| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Balık Avlamak,yemli,yemsiz,balık avlama,zıpkınla balık avlama teknigi, Amatör Balık Avı,Balık türleri,

balık avı, balık resimleri, balık çeşitleri ve türleri, balık malzemeleri,balığı kıyıdan avlamak,levrek balığı nasıl avlanır , balık, balık avı Seçenekleri, balık Avı Video izle,indir,kaydet,

47 "balık" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"balık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

MSN Nickleri! Sitene Chat Sohbet Ekle!

orkinos, kılıç, balık, avı, kıbrıs, selen video izle

Zıpkınla Balık Avı video seyret(Sargos)

7Kg Sinarit , 18 Kg Köpek Balığı çeşitli balık avı

Çok güzel deniz altı çekimleri ve resimler














Balık, kırmızı ete rakip olma yolunda

Balık, kırmızı ete rakip olma yolunda
Balık, kırmızı ete rakip olma yolunda
Balık sezonunun açılması ile birlikte değişik balık çeşitleri tezgahları süslüyor. Kilosu 2-15 YTL arasında değişen balık, 15 YTL'lik kırmızı ete rakip..
window.google_render_ad();

Özellikle bu sene balık sezonunun açılmasının Ramazan ayına denk gelmesi, sofralarını zenginleştirmek isteyen dar gelirli vatandaşlar için alternatif bir gıda maddesi oluyor.

Balıkçı tezgahlarında değişik fiyatlardan satışa sunulan balıklar, her kesime hitap ediyor. Örneğin, kilosu 2,5 YTL'ye satılan Sardalya'ya alt gelir grubu, kilosu 6 YTL'ye satılan alabalığı orta gelirliler, kilosu 15 YTL'ye satılan Mercan balığını ekonomik durumu daha iyi olanlar tercih ediyor.

Gaziantepli 20 yıllık balıkçı Yasin Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, her kesime hitap ettiklerini, Ramazan ayında balığın sofraların vazgeçilmezleri arasında yer aldığını söyledi.

Havaların sıcak olması nedeniyle bir önceki yıla göre balık satışları daha az olmasına karşın yine de müşterilerin ilgisinin olduğunu ifade eden Doğan, ''Beslenmemizde çok önemli bir yere sahip olan kırmızı et, çok pahalı. Balık, kırmızı ete göre ucuz olduğu için özelikle dar gelirliler tarafından tercih ediliyor. Bu ilginin, havaların soğuması ile birlikte daha da artmasını bekliyoruz'' diye konuştu.

Satışa sundukları balıkların taze ve sağlık açısından güvenilir olduğunu belirten Doğan, şu bilgileri verdi:

''Samsun, Mersin, İstanbul, Bandırma ve İskenderun'dan her gün soğutma sistemi bulunan kamyonlarla balık geliyor. Biz bu balıkları toptan alarak, tezgahlara koyuyor ve daha sonra da müşterilerin hizmetine sunuyoruz. Havalar sıcak olduğu için bozulmaya karşı balıkları derin dondurucuda muhafaza ediyor, tezgahları ise sürekli olarak suluyor ve balıkların üzerine bozulmayı önlemek için buz koyuyoruz.

Müşteri geldiği zaman, bir süre tezgahtaki balıkları izliyor, fiyatını da kontrol ettikten sonra kararını veriyor. Balıkta bir sıkıntı yok, herkes alabiliyor. Fakir vatandaşlar ucuz, zengin vatandaşlarımız ise daha pahalı balığı tercih ediyor.''

Gaziantep'te son yıllarda balığa ilginin arttığını belirten Doğan, şöyle devam etti:

''Eskiden, balığı sadece deniz sahilinde yaşayan vatandaşlarımız tüketirdi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan illerde ise balık tüketimi çok azdı. Ancak, son yıllarda bu değişmeye başladı. Baraj göllerinden yetişen tatlı su balıkları ile balık yemeye alışan vatandaşlarımız, nakliye konusundaki sorunların aşılması nedeniyle artık günlük olarak deniz balığı da yiyebiliyor.''

sualtı resimleri 5

y6.jpg

sualtı resimleri 3

y13.jpg

 

m11.jpg

Yemli Balık Avı) Balıkçılıkta Kullanılacak Yemler ve Avlanma Şekilleri



Balık Adı : AKYA

Kullanılacak Yem : CANLI ZARGANA, CANLI KEFAL,İLERYA


Yemli oltada canlı yemler genelde, iğne ağız içinden geçirilerek hasar vermeden sağ veya sol galsamadan dışarı alınıp, tek seferde sidikliğin arka (kuyruğa doğru) tarafına enine yerleştirilir.
Sözlonusu yöntem yem olarak kullanılan balığın uzun süre canlı kalmasını sağlar.
Aynı yöntem tersinden de uygulanabilir, iğne yerleştirildikten sonra köstek galsamadan geçirilip, ağızdan dışarı alınır ve ondan sonra bağlanır.
Canlı yem olarak hangi balık kullanılırsa kullanılsın yöntem değişmez.

Avlanma Şekli : ORTASU BIRAKMA OLTASI


 
 
 
 






Tanımlı Barbunya

Balık Adı : BARBUNYA

Kullanılacak Yem : KURTÇUKLAR



Kurtçuklarla avlanılırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; kurtçuk iğneye takıldıktan sonra yukarıda da siyah çizgi ile de belirtildiği gibi, balığın yemi iğneden çekip alabileceği şekilde fazlalık bırakmamaktır (alt şekil).
Avlanmaya giderken hangi türden olursa olsun kurtçuklar bir kap içine doğal ortamları (çamur,su,cürümüş otlar vs.) ile beraber konurlar ve böylece uzun bir süre bozulmadan durmaları sağlanır

avlama Şekli : YEMLİ BEDEN, YEMLİ ÇAPARİ, PARAKETA


 
   
 
Tanımlı Berlam

Balık Adı : BERLAM

Kullanılacak Yem : AKYEM

AKYEM: İstavrit, İzmarit, İstrangilos, Kolyoz, Uskumru, Zargana gibi balıklardan elde edilen yeme "AKYEM" adı verilir,
AKYEM;
YAPRAK YEM: Balığın bir tarafının filetosu.
TEKGÖZ YEM: Balığın bir tarafının baş da dahil filetosu
ŞAKŞAK YEM; Balığın kafa yerinde ve tam durmak üzere iki tarafının filetosunun çıkarılıp kuyruk vr kılçığın uzaklaştırılması
LÖP YEM: YAPRAK YEM'in enine parçalar halinde kesilmiş hali.
SÜLÜK YEM: YAPRAK YEM'in ortadan boyuna iki parça halinde kesilmiş hali
KUYRUK ALTI: akyemlik balığın sidikliğinden kuyruğuna doğru anal yüzgecini de içeren ufak üçgen yem.


 
 





Tanımlı Çipura

Balık Adı : ÇİPURA

Kullanılacak Yem : KARİDES,KURTÇUKLAR, ÇİFT KABUKLULAR (öz: SULİNA), TUZLANMIŞ DENİZ HIYARI

Karides :

Karides türleri (Marmara karidesi, çalı karidesi -teke-,kaplan veya Mersin karidesi) yem olarak kullanılırken eğer bütün olarak kullanılacaksa, muhakkak başının önünde yer alan sivri testere gibi boynuzu (Rostrum) kırmak gerekir.
Et olarak kullanılacağı zaman ise eğer karidesler taze ise direkt soyarak kuyruk kısmını, yok eğer taze değil iseler kısa bir süre kaynatmadan sonra yine soyarak kuyruk kısmı eti bütün olarak veya ufak parçalar kalinde kullanılır.

Çift Kabuklular



Çift kabuklular - Bivalvia- yemli balıkçılıkta oldukça önemli bir yer kaplar. Sert kabuğun içindeki et birçok canlının iştahını çeker.Yukarıda soldan sağa sırası ile; Sulina, Pina, üstte-Kıllı midye, altta-Kara midye ve İstiridye yer almaktadır.
Çift kabuklular bütün veya parça kullanılmadan kısa bir süre evvel ayıklanıp, ayılkanan etin suyu süzdürülüp, rüzgar veya güneşte bir süre kurutulmasında yarar vardır.

Yemsiz Balık Avı çapari yapımı ve balık avlamak.


ÇAPARİ YAPIMI

Misina köstek yapılmak üzere belirli uzunluklarda kesilir. Kesilen parçaların her iki ucuna düğüm atılır. Uçları düğümlenmiş bu parçaların bir ucuna iğne, kırmızı veya bordo renkli ibrişimle 3 defa ilmek yapılarak bağlanır ve bu iğne ile bağlanmış kösteğe de bir parça veya tutam tüy parçası aynı ibrişimin devamı ile eklenerek, 5-6 defa ibrişim kendi üzerine ilmek yapılarak boş ucu çekilmek sureti ile düğümsüz bağlanarak ve artık kısımlar ufak bir makas ile temizlenerek köstek tamamlanmış olur.
Bedene donatılacak köstek sayısına bağlı olarak (köstek sayısı x köstek uzunluğu + kasa ve fırdöndü payı) bir miktar misina hazırlanır.
İlk önce bu misinanın bir ucuna iskandil takılmak üzere bir kasa yapılır. Kasa, beden ucunu 8-10 cm uzunluğunda çift kat yapılarak, düğümlemek ve en uç kısmını da bir arada tutmak üzere (iskandil gözünden kolay geçsin diye) tekrar düğümlenmesi ile yapılır. Kasa yapılan ucu sabit bir yere takılır ve bedene ardı sıra düğümler yapılarak köstekler bu düğümlerin arasına teker teker dizilir. Torik, Palamut, dip çaparisinde köstekler bedene, bedenin düğüm yapılması ile değil, kösteğin bedene kazık bağı ile bağlanması sonucu donatılır.
Bedene dizilen kösteklerin birbirlerinden açıklıkları yaklaşık bir köstek boyunda olur. Çaparinin donatılması bitince bedenin ucu düğümlenir ve istif edilir.
İstif etme, kösteklerin sol elin işaret ve orta parmağı arasında sıkıştırılıp bir araya getirilmesi ve köstekler arasındaki beden kısmının ufak bir kangal yapılması şeklinde olur.
Toplanan çapari bir defterin arasında saklanır. Çapari açıkta kaldığında iğneleri her yere takılacağından kolayca dolaşır.

wpe14.jpg (76608 bytes)
kullanmaya hazır bir Uskumru çaparisi
İstavrit çaparisi:

İstavrit çaparisinin tipi mevsime, balığın dipte, kanalda veya su seviyesine yakın bulunduğu zamanlarda, az veya çok olduğu hallerde; inceliği, kalınlığı , köstek boyları, iğne tipleri olarak değişiklikler gösterir.
Kışın kullanılacak çapari; İstavrit derin sularda veya kanalda olup bol bulunduğu zamanlarda kullanılacak çaparinin beden kalınlığı 0.30-0.35mm misinadan, köstekler ise 0.35mm misinadan olmalıdır. Köstekler tercihan kısa yapılır. Köstek uzunluğu iğne boyu hariç 12cm kadardır. Kış çaparisinde iğne beyaz, kalaylı, düz 4-5 numaradır. Kösteklerin birbirinden açıklığı iğne boyu dahil olduğu halde bir köstek boyu kadardır. İğneye beyaz ve tekir tüy karışık olarak kullanılır köstek adedi 10-25 arası değişebilir.
İstavrit su seviyesine yakın, bol ve/veya başka balıklarla karışık (Çinakop, kolyoz veya uskumru) bulunduğu zamanlarda da bu tip çapari kullanılabilir.
İstavrit az olduğu zamanlarda daha ince takım kullanmak gerekir. Böyle zamanlarda beden 0.10-0.20mm, köstek de en fazla 0.25mm olmalıdır. Köstekler biraz daha uzun tutularak iğne boyu hariç 15-17 cm olur. İğne siyah sinek iğnesi veya beyaz 4-5 numara iğnedir. Köstekler 15-25 adet olarak donatılır. Tüyler beyaz renkte olursa çapari daha avcı olur.
Yaz çaparisi ise, beden 0.25mm misinadan, köstekler de 0.20-0.25mm misinadan yapılır. Köstek uzunluğu iğne boyu hariç 12-13cm dir. İğne 6 numara siyah sinek veya beyaz kalaylı veya krom iğnedir. İğnelere daima beyaz tüy takılır. Köstek adedi 5-25 adet arası olabilir.

wpe16.jpg (91562 bytes)
Uskumru çaparisi:
Beden kalınlığı 0.30-0.35mm misinadan, köstekler de 0.25-0.30mm misinadan yapılır. Köstek uzunluğu iğne boyu hariç 13-15cm dir. 2-3 numara beyaz kalaylı iğne kullanılır. İğnelere daima pas rengi kırçıllı hindi tüyü takılır. Köstek adedi 5-25 adet arası olabilir,
wpe18.jpg (141638 bytes)
Kolyoz çaparisi:
Kolyoz uskumruya nazaran daha hırçın bir balık olduğundan (keçi, koyun farkı gibi) çaparisi de uskumru çaparisinden biraz daha kalın tutulur. Beden 0.35-0.40mm misinadan, köstekler ise 0.30-0.35mm misinadan yapılır. İğnesi beyaz kalaylı 3 numaradır. Tüy beyaz veya kırçıllı olmalıdır. Çapari donatılırken, bir kırçıllı, bir beyaz donatılırsa daha avcı olur.
wpe1B.jpg (39283 bytes)
Çinakop çaparisi:

Çinakop derin sularda veya kanalda olduğu zamanlarda kullanılacak çaparinin beden kalınlığı 0.30-0.35mm misinadan, köstekler ise 0.35mm misinadan olmalıdır. Köstekler tercihan kısa yapılır. Uzunluğu iğne boyu hariç 12cm kadardır. İğne numarası beyaz, kalaylı, düz 4-5 numaradır. Kösteklerin birbirinden açıklığı iğne boyu dahil olduğu halde bir köstek boyu kadardır. İğneye beyaz ve tekir tüy karışık olarak kullanılır köstek adedi 10-25 arası değişebilir.
Çinakop su seviyesine yakın bulunduğu zamanlarda da bu tip çapari kullanılabilir.
Çinakopun az olduğu zamanlarda daha ince ve uzun köstekli takım kullanmak gerekir. Böyle zamanlarda beden 0.25-0.30mm, köstek de en fazla 0.25mm olmalıdır. Köstekler biraz daha uzun tutularak iğne boyu hariç 20 cm olur. İğne beyaz 4-5 numara iğnedir. Köstekler 15-25 adet olarak donatılır. Tüyler sarımsı horoz boyun tüyleri olursa çapari daha avcı olur.

wpe19.jpg (140491 bytes)
Palamut çaparisi:

Palamutlar vonoz (yavru-çingene palamutu) halinde iken çaparinin bedeni 0.70-0.80mm misinadan yapılır. Köstekler 0.40-0.45mm misinadır. Köstekler iğne boyu hariç 25cm olmalıdır. Balık lava (çok bol) olduğu zamanlarda kolaylık için 15cm kısa köstek kullanılır. İğneler 9-10 numara beyaz kalaylı iğnedir. İğnelere beyaz martı tüyü veya kırmızı horoz boyun tüyleri bağlanır. Köstekler bedene kazık bağı ile bağlanır. Bedene dizilen kösteklerin açıklığı, bir köstek boyundan iğne boyu dahil 2-3cm daha uzundur. Köstekler en az 25 en çok 100 adet olarak donatılır.
Palamutlar normal hale gelince çapariyi daha sağlam bir hale getirmek lazımdır. Bunun için beden 0.80-.1.00mm misinadan yapılır. Köstekler 0.50mm misinadan yapılır, İğne beyaz kalaylı 8 numara iğnedir. Tüyleri martı, kaz, kırmızı-beyaz horoz boyun tüyüdür. Köstekler bedene iğne dahil bir köstek boyu aralıklarla donatılırlar. Köstekler en az 25 en çok 75 adet olarak donatılırlar.

Torik çaparisi:
Torik çaparisinin bedeni 1.00-1.20mm misinadan köstekleri de 0.80-0.90mm misinadan yapılır. Köstek boyları iğne hariç 25cm uzunluğunda ve uçları çift düğümlü olur. Torik çaparisinin iğneleri 5 -6 numara beyaz kalaylı iğnedir. Tüyler tecihan kızıl kaz veya kırmızı horoz tüyünden olmalıdır. Köstekler donatılırken birbirlerinden açıklıkları köstek boyundan (iğne dahil) 8-10cm daha fazla olmalıdır. Köstekler bedene çift kazık bağı ile tespit edilirler. Köstekler en az 25 en çok 50 adet olarak donatılır.
wpe1A.jpg (65878 bytes)
Sardalya çaparisi:
Beden kalınlığı 0.20-0.25mm misinadan, köstekler ise 0.15-0.20mm misinadan yapılır. Köstek uzunluğu, iğne boyu hariç 11-12cm dir. İğneler çapraz 8-9 numara beyaz kalaylı iğnedir. Köstek adedi 25-35 olup tüyler beyaz, hindi,tavuk veya martının kanat veya kuyruk tüyleridir.
wpe1C.jpg (25405 bytes)

ÇAPARİ İLE AVCILIK

Çapari ile istavrit avcılığı:

İstavrit, Karadeniz, Boğazlar ve Marmara denizinde hangi sahalarda bulunursa, o yörede çapari ile her vakit av verir. Avcılığı, özellikle balığın bol olduğu zamanlarda çok zevklidir. Yemeklik olarak avlamanın yanısıra, kıymetli bir yem balığı olmasından dolayı, yemlik olarak da avlanır. Çaparinin olta kısmı 0.50-0.60mm misinadan olmalıdır. Tekne ile balığın bulunduğu sahaya varıldığında, sulara (akıntıya) ve hava şartlarına bağlı olarak, balık sığ suda ise 250-300gr, derin suda dipli ise 350-400gr bir iskandil takılarak denize indirilir.
Avcı kolunu bir aşağı, bir yukarı indirip kaldırmak sureti ile çapari hareket ettirilir. Çaparinin bu şekilde sallanması balıklara, hareket halindeki balık yavruları izlenimi verir. İstavritler çapariye gelmeye başladıklarında hemen çekip yukarı alınmaz, belirli bir süre, fakat bu sefer daha evvelki hareketten daha yavaş ve uzun, birkaç defa bir iki kulaç çekip bırakmak sureti ile sallamaya devam edilir. Böyle yapıldığı takdirde boş kalan iğnelere de balıkların yakalanması sağlanır. Olta süratle çekilerek çaparideki balıklar süratle ayıklanır ve çapari denize sallanarak ava devam edilir.

Çapari ile Uskumru avcılığı:
Aynen istavrit avcılığı gibidir.
Çapari ile Kolyoz avcılığı:
Boğazlar, Marmara denizi ve Ege denizinde yapılır. Kolyoz avcılığı da İstavrit ve Uskumru avcılığı gibi ise de, çapari sallanırken kolyoz gelince Uskumru ve İstavritte olduğu gibi sallamaya devam etmeyip çapariyi yavaş yavaş yukarıya çekmek gerekir. Bu çekiş esnasında Kolyozlar çapariye yetişip iğnelere dolmaya başlarlar. Eğer sallamaya devam edilecek olursa Kolyozlar çapariyi dolaştırırlar.
Çapari ile Palamut - Torik avcılığı:
Palamutlar gerek vonoz ve gerekse normal boyda iken Karadeniz'de, Marmara denizinde, İstanbul Boğazı çevresinde ve içinde su seviyesine yakın seyrederken çapari ile av verirler. Avcılığı Ağustos ayı başından itibaren Kasım ortalarına kadar devam eder. Bu mahallerde içten veya dıştan takma deniz motorları veyahut büyükçe balıkçı tekneleri ile avlanırlar. Balığın av verdiği sahaya varılınca balığın ve suların durumuna göre 200-750gr arası bir iskandil 1.50mm olta ve çapari arasında bulunan büyük üçlü fırdöndünün alt gözüne, kısa bir bağla bağlanır. Kasnağa sarılı çaparinin iskandil kasasına da 100-250gr bir ufak iskandil takılarak kasnaktan denize salınır.
Çapari tamamen denize salınınca boşta kalan ucu fırdöndünün diğer gözüne bağlanır ve 25-35 kulaç denize salınarak tekne 3-4 mil/saat süratle seyrettirilerek çapari gezdirilir. Söz konusu seyir sırasında oynak (balıkların su seviyesinde yem peşinde ve/veya diğer balıklardan kaçmak amacı ile zıplaması) gözlendiğinde hemen o mahale süratle gidilmesi gerekir.
Palamutlar genelde sürüler halinde akış yaptıklarından, çapariye tesadüf edince hemen saldırırlar. 10-15 saniyelik bir zamanda 75 iğnelik bir çaparinin iğne iğneye dolduğu olur. Palamutlar çapariye takılmaya başlayınca teknenin hızını kesmeyip harekete devam edip çapariye daha fazla balığın takılmasını sağlamak gerekir. Bu hareket esnasında, balıkların çapariye yaptıkları ağırlık iyi tartılarak, çaparinin patlatılmaması gerekir. Çapari dolunca suların ve/veya rüzgarın etkisi ile teknenin akma durumuna göre tekne aykırılanarak çapari yavaş yavaş teknenin iki yanındaki tutamaklara tekne eni boyunca sarılarak toplanır ve balıklar ayıklanır. Çapari tekrar denize salınarak ava devam edilir.
Çapari ile Sardalya avcılığı:
Marmara Denizi ve Saros körfezinde genellikle su seviyesine yakın yaz aylarında avlanır. Av verdiği zamanlarda genelde durgun havalarda kıyıdan açıkta denizanalarının toplandığı kesimlerde veya yakınlarında oynak yaparak genellikle Tirsi ile birlikte av verirler. Avcılığı İstavrit avcılığı gibidir ancak narin ağızlı bir balık olduğundan gerek çapari sallanırken gerekse çekilirken sert hareketlerden kaçınıp dikkatli olmak gerekir.
çapari avcılık.

SAHTE BALIK: Üzeri simli3- 4-5 cm. boyunda renk renk olan plastik sahte balıkları, balıkçılardan temin ederiz. Bazılarında sim bazıları da tek renkte olabilir (beyaz, sarı, yeşil v.b) Sahte balıkların genelde benzediği balık sardalyedir. (ne bahtsız balık) Önce balık malzemeleri satan mağazalardan kaliteli bir rat alırız. Ratın niçin kaliteli olmasını bir balık kaçırdığınızda daha iyi anlarsınız. Büyük bir balık vurduğunda çekemeyen, takılan ve çok tez paslanan bir rat size pahalıya mal olabilir. Ben rata 45 ya da 50 lik misina kullanıyorum. Bu misinayı iskele üzerinde balık avlarken tercih ediyorum. Küçük balıkları 7 ya da 8 lik mat (kolay kolay paslanmaz) iğneye geçirip, sahte balığın kuyruk tarafı arka tarafta kalacak şekilde bağlıyoruz. Çapari iki ya da üç balıkla olabilir. Aralarına takriben yarımşar metre bırakarak ardı arda bağlıyoruz. Rattan gelen misinaya suya batmayan, çapariyi attığımız zaman uzağa götürebilecek bir şamandıra ekliyoruz. Şamandıranın uç tarafındaki fırdöndüye, çaparinin ucunu bağlıyoruz (fırdöndü olmaz ise balık vurduğunda misinanızı kıvırır. Kıvrılıp ısınan misina tez kopar) Suretle ileri atıp aheste aheste çekiyoruz. Bunu boşu boşuna çekmekten ziyade denizi bir gözlemleyip sürünün hangi tarafta olduğunu tespit ettikten sonra atsanız daha iyi olur. Birde iskele üzerinden ratı atarken dikkatli olmak gerekir. Balıkları siz görüyorsanız, onlarda mutlaka sizi görüyordur. İnanın bunu çok test ettim. Çapariyi ilk atmamda lüfer çapariye yapışıyor ve lüferi alıp çapariyi tekrar atıyordum. Bir iki üç derken dördüncüye balık kesinlikle vurmuyordu. Balığın beni gördüğünü ve oradan uzaklaştığını anladım. Bir de balık az önce vurduğu sahtenin arkasından süratle geliyor vurmadan bir pike atıp geri dönüyordu. Onun için ki kendinizi bir şekilde saklayın, gürültü yapmayın. Balık birkaç sefer vurduğunda telli sahteyi değiştirmeniz gerekir. Lüferin dişleri çok keskin olduğundan teli geveleyip, kıvrdığı için sahte balığı atıp çekerken düzgün gelmeyeceğinden, tekrar vurmayacaktır. Lüfer cezp etmek için çok ince düşünmelisiniz. Nihayetinde onlarında bir dünyası var.

TÜY ÇAPARİ: Bu çaparide yukarıda anlattığımız sahte balık çaparisinin bir değişik versiyonudur. Burada sahte balık yerine, renk ren parlak ipler kullanıyoruz. Yine 7 ya da 8 lik iğneye 5-6 cm. tel bağlıyoruz. Telin sonuna küçük bir düğüm atarak direk rattan gelen ana gövdeye bağlayacağımız gibi, küçük bir misinayı düğüm attığımız yere bağlayıp dal yapıyoruz. Yaptığımız bu dalları rattan gelen misinaya 30 ar santim arayla bağlıyoruz. İğnemizin koluna arkaya bir santim uzayacak şekilde, simle karışık renkli tüylerimiz ince bir misina yardımıyla bağlıyoruz. (burada amaç çapariyi çekerken lüferi kızdırmak ve saldırmasını sağlamaktır. Bu da zaman içerisinde kazanılan tecrübedir. Pek çok çapari çeşidi denediğim için burada en çok balık vuranını anlatıyorum. Balık avlamak sanat demiştim. Balığı avlamak için yaptığınız faaliyetler zamanla elde edebileceğiniz bilgiler toplamıdır. Kitap okuyarak balık avlama yöntemleri öğrenemezsiniz. Sadece hayal edersiniz. Balığı kaçırırsınız ancak tecrübe arttıkça balı niçin kaçırdığınız daha iyi anlayıp önlem geliştirirsiniz.) Neyse fazla uzattık, sizleri sıkmak istemiyorum. Tüylü çaparide de atıp çekerek avımızı yaparız. Ayrıca atıp gezme yöntemini de deneyiniz. Bu yöntem aşağıda anlatacağım rapala yönteminde daha verimli oluyor. Bu çaparilere, lüfer bazen levrek ve çatalkuyruk vurmaktadır. Bunun dışında imtiyazın vurduğunu da gördüm. Birde sinek oltasıyla kaz tüyü kullanılarak yapılan çapari vardır ki buna istavrit vurur. Amacı sadece istavrit avlamaktır. Tabi ki bazen lüfer, levrek ve çatalkuyrukta vurur. O zaman ne mi olur, çaparinizi alır götürür.

RAPALA: Lüfer balığını en çok avladığım av yöntemidir. Rapala balık ve balığa benzer kaşık ve bir çeşit balığı kandırmak için geliştirilmiş her türlü iri av malzemesidir. Boyları 8-10 santim civarında bazen da daha da uzun olabilen, kimi zamanda 4-5 cm. kadar da olabilen boyları vardır. Ratın ucundan gelen misinaya akıntının gücüne göre 10 ya da 20 gr.lik bir kurşun takarız. Artında bir fırdöndü takarız. Ardından rap alanın ağız tarafına bir(1) mt boyunca bağladığımız 50 lik misinayı fırdöndüye düğüm atarız. Ardından süratle açığa atıp yürümeye başlarız. Bu yürüme rap alanın iskele direklerine yaklaşmasına kadar devam eder. Ardından rap alayı çekip tekrar atarız. Bu avlanmanın avantajı balıklar sizi bu sefer görmezler. Çünkü rapala sizi 40-50 metre arkadan takip etmektedir. Rapalayı acele edip hemen çekmeyiniz. Lüfer, Levrek. Çatalkuyruk ya da barakuda rapalayı takip ediyor olabilir. Hiç ummadığınız bir anda rapalaya saldırır. O anda testereyle bir şey kesiyorlar gibi gelir rapala tarafından. Av rapalayı aldığında hiç acele etmeden rata boşluk bırakmadan hizanıza kadar çekiniz. Çapariye genelde bir kğ.ın altında vurur, rapalaya iste kofana (lüferin büyüğü) vurur. Buraya kadar herkes kendini balıkçı görebilir. Ancak vuran üç kiloluk bir kofanayı iskeleye çıkarabilirseniz, siz iyi bir balıkçı olmaya adaysınız demektir.

ÇARPMA: İskelede çok olmasa da avladığım yöntemlerden biriside çarpma (üçlü)dür. 3 lük iğnelerden oluşmuş üç iğneni birleşmesi ve üçgen halini almasına çarpma denir. İğnelerin saplarına kurşun dökülerek ağır olması sağlanır. Lüfer ve hırmıdarlar sizi görmeden deniz yüzeyinde sürü halde gezerlerken, gizlendiğiniz yerden çarpmayı denize indirirsiniz. Sizi görmeyen balıklar o bölgede dönerek oyalanmakta, tabiri caizse vakit geçirmektedirler. Sizin çarpmanın üzerinden geçen balıklar hiçbir şeyin farkında değildir. Bulunduğumuz yerden üçlüyü süratle yukarı doğru çarparız toplu gezen balıklardın birisine büyük ihtimalle çarpacaktır. Bu yöntem biraz zor olmasına rağmen balık çok olduğunda şansınız fazla olur. (nerede o eski balıklar)Bir de ratın ucuna çarpmayı bağlayıp uzaklara atarız. Çarpmayı süratle çektirip bırakarak bulunduğumuz yere kadar aynı yöntemle çekeriz. Bu yönteme de genelde levrek ve kefal vurmaktadır. Çarpmayı bir başka kullandığımız alan ise çapari ya da yem ile yakaladığımız büyük balıkları iskele üzerine çekmede kullanırız. Kalın misinayla bağladığımız çarpmayı deniz yüzeyinde yatan balığa iskeleden sarkıtarak her hangi bir yerinden çarptırırız ve iskeleye çekeriz.

DİP ÇAPARİSİ : Dip çaparisi yine iskelede sarkıtma yöntemiyle olur. Büyük balık avlayacaksak yukarıda bahsettiğimiz sahte balık çaparisinden on (10) adet hazırlarız. En alta 60 lık yuvarlak bir kurşun takarız. Üstüne 15-20 cm aralıkla sıraladığımız telli iğnelerimiz ratımızın marifetiyle denize sarkıtırız. Ardından yukarı aşağı kaldırıp indiririz. Balık vurduğu an dikkate edeceğimiz nokta çapariyi dolandırmamaktır.

Burada misina, iğne ve rat markası vermek istemiyorum. Balıkçılar zaman içerisinde kendilerine uygun malzemeleri temin edeceklerdir. Ancak çapari ve rapala resimlerini burada görebilirsiniz.

SAHİLDEN ÇAPARİ: Sahilden dip çaparisinin dışında diğer tüm çaparileri deneyebiliriz. Burada gezdirme yöntemini uygulama imkânı olmadığından at çek yaparız. Avlanırken sessiz olmayı, balıklara gözükmemeyi önemle dikkate almalıyız. Bulunduğunuz yerde sizin gibi pek çok çapari atan varsa ve gürültü çoksa oradan hemen uzaklaşınız. Boşa at çek yapıp kendinizi yorarsınız. Bazan büyük bir sürü gelir, gözü hiçbir şey görmez at çek yaparsınız o başka. Bazı zaman balık o kadar seri yapar ki üçlü çaparinize üç adet kiloluk lüfer takılır. Toplam üç kiloyu bulan çapari bunu taşıyamaz ve kopabilir. Lütfen üzülmeyin, o sizin için parayla bulamayacağınız bir tecrübedir. Hemen önlemini alırsınız.

SİRAZ (Sarı balık)

  Yayılım gösterdiği bölgelerde Aptalca ve Sarı Balık adlarıyla da tanınan siraz; Sazangiller ailesine bağlı (fam.Cyprinidae) Capoeta cinsinin bir üyesidir. Ancak aynı isim benzer ekoljileri paylaşan, çoğu minör farklılıklarla birbirinden ayırt edilebilen diğer capoeta
türleri ve alttürleri içinde ortak olarak kullanılır. Yurdumuzun farklı ekolojilerine uyum sağlamış bilinen altı alt türü bulunan siraz; barbus zonu ve abramis zonu olarak tanımlanan orta ve yüksek irtifalı platoların üzerinden, vadilerin arasından akan çay ve ırmakların geniş dirseklerle döndüğü ve havuzlandığı, orta şiddetli akıntıların yer aldığı meralarda varlık gösteren bir balıktır. Bu alanlar genel olarak bulunduğu irtifa gereği; 15-17 C°nin üzerine çıkmayan sulara, en çok 1,5 m derinliğe sahip, tabanında iri ve yuvarlak taşlarla kaplı kısmen çamurlu kırmalık meralar içeren nehir yataklarıdır.

Bulundukları çevrede yoğun gruplar halinde yayılan sirazlar başlarının önünde alt kısımda konumlanan ve at nalı şeklindeki bir ağza sahiptirler. Silindirik ve ince-uzun vücutları ile nehirlerin endamı güzel balıklarının başında gelirler. Pulsuz ve geniş başları bu balıklara oldukça sempatik ve çocuksu bir çehre kazandırmıştır. Özellikle güney bölgelerimizdeki yaşam alanlarında çoğu zaman bıyıklı balık (Barbus spp.) türleriyle karışık populasyonlar şeklinde varlık gösterebilen siraz üreme dönemi arefesinde ve ılıman mevsimlerde karın bölgesinde oldukça hoş sarı-turuncu ağırlıklı renklenmeler sergiler.Çok benzedikleri ve sıklıkla karıştırıldıkları bıyıklı balıklardan farklı olarak sadece ağız kenarında ve farklı siraz türlerine göre uzunluğu değişiklik gösterebilen bir çift kısa bıyığa sahiptirler. Özellikle sahip olduğu keratin dokulu, tırnaksı dolayısı ile güçlü dudaklarını kullanarak taban dokusunu oluşturan irili ufaklı taşların yüzeyinde yetişen alg (yosun) kolonilerini ve bunların arasında gezinen küçük eklembacaklılarla yumuşakçaları tüketir. Sığ ve berrak alanlarda taşların üzerinde gezinen ve taşın yüzeyindeki canlı yeşil dokuyu yan yana tıraşlarken verdikleri görüntü çok güzeldir.

Oldukça ürkek hayvanlar olan sirazlar rahatsız edilmeyen ve tenha alanlarda yaşarlar. Sese oldukça duyarlı olan siraz ani ses ve titreşimlere hızla reaksiyon vererek birdenbire ortadan kaybolmakta çok ustadır. Bu yüzden av esnasında sessiz ve sakin hareket etmek dikkat edilmesi gereken en önemli noktadır. Bitkisel ağırlıklı bir diyete sahip olan sirazlar tahıl taneleriyle bu tahılların unu kullanılarak hazırlanan karma hamurlarla yakalanırlar. Ağızları balığın boyuna koşut ortalama bir genişliğe sahip bulunmasına karşın dar bir boşluğa bağlandığından çok fazla açılamaz ve bu yüzden sirazlar yemi ağızlamak yerine ısırıp sıyırmak suretiyle beslenirler. Bu durum iri yemleri almakta zorlandıkları anlamına gelir ki bu yüzden küçük boyda iğnelerin ve yemlerin kullanıldığı donamlar çok daha başarılı siraz avcılarıdır. Kuvvetli kafa vuruşlarıyla oltaya karşı mukavemet gösteren siraz en fazla 0.30Ø numara yumuşak bir misina kullanarak 6-8-10 numara kısa dirsekli çapraz tek iğneli donamlarla rahatlıkla yakalanabilir.



 
   
   
   
 

 
 
 



 
 
Farklı siraz türleri birbirine benzeş vücut özelliklerine sahip olsalar da hem türfarklılığı hem de mera değişimi vücut rengi ve desenin de temel farklılıkların görülmesine neden olmaktadır. C. capoeta türü sırtta esmer kahve renginden yanlarda kehribar rengine ve karında açık turuncu, kiremit rengine dönebilen sarı tonların ağırlıkta olduğu bir dona sahiptir. C.capoeta angorae'nin bazı formlarında renk sırtta koyu gri-siyah yanlarda gümüşi beyaz olup vücut geneline dağılmış düzensiz koyu renk beneklerle çilli bir desene sahip olabilir. Şamandıralı ve yemleyicili bırakma donamlar siraz avında başarısı bilinen takımlardır Siraz donamlarında yem olarak toprak solucanı, tahıl kurtları, mısır, farklı tahıllarının unları karıştırılarak elde edilen hamurlarla pişmiş ekmekten hazırlanan hamur topları da yem olarak kullanılırlar.
balık avı oyunu, tatlı su balık avı, zıpkınla balık avı , balık avı malzemeleri, sazan avı, yayın avı, balık malzemeleri, yayın balığı , Balık, balık avı, avı, amatör balıkçılık, amatör, balıkçılık, malzemeler, rapala, sırtı, sıyırtma olta, misina, iğne, kurşun, köstek, beden, olta, kamış , Amatör olta balıkçılığı, avlanma teknikleri, balık türleri, balıkçılık forumları, organizasyonlar, ve , zıpkınla balık avcılığı , av teknikleri, deniz ve tatlısu olta balıkçılığı, balık türleri, zıpkınla balık avcılığı, balık yemi , balıkçılık nedir ,balıkçılık resimleri,ülkemizde balıkçılık mesleği, balık türleri, balık , tatlı su balıkçılığı, balık yetiştiriciliği , balıkçılık, fishing, rod, fishing rods, balık oltası, olta , Balıklar, balık resimleri, deniz hayvanları, çok güzel resimler , Balık resimleri, manzara resimleri, doğa resimleri, duvar resimleri, güzel resimler, masaüstü resimleri, ,Amatör olta balıkçılığı, balık türleri, balıkçılık forumları, Kefal, Çipura, Lidaki, Kuzuluk, Ağ , kefal, levrek ve çipura , balık türleri levrek, yılanbalığı, yayın,çipura, levrek, kefal, yılan balığı ,kılıç, kırlangıç, balık avı, amatör, balıkçılık ,balık avı malzemesi satan yerler Olta Malzemeleri, Balıkçı, OLTALAR,DÜĞÜMLER, Deniz Balıkları,