sualtı resimleri 1
balık avı, balık resimleri, balık çeşitleri ve türleri, balık malzemeleri,balığı kıyıdan avlamak,levrek balığı nasıl avlanır , balık, balık avı Seçenekleri, balık Avı Video izle,indir,kaydet,

__________________DÜĞÜMLER
| Balık avında amaca uygun olarak çeişitli düğümler kullanılmaktadır. Burada deniz balıkçılığında temel olarak kullanılan düğümler belirtilmiştir, Unutulmamalıdır ki bir takım atılan düğüm kadar kuvvetlidir. |
| Fırdöndü düğümü: Bu düğüm misinanın fırdöndü gözünden geçirildikten sonra, ana bölüm üzerine sarılması ve boş ucun sarımı takiben bir geri halka tur içersinden alınıp sıkılması ile yapılır. Deniz tipi misinalar test edilirken bu dügümle test edilirler. |
![]() |
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
| Standard iğne bağı: İğne halkalı veya palalı olsun, bu iğne bağlama tarzı değişmez, en sağlam iğne bağlarından biridir. Sapa paralel tutulan misina boş uç yönünden tesine halka yapılıp, halka içersinden misina iğne sapına en az 3 kere sarılır ve boş uç çekilerek sıkılır. |
![]() ![]() |
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
| Kocabaş iğne bağı: Misina bağlanacak yerden, boş uç yaklaşık 5 cm üste gelecek gibi ikiye katlanır ve katlı kısım iğne gözünden gecirilir. İğne içte kalacak şekilde düğüm atılır ve çift kat düğüm ucunun içersinden iğne geçirilerek sıkılır. Özellikle büyük balık ve taş balıkları yemlilerinde kullanılır. |
![]() |
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
| Kasa bağı: En çok çapari başlarında kullanılan bu düğüm gerek beden gerekse iskandil kasaları yapımında kullanılır. İstenilen kasa boyundan biraz daha fazla misina kendi üzerine katlanır, dip tarafından en az 3 kere kendi etrafında çevrilerek düğüm atılır. Sıkarken, bir parmağı kasa içine takarken serbest uç ve ana misinadan eşit olarak sıkmak gerekir. |
![]() |
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
| Köstekleme: Bedenin herhangi bir yerine değişebilir köstek takmak için atılır. Misina halka yapıldıktan sonra kendi etrafında burulur ve burulmuş misinanın orta burumu arasından halkanın tepesi geçirilerek sıkılır, Bedene yapılacak bu tür kasa, bir ucunda kasa bağı olan hazır kösteklerin kolayca değiştirilebilmesine olanak verir. |
![]() ![]() ![]() |
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
| Örme: Misinalar sert durmaları, şok emmeleri, yaylanabilmeleri ve ince bedenleri desteklemek için örerek de kullanılırlar. Çok komplike örmelerin yanısıra en çok 2li ve 3lü basit örgüler kullanılır. 2li Örgü: Misina örülecek ebat kadar ikiye katlanır, kat yerinin başına düğüm atılır, bir elde sabitlenen misina sona kadar burulur ve sonda tekrar düğümlenir. Burma sırasında uçlar birbirinden uzağa çekilerek burmanın misinada yer yapması sağlanır en sonunda istenilen uzunluğa bir düğüm atılır ve fazlası kesilerek kullanılır. 3lü Örgü: Aynı şekilde üç eşit parça misina hazırlanıp uçları bir araya getirilip düğümlenir, ortada işaret parmağı kalacak şekilde ele geçirilip burulur ve düğümlenerek sabitlenir. |
![]() |
|
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
| Halka bağı: Halkadan çift veya tek sefer geçirilen misina tersine tur attırılarak, terse tur atmış parça ve ana misina etrafına en az 3 kere sarılır ve çekilerek sıkılır, fazlalıkları kesilerek kullanılır. Bu düğüm kaşıkların, zokaların ve yapay yemlerin bağlanmasında kullanılır. |
![]() |
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
| Çiftli fırdöndü bağı: Sert balıkların, Palamut ve dip çaparisinin şok emici, iki fırdöndü arasına çekilen ana bedenin yardan biraz fazla kalınlıklarında (ana beden 1.40 mm olursa 2x80 olarak kullanılır) çift misinanın fırdöndüye sonlandırılması için atılır. |
![]() |
| ÇAPARİ YAPIMI |
|
Misina köstek
yapılmak üzere belirli uzunluklarda kesilir. Kesilen parçaların her iki ucuna düğüm
atılır. Uçları düğümlenmiş bu parçaların bir ucuna iğne, kırmızı veya bordo
renkli ibrişimle 3 defa ilmek yapılarak bağlanır ve bu iğne ile bağlanmış
kösteğe de bir parça veya tutam tüy parçası aynı ibrişimin devamı ile eklenerek,
5-6 defa ibrişim kendi üzerine ilmek yapılarak boş ucu çekilmek sureti ile
düğümsüz bağlanarak ve artık kısımlar ufak bir makas ile temizlenerek köstek
tamamlanmış olur. |
![]() |
| kullanmaya hazır bir Uskumru çaparisi |
| İstavrit çaparisi: |
|
İstavrit
çaparisinin tipi mevsime, balığın dipte, kanalda veya su seviyesine yakın bulunduğu
zamanlarda, az veya çok olduğu hallerde; inceliği, kalınlığı , köstek boyları,
iğne tipleri olarak değişiklikler gösterir. |
![]() |
| Uskumru çaparisi: |
| Beden kalınlığı 0.30-0.35mm misinadan, köstekler de 0.25-0.30mm misinadan yapılır. Köstek uzunluğu iğne boyu hariç 13-15cm dir. 2-3 numara beyaz kalaylı iğne kullanılır. İğnelere daima pas rengi kırçıllı hindi tüyü takılır. Köstek adedi 5-25 adet arası olabilir, |
![]() |
| Kolyoz çaparisi: |
| Kolyoz uskumruya nazaran daha hırçın bir balık olduğundan (keçi, koyun farkı gibi) çaparisi de uskumru çaparisinden biraz daha kalın tutulur. Beden 0.35-0.40mm misinadan, köstekler ise 0.30-0.35mm misinadan yapılır. İğnesi beyaz kalaylı 3 numaradır. Tüy beyaz veya kırçıllı olmalıdır. Çapari donatılırken, bir kırçıllı, bir beyaz donatılırsa daha avcı olur. |
![]() |
| Çinakop çaparisi: |
|
Çinakop derin
sularda veya kanalda olduğu zamanlarda kullanılacak çaparinin beden kalınlığı
0.30-0.35mm misinadan, köstekler ise 0.35mm misinadan olmalıdır. Köstekler tercihan
kısa yapılır. Uzunluğu iğne boyu hariç 12cm kadardır. İğne numarası beyaz,
kalaylı, düz 4-5 numaradır. Kösteklerin birbirinden açıklığı iğne boyu dahil
olduğu halde bir köstek boyu kadardır. İğneye beyaz ve tekir tüy karışık olarak
kullanılır köstek adedi 10-25 arası değişebilir. |
![]() |
| Palamut çaparisi: |
|
Palamutlar vonoz
(yavru-çingene palamutu) halinde iken çaparinin bedeni 0.70-0.80mm misinadan yapılır.
Köstekler 0.40-0.45mm misinadır. Köstekler iğne boyu hariç 25cm olmalıdır. Balık
lava (çok bol) olduğu zamanlarda kolaylık için 15cm kısa köstek kullanılır.
İğneler 9-10 numara beyaz kalaylı iğnedir. İğnelere beyaz martı tüyü veya
kırmızı horoz boyun tüyleri bağlanır. Köstekler bedene kazık bağı ile
bağlanır. Bedene dizilen kösteklerin açıklığı, bir köstek boyundan iğne boyu
dahil 2-3cm daha uzundur. Köstekler en az 25 en çok 100 adet olarak donatılır. |
| Torik çaparisi: |
| Torik çaparisinin bedeni 1.00-1.20mm misinadan köstekleri de 0.80-0.90mm misinadan yapılır. Köstek boyları iğne hariç 25cm uzunluğunda ve uçları çift düğümlü olur. Torik çaparisinin iğneleri 5 -6 numara beyaz kalaylı iğnedir. Tüyler tecihan kızıl kaz veya kırmızı horoz tüyünden olmalıdır. Köstekler donatılırken birbirlerinden açıklıkları köstek boyundan (iğne dahil) 8-10cm daha fazla olmalıdır. Köstekler bedene çift kazık bağı ile tespit edilirler. Köstekler en az 25 en çok 50 adet olarak donatılır. |
![]() |
| Sardalya çaparisi: |
| Beden kalınlığı 0.20-0.25mm misinadan, köstekler ise 0.15-0.20mm misinadan yapılır. Köstek uzunluğu, iğne boyu hariç 11-12cm dir. İğneler çapraz 8-9 numara beyaz kalaylı iğnedir. Köstek adedi 25-35 olup tüyler beyaz, hindi,tavuk veya martının kanat veya kuyruk tüyleridir. |
![]() |
|
ÇAPARİ İLE AVCILIK |
| Çapari ile istavrit avcılığı: |
|
İstavrit,
Karadeniz, Boğazlar ve Marmara denizinde hangi sahalarda bulunursa, o yörede çapari ile
her vakit av verir. Avcılığı, özellikle balığın bol olduğu zamanlarda çok
zevklidir. Yemeklik olarak avlamanın yanısıra, kıymetli bir yem balığı olmasından
dolayı, yemlik olarak da avlanır. Çaparinin olta kısmı 0.50-0.60mm misinadan
olmalıdır. Tekne ile balığın bulunduğu sahaya varıldığında, sulara (akıntıya)
ve hava şartlarına bağlı olarak, balık sığ suda ise 250-300gr, derin suda dipli ise
350-400gr bir iskandil takılarak denize indirilir. |
| Çapari ile Uskumru avcılığı: |
| Aynen istavrit avcılığı gibidir. |
| Çapari ile Kolyoz avcılığı: |
| Boğazlar, Marmara denizi ve Ege denizinde yapılır. Kolyoz avcılığı da İstavrit ve Uskumru avcılığı gibi ise de, çapari sallanırken kolyoz gelince Uskumru ve İstavritte olduğu gibi sallamaya devam etmeyip çapariyi yavaş yavaş yukarıya çekmek gerekir. Bu çekiş esnasında Kolyozlar çapariye yetişip iğnelere dolmaya başlarlar. Eğer sallamaya devam edilecek olursa Kolyozlar çapariyi dolaştırırlar. |
| Çapari ile Palamut - Torik avcılığı: |
| Palamutlar gerek vonoz ve gerekse
normal boyda iken Karadeniz'de, Marmara denizinde, İstanbul Boğazı çevresinde ve
içinde su seviyesine yakın seyrederken çapari ile av verirler. Avcılığı Ağustos
ayı başından itibaren Kasım ortalarına kadar devam eder. Bu mahallerde içten veya
dıştan takma deniz motorları veyahut büyükçe balıkçı tekneleri ile avlanırlar.
Balığın av verdiği sahaya varılınca balığın ve suların durumuna göre 200-750gr
arası bir iskandil 1.50mm olta ve çapari arasında bulunan büyük üçlü
fırdöndünün alt gözüne, kısa bir bağla bağlanır. Kasnağa sarılı çaparinin
iskandil kasasına da 100-250gr bir ufak iskandil takılarak kasnaktan denize salınır. Çapari tamamen denize salınınca boşta kalan ucu fırdöndünün diğer gözüne bağlanır ve 25-35 kulaç denize salınarak tekne 3-4 mil/saat süratle seyrettirilerek çapari gezdirilir. Söz konusu seyir sırasında oynak (balıkların su seviyesinde yem peşinde ve/veya diğer balıklardan kaçmak amacı ile zıplaması) gözlendiğinde hemen o mahale süratle gidilmesi gerekir. Palamutlar genelde sürüler halinde akış yaptıklarından, çapariye tesadüf edince hemen saldırırlar. 10-15 saniyelik bir zamanda 75 iğnelik bir çaparinin iğne iğneye dolduğu olur. Palamutlar çapariye takılmaya başlayınca teknenin hızını kesmeyip harekete devam edip çapariye daha fazla balığın takılmasını sağlamak gerekir. Bu hareket esnasında, balıkların çapariye yaptıkları ağırlık iyi tartılarak, çaparinin patlatılmaması gerekir. Çapari dolunca suların ve/veya rüzgarın etkisi ile teknenin akma durumuna göre tekne aykırılanarak çapari yavaş yavaş teknenin iki yanındaki tutamaklara tekne eni boyunca sarılarak toplanır ve balıklar ayıklanır. Çapari tekrar denize salınarak ava devam edilir. |
| Çapari ile Sardalya avcılığı: |
| Marmara Denizi ve Saros körfezinde genellikle su seviyesine yakın yaz aylarında avlanır. Av verdiği zamanlarda genelde durgun havalarda kıyıdan açıkta denizanalarının toplandığı kesimlerde veya yakınlarında oynak yaparak genellikle Tirsi ile birlikte av verirler. Avcılığı İstavrit avcılığı gibidir ancak narin ağızlı bir balık olduğundan gerek çapari sallanırken gerekse çekilirken sert hareketlerden kaçınıp dikkatli olmak gerekir. |
SAHTE BALIK: Üzeri simli3- 4-5 cm. boyunda renk renk olan plastik sahte balıkları, balıkçılardan temin ederiz. Bazılarında sim bazıları da tek renkte olabilir (beyaz, sarı, yeşil v.b) Sahte balıkların genelde benzediği balık sardalyedir. (ne bahtsız balık) Önce balık malzemeleri satan mağazalardan kaliteli bir rat alırız. Ratın niçin kaliteli olmasını bir balık kaçırdığınızda daha iyi anlarsınız. Büyük bir balık vurduğunda çekemeyen, takılan ve çok tez paslanan bir rat size pahalıya mal olabilir. Ben rata 45 ya da 50 lik misina kullanıyorum. Bu misinayı iskele üzerinde balık avlarken tercih ediyorum. Küçük balıkları 7 ya da 8 lik mat (kolay kolay paslanmaz) iğneye geçirip, sahte balığın kuyruk tarafı arka tarafta kalacak şekilde bağlıyoruz. Çapari iki ya da üç balıkla olabilir. Aralarına takriben yarımşar metre bırakarak ardı arda bağlıyoruz. Rattan gelen misinaya suya batmayan, çapariyi attığımız zaman uzağa götürebilecek bir şamandıra ekliyoruz. Şamandıranın uç tarafındaki fırdöndüye, çaparinin ucunu bağlıyoruz (fırdöndü olmaz ise balık vurduğunda misinanızı kıvırır. Kıvrılıp ısınan misina tez kopar) Suretle ileri atıp aheste aheste çekiyoruz. Bunu boşu boşuna çekmekten ziyade denizi bir gözlemleyip sürünün hangi tarafta olduğunu tespit ettikten sonra atsanız daha iyi olur. Birde iskele üzerinden ratı atarken dikkatli olmak gerekir. Balıkları siz görüyorsanız, onlarda mutlaka sizi görüyordur. İnanın bunu çok test ettim. Çapariyi ilk atmamda lüfer çapariye yapışıyor ve lüferi alıp çapariyi tekrar atıyordum. Bir iki üç derken dördüncüye balık kesinlikle vurmuyordu. Balığın beni gördüğünü ve oradan uzaklaştığını anladım. Bir de balık az önce vurduğu sahtenin arkasından süratle geliyor vurmadan bir pike atıp geri dönüyordu. Onun için ki kendinizi bir şekilde saklayın, gürültü yapmayın. Balık birkaç sefer vurduğunda telli sahteyi değiştirmeniz gerekir. Lüferin dişleri çok keskin olduğundan teli geveleyip, kıvrdığı için sahte balığı atıp çekerken düzgün gelmeyeceğinden, tekrar vurmayacaktır. Lüfer cezp etmek için çok ince düşünmelisiniz. Nihayetinde onlarında bir dünyası var.
TÜY ÇAPARİ: Bu çaparide yukarıda anlattığımız sahte balık çaparisinin bir değişik versiyonudur. Burada sahte balık yerine, renk ren parlak ipler kullanıyoruz. Yine 7 ya da 8 lik iğneye 5-6 cm. tel bağlıyoruz. Telin sonuna küçük bir düğüm atarak direk rattan gelen ana gövdeye bağlayacağımız gibi, küçük bir misinayı düğüm attığımız yere bağlayıp dal yapıyoruz. Yaptığımız bu dalları rattan gelen misinaya 30 ar santim arayla bağlıyoruz. İğnemizin koluna arkaya bir santim uzayacak şekilde, simle karışık renkli tüylerimiz ince bir misina yardımıyla bağlıyoruz. (burada amaç çapariyi çekerken lüferi kızdırmak ve saldırmasını sağlamaktır. Bu da zaman içerisinde kazanılan tecrübedir. Pek çok çapari çeşidi denediğim için burada en çok balık vuranını anlatıyorum. Balık avlamak sanat demiştim. Balığı avlamak için yaptığınız faaliyetler zamanla elde edebileceğiniz bilgiler toplamıdır. Kitap okuyarak balık avlama yöntemleri öğrenemezsiniz. Sadece hayal edersiniz. Balığı kaçırırsınız ancak tecrübe arttıkça balı niçin kaçırdığınız daha iyi anlayıp önlem geliştirirsiniz.) Neyse fazla uzattık, sizleri sıkmak istemiyorum. Tüylü çaparide de atıp çekerek avımızı yaparız. Ayrıca atıp gezme yöntemini de deneyiniz. Bu yöntem aşağıda anlatacağım rapala yönteminde daha verimli oluyor. Bu çaparilere, lüfer bazen levrek ve çatalkuyruk vurmaktadır. Bunun dışında imtiyazın vurduğunu da gördüm. Birde sinek oltasıyla kaz tüyü kullanılarak yapılan çapari vardır ki buna istavrit vurur. Amacı sadece istavrit avlamaktır. Tabi ki bazen lüfer, levrek ve çatalkuyrukta vurur. O zaman ne mi olur, çaparinizi alır götürür.
RAPALA: Lüfer balığını en çok avladığım av yöntemidir. Rapala balık ve balığa benzer kaşık ve bir çeşit balığı kandırmak için geliştirilmiş her türlü iri av malzemesidir. Boyları 8-10 santim civarında bazen da daha da uzun olabilen, kimi zamanda 4-5 cm. kadar da olabilen boyları vardır. Ratın ucundan gelen misinaya akıntının gücüne göre 10 ya da 20 gr.lik bir kurşun takarız. Artında bir fırdöndü takarız. Ardından rap alanın ağız tarafına bir(1) mt boyunca bağladığımız 50 lik misinayı fırdöndüye düğüm atarız. Ardından süratle açığa atıp yürümeye başlarız. Bu yürüme rap alanın iskele direklerine yaklaşmasına kadar devam eder. Ardından rap alayı çekip tekrar atarız. Bu avlanmanın avantajı balıklar sizi bu sefer görmezler. Çünkü rapala sizi 40-50 metre arkadan takip etmektedir. Rapalayı acele edip hemen çekmeyiniz. Lüfer, Levrek. Çatalkuyruk ya da barakuda rapalayı takip ediyor olabilir. Hiç ummadığınız bir anda rapalaya saldırır. O anda testereyle bir şey kesiyorlar gibi gelir rapala tarafından. Av rapalayı aldığında hiç acele etmeden rata boşluk bırakmadan hizanıza kadar çekiniz. Çapariye genelde bir kğ.ın altında vurur, rapalaya iste kofana (lüferin büyüğü) vurur. Buraya kadar herkes kendini balıkçı görebilir. Ancak vuran üç kiloluk bir kofanayı iskeleye çıkarabilirseniz, siz iyi bir balıkçı olmaya adaysınız demektir.
ÇARPMA: İskelede çok olmasa da avladığım yöntemlerden biriside çarpma (üçlü)dür. 3 lük iğnelerden oluşmuş üç iğneni birleşmesi ve üçgen halini almasına çarpma denir. İğnelerin saplarına kurşun dökülerek ağır olması sağlanır. Lüfer ve hırmıdarlar sizi görmeden deniz yüzeyinde sürü halde gezerlerken, gizlendiğiniz yerden çarpmayı denize indirirsiniz. Sizi görmeyen balıklar o bölgede dönerek oyalanmakta, tabiri caizse vakit geçirmektedirler. Sizin çarpmanın üzerinden geçen balıklar hiçbir şeyin farkında değildir. Bulunduğumuz yerden üçlüyü süratle yukarı doğru çarparız toplu gezen balıklardın birisine büyük ihtimalle çarpacaktır. Bu yöntem biraz zor olmasına rağmen balık çok olduğunda şansınız fazla olur. (nerede o eski balıklar)Bir de ratın ucuna çarpmayı bağlayıp uzaklara atarız. Çarpmayı süratle çektirip bırakarak bulunduğumuz yere kadar aynı yöntemle çekeriz. Bu yönteme de genelde levrek ve kefal vurmaktadır. Çarpmayı bir başka kullandığımız alan ise çapari ya da yem ile yakaladığımız büyük balıkları iskele üzerine çekmede kullanırız. Kalın misinayla bağladığımız çarpmayı deniz yüzeyinde yatan balığa iskeleden sarkıtarak her hangi bir yerinden çarptırırız ve iskeleye çekeriz.
DİP ÇAPARİSİ : Dip çaparisi yine iskelede sarkıtma yöntemiyle olur. Büyük balık avlayacaksak yukarıda bahsettiğimiz sahte balık çaparisinden on (10) adet hazırlarız. En alta 60 lık yuvarlak bir kurşun takarız. Üstüne 15-20 cm aralıkla sıraladığımız telli iğnelerimiz ratımızın marifetiyle denize sarkıtırız. Ardından yukarı aşağı kaldırıp indiririz. Balık vurduğu an dikkate edeceğimiz nokta çapariyi dolandırmamaktır.
Burada misina, iğne ve rat markası vermek istemiyorum. Balıkçılar zaman içerisinde kendilerine uygun malzemeleri temin edeceklerdir. Ancak çapari ve rapala resimlerini burada görebilirsiniz.
SAHİLDEN ÇAPARİ: Sahilden dip çaparisinin dışında diğer tüm çaparileri deneyebiliriz. Burada gezdirme yöntemini uygulama imkânı olmadığından at çek yaparız. Avlanırken sessiz olmayı, balıklara gözükmemeyi önemle dikkate almalıyız. Bulunduğunuz yerde sizin gibi pek çok çapari atan varsa ve gürültü çoksa oradan hemen uzaklaşınız. Boşa at çek yapıp kendinizi yorarsınız. Bazan büyük bir sürü gelir, gözü hiçbir şey görmez at çek yaparsınız o başka. Bazı zaman balık o kadar seri yapar ki üçlü çaparinize üç adet kiloluk lüfer takılır. Toplam üç kiloyu bulan çapari bunu taşıyamaz ve kopabilir. Lütfen üzülmeyin, o sizin için parayla bulamayacağınız bir tecrübedir. Hemen önlemini alırsınız.
|
|
#42 | |||||||||
|
ÜZGÜN
![]() Renklerinin güzelliğinden ötürü Mine Balığı adıylada tanınır. Boyları 25 cm. kadar olabilen bu balık Karides, Yengeç, Deniz Kestanesi, Deniz Yıldızı, omurgasızlar ve yosunlar gibi çeşitli besinlerle yaşar. Sığ sulardan 300 - 350 m. derinlere inebilir. Denizlerimizde yaygın olarak bulunur. Etinin kıymetli olmayışı, dikenlerinin azda olsa zehirli oluşu ile herhangi bir ekonomik değeri yoktur. |
|||||||||
|
|
#43 | |||||||||
|
HORZBİNA
![]() Dalgalı sahillerin taşlık, kayalık ve yosunlu bölgelerinde gizlenerek çift yaşar. Çeşitli türleri olduğu gibi tatlısuda yaşayanları da vardır. Yaşam şartlarına göre böcekler., kurtlar ve balıkyumurtalarıyla beslenir. Eti lezzetsiz sert ve kılçıklıdır. Bu nedenle ekonomik değeri yoktur. Bahar ve Yaz süresince erkeklerin ustaca hazırladıkları taş oyukları, Midye, İstiridye kabukları arasına dişileri 2 000 - 15000 yumurta döker. Erkekler 20 - 25 günlük kuluçka döneminde yumurtalara bekçilik yapar. |
|||||||||
|
|
|
#44 | |||||||||
|
MEZGİT
![]() Marmara ve Karadeniz'de bol, diğer denizlerimizde az rastlanır. Boyları 20 - 40 cm. olabilir. Gelincik ve Bakalyaro ile aynı türdendir. 30 - 40 m. nin altındaki derin sularda yaşar. Gündüzleri yüzeye çıkarak Hamsi, Sardalya vs. gibi sürü halindeki küçük balıkları avlayarak beslenir. Bölgesel şartlara göre Şubat - Mayıs arasında üreme yapar. Lezzetli eti ve her mevsimde bolca avlanılmasıyla ekonomik değeri yüksektir. |
|||||||||
|
|
#45 | |||||||||
|
İSTAVRİT
![]() Denizlerimizde Sarıkanat İstavrit ( Akdeniz ) ve Karagöz İstavrit ( Karadeniz - Marmara ) olarak iki türü yaşar. Boyları Karagözde 15 - 25 cm. ençok 30 cm., Sarıkanatta ise 30 - 50 cm. olur. Küçüklerine Kıraça denir. Gezici balıklardır. Hamsi, Çaça, Çamuka gibi küçük balıkların yavrularıyla beslenir. Mayıs - Ağustos arası sürüler halinde ürer. Lezzetli eti, çeşitli yemekleri ve bol avlanmasıyla ekonomik değeri en yüksek balıklardandır. |
|||||||||
|
|
#46 | ||||||||
|
|||||||||
| #47 | ||||||||
|
SARIGÖZ
![]() Sparidae ailesinden bir balıktır. boyları 50 cm. olabilir. Anatomisi Karagöze benzer. Ilık sahil bölgelerinde ve bunların uzantısı ılıman denizlerde yaşar. Karadeniz'de az bulunur. Yaşam çevresi kayalık ve kuytu yerlerdir. Başlıca besinleri küçük kabuklular, deniz solucanları ve özellikle Karidestir. Etleri de Karagöz ve Mercan gibi beyaz, gevrek ve lezzetlidir. Üremeleri erken ilkbahar aylarında başlayarak yaz sonuna kadar devam eder. |
|||||||
| #48 | ||||||||||
|
SARDALYA
![]() Sürü halinde yazın orta, kışın derin sularda yaşayan gezici balıklardır. Eskiden deniz üstünün ateş aydınlatmasıyla avcılığından ötürü ateş balığı diyede tanınır. Boyları ortalama 15 en çok 20 - 22 cm olur. Deniz içinde yumurtadan henüz çıkmış balık yavruları ve planktonları yiyerek beslenir. Karadeniz, Marmara, Çanakkale Boğazı bölgesi ve Kuzey Ege'de bol bulunur. Etinin lezzeti ve çeşitli kullanım alanıyla ekonomik değeri çok yüksektir. Üremeleri Nisandan Eylül ayına kadar geniş bir devrede ve çok kerede olur. Yaklaşık 20 000 yumurta verir. |
|||||||||
|
|
|
#49 | |||||||||
|
ZARGANA
![]() 60 - 70 cm. bazen de 1 m. uzunluğa varan Zargana ortalama 18 yıl yaşar. Hamsi, Çaça, Çamuka ve Kıraça gibi küçük balıklarla beslenir. Ilıman denizlerimizin yerli balıklarındandır. Kılıç Balığı başlıca düşmanıdır. Yapısıyla gayet çevik ve süratli bir balıktır. Kendini korumak için su yüzeyine sıçrayarak da yüzebilir. Eti yönünden değerlidir. İlkbahardan Sonbahara kadar üreme süresince 30 - 50000 yumurta verir. |
|||||||||
|
|
|
#50 |
|
ÇİPURA
![]() Ege ve Akdenizin bu namlı balığı Marmarada seyrek bulunur. Ortalama 25 – 35 cm. boy ve 0,5 – 3 Kg. ağırlıktadır. 60 cm. ve 6 kg. olanlarıda seyrek olarak görülebilir.Etçil bir balıktır. Kuvvetli çenesiyle küçük kabukluları, balıkları ve diğer hayvanları kolayca yer. Yaz devresinde sığlarda, kış aylarında da 35 – 40 m. Derinliklerde yaşar. İki yaşın üzerindekiler daha da derinlere iner. Üremeleri Ekim – Aralık aylarında olur. 100 – 150 000 yumurta döker.Eti çok lezzetlidir. Ayrıca üretim kültürüne uygunluğu nedeniyle ekonomik değeri çok yüksektir. |
İğne*OltaBedenKöstekMercan, Kırma mercan, Mandagöz mercan, Mırmır, Bantlı mercan1 kiloya kadarHafif040- 045035-040025-0303-11-3 kilo Orta 050-060045- 050035-0401/0-3/03 kilo ve üzeriAğır 070-080050-060045-0502/0-4/0Fangri2 kiloya kadarHafif045-050040-045035-0401-2/02-4 kilo Orta 070-080060045- 0501/0-3/04 kilo ve üzeri Ağır 080-100060-070050-0604/0-5/0 Trança3 kiloya kadarOrta 070-080060045-0501/0-3/03-6 kilo Ağır 080-100060-070050-0604 /0-5/06 kilo ve üstüÇok ağır100-120070-080050-0605/0-8/0
* İğneler sert damaklı, kuvvetli çeneli balıklara kullanılan cinsten kısa saplı, kalın telli, tercihen çapraz, keskin ve çelik olmalıdır.

Yukarıdaki tabloda
verilen takım kalınlıkları ve iğne boyları genel amaçlı kullanımlarda
tavsiye edilmektedir, standart değildir. Balık avında, her zaman ve hep
aynı yerde tıkır tıkır çalışan sistemler bakarsınız bir gün çalışmıyor,
standarda uyup beklersek herşey uygun olsa bile boş dönmek
kaçınılmazdır. Ustalık, olaylar standardın dışına çıktığında yeni
durumu sezip ona göre tedbir almaktır, aslında ustalık sadece olaylar
standardın dışına çıktığında gerekir. Unutmadan: Balık avında olaylar sık sık standardın dışına çıkar.
Yukarıdaki tabloyu göz önüne alarak, değişen şartlarda avlanmaya hazır
olacak takımları hazırlamak da sizin ustalığınıza kalmış.
Mercan avı sırasında sık sık
iğnelerin kösteğe bağlandığı düğümler kontrol edilmelidir. İğne kısa
saplı olduğundan yemi derince yutmuş balıkların dişleri arasına düşen
düğümler ilk anda kesilmese bile gittikçe yıpranır ve iri bir balıkta
kesilerek balığı kaçırır. Aşınmış düğümler yenilenmelidir.
Burada ve karagöz bahsinde
anlatılan takımlar sadece bu balığın avında değil bu balıklarla aynı
sularda bulunan çipura, sinarit, ispari, sarıgöz, kupes, melanur, hani
gibi balıklar için de geçerlidir.
Mercan için kullanılan yemlere
gelince. Karides, tercihen çalı karidesi sevdiği yemlerdendir,
özellikle trança için iri çalı karidesi canlı veya ölü bütün oldukça
geçerlidir. Bundan başka kalamar parçaları, sübye eti, sülünez, akyem
(sardalya, istavrit, izmarit, sarıgöz, ispari), çağanoz, midyedir.
Bazen deniz hıyarı parçaları da herşey yiyici mercan için yem olarak
çalışır. Balığın beslendiği merada en çaok yediği en verimli yemi
belirler yine de, karides, sübye, kalamar ve akyemler daha çok ilgi
görür.
a. Köstekli sarkıtmalar
Mercan avında an
çok kullanılan takımlardandır. Genelde klasik üç köstekli gibi
hazırlansa da zaman zaman dört köstek de bağlanır. Takım kalınlakları
ve iğneyi meradaki balık boyu belirleyecektir ama genelde bu takımlar
daha çok hafif ve orta sınıftan hazırlanır. Zaman zaman tüm kösteklerin
dolu olarak çekildiği düşünülürse her kösteğe asılmış 2-3 kiloluk
balıkları bir anda almanın zorluğu hatta imkansızlığı daha iyi
anlaşılır. Daha çok hedeflenen balıklar mercan, mırmır, mandagöz
mercan, kırma mercan, ufak boyda fangri, trança ve diğer taş
balıklarıdır. Köstek boyları 15-25 santim. İskandil derinliğe göre
150-200 gramı geçmez. İstenirse takıma kolçak da ilave edilebilir. Av
yöntemi sandaldandır. Avlanılacak meraya gelince en iyisi ilk olarak
demir atmadan sandalı alargaya bırakıp takımı indirmektir. Buradan
anlıyoruz ki köstekli sarkıtmalar akıntısız sakin sularda kullanılır.
Derinlik 40-200 metreye kadar olabilir. İndirilen takım dibe değdikten
sonra, iskandili yerden kesmeden gergince apiko tutulur. Mercan,
karagöz gibi önce yemi yoklar sonra yer, o nedenle ilk dokunuşta acele
etmemeli yutması beklenmeli sonra hafifçe çalınmalıdır. Mercan avı
derin sularda olduğundan ilk balık yakalandığında hemen çekmeyin diğer
iğnelerin de dolmasını bekleyin. İlk yakalanan balık kolay kolay
kurtulamaz ve takımı karıştıracak kadar hareket de etmez. Bu arada
sandal demirli olmadığından hafif de olsa gezinecektir. Bu gezinme
sırasında dikkat edip kerterizi takip etmek gerekir. Bu arada oldukça
verimli bir yer bulunursa buraya dönüp demir atılabilir. Tonoz gerekmez
ama demiri atarken de balığın ürkütmemek gerekeceğinden eğer demiri
meradan uzağa atıp hafif de olsa akıntı ile demire kaloma verip mera
üzerine gelme şansı yoksa, o takdirde tekneyi tonoza alıp tonoz ipleri
üzerinde gezinerek mera üzerine düşmeye çalışılmalıdır. Yine de bu
işlemler oldukça zaman alacağından ve 100-200 metre derinlere de demir
atılamayacağından en iyisi sandal meradan uzaklaştıkça motor veya
kürekle tekrar meraya dönerek ava devam etmektir.
Mercan avında kullanılan
sarkıtmalarda zaman zaman köstekler bedenden açık duracak şekilde
bağlanırlar. Olta çeşitleri ve uygulamaları
bölümünde sarkıtmalar anlatılırken kösteği bedenden açmaya yarayan bazı
uygulamalar anlatılmıştır, ancak özellikle yabancı amatör daha değişik
yöntemler uygulamaktadır. Ben ilk olarak bu yöntemi mercan için
yapılmış bir takımda gördüğüm ve takım bana mercan takımı olarak
tanıtıldığından bu yöntemleri mercan bahsinde açıklıyorum; ama bu
sadece alışkanlıktan ibaret bu yöntemler mercandan, minekopa, sinarite
tüm sarkıtma uygulamalarında uygulanabilir.
Yukarıdaki uygulama daha çok yabancı amatörlerce kullanılan benim ilk gördüğüm mercan takımı diye anlattığım takımdır. Burada beden tel örme veya çelik ip şeklinde olabilir. Telden örülerek yapılmış köstekler bedene sıkıştırma bilezikleri ile tutturulmuştur. Tel kösteklerin ucunda ufak birer kasa bırakılmıştır. İğnenin bağlandığı misina kösteklerin ucuna da birer kasa yapılarak iki köstek, kasaların birbiri içinden geçirilmesi ile bağlanabilir. Bunu avantajı gerektiğinde iğneli misina kösteğin kolaylıkla değiştirilebilmesidir. Tel köstekler zamanla, özellikle iri balıklara denk gelindiğinde, eğilerek takımı kullanılmaz hale getirebilir. Bu açıdan pahalı bir takımdır denilebilir.
Yukarıdaki örnek daha basit ve ucuzdur. L şeklinde bükülmüş telin kısa ucunun başında ve sonunda bedenin içinden geçeceği halkalar yapılır. Beden halkaların içinden geçirildikten sonra alttan ve üstten birer küçük boncuk koyulur, olta tarafına boncuğun hemen üstüne bir stoper düğüm atılarak kösteğin yukarı kayması engellenir. Alt tarafa boncuktan sonra stoper düğümü yerine ufak bir fırdöndü bağlamak daha sağlam olur. Bu telin fotoğrafını görmek için yukarıdaki resmi tıklayın. Daha sağlam olsun diye bedeni halkalardan iki kere geçirmeyin, iri bir balık yüklendiğinde beden telin üzerinde sıkışarak kopabilir; tecrübe ile sabit. İğneli kösteğin bağlanması üstteki takımda olduğu gibidir. Bu tel köstek de zamanla eğilerek bozulsa bile 0,3-0,4 mm., çelik telden kendiniz de kıvırarak yapabileceğiniz için pahalı sayılmaz. En ucuz ve Türk amatörlerince en çok bilinen metodlardan biri de örme köstek kullanmaktır. Örülerek köstek yapılacak misina önceden bir ucu sabitlenip çekilerek düzeltilmelidir ki köstek düzgün dursun. Örme kösteğin resimlerini görmek ve yapılışını okumak için resmi tıklayın. Örülüp hazırlanan kösteğin kasasız tarafına beden ile kazık bağı ve peşinden bir kaç yarım kazık bağı atılar; bu şekilde beden üzerine tutturulmuş olan sarma kösteğin kasalı tarafına da iğneli köstek aynı diğer uygulamalarda olduğu gibi kasaların iç içe geçirilmesi ile tutturulur. İstenirse kösteği bedene bağlayan kazık bağları üzerine bir kaç damla süper yapıştırıcı sürülerek düğüm sağlamlaştırılır. Sarkıtmalar istenirse makinalı kamışlı takım olarak da düzenlenir. Bu durumda kamış 2,5-2,7 metre boyunda 40-80 gıram testli, makina 040 veya 050 misinadan 200 metre alacak kapasitede olmalıdır. Yani aslında geniş sarma kapasiteli bir makina gerekir.
b. Derin su yeldirmeleri
Akıntılı sularda,
demirlenmiş sandaldan 20-30 kulak derinliklerde uygulanan yöntemdir.
Hedeflenen balık genelde iri balıktır. Özellikle geceleri bu takımlarla
çok iri balıklar alınır. Yalnız gece mercan avında çok sessiz olunmalı,
ışık yakılmamalı, sandal içinde gereksiz hareketlerden kaçınılmalıdır.
Bunlara dikkat edilmez ise temkinli ve kurnaz bir balık olan mercan ses
ve ışıktan ürkerek oltaya vurmaz. Yeldirmenin nasıl kullanılacağı
karşılaşılacak zorluklar, problemler karagöz
bahsinde genişce anlatıldığından burada aynı şeyleri tekrarlamıyoruz
isteyen o sayfalardan bakıp görebilir. Buradaki tek fark mercanın daha
derin sularda olması bu nedenle de yeldirmenin derin su yeldirmeleri
sınıfından sayılmasıdır. Levrek konusunda bahsettiğim halde özellikle
derin su yeldirmelerinin kullanımında yapılan büyük bir hatadan tekrar
bahsetmek istiyorum. Bu hata sık sık yapıldığından ve balığın kaybından
başka amatörün yaralanmasına dahi neden olacağından dikkat gerektirir.
Derin su yeldirmesina balık
vurduğunda, ki bu genelde büyük bir balıktır, mesela diyelim ki trança
veya fangri olta elde balık bekleyen amatörün elindeki oltayı sertçe
aldı götürdü ve mücadele başladı. Bu mücadele bazen uzun sürebilir.
Uzun sürenin sonunda oltayı toplayan amatör iskandil ele gelince onu da
sandalın içine atıverir (mesela ben çok yaparım), İşte HATA. O kadar
mücadele edilip yorulan sonunda çevrilip su üstüne çekilen balık, tüm
dikkatini kendini o kadar uğraştıran balığı görmeğe yöneltmiş amatörün
bedeni toplaması ile sandala yanaşır ve sandalı gördüğünde genelde ilk
tepkisi aniden baş isteyip fişeklemek olur. Balık iri ise bu tepki çok
serttir ve direnilip kaloma vermeden beden tutulacak olursa diyelimki
eliniz kesilmez ama balık kopan takımladan kurtulur kaçar. Kaloma
vermek gerek; büyük balık en az 4-5 kulaç kaloma aldıktan sonra
direnilenerek yavaşça çevrilebilir. Burada bir sorun var kaloma verelim
de iskandil nerede? Sandalın içinde belki de farş tahtalarının arasına
sıkışmış yada fişekleyen balığın hızı ile fırlamış size çarpmak üzere.
Bu darbeden yaralanmak mümkündür. İskandil bir yerlere sıkıştı ise bu
defa takım gerilecek ve kopacaktır balığa veda, bu arada gerilen misina
bir yerlerinizi de kesebilir. İşte bunlara meydan vermemek için derin
su yeldirmesinin ağır iskandili ele geldiğinde gerektiğinde kendi
kendine suya düşecek bir yere konmalı, bu yer de avdan önce
hazırlanmalıdır. Bu yapılamadı ise iskandil gereğinde çabucak suya geri
atılabilecek şekilde el altında bir yere bırakılmalıdır.
Mercan için
düzenlenen derin su yeldirmelerinde yukarıdaki gibi mavrukalı takımlar
da düzenlenebilir. Bu takımın da kullanımı karagöz
sayfasında genişçe anlatıldığından burada tekrarlamıyoruz. İkinci iğne
mavrukadan önce olabileceği gibi mavrukadan sonra diğer köstekten bir
köstek boyu geride kalacak şekilde de monte edilebilir ve öyle olması
daha verimli olabilir. Bu takıma bir de kolçak ilave etmekte yarar
vardır.
Yeldirmeler el oltası olarak
düzenlenmeli ve kullanılmalıdır makinalı kamışlı takım olarak kullanım
ve kontrol zorluğu nedeni ile pek düzenlenmez.
c. Paraketeler**
Paraketeler de büyük balıklar,
özellikle trança hedeflendiğinde kullanılır. Derin su paraketelerinin
hazırlanması, serilmesi gibi bilgiler sinarit
sayfalarında genişçe verilmektedir. Burada tekrarlamıyoruz, yalnız bu
iki parakete arasında elbette farklar olacaktır. Birinci fark
iğnelerdir, sinarit paraketesinde genelde canlı yem kullanıldığından
iğneler nispeten daha ince ve uzun saplıdır. Mercan paraketesi için ise
daha kısa saplı iğnelerle donatılır. Bunula birlikte sinarit için
atılan paraketeler trança, trança için atılan paraketelere de sık sık
sinarit çıkmaktadır. Zaten parakete tek bir balık hedeflenip
hazırlanmaz ve tek bir tip balık için de yemlenip serilmez. Ne çıkarsa
bahtınadır, yeter ki doğru zamanda doğru yere atılsın. Mercan
paraketesinin yemleri iri karides, sübye veya kalamar eti parçaları,
çağanoz veya akyemdir ki bunlar pek çak başka balığın da ilgisini çeker.
**Dikkat amatör balık avcılığı
sirkülerine göre parakete amatör balık avcılığı takımı sayılmamaktadır.
Buna burada yorum yapmıyoruz…
Ağ ile avcılığı pek olmaz nadiren
kıyılara sokulan bazıları başka balıklara bırakılan fanyalı ağlara
çıkar.
Mercan balıkları tüm dünyada bilinen balıklardandır. Lezzetli etleri ile de tüketici sofrasında taze, kurutulmuş, tuzlanmış ve konserve olarak yerlerinin alırlar. Ekonomik değerleri türlere göre değişmekle beraber genelde yüksektir.
MERCAN OLTASI NASIL OLMALI?
Mercan oltası 0.35 misinadan, üç köstek artı bir hırsız, dört köstekli
olmalıdır, ben hırsız olta bağlamaya müsait iki tarafı delik 75 gr
kurşun kullanmaktayım, mercan dip balığı olduğu için benim tercihim
takımın 50 cm de sınırlandırılmasıdır, bir köstek kurşunun boyunu
geçmeyecek kadar yaklaşık 7-8 cm alt delikte bir köstek yine kurşunun
boyunu geçmeyecek kadar üst delikte, 15 cm kadar üste bir köstek
uzunluğu 10 cm civarı, onunda 15 cm üzerine dördüncü köstek uzunluğu 10
cm civarı, onun 25 cm kadar üstüne de kopcali bir fırdöndü, fırdöndüden
sonra 0.40 misina hava sert ise misinanın toplandığında karışmasının
azalması veya karışıklıkların daha kolay çözülmesi için 0.45-0.50
misina, mercan dip balığı olduğu için bu benim tercihim,
Kopcali firdondu gerektiginde kalamar rapalasının takılmasi icin ben ce
şart, yukarıya balığı çekerken birden bir ağırlık hissederseniz veya
gelen balığın ensesinde diş izi var ise civarda mutlaka kalamar vardır
ve hemen bu fırdöndüye bir kalamarrapalası takarak normal mercan avına
devam edin. Diğer arkadaşlarım; hırsızdaki birinci kösteği 25cm civarı
yapıyorlar ve kurşunda iki köstek değil bir köstek kullanıyorlar,
ikinci köstek kurşunun bağlandığı yerde değil de onun 25-30 cm üstüne,
uzunluğu 25 cm civarı, üçüncü köstek onun 25-30 cm üstüne uzunluğu 25
cm civarı ve dördüncü köstek için 25-30 cm mesafe ve 25 cm civarı
uzunluk, altı kösteğe kadar çıkabilirsiniz. Ayrıca hatırlatmadan
geçemeyeceğim, bu işin ustaları sadece bir veya iki köstek
kullanıyorlar,
Kupes, izmarit, kırma mercan gibi ince balıkların çok olduğu zamanlarda
ikili köstek daha kullanışlıdır, hırsız iğne genelde dipte yatar
durduğundan dip balığı tabir ettiğimiz mercan, karagöz ve çipura türü
balığı avlamaya yarar, takımınızın köstek ve iğnelerini her av günü
yenilemelisiniz, bir iğne 15 balık tuttu ise o körelmeye başlamıştır
bile, vuruş alırsınız ama iğne damağa zor geçer, köstekler dönerek
gelen hanoz (Hani) ve izmarit gibi balıklar sayesinde gam yapar ve
bedene dolanır bunların her av gününde yenilenmesi lazımdır, şimdilerde
çıkan flarokarbon ve akıllı misinalar bu dolaşma ve gamı en aza
indirmiştir.
Florakarbon misinaların beden için kullanılmasını pahalı, görünmezlik
özelliği olduğu için kösteklerde kullanılmasını uygun, bulmaktayım.
NASIL AVLANMALI Oltaların ucu dışarıda kalacak şekilde yemler takılmalı ve takım dibe indirilmeli, takım kurşunun ağırlığı hissedilecek şekilde, kurşun dibe deydi deymedi durumunda kalmalı, mercan genelde küt diye vurur, bazen de yeme yavaş dokunuşlar verir, ben her vuruş hissettiğinde takımı hızlı bir şekilde iki yada üç kulaç kadar yukarı çekerim, vuruşların hafif olduğu durumlarda ise hislerime göre ikinci veya üçüncü vuruşta yine hızlı bir şekilde iki yada üç kulaç yukarı çekerim, amaç iri mercan daha doğrusu teknedeki en iri mercanı çekmektir, Mercan gelirken başı ile oltaya vurur küt, küt vuruşu hissedersiniz, ara ara yukarıya hamle eder ve tekrar kurtulmak için küt diye vuruşunu alırsınız Mercan fırtına öncesi ve sonrası karnını doyurmak için deli gibi oltaya saldırır desem yeridir, Fırtına öncesi ve sonrasını düşünmez isek 2-4 kuvvetindeki havalar ile puslu, kapalı, cisintili havalar balık avı için idealdir, ben her mevsim Poyraz (Kuzeyden) havayı Lodos (Güneyden) havaya tercih ederim. Poyraz fırtınası (öncesi) alımı ve Lodos fırtınası (sonrası) kalımlarında daha iyi balık avı olur. Balık olmadığında, başka avlakları deneriz ama bir yerde olmuyor ise öbür yerde de olmuyor, diğer arkadaşlar ile haberleşiriz, balık var mı? Vuruyor mu? Onlardan da genelde aynı cevap gelir yok, aslında sormaya da pek gerek yoktur, bakarsınız denizin üzerinde hep tekneler hareket halindedir, yer değiştiriyorlardır, bu balığın keyifsiz olduğuna ve oltaya atlamadığına işarettir. Bir gün önce veya gün içinde Ege denizinde deprem olmuşsa balık etkileniyor, Bazen dipte bulunan harami tabir edeceğim, mıngırı, müren ile büyük balıklar ve bazen de iri kalamarlar balıkların kısa süreli dağılmalarına sebebiyet vermektedir, bu sırada çevredeki teknelerin avlanmaya devam ettiklerini fark edersiniz.
)