin altını folyo ile kapatın ve yağlayın. Fırınım balık kokmasın, pislenmesin, silmesi zor diyenlere tepsinin üstünü folyoyla kapatmasını öneriyorum. Çupraları dizin ve aralarına soğan ve havuçları koyun. Çupraların üzerine baharatları ve tuzu serpin. 30 dk pişirin. Çok pratik ve lezzetli ben defalarca denedim ama resmini çekmeyi unuttum en kısa zamanda çekip koymalıyım <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />

Afiyet olsun.

sualtı resimleri 5

y6.jpg

Yeni icat kıyıdan balonla balık avı Levrerçiler,

Kıyıdan balık avcılığı yapan arakaşlar. Oltalarınızı denize sallayıp beklerken bu sistemen sizin için balıktutar.
Gerekli Malzemler;
Tutacağınız balığa ve yeme göre iğne 6 adet
100 lük misana beden için
60 misana kol için
60 lık misinaya oltalar bağlanır kol uzunluğu bir kulaç
sonra En ucata 5 kulaç boşluk verilip ,bedene sıralanır iğneler arası 3 kulaç .
Oltanız hazır Şimdi.
İğneleri yemleyin oltanın en ucuna irice bir balon şişirip bağlayın.
Bu sistemin çalışması için en can alıcı durumu RÜZGARIN KARADAN DENİZE DOĞRU ESMESİdir. Çünkü balonu bıraktığınızda rüzgar balonu açığa doğru sürükleyecek ve ineleri çekerek açığa götürecer böylece 6 yüzen iğneniz avcı balıkları bekleyecek. Hadi Rasgele.

Yemli Balık Avı) Balıkçılıkta Kullanılacak Yemler ve Avlanma Şekilleri



Balık Adı : AKYA

Kullanılacak Yem : CANLI ZARGANA, CANLI KEFAL,İLERYA


Yemli oltada canlı yemler genelde, iğne ağız içinden geçirilerek hasar vermeden sağ veya sol galsamadan dışarı alınıp, tek seferde sidikliğin arka (kuyruğa doğru) tarafına enine yerleştirilir.
Sözlonusu yöntem yem olarak kullanılan balığın uzun süre canlı kalmasını sağlar.
Aynı yöntem tersinden de uygulanabilir, iğne yerleştirildikten sonra köstek galsamadan geçirilip, ağızdan dışarı alınır ve ondan sonra bağlanır.
Canlı yem olarak hangi balık kullanılırsa kullanılsın yöntem değişmez.

Avlanma Şekli : ORTASU BIRAKMA OLTASI


 
 
 
 






Tanımlı Barbunya

Balık Adı : BARBUNYA

Kullanılacak Yem : KURTÇUKLAR



Kurtçuklarla avlanılırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; kurtçuk iğneye takıldıktan sonra yukarıda da siyah çizgi ile de belirtildiği gibi, balığın yemi iğneden çekip alabileceği şekilde fazlalık bırakmamaktır (alt şekil).
Avlanmaya giderken hangi türden olursa olsun kurtçuklar bir kap içine doğal ortamları (çamur,su,cürümüş otlar vs.) ile beraber konurlar ve böylece uzun bir süre bozulmadan durmaları sağlanır

avlama Şekli : YEMLİ BEDEN, YEMLİ ÇAPARİ, PARAKETA


 
   
 
Tanımlı Berlam

Balık Adı : BERLAM

Kullanılacak Yem : AKYEM

AKYEM: İstavrit, İzmarit, İstrangilos, Kolyoz, Uskumru, Zargana gibi balıklardan elde edilen yeme "AKYEM" adı verilir,
AKYEM;
YAPRAK YEM: Balığın bir tarafının filetosu.
TEKGÖZ YEM: Balığın bir tarafının baş da dahil filetosu
ŞAKŞAK YEM; Balığın kafa yerinde ve tam durmak üzere iki tarafının filetosunun çıkarılıp kuyruk vr kılçığın uzaklaştırılması
LÖP YEM: YAPRAK YEM'in enine parçalar halinde kesilmiş hali.
SÜLÜK YEM: YAPRAK YEM'in ortadan boyuna iki parça halinde kesilmiş hali
KUYRUK ALTI: akyemlik balığın sidikliğinden kuyruğuna doğru anal yüzgecini de içeren ufak üçgen yem.


 
 





Tanımlı Çipura

Balık Adı : ÇİPURA

Kullanılacak Yem : KARİDES,KURTÇUKLAR, ÇİFT KABUKLULAR (öz: SULİNA), TUZLANMIŞ DENİZ HIYARI

Karides :

Karides türleri (Marmara karidesi, çalı karidesi -teke-,kaplan veya Mersin karidesi) yem olarak kullanılırken eğer bütün olarak kullanılacaksa, muhakkak başının önünde yer alan sivri testere gibi boynuzu (Rostrum) kırmak gerekir.
Et olarak kullanılacağı zaman ise eğer karidesler taze ise direkt soyarak kuyruk kısmını, yok eğer taze değil iseler kısa bir süre kaynatmadan sonra yine soyarak kuyruk kısmı eti bütün olarak veya ufak parçalar kalinde kullanılır.

Çift Kabuklular



Çift kabuklular - Bivalvia- yemli balıkçılıkta oldukça önemli bir yer kaplar. Sert kabuğun içindeki et birçok canlının iştahını çeker.Yukarıda soldan sağa sırası ile; Sulina, Pina, üstte-Kıllı midye, altta-Kara midye ve İstiridye yer almaktadır.
Çift kabuklular bütün veya parça kullanılmadan kısa bir süre evvel ayıklanıp, ayılkanan etin suyu süzdürülüp, rüzgar veya güneşte bir süre kurutulmasında yarar vardır.

SİRAZ (Sarı balık)

  Yayılım gösterdiği bölgelerde Aptalca ve Sarı Balık adlarıyla da tanınan siraz; Sazangiller ailesine bağlı (fam.Cyprinidae) Capoeta cinsinin bir üyesidir. Ancak aynı isim benzer ekoljileri paylaşan, çoğu minör farklılıklarla birbirinden ayırt edilebilen diğer capoeta
türleri ve alttürleri içinde ortak olarak kullanılır. Yurdumuzun farklı ekolojilerine uyum sağlamış bilinen altı alt türü bulunan siraz; barbus zonu ve abramis zonu olarak tanımlanan orta ve yüksek irtifalı platoların üzerinden, vadilerin arasından akan çay ve ırmakların geniş dirseklerle döndüğü ve havuzlandığı, orta şiddetli akıntıların yer aldığı meralarda varlık gösteren bir balıktır. Bu alanlar genel olarak bulunduğu irtifa gereği; 15-17 C°nin üzerine çıkmayan sulara, en çok 1,5 m derinliğe sahip, tabanında iri ve yuvarlak taşlarla kaplı kısmen çamurlu kırmalık meralar içeren nehir yataklarıdır.

Bulundukları çevrede yoğun gruplar halinde yayılan sirazlar başlarının önünde alt kısımda konumlanan ve at nalı şeklindeki bir ağza sahiptirler. Silindirik ve ince-uzun vücutları ile nehirlerin endamı güzel balıklarının başında gelirler. Pulsuz ve geniş başları bu balıklara oldukça sempatik ve çocuksu bir çehre kazandırmıştır. Özellikle güney bölgelerimizdeki yaşam alanlarında çoğu zaman bıyıklı balık (Barbus spp.) türleriyle karışık populasyonlar şeklinde varlık gösterebilen siraz üreme dönemi arefesinde ve ılıman mevsimlerde karın bölgesinde oldukça hoş sarı-turuncu ağırlıklı renklenmeler sergiler.Çok benzedikleri ve sıklıkla karıştırıldıkları bıyıklı balıklardan farklı olarak sadece ağız kenarında ve farklı siraz türlerine göre uzunluğu değişiklik gösterebilen bir çift kısa bıyığa sahiptirler. Özellikle sahip olduğu keratin dokulu, tırnaksı dolayısı ile güçlü dudaklarını kullanarak taban dokusunu oluşturan irili ufaklı taşların yüzeyinde yetişen alg (yosun) kolonilerini ve bunların arasında gezinen küçük eklembacaklılarla yumuşakçaları tüketir. Sığ ve berrak alanlarda taşların üzerinde gezinen ve taşın yüzeyindeki canlı yeşil dokuyu yan yana tıraşlarken verdikleri görüntü çok güzeldir.

Oldukça ürkek hayvanlar olan sirazlar rahatsız edilmeyen ve tenha alanlarda yaşarlar. Sese oldukça duyarlı olan siraz ani ses ve titreşimlere hızla reaksiyon vererek birdenbire ortadan kaybolmakta çok ustadır. Bu yüzden av esnasında sessiz ve sakin hareket etmek dikkat edilmesi gereken en önemli noktadır. Bitkisel ağırlıklı bir diyete sahip olan sirazlar tahıl taneleriyle bu tahılların unu kullanılarak hazırlanan karma hamurlarla yakalanırlar. Ağızları balığın boyuna koşut ortalama bir genişliğe sahip bulunmasına karşın dar bir boşluğa bağlandığından çok fazla açılamaz ve bu yüzden sirazlar yemi ağızlamak yerine ısırıp sıyırmak suretiyle beslenirler. Bu durum iri yemleri almakta zorlandıkları anlamına gelir ki bu yüzden küçük boyda iğnelerin ve yemlerin kullanıldığı donamlar çok daha başarılı siraz avcılarıdır. Kuvvetli kafa vuruşlarıyla oltaya karşı mukavemet gösteren siraz en fazla 0.30Ø numara yumuşak bir misina kullanarak 6-8-10 numara kısa dirsekli çapraz tek iğneli donamlarla rahatlıkla yakalanabilir.



 
   
   
   
 

 
 
 



 
 
Farklı siraz türleri birbirine benzeş vücut özelliklerine sahip olsalar da hem türfarklılığı hem de mera değişimi vücut rengi ve desenin de temel farklılıkların görülmesine neden olmaktadır. C. capoeta türü sırtta esmer kahve renginden yanlarda kehribar rengine ve karında açık turuncu, kiremit rengine dönebilen sarı tonların ağırlıkta olduğu bir dona sahiptir. C.capoeta angorae'nin bazı formlarında renk sırtta koyu gri-siyah yanlarda gümüşi beyaz olup vücut geneline dağılmış düzensiz koyu renk beneklerle çilli bir desene sahip olabilir. Şamandıralı ve yemleyicili bırakma donamlar siraz avında başarısı bilinen takımlardır Siraz donamlarında yem olarak toprak solucanı, tahıl kurtları, mısır, farklı tahıllarının unları karıştırılarak elde edilen hamurlarla pişmiş ekmekten hazırlanan hamur topları da yem olarak kullanılırlar.

Sudak balıgı,sazan balıgı, avlamak

Sudaklar yanlışta olsa çoğu yerde tatlısu levreği (Perca fluviatilis) olarak da anılırlar. Üyesi olduğu levrekgiller içerisinde karıştırıldığı tatlısu levreği gibi etobur beslenmeyi seçmiş, onunla benzer ekolojileri paylaşan, aslen kuzeyli ve avcı yetenekleri oldukça gelişmiş bir türdür.
Bulunduğu merada etkili bir avcı olan sudak yanlardan yassılaşmış ince uzun gövdesi ve sahip olduğu güçlü kuyruk yüzgeciyle su altında hızla ilerleyerek yem kovalamayı kolaylaştıran ideal gövde dinamiğine sahip etkileyici bir balıktır.
Alt ve üst çenelerde yer alan iri köpek dişleri ağızladığı avına aman vermez. Ağzı vücut eksenini ortalayacak şekilde konumlanmıştır. Vücut rengi sırt kısmında esmer tonlarda haki iken vücut yanlarından karın bölgesine inildikçe belirsizleşen 8-11 arası koyu tonlu dikine bantla bölünmüştür. Gövdenin tamamı ve solungaç kapaklarının bir kısmı küçük parlak köşeli pullarla kaplıdır. Kıyıya yakın alanlarda yer alan su altı koruluklarının ve eriştelik meraların çevresinde rastlayabileceğiniz yetişkin sudaklar genellikle tek başlarınayken, 15-22 cm arası boya sahip genç bireyler ise kalabalık olmayan gruplar halinde bulunurlar.
İlk kez doğu blokundan kırklı yıllarda ülkemize getirilen ve bizde de eski Sovyetlerdeki aynı ismiyle anılan sudak yurdumuzun en kuzeyinden en güneyine kadar hemen hemen tüm iklim bölgelerine aşılanmıştır. Ancak son yıllarda ilk kez bırakıldıkları İç Anadolu Bölgesindeki havzalarda neredeyse tükenmiş, kuzeyde ve güneyde ise sadece birkaç önemli havzada rastlanabilecek kadar azalmıştır.Sudakların mönüsünde kerevit gibi eklembacaklı tatlısu organizmaları, gümüş, bıyıklı balık, dere kayası, tatlısu horozbinası, sazan, yılan balığı, kızılgöz, kızılkanat gibi ağızlayabileceği büyüklüğe sahip olan ve aynı merayı paylaştığı bütün balıkların genç bireyleri (dubaraları), semender ve kurbağa gibi amfibyumlar yer alır.Adı geçen balıkların ve amfibyumların canlı yem olarak kullanıldığı bırakma donamlarının yanı sıra her türlü yapay yemle oldukça başarılı avlar yapılabilir. Özellikle no.3 ve üzeri büyüklükteki döner kaşıklar, yemli (sasili) döner kaşıklar, farklı ağırlık gruplarnda olan yalpa kaşıkları ve meraya bağlı olmak koşuluyla orta sudan ve taban üzerinden sürütülebilecek sahte balıklar sudak avında başarısı bilinen başat yapay yem gruplarıdır.                                                                            

Sazan,                                                                                                                                                                                                                           Bu balığı avlamak için forumdan teorik pek çok bilgi edindim. Anlatımlarından ve şemalarından dolayı katılımcılara, yardımcı olanlara teşekkür ederim.
Danışmak istediğim konular,1) Balzer'in 27cm.-5gr. lık şamandırasını aldım. Şamandıranın yanında ve altında misina geçirmek için metal halkalar var. Fakat, burada gördüğüm şemalardan anladığım misinanın tek halkadan geçirildiği. Bu modelde de tek halkadan mı geçirmek gerekiyor yoksa, iki,halka da kullanılıyor mu?
2) Albastar'ın bildiğimiz stoperlerini misinaya nasıl takıyoruz (şemalı olursa memnun olurum) ? Bu da misinada sabit mi duruyor? Derinlik stoperle nasıl ayarlanır?
Şunları hatırlatmakta fayda var, bu işlerde çok yeniyim, çok acemiyim ve bu işlerle uğraşan (özellikle tatlı su) bu forumun dışında uygulamalı anlatabilecek arkadaşım yok. Özellikle bu işi bilenlerin çok açık şekilde tariflerini rica ediyorum.
Hülasa unu, şekeri, suyu aldık ama, helvayı yapamıyoruz !Şimdiden ilginize çok teşekkür ederim, Bir diğer konu da sayın deneyimli balıkçılar,
Peki, bu takımda nasıl ağırlık düzeneği kurmalı? Kurşun için kimisi 60 gr. kullanın diyor, şamandıra üzerinde 5 gr. yazıyor? Bir bilgi de takıma şamandırada yazan ağırlıktan daha az ağır kurşun düzeneği kurun deniyor, Durgun suda, hafif akıntılı suda ve akıntılı suda hangi ağırlıkları düzeneğin neresinde kullanmaktasınız.

Önerilen Yemler

Önerilen Yemler

Canlı Yemler
Her türden sürü balığı
Sübye, kalamar

Ölü Yemler
Tüm olarak kullanılacak her türlü yemliik balık

Tüm sübye ve kalamar


Yapay Yemler
Sübye, kalamar görünümlü, uskumru ve kolyoz taklidi 11 cm üstü sahte yemler

sazan 8,5 kilo ,balık avı

balık avı oyunu, tatlı su balık avı, zıpkınla balık avı , balık avı malzemeleri, sazan avı, yayın avı, balık malzemeleri, yayın balığı , Balık, balık avı, avı, amatör balıkçılık, amatör, balıkçılık, malzemeler, rapala, sırtı, sıyırtma olta, misina, iğne, kurşun, köstek, beden, olta, kamış , Amatör olta balıkçılığı, avlanma teknikleri, balık türleri, balıkçılık forumları, organizasyonlar, ve , zıpkınla balık avcılığı , av teknikleri, deniz ve tatlısu olta balıkçılığı, balık türleri, zıpkınla balık avcılığı, balık yemi , balıkçılık nedir ,balıkçılık resimleri,ülkemizde balıkçılık mesleği, balık türleri, balık , tatlı su balıkçılığı, balık yetiştiriciliği , balıkçılık, fishing, rod, fishing rods, balık oltası, olta , Balıklar, balık resimleri, deniz hayvanları, çok güzel resimler , Balık resimleri, manzara resimleri, doğa resimleri, duvar resimleri, güzel resimler, masaüstü resimleri, ,Amatör olta balıkçılığı, balık türleri, balıkçılık forumları, Kefal, Çipura, Lidaki, Kuzuluk, Ağ , kefal, levrek ve çipura , balık türleri levrek, yılanbalığı, yayın,çipura, levrek, kefal, yılan balığı ,kılıç, kırlangıç, balık avı, amatör, balıkçılık ,balık avı malzemesi satan yerler Olta Malzemeleri, Balıkçı, OLTALAR,DÜĞÜMLER, Deniz Balıkları,