| | Üretsiz Blog oluştur

Balık Avlama,yemli,yemsiz,zıpkınla balık avlama teknigi, Amatör Balık Avı,Balık türleri,

balık avı, balık resimleri, balık çeşitleri ve türleri, balık malzemeleri,balığı kıyıdan avlamak,levrek balığı nasıl avlanır , balık, balık avı Seçenekleri, balık Avı Video izle,indir,kaydet,

24 "olta" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"olta" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

MSN Nickleri! Sitene Chat Sohbet Ekle!

Spirolino Nedir, Nasıl Monte Edilir ve Kullanılır?

Spirolino yada kısaca Spiro mekik yada mermi biçimli, ortasında anten görevi gören hortum bulunan bir tür seviye dengeleyici ağırlıktır. Bu özellikleri onu şamandıralardan ayırır. Spirilino suya batar. Uzağa atışta ve çekerken oltanın istenilen seviyede ve istenilen aksiyonla çekilmesine yardımcı olur. İtalyanlar ona bombard derler. Bazı Türkler ise "Çok maharetli yüzdürgeçli daldırgaç" adı vermektedir

SPIROLINO alabalık sahte sineklerinin (fly) doğru yere doğru biçimde atılması ve doğru derinlikten doğru hareketleri yaparak çekilmesi amacıyla icat edilmiş, daha sonraki zamanlarda her türlü sahte ve doğal yemin atılması, çekilmesi ve aksiyon verilmesinde kullanımı yaygınlaşmıştır.

İki çeşit spirolino vardır;
1- Şeffaf iç boş ve içine su doldurularak ağırlığı ayarlanabilen tip.

2- Daha fazla bilinen, çeşitli sabit ağırlıklara sahip içi dolu tip. Bunun da mika ve metal olmak üzere iki çeşidi vardır.


Spirlino'nun ağır, orta batar ve yüzer modelleri vardır. Tamamen kurşundan yapılan modeller olduğu gibi yukarıdaki gibi içi boş plastik olanları da mevcuttur. Ayrıca aksiyon sağlamada faydalı olacak değişik şekillerde olanları bulunur.

MONTAJ
Spirolinonun temel bağlanma biçimi; kanca, köstek, fırdöndü, üzerine boncuk, onun üstüne spirolino şeklindedir. Boncuk kullanılmayan spiro fırdöndüye geçer. Esas bağlama şeklinde 3 lü fırdöndü kullanılır. Bu öyle herkesin bildiği üç halkası bulunan bir fırdöndü değil, üç fırdöndünün arka arkaya bağlı olduğu özel bir tiptir. Kalama önleme yanında kanca/yem/sahte nin bedene sarmasını önleme görevi vardır.
Daha sonra 2 karış kadar eğilip bükülmeyen bir misina, yada kord ipi bu fırdöndüye bağlanmalıdır. Bir boncuk geçirilip fırdöndüye yaslanır, sonra spiro ipe dizilir. Peşinden bir yada iki boncuk daha dizilir. İki boncuk kullanmanın nedeni atarken aşağı baskı yapan spiro nun düzeneği bozmamasıdır.
Daha sonra misina yada kord ipi yeni bir fırdöndüye bağlanır. Bu fırdöndü yukarıda bahsettiğim şekilde üçlü tip de olabilir.
En son olarak ihtiyaca göre 1-3 metre kadar köstek ile kullanacağımız, kanca, sahte yada yem bu fırdöndünün diğer ucuna bağlanır.



Bir yünlü oltaya monte edilmiş dolu tip spiro


KULLANIMI

Sipiroyu bir şamandıra gibi yemnli yada tüylü bir kancayı istediğiniz yere atmak ve kancayı suda belirli bir seviyede tutmak için kullanabileceğiniz gibi, ağır tiplerin arkasına her türlü sahte ve doğal yem takıp da kullanabilirsiniz.
At - çek yaparken zaman zaman kamış ucuyla titretme, zig -zag çizdirme ve sektirme gibi hareketler vererek kullanılır.
Sıyırtma kurşuna takıldığı biçimiyle istavritten kesilen kuyruk altı yem, tek bir çapari kancası veya kuyruk sallayan küçük bir silikon sahte spironun da arkasına takılabilir.
Bunun yanında hafif rapalanızı uzağa atmak isterseniz de spirodan yararlanabiliriz.
Çoğu zaman balığın kancayı takip etmek yerine spiroyu takip ettiğini görürsünüz. Bu durumda balıkların ilgisini çekmeyen renklerde spirolino kullanmak daha verimli olur.

Ülkemizde Yaşayan Mersin Balıkları ve Genel Özellikleri

Mersin Balıkları, Asya, Avrupa ve Amerika'nın kuzey yarım küredeki deniz ve tatlı sularında 27 tür ile temsil edilmekte olup bunlardan 5 tür [Huso huso (mersin morinası), Acipenser sturio (Alman mersin balığı veya kolan balığı), Acipenser gueldenstaedti (karaca mersin veya rus mersini), Acipenser stellatus (sivrişka) ve Acipenser nudiventris (şip)] Karadeniz'in Türkiye sularında doğal olarak bulunmaktadır. Mersin morinası dünyanın en büyük tatlı su balığı olup 6 metre uzunluğa ve 1 ton ağırlığa ulaşabilir.

Sularımızda Doğal Olarak Yaşayan Türler

Huso huso (Mersin Morinası)


Acipenser sturio (Kolan)


Acipenser gueldenstaedtii (Karaca)


Acipenser stellatus (Sivrişka)


Acipenser nudiventris (Şip)


Acipenser ruthenus (Çığa)


Sularımıza Sonradan Gelenler

Acipenser baerii (Sibirya Mersini)
(Yetiştiricilik amacıyla getirildi)






Acipenser persicus (İran/Kafkas Mersini) (tesadüfen tarafımızdan bir kaç birey yakalandı)





-*-

Mersin Balıkları morfolojik, anatomik ve fizyolojik olarak diğer balıklardan farklıdır. Örneğin kıkırdak iskelete sahip oldukları halde kemikli balıklar sınıfına dahildirler. Baş kısmı öne doğru uzamış ve baş kemik tabakaların bir araya gelmesiyle oluşmuş bir zırhı andırır. Vücut üzerinde bir sıra sırtta, iki sıra yanlarda ve iki sıra karında olmak üzere türlere göre şekli ve sayıları değişen kemik plakalar vardır. Mersin Balıkları çok geç cinsi olgunluğa ulaşmaları, 2-4 yıllık aralarla yumurtlamaları ve 100 yıla kadar yaşayabilmeleri gibi özellikleri ile de diğer balıklardan ayrılırlar.

Yaklaşık 200 milyon yıldır dünya üzerinde mevcut olan Mersin Balıkları yaşayan fosiller olarak da adlandırılırlar ve biyolojik çeşitlilik bakımından çok değerli balıklardır. Ayrıca etinin kalitesi ve siyah havyar olarak da adlandırılan çok değerli havyarı dolayısıyla da binlerce yıldan beri ekonomik açıdan çok büyük önem taşımaktadır. Tarih kayıtlarında Mersin Balıklarının daha M.Ö. 2500'lü yıllarda Dinyester'de avlandığından bahsedilmektedir. O zamanlar Mersin Balıkları büyük kutlamalarda süslenmiş bir şekilde ikram edilmiş ve Mersin Balıklarının resimlerini taşıyan paralar bastırılmıştır. Mersin balığı havyarının politik açıdan da büyük önem taşıdığı hatta havyar yüzünden savaşlar yapıldığı tarih kayıtlarında bulunmaktadır.

Tarih boyunca büyük önem taşımış olan Mersin Balıklarının günümüzde nesillerinin devamı tehlikededir. Bu durumun çeşitli nedenleri vardır:

- Mersin Balıklar'ının üreme bölgelerini oluşturan nehirler üzerine kurulan barajlarda su tutulması nedeniyle nehir yatağının doğal yapısının bozulması, su miktarının azalması ve anaç balıkların nehre girişinin imkansızlaşması (Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya)

- İleri yaşlarda (mersin morinaları 15-20 yaşında) cinsi olgunluğa ulaşan Mersin Balıklarının bir kez bile yumurtlayamadan havyar elde etmek için yumurtlama zamanından önce avlanması

- Endüstriyel ve tarımsal faaliyetler nedeniyle doğal suların kirlenmesi ve balıkların yaşama ortamlarının bozulması.

Ülkemiz sularında Mersin Balıklarının sayılarının azalmaya başladığı 1970'li yıllarda anlaşılmış ve bunu önlemek için tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Örneğin 1975-1976 dönemine ait su ürünleri avcılığını düzenleyen sirküler ile ilk defa olmak üzere Mersin Balıkları avcılığı özellikle Kızılırmak, Yeşilırmak ve Sakarya nehirleri civarında yasaklanmıştır. Diğer bölgelerde ise boy yasağı getirilmiştir. 1996 yılından itibaren ise Türkiye'nin CITES (Convention on International Trade in Endangered Species of Wild Fauna and Flora) adlı uluslararası bir organizasyona katılmasıyla, Mersin Balıklarının avcılığı bütün sularımızda tamamen yasaklanmıştır. Ancak o günden bu güne kadar Mersin Balıkları avcılığı konulan yasağa rağmen devam etmekte ve durumun ciddiyeti göz ardı edilmektedir.
Avcılığı tamamen yasak olmasına rağmen Mersin Balıklarının balıkçı tezgahlarında satılmak üzere sergilendiği sık sık tespit edilmektedir. Balıkçıların av yasaklarına uyarak tesadüfen yakaladıkları bireyleri tekrar denize bırakması ve böylece onlara yaşama ve nesillerini devam ettirebilme şansı tanıması için, yetkili kurumlarca gerekli eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı, yasak türlerin avlanması ve satılması durumunda ise ceza uygulamaları artırılmalı ve kontroller daha sıkı yapılmalıdır.

Hem Karadeniz'in biyolojik çeşitliliği hem de ülke ekonomisi bakımından çok önemli Mersin Balıklarının gelecek nesiller tarafından da tanınmasını sağlamak ve Karadeniz dolayısıyla ülkemiz ekonomisi için önemli bir sektörü yani havyar üretimini tekrar gerçekleştirmek için gerekli tedbirler (av yasaklarının kontrolü, nehirlerin rehabilitasyonu, yapay üretim) çok geç olmadan alınmalı ve uygulamaya geçirilmelidir.


Mersin Balıklarının nesillerinin devamını sağlamak için yapılması gerekenler şöyle özetlenebilir:


1- Yasak avlanmanın önlenmesi ve yasakların sıkı kontrolü; tesadüfen yakalanan Mersin Balıklarının satışının önlenmesi için gerekli yaptırımların uygulanması

2- Mersin Balıklarının üreme alanlarını oluşturan nehirlerimiz (Kızılırmak, Yeşilırmak) ekolojik yapısının incelenmesi; balıklara en azından baraj ile nehir ağzı arasındaki bölümde üreme şansı tanınabilmesi için buralarda üremeye elverişli olabilecek yerlerin tespiti ve koruma altına alınması; barajlardan yeterli su bırakılması; nehir ağızlarının balıkların girişine elverişli hale getirilmesi

3- Mersin Balıklarının yapay üretimini gerçekleştirmek üzere özellikle Yeşilırmak ve Kızılırmak civarında üretim istasyonlarının kurulması

4- Ülkemiz sularında bulunan ve sayıları her geçen gün azalan anaç Mersin Balıklarının koruma altına alınarak, kurulacak üretme istasyonlarında yapay üretimi ve elde edilen yavruların hem doğal stokları desteklemek üzere doğaya salınması hem de kültür şartlarında yetiştiriciliğinin yapılması

5- Yok olan canlı türlerini tekrar doğaya kazandırmak imkansız olacağından çok geç olmadan çeşitli kurum ve kuruluşlar doğal dengenin korunması amacıyla işbirliği yapmalıdır.

Mersin Balıkları, "siyah havyar" denilen çok değerli havyarı ve eti dolayısıyla hem ülkemiz ekonomisi açısından hem de Karadeniz'in biyolojik çeşitliliği bakımından çok büyük önem taşımaktadır. Bu değerli balıkları korumak ve nesillerinin devamını sağlamak için çeşitli kurumlar (üniversiteler, Çevre ve Orman Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, araştırma enstitüleri, balıkçı kooperatifleri, balıkçılar ve halk) işbirliği yaptığı takdirde başarı oranı yükselecektir.

Bulutlar ve Anlamları

Serbest atmosferde, buz kristalleri, ve su damlacıkları gibi gözle görülür parçacıkların bir araya gelmesiyle oluşan bulut, hava parselinin atmosfer içerisinde yükselmesi ile içerisinde bulunan su buharının yoğunlaşması sonucunda oluşur. Sisin buharlaşması şeklinde oluşumu da söz konusudur.

Yoğunlaşma çekirdekleri adı verilen toz ve duman parçacıkları sayesinde su buharı yoğunlaşabilir. Bulutun oluşumunda her şeyden önce, ister konvektif faaliyetle olsun, isterse bir dağ yamacının zorlamasıyla olsun veya isterse yerin ısınmasıyla yere yakın yerlerdeki hava parselinin ısınarak yükselmesi sonucunda olsun yükselme, soğuma ve yoğunlaşma gerekli olan üç temel özelliktir.

Bulutlar yüksekliklerine göre üçe ayrılırlar:

1. Yüksek Bulutlar
* Cirrus
* Cirrocumulus
* Cirrostratus

2. Orta Bulutlar
* Altocumulus
* Altostratus
* Nimbostratus

3. Alçak Bulutlar
* Stratus
* Stratocumulus
* Cumulus
* Cumulonimbus

YÜKSEK BULUTLAR

Cirrus



Beyaz renkte, çok ince iplikler halinde veya dar şeritler şeklinde bağımsız bulutlardır. Görünümleri lif veya ipek parlaklığındadır. Bu bulutlar genellikle Cirrocumulus ve Altocumulus bulutları ile Cumulonimbus bulutlarının üst kısımlarından meydana gelir. Cirrus bulutları, çok ufak buz kristallerinden meydana gelmiştir.


Cirrocumulus


Kum taneleri veya küçük dalgacıklar halinde, oldukça küçük kümeciklerden meydana gelmiş ince, beyaz ve gölgesiz bulut örtüsüdür. Bulutlar toplu halde oldukları gibi, ayrı ayrı parçacıklar halinde de görülebilirler.

Cirrocumulusler, Cirrus veya Cirrostratus bulutlarının şekil değiştirmesinden veya parçalar halindeki Altocumuluslerin küçülmesinden meydana gelirler. Bu bulutlar tamamen buz kristallerinden ibaret olup, bazen aşırı soğumuş su damlacıkları da görülür.


Cirrostratus


Cirrostratuslar gökyüzünü tamamen veya kısmen kaplar ve genellikle Hale olayını meydana getirirler. Bunlar şeffaf, saça benzer, beyazımsı lifler halinde düzgün görünümlü bulutlardır. Cirrostratuslar küçük buz kristallerinden oluşurlar. Bu bulutlar fazla kalın olmadıklarından şeffaf görünürler. Güneş ve ay ışığını geçirirler.


ORTA BULUTLAR

Altocumulus



Altocumulus bulutları, genellikle gölgeli, beyaz renge sahiptir. Bu bulutlar kısmen lif halinde yayılmış olduğu gibi ayrı ayrı durumda olan ince tabakalar, yuvarlak kütlelerden ve tomurcuklardan meydana gelir. Düzgün şekildeki parçacıkların gökyüzünün ancak yarısını kaplayacak kadar genişliğe sahip olduğu görülür.

Altostratus



Gökyüzünün büyük bir kısmını veya tamamını kapatan, çizgili, lif veya düzgün görünüşteki grimsi veya mavimsi renkteki bulut tabakasıdır. Bazı kısımları çok ince olduğundan, Güneş; sanki buzlu cam arkasındaymış gibi bir görünüm alır. Bu bulut hale olayını göstermez.

Nimbostratus


Genellikle koyu gri renkteki bulut tabakasıdır. Bunlar çoğu zaman yere kadar ulaşan ve devamlılık gösteren yağmur ve karın düştüğü bulutlardır. Çok kalın olduklarından, güneş ve ayın görülmesi mümkün değildir. Nimbostratus bulutunun altında, parçalar halinde alçak bulutlar meydana gelebilir.

Bu bulutlar yatay ve dikey olarak çok geniş sahaları kaplarlar. Su damlaları, yağmur damlaları, kar kristalleri, kuşbaşı kar taneleri ve bunların karışımından meydana gelirler. Nimbostratusler dikey gelişmeli bulutlar sınıfından oldukları için; en alçak bulut seviyesinden, yüksek bulut seviyesine kadar çok kalın bir tabakayı tamamen kaplarlar.

ALÇAK BULUTLAR

Stratus



Genellikle gri renkte, düzgün görünüme sahip bulutlardır. Stratus’lerden çisenti, buz prizmaları ve kar grenleri yağışı meydana gelir. Güneş bu bulutlardan görüldüğü zaman, bulutun sınırları kolayca teşhis edilebilir. Çok düşük sıcaklıklar dışında Stratus, hale olayını meydana getirmez. Bu bulutlar bazen düzensiz sıralar halinde de meydana gelebilir. Stratus’lerin karakteristik yağışı çisenti olup, rüzgarın sakin veya hafif olduğu dönemlerde görüşü kısıtlayacak şekilde yere yakın seviyelerde görülebilmektedirler.


Stratocumulus


Stratocumulus’ler gri veya beyazımtrak renkte, yada her iki renge birden sahip olan bulutlardır. Bu bulutlar toplu halde veya ayrı ayrı olabilen mozaik görünümünde yuvarlak kütleler ve tomarlardan meydana gelirler. Stratocumulusu meydana getiren elemanlar, genellikle sıralar halinde ve tepeleri düz şekildedir.


Cumulus


Üst kısımları karnabahar görünümünde olan; küme, kubbe veya kuleler halinde dikine olarak gelişen, genel olarak yoğun durumda bulunan bağımsız bulutlardır. Cumulus’lerin güneşle aydınlanan kısımları çoğu zaman parlak beyaz görünüme sahiptir. Bu bulutların tepe ve yan kısımları tomurcuğu andıran kümeler halinde olmasına karşılık, tabanları daha koyu ve hemen hemen düzdür. Cumulusler bazı zamanlarda düzensiz şekillerde de bulunabilirler.

Cumulus bulutları genel olarak su damlalarından meydana gelmiştir. Bulut içindeki sıcaklığın sıfırın altına düştüğü yerlerde, aşırı soğumuş su damlaları ve buz kristalleri de bulunur. Dikine gelişmeye sahip Cumulus’lerde yağmur ve sağanak şeklinde yağışlar meydana gelir.

Cumulonimbus


Dağ ve kuleler biçiminde, büyük bir dikine uzanışa sahip, yoğun ve koyu bir buluttur. Üst kısımları genellikle düz, lifli veya çizgili bir görünüme sahiptir. Cumulonimbus bulutlarının üst kısımları örs veya sorguç şeklinde yayılır. Bu bulutların altında düzensiz biçimde alçak bulutlar oluşabilir. Bunlar Cumulonimbus’lerle bir arada veya ayrı olarak bulunabilirler.

Gökyüzünün büyük bir bölümünü kapladıklarında, tabanları Nimbostratus bulutunu andırır. Bu durumda bulutun yapmış olduğu yağış şekline bakılmalıdır. Sağanak yağışlarla birlikte şimşek, gök gürültüsü veya dolu varsa bulut; Cumulonimbus bulutudur.

Bu bulutlar tek bulut halinde oldukları gibi, birçok Cumulonimbus bulutunun meydana getirmiş olduğu büyük bir bulut silsilesi halinde de olabilirler. Böyle bir Cumulonimbus grubu içindeki her Cumulonimbus bulutuna Oraj meydana getirmesi sebebiyle Oraj Hücresi adı verilir.

Metin © Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Fotografların bazıları http://www.bkyc.de den alınmıştır.

Turna Balığı (Esox lucius) ve Avcılığı


Turna balığı, Esocidae familyasını oluşturan etçil balık türlerinin ortak adı. Hepside Esox cinsine aittir. Füze şeklinde ama yan tarafları düz olan bir vücutları ve içeriye dönük "köpek dişleri" ile dolu olan uzun, ördek gagasını andıran bir ağızları vardır. Sırt ve anal yüzgeçleri vucutlarının çok arka kısmında kalır. Genç yaşlardakiler yeşil, olgun yaşlara ulaşanların ise sarımsı kahverengi renkleri vardır.

Üreme


urna balıklarının üreme zamanı hemen karlar eridikten sonra başlar ve Mayıs ayında sona erir. Dişilerin ürettikleri 3 milim büyüklüğünde olan, 100.000 ila 1 milyon arasındaki yumurta, su bitkilerine yapışık şekilde bırakılır. 10 ila 30 gün içinde yavrular dünyaya gelir ve ömürlerinin ilk günlerinde yumurtalardan arta kalanlar ile beslenirler. Turna balıkları üç dört yaşlarına varınca ilk kez çiftleşirler.

Beslenme


Turna balıkları çok aç gözlü avcılardır ve yamyamlık bile onlar için çok doğaldır; yavru turna balıklarının %90'ı kardeşleri tarafından yenilir. Bir turna balığı kendi büyüklüğünün %70'i büyüklüğünde olan diğer bir turna balığını tamamen yutabilir. Turna balıkları yemek seçenekleri konusunda hiç çekingen değillerdir. Bütün balık türlerini, kurbağalar, fareler, kemeler, yavru ördekler ve bazen yengeç bile avlar. Besinin kıt olduğu dönemlerde hatta solucan ve büyük mayıs sülükleri bile yerler.

Yaşadığı bölgeler


Turna balıkları Avrupa, Kuzey Amerika ve kısmen Asya'da bulunur. Bol su bitkileri bulunan ama temiz sularda yaşamayı tercih eder. Türkiye'nin özellikle kuzeyinde ve büyük ırmakların İç Anadolu'ya düşen kesimlerinde ve iç Anadolu'da da bulunur. Kuzey turna balığı (Esox lucius) 1,5 metre uzunluğa ve 35-40 kilo ağırlığa kadar varabilir, ama bu büyüklüktekilere rastlamak nadirdir. Bir metreyi geçenleri çok seyrek tutulur. Hele 1,3 metreye varan tutulursa bu mucize sayılır. Turna balıkları her şeyden önce, oltada savaşmalarından ve enerjilerinden dolayı sevilirler. Oltaya takılmış bir turna balığı kurtulmak için her şeyi dener, ve bu mücadele esnasında sudan dışarıya taklalarda atar ve balıkçıyı heycanlandırır.

Ama tabiki sadece oltada değil, mutfaktada kalitesini ortaya koyar. Diğer etçil balıklar gibi turna balığıda lezzetli bir balıktır, ama birçok Y şeklinde küçük kılçıkları vardır. Bu yüzden etini ayırıp köfte yapan ahçılarda vardır. Etinin 100 gramında 372 kJ (89 kcal) bulunur.

AVCILIĞI

Turna avcılığı, temel olarak sabit avlanma ve hareket halinde avlanma olarak ikiye ayrılır. Sabit avlanma sandal veya karadan belirli bir alanda avlanmak şeklinde olur. Hareketli avlanmada ise, tekne ile hareket halindeyken, sürtme, atıp-çekme veya yemli gezdirme şeklinde olur.

1- HAREKETLI AVLANMA
Her çeşit sürtme bu sınıfa girer. Sürtme için, çok çeşitli kaşık, seğirtme, mepps(döner) ve suni yemler vardır. Avlandığınız alan için bunlardan en uygununu deneme yanılma metodu ile seçmek zorundasınız, ama unutmayın ki, fazla süslü olanlar balığı kandırmaktan çok, avcıyı alışveriş için kandırmak üzere yapılmıştır.
Hareketli avlanmada diğer bir yöntem ise, canlı veya ölü yemle yapılan sürtmedir. Bu tip avcılıkta, genellikle kaya balıkları iyi sonuç vermektedir, ama özellikle tatlısu kolyoz balığı, kızılkanat ve inci balığı ile istavrit, kolyoz gibi deniz balıkları da kullanılabilir.

Atıp Çekme

Turna balığının en zevkli avcılık yöntemi belki de budur. Kaşık atma diye de bilinir, ben de daha çok kaşık atma diyorum ve burada da kaşık atma olarak bahsedeceğim. Bu yöntemde balıkçı ya kıyıdan ya da sandaldan kaşık adı verilen turna balığına yem olan küçük balıkları taklit eden suni yemleri kamış ve makara yardımı ile atar ve çeker.


Bu kaşıklar esas olarak turnanın avladığı balıkları taklit ederek aldatmaya yöneliktir. Pek çok değişik renk, boy ve şekilde olabilirler. Ağırlıkları da kullanılacakları derinliğe göre farklıdır. Hangi derinlikte hangi kaşığı kullanacağınızı iyi bilmelisiniz, yoksa ya devamlı dibe takılır kaşığı bırakırsınız ya da o bölgede balığın yaşadığı derinlik yerine daha üstten boşa atıp çekersiniz. Tavsiyem bulunduğunuz yerde balığın hangi derinlikte olduğunu bilmiyorsanız üstlerden başlayarak yavaş yavaş daha derinlere doğru deneyin. Bunun için bu kaşıkları alırken rastgele değilde nerede nasıl kullanılacağını ağırlığını bilerek alın. Üretici satıcı firmaların web siteleri bu konuda gayet iyi bilgiler veriyor. Genel olarak 1-3 metre derinliğe kadar 5-15 gr. ağırlığında, 5 metreye kadar olan sularda da 15-25 gr, ağırlığında olan kaşıklar tercih edilmelidir. Bu seçimi yaparken dipteki bitki yapısı ve dibin ilişkenliğini dikkat etmek gerekir ki takılıp dipte kaşık bırakmayalım.
Soğuk ve kapalı havalarda bu kaşıkların parlak kırmızı renkte olanları daha iyi sonuçlar verebilir.

Drakovitch sistemiyle sabitlenmiş balık ile ve cleo kaşıkla avcılık çok etkilidir.

2- SABİT AVLANMA
Sabit avlanma; Dip yemlisi, ölü yem, çökertme, canlı yem şeklinde olur. Söz konusu yöntemlerden hangisi uygulanırsa uygulansın, eğer bir den fazla olta ile avlanılacaksa, oltalar arasında en az 10m mesafe bırakmak lazımdır.
Özellikle, ölü yem kullanıldığında, eğer zemin müsaitse (atılan yemi örtecek yosun, balçık bulunmaması halinde) çevreye abartmadan yemleme yapmakta fayda vardır.
Tutna sert bir balık olduğu için, özellikle kamışla avlanmalarda kakıç veya kepçeyi balığı sudan kesmek üzere hazır tutmak gerekir. Ayrıca büyük balıkların ağzından iğne çıkartmak için, yanınızda bir pense bulundurmakta fayda vardır. Turna canlı iken en kolay baş ve işaret parmakları vasıtası ile gözlerinden tutulur.

Akyem olarak kullanılabilen tüm deniz ve tatlı su balıkları turna balığına doğal yem olarak kullanılabilir. Turna solucana vurmaz. Uskumru turna için gayet iyi bir yemdir, oltaya takılışı yarım veya yaprak olarak olur. Tatlı su balıklarının ufakları oltaya canlı yem olarak takılabilir. Büyük tatlı su balıkları ve deniz balıkları yaprak yem, şakşak yem olarak da kullanılır. Küçük ölü balıkların 20 gr. civarında olanları. bütün olarak takılabilir. Ölü balıklar daha çok dip oltası, parakete için uygun olmakla beraber şamandıralı takımla da kullanılabilir. Serbast bırakma şamandıralı takımla canlı yem kullanmak gerekir. Ölü balıklar iğneye ya canlı yem gibi sırtından takılır veya kuyruk tarafından. Turna balığı avını kafadan yutmak alışkanlığında olduğundan kuyruktan takmak daha iyi sonuç verecektir, balık yemi aldığında iğneyi hissetmez ve yutmaya başlar böylece yakalanır.
Ölü balıkla avlanmada iri turna yakalanması ihtimali yüksektir. yaşlı ve iri balıklar avlanma alışkanlıklarını hızlı, hareketli avlardan güçlerinin daha kolay yeteceği daha yavaşlarına çevirirler, iyi bir leş yiyici olarak ta ölü balıkları menülerinde üst sıralara alırlar. Uygulamada da iri turnaların büyük kısmı ölü doğal yemle yakalanırlar. Turna avlanmada görme duyusu kadar koku alma duyusunu da kullandığından ölü balıkları bulmada zorluk çekmez yalnız dibin yemin kaybolacağı kadar otlarla kaplı olmaması gerekir. Altta görüldüğü gibi av esnasında yem olarak kullanılan balığın parçalarının oltanın etrafına ayrıca atılarak yemleme yapılması koku yoğunluğunu arttıracak daha verimli av yapılmasına yardımcı olacaktır. Ölü doğal yemlerle etkiyi arttıracak kokular da kullanılabilir. Bu tür kokuları Avrupalı amatörler kolaylıkla bulabilmekte veya özel aromatize edilerek kokulandırılmış ve konservelenmiş doğal yemler kullanmaktadırlar.
Turna Şamandıralı takımlar, Serbest bırakma şamandıralı takım ve Dip oltası ile avlanmaktadır.

Yayın Balığı (Silurus glanis ) ve Avcılığı

YAYIN BALIKLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ

Vücut yapıları uzun ve az kısa, genelde yuvarlakça,silindirik ve kalın yapılıdırlar, yılan balığına benzer terleri bulunur. Vücutları genel olarak pulsuz ve bazılarında pula benzeyen kemiğimsi sert plakalar bulunur.
Bazı terlerde uzun bazılarında kısa 1 - 4 çift bıyık vardır. Bıyık yayınların en belirgin özelliklerinden biridir. İngilizce Catfish (Kedi balığı) olan adını uzun bıyıklara sahip olmasından almıştır. Ağızda sıralar halinde dizilmiş ince pek çok diş bulunur. Beslenme alışkanlıkları türe göre farklılık gösterir. Bazı türleri bitkisel gıdalar, bazıları ise canlı balıklarla beslenir. Genel olarak dip balıklarıdırlar ve su dibinde yaşar. Su sıcaklığı 20-30 oC arasında iyi gelişir.
Yayın Balığı; Göllerin ve durgun akan nehirlerin en önemli balıklarındandır.
Denize bağlantısı olan az tuzlu kıyı göllerinde bile rahatlıkla yaşarlar (Büyük ve Küçük Çekmece'de olduğu gibi). Ülkemizde Avrupa yayın balığı yada bayağı yayın balığı (Silurus glanis) ve mezopotamya yayın balığı (Silurus triostegus) olmak üzere iki tür bulunur.

AVRUPA YAYIN BALIĞI (Siluris glanis)

3 metre boy ve 300 kilogram ağırlığa ulaşabilen, eti kılçıksız ve çok lezzetli, ticari değeri yüksek bir balıktır. Yayın balığı uzun ömürlüdür. 100 sene kadar yaşayabilir.
Oksijensizliğe dayanıklıdır. Ilık su balığı olmasına rağmen düşük sıcaklıklarda da hızlı gelişir. Genellikle 2 yılda 0,5- 1,4 kilograma ulaşır. Orta Avrupa havuz koşullarında 3 yılda 2-4 kilograma gelebilmektedir ki bu ağırlıklarda sofralık balık olarak değerlendirilir. Hastalıklara karşı dayanıklıdır. Avrupa yayın balığı yapay yemlere alışabilir ve 2 - 2,2 kg. kuru yemle 1 kg. ağırlık artışı sağlanabilmektedir. Sürü halinde dolaşmaz, sakin sulardan hoşlanır. Gün boyunca yatağında saklanır ve gece olunca sığ kesimlerde avlanır. Su sıcaklığının azaldığı dönemlerde, çukur kısımlarda kışı geçirir.

Saldırgan bir balıktır. çoğunlukla balıkla beslenir. Genç devresinde küçük su hayvanlarını ve karada yaşayıp suya giren her türlü canlıyı yem olarak tüketir. Soğuk mevsimlerin başlamasıyla yem alımı durur, derin yerlere gider.
Doğal üreme için su sıcaklığının 15-20 oC olduğu mayıs-haziran da derinliği 1 metreden az olan sığ bitkilerle kaplı yerleri tercih eder. Bu yerlerde bitkiler üzerine açık sarı renkte ve yapışkan olan yumurtalarını bırakır.
Yayın balıkları üreme yerlerine bir erkek ve bir dişi olarak gelir ve yumurtalar kısım kısım basit yuvalara yumurtlanır. Yumurtaların çapı 3 mm. civarındadır. Erkek balıklar yumurtaları larvalar çıkıncaya kadar korur. Yumurtanın açılımı ortalama 2,5 günde olmakla birlikte su sıcaklığı düşükse bir haftaya kadar uzayabilir. Larvalar yumurtadan çıktıktan sonra 4-5 gün boyunca besin keseleriyle beslenir. Daha sonra serbest olarak dış beslenmeye başlar.
Erkekler 2-3 yılda (1-2 kg.) dişiler 3-4 yaşında cinsi olgunluğa gelirler.
Üreme döneminden önce erkek ve dişiyi birbirinden ayırt etmek oldukça zordur. Üreme safhasının hemen öncesi dişilerin karınlarının şiş olmasıyla cinsiyet ayrımı daha kolay olur.

Kesin bir ayrım için yayın balıkların karın kısmı ayrım yapacak kişiye dönük tutulur. Erkek-dişi ayrımı cinsiyet açıklığının arkasındaki deri çıkıntısına bakılarak yapılır. Bu deri çıkıntısı erkekte daha keskin ve lekeli, dişide ise oval ve daha az beneklidir. Ayrıca büyük balıklarda kafa ve çene köşeliliği diğer bir tanıma özelliğidir. Erkeğin kafası dişininkinden daha köşelidir.
Yayın; benzeyen başka türlerin (kara balık vs) bulunması nedeniyle Avrupa yayın balığı veya bayağı (adi) yayın balığı olarak ta isimlendirilir. Siluridae familyasından olup Avrupa'nın ikinci büyük tatlı su balığıdır. Yassı ve geniş kafası, geniş ağzı, dudaklarından sarkan iki uzun bıyığı ve çenesinden sarkan daha kısa dört bıyığı, kuyruğuna kadar uzanan alt-yüzgeci ve kafasının yakınında bulunan küçücük bir sırt-yüzgeci vardır. Yayın balığı çok iyi duyma kabiliyetine sahiptir. 80-100 yaşına kadar yaşayabilir.
Yayın balığının dişisi kilo başına 30.000 yumurta üretir. Erkek balık, yavrular yumurtalardan çıkana kadar yuvayı korur, bu süre, suyun sıcaklığına göre üç ila on gün arasında değişir.
Yayın balığı büyük, ılık gölleri ve derin, yavaş akan ırmakları tercih eder. Su akıntılarının oluşturduğu mağaralarda ve suya batmış ağaçların yanında barınmayı sever.

Alt dudağın üsttekinden daha öne çıkık durmasından da anlaşılacağı gibi, suyun ortasında ve suyun dibinde beslenir. Suni göllerde de üretilen yayın balığı yenilen bir balıktır. Ama yaşlı balıkların eti tatlı olmadığı için belli bir yaşa kadar yenilmesi gerekir; ozaman tadı dana etini andırır.
Yayın balıkları kuzey hariç Avrupa'nın her yerinde bulunur. Türkiye'de de büyük ırmaklarda ve baraj göllerinde bulunur. Fırat ve Dicle Irmaklarının dışında kalan akarsu ve göllerde yayılmıştır. 3 metreye varan uzunluğu ve 150 kiloya varan ağırlığı ile, mersin balığından sonra Avrupa'nın ikinci büyük balığıdır. Ama bu büyüklüğe ulaşan yayın balıkları çok nadirdir, son yüz yıl içinde, bu büyüklükte balık yakaladığını söyleyenlerin inandırıcı kanıtları yoktur. En son inandırıcı kanıtlar 19. yüzyıldan kalmadır. Yayın balığı ortalama 1,30 - 1,60 metre boyundadır. Bazen iki metreden daha büyüğünü yakalamak da mümkündür. Yakın zamanda yakalanan en büyük yayın balıkları Po ırmağında yakalanan 2,78 metre boyunda ve 144 kilo ağırlığında, Almanya'da yakalanan 2,49 metre boyunda ve 89 kilo ağırlığındaki yayınlardır. Fransa, İspanya ve Yunanistan'da da yaklaşık bu büyüklüklerde yayınlar yakalanmıştır.

Yayın balığı genellikle balıkla beslenir, ama solucan, sülük, böcek ve yengeç de yer. Belli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra, kurbağa, fare, sıçan, ördek ve su kıyısında yaşayan kuş türleriyle de beslenir.

Yayın balığı efsaneleri
*1985 yılında iki Yugoslav balıkçı, Tuna Nehrinde balığa çıkarlar. Oltalarına takılan dev yayın balığı onları tekneleri ile birlikte Tuna nehrinin akıntısına karşı 20 kilometre çeker. Nihayet yorulan balığı bir traktörün yardımıyla karaya çekerler; balık 3,5 metre boyunda ve 300 kilo ağırlığındadır.
*Orta Çağdan kalma belgelere göre, yayın balıklarının suya giren küçük çocukları yedikleri olmuştur.

Kanıtlanmış olaylar
*2003 senesinde Almanya'da yaşlı bir kadının köpeği serinlemek için suya girdiğinde, suyun yüzeyinde büyük bir ağız belirir ve köpek bu ağzın içinde kaybolur. Haber Almanya'da bütün gazetelerde ve televizyonlarda yer alır. Alman medyası bu yayın balığına Yakob adını verir.
*Rusyada görev yapmış birinin aktardığına göre bu zamama yakalanan en büyük yayın balığı bir rus köylüsü tarafından ağ ile yakalanmış ve traktör yardımı ile karaya çıkarılabilmiştir. boyu 5.19 mt ağırlığı 321 kg.


MEZOPOTAMYA YAYIN BALIĞI (Silurus triostegus)

Siluridae familyasından bir yayın balığı türü. Mezopotamya bölgesinde, yani Suriye, Irak, Iran ve Türkiyede bulunur. Mezopotamya yayınların üreme zamanları mayıs, haziran ve temmuz aylarındadır.


AVCILIĞI

Çocukluğumuzda Çarşamba (Yeşilırmak) ta yayın avlarken, kendi kendine çözülen oltalar kullanırdık.
Bu oltaların ucuna kocaman bir kurbağa, her biri bir karış boyunda 5-6 adet solucan yada kerevit taktıktan sonra ırmağa atar tüm gece boyu kamp ateşi kenarında bekler, sabah gider oltalardan balıkları alırdık.
Çalışma prensibini göstermek bakımından aşağıdaki çizim fikir verecektir.
Yayın balığı avını; saatler boyu sabır, bir anlık heyecan ve devasa bir ödül olarak tanımlayabiliriz.
Yayın balığı, sürat yapması için yaratılmamış olduğundan, kah gezerek, kah bekleyerek, bıyıkları ile yoklayarak yiyecek arar. Bu arada dipte ölü veya ağır hareket eden canlılar da Yayın balığının besinini oluştururlar. Ancak kimi yörelerde "Tabak" veya "Tabak midyesi" olarak adlandırılan çiftkabuklu, Yayın balığının ana menüsünü oluşturmaktadır. Bunun yanısıra, kan sülüğü, kurbağa ve özellikle sümüklüböcek de, vazgeçemediği besinlerdendir.
Yayın balığı, su sıcaklığının 6-8ºC altına düşmesi ile aktivitesini çok azaltır. En aktif olduğu dönem, 14-18ºC arası su sıcaklığının oluştuğu dönemdir. Daha yüksek sıcaklıklarda da, aktivasyonu göreceli olarak düşer.
Bilinenin aksine, gece ve gündüz beslenmesinde bir fark olmaz. Kısaca gece veya gündüz avcılığı arasında fark yoktur. Ancak, karanlık ve sakin gecelerde bıyıkları vasıtası ile hissedebildiği için, diğer canlılar açısından büyük tehlike oluşturur, bunu bilen Yayın balığı bu tip gecelerde hacim olarak daha fazla besin almaya gayret eder.
Ancak kanıma göre avcı, Yayın balığının daha az av bulabildiği gündüz saatlerinde veya mehtaplı parlak gecelerde daha fazla şanslıdır.
TAKIM:
Bu tatlısu devi için her çeşit malzemeyi kullanamayız. Başarılı olmak, yakalanan balığı takımı kopartmadan kıyılamak istiyorsak, malzemenin en sağlamını kullanmak zorundayız.
Özellikle beden için, mümkün olduğunca yüksek çekme güçlü misina kullanmak ve her avdan sonra bu yaklaşık 1m lik parçayı ve diğer düğümleri yenilemekte fayda vardır.
Takımı ister makaralı kamışta olsun, ister el oltasında; olta, iri ve sağlam bir fırdöndü ve bunu takip eden, ucunda iğnenin bulunduğu 1m boyunda bir bedenden ibarettir.
Kimi ilişkenli veya uygun olmayan diplerde (çamur, aşırı yosun vs.) stropor veya bir pet şişe ile bu olta askıya alınabilir.

Av Tekniği:

I. Yemli Beden:

Yemli beden olta ile Yayın avında esas olan sabırdır. Yayın uygun yem ile donatılmış oltanızın yanına geldiğinde veya yemi hissetiğinde iş bitmiştir. Ondan sonra, takımın sağlamlığı ve avcının fizik gücü sayesinde, yine sabır ile yol istedikçe vererek, kimi zaman saatler süren karşılıklı inatlaşmanın sonunda, balık kakıçlanarak karaya alınır.
Yayın avcılığında sabırın yanısıra en önemli unsurlardan biri de ses çıkartmamaktır. Yayın balığı sandal ve kıyıdaki titreşimleri alabildiğinden, gürültü yapıldığında daha kuşkucu olan Yayın balığını avlamak güçleşir.
II. Bırakma Olta:
Adından da anlaşılacağı gibi, bırakılıp belli bir zaman sonra kontrol edilen oltadır. Takım kalınlıkları yemli bedene göre daha kalın tutulur. Karada sabitlendiği yerin, çok sağlam olması gerekir. Olta atıldıktan sonra, tam kıyıda kalan kısmına 5-10kg. lık bir taş bağlanır ve arkasından 10-15m. misina sağılarak serbest bırakılır. Bu işlem 2-3 defa tekrarlanır. Amaç yakalanan balığın oltanın kontrol edileceği zamana kadar sürüklediği taşlar ile yorgun düşürmek ve misinanın çektikçe yavaş yavaş gelmesinden dolayı geçecek zaman içersinde kopma riskini azaltmaktır.
Not: Avcılık bilgileri Sn. L. Artüz'ün sitesinden alınmıştır.

Karabalık (Clarias gariepinus) ve Avcılığı



Karabalık, Clarias gariepinus (Eş bilimsel ismi C. lazera) Güney Afrika’daki Orange Nehri’nden başlayarak, tüm Afrika, Ortadoğu ve Türkiye’de yayılış gösterir. Ülkemizde Antalya’dan Hatay’a kadar olan sahil kuşağındaki durgun ve akarsularda rastlanır.
Hatay bölgesinin en büyük su kaynağı Asi Nehrinde, bol miktarda bulunmaktadır. Yine neredeyse tamamen kurutulmuş olan Amik gölü ve ovası ençok bulunduğu yerler arasındadır. Göl kurutulmadan önce bahar ve kış aylarında genişleyip yaz aylarında daralmaktay

sualtı resimleri 2

y11.jpg

03018.jpg

Yemli Balık Avı) Balıkçılıkta Kullanılacak Yemler ve Avlanma Şekilleri



Balık Adı : AKYA

Kullanılacak Yem : CANLI ZARGANA, CANLI KEFAL,İLERYA


Yemli oltada canlı yemler genelde, iğne ağız içinden geçirilerek hasar vermeden sağ veya sol galsamadan dışarı alınıp, tek seferde sidikliğin arka (kuyruğa doğru) tarafına enine yerleştirilir.
Sözlonusu yöntem yem olarak kullanılan balığın uzun süre canlı kalmasını sağlar.
Aynı yöntem tersinden de uygulanabilir, iğne yerleştirildikten sonra köstek galsamadan geçirilip, ağızdan dışarı alınır ve ondan sonra bağlanır.
Canlı yem olarak hangi balık kullanılırsa kullanılsın yöntem değişmez.

Avlanma Şekli : ORTASU BIRAKMA OLTASI


 
 
 
 






Tanımlı Barbunya

Balık Adı : BARBUNYA

Kullanılacak Yem : KURTÇUKLAR



Kurtçuklarla avlanılırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; kurtçuk iğneye takıldıktan sonra yukarıda da siyah çizgi ile de belirtildiği gibi, balığın yemi iğneden çekip alabileceği şekilde fazlalık bırakmamaktır (alt şekil).
Avlanmaya giderken hangi türden olursa olsun kurtçuklar bir kap içine doğal ortamları (çamur,su,cürümüş otlar vs.) ile beraber konurlar ve böylece uzun bir süre bozulmadan durmaları sağlanır

avlama Şekli : YEMLİ BEDEN, YEMLİ ÇAPARİ, PARAKETA


 
   
 
Tanımlı Berlam

Balık Adı : BERLAM

Kullanılacak Yem : AKYEM

AKYEM: İstavrit, İzmarit, İstrangilos, Kolyoz, Uskumru, Zargana gibi balıklardan elde edilen yeme "AKYEM" adı verilir,
AKYEM;
YAPRAK YEM: Balığın bir tarafının filetosu.
TEKGÖZ YEM: Balığın bir tarafının baş da dahil filetosu
ŞAKŞAK YEM; Balığın kafa yerinde ve tam durmak üzere iki tarafının filetosunun çıkarılıp kuyruk vr kılçığın uzaklaştırılması
LÖP YEM: YAPRAK YEM'in enine parçalar halinde kesilmiş hali.
SÜLÜK YEM: YAPRAK YEM'in ortadan boyuna iki parça halinde kesilmiş hali
KUYRUK ALTI: akyemlik balığın sidikliğinden kuyruğuna doğru anal yüzgecini de içeren ufak üçgen yem.


 
 





Tanımlı Çipura

Balık Adı : ÇİPURA

Kullanılacak Yem : KARİDES,KURTÇUKLAR, ÇİFT KABUKLULAR (öz: SULİNA), TUZLANMIŞ DENİZ HIYARI

Karides :

Karides türleri (Marmara karidesi, çalı karidesi -teke-,kaplan veya Mersin karidesi) yem olarak kullanılırken eğer bütün olarak kullanılacaksa, muhakkak başının önünde yer alan sivri testere gibi boynuzu (Rostrum) kırmak gerekir.
Et olarak kullanılacağı zaman ise eğer karidesler taze ise direkt soyarak kuyruk kısmını, yok eğer taze değil iseler kısa bir süre kaynatmadan sonra yine soyarak kuyruk kısmı eti bütün olarak veya ufak parçalar kalinde kullanılır.

Çift Kabuklular



Çift kabuklular - Bivalvia- yemli balıkçılıkta oldukça önemli bir yer kaplar. Sert kabuğun içindeki et birçok canlının iştahını çeker.Yukarıda soldan sağa sırası ile; Sulina, Pina, üstte-Kıllı midye, altta-Kara midye ve İstiridye yer almaktadır.
Çift kabuklular bütün veya parça kullanılmadan kısa bir süre evvel ayıklanıp, ayılkanan etin suyu süzdürülüp, rüzgar veya güneşte bir süre kurutulmasında yarar vardır.

SİRAZ (Sarı balık)

  Yayılım gösterdiği bölgelerde Aptalca ve Sarı Balık adlarıyla da tanınan siraz; Sazangiller ailesine bağlı (fam.Cyprinidae) Capoeta cinsinin bir üyesidir. Ancak aynı isim benzer ekoljileri paylaşan, çoğu minör farklılıklarla birbirinden ayırt edilebilen diğer capoeta
türleri ve alttürleri içinde ortak olarak kullanılır. Yurdumuzun farklı ekolojilerine uyum sağlamış bilinen altı alt türü bulunan siraz; barbus zonu ve abramis zonu olarak tanımlanan orta ve yüksek irtifalı platoların üzerinden, vadilerin arasından akan çay ve ırmakların geniş dirseklerle döndüğü ve havuzlandığı, orta şiddetli akıntıların yer aldığı meralarda varlık gösteren bir balıktır. Bu alanlar genel olarak bulunduğu irtifa gereği; 15-17 C°nin üzerine çıkmayan sulara, en çok 1,5 m derinliğe sahip, tabanında iri ve yuvarlak taşlarla kaplı kısmen çamurlu kırmalık meralar içeren nehir yataklarıdır.

Bulundukları çevrede yoğun gruplar halinde yayılan sirazlar başlarının önünde alt kısımda konumlanan ve at nalı şeklindeki bir ağza sahiptirler. Silindirik ve ince-uzun vücutları ile nehirlerin endamı güzel balıklarının başında gelirler. Pulsuz ve geniş başları bu balıklara oldukça sempatik ve çocuksu bir çehre kazandırmıştır. Özellikle güney bölgelerimizdeki yaşam alanlarında çoğu zaman bıyıklı balık (Barbus spp.) türleriyle karışık populasyonlar şeklinde varlık gösterebilen siraz üreme dönemi arefesinde ve ılıman mevsimlerde karın bölgesinde oldukça hoş sarı-turuncu ağırlıklı renklenmeler sergiler.Çok benzedikleri ve sıklıkla karıştırıldıkları bıyıklı balıklardan farklı olarak sadece ağız kenarında ve farklı siraz türlerine göre uzunluğu değişiklik gösterebilen bir çift kısa bıyığa sahiptirler. Özellikle sahip olduğu keratin dokulu, tırnaksı dolayısı ile güçlü dudaklarını kullanarak taban dokusunu oluşturan irili ufaklı taşların yüzeyinde yetişen alg (yosun) kolonilerini ve bunların arasında gezinen küçük eklembacaklılarla yumuşakçaları tüketir. Sığ ve berrak alanlarda taşların üzerinde gezinen ve taşın yüzeyindeki canlı yeşil dokuyu yan yana tıraşlarken verdikleri görüntü çok güzeldir.

Oldukça ürkek hayvanlar olan sirazlar rahatsız edilmeyen ve tenha alanlarda yaşarlar. Sese oldukça duyarlı olan siraz ani ses ve titreşimlere hızla reaksiyon vererek birdenbire ortadan kaybolmakta çok ustadır. Bu yüzden av esnasında sessiz ve sakin hareket etmek dikkat edilmesi gereken en önemli noktadır. Bitkisel ağırlıklı bir diyete sahip olan sirazlar tahıl taneleriyle bu tahılların unu kullanılarak hazırlanan karma hamurlarla yakalanırlar. Ağızları balığın boyuna koşut ortalama bir genişliğe sahip bulunmasına karşın dar bir boşluğa bağlandığından çok fazla açılamaz ve bu yüzden sirazlar yemi ağızlamak yerine ısırıp sıyırmak suretiyle beslenirler. Bu durum iri yemleri almakta zorlandıkları anlamına gelir ki bu yüzden küçük boyda iğnelerin ve yemlerin kullanıldığı donamlar çok daha başarılı siraz avcılarıdır. Kuvvetli kafa vuruşlarıyla oltaya karşı mukavemet gösteren siraz en fazla 0.30Ø numara yumuşak bir misina kullanarak 6-8-10 numara kısa dirsekli çapraz tek iğneli donamlarla rahatlıkla yakalanabilir.



 
   
   
   
 

 
 
 



 
 
Farklı siraz türleri birbirine benzeş vücut özelliklerine sahip olsalar da hem türfarklılığı hem de mera değişimi vücut rengi ve desenin de temel farklılıkların görülmesine neden olmaktadır. C. capoeta türü sırtta esmer kahve renginden yanlarda kehribar rengine ve karında açık turuncu, kiremit rengine dönebilen sarı tonların ağırlıkta olduğu bir dona sahiptir. C.capoeta angorae'nin bazı formlarında renk sırtta koyu gri-siyah yanlarda gümüşi beyaz olup vücut geneline dağılmış düzensiz koyu renk beneklerle çilli bir desene sahip olabilir. Şamandıralı ve yemleyicili bırakma donamlar siraz avında başarısı bilinen takımlardır Siraz donamlarında yem olarak toprak solucanı, tahıl kurtları, mısır, farklı tahıllarının unları karıştırılarak elde edilen hamurlarla pişmiş ekmekten hazırlanan hamur topları da yem olarak kullanılırlar.

Deniz Avatarları 1 Deniz Avatarları 2 Deniz Avatarları 3 Deniz Avatarları 4

Deniz Avatarları 1 Deniz Avatarları 2 Deniz Avatarları 3 Deniz Avatarları 4

Deniz Avatarları 5 Deniz Avatarları 6 Deniz Avatarları 7 Deniz Avatarları 8

Deniz Avatarları 9 Deniz Avatarları 10 Deniz Avatarları 11 Deniz Avatarları 12

zıpkınla, karadenizde, iki sinarit bir akya,avı

mercan balığı,Balık Ağırlığı ,Takım türü,

İğne*OltaBedenKöstekMercan, Kırma mercan, Mandagöz mercan, Mırmır, Bantlı mercan1 kiloya kadarHafif040- 045035-040025-0303-11-3 kilo Orta 050-060045- 050035-0401/0-3/03 kilo ve üzeriAğır 070-080050-060045-0502/0-4/0Fangri2 kiloya kadarHafif045-050040-045035-0401-2/02-4 kilo Orta 070-080060045- 0501/0-3/04 kilo ve üzeri Ağır 080-100060-070050-0604/0-5/0 Trança3 kiloya kadarOrta 070-080060045-0501/0-3/03-6 kilo Ağır 080-100060-070050-0604 /0-5/06 kilo ve üstüÇok ağır100-120070-080050-0605/0-8/0

* İğneler sert damaklı, kuvvetli çeneli balıklara kullanılan cinsten kısa saplı, kalın telli, tercihen çapraz, keskin ve çelik olmalıdır.

Yukarıdaki tabloda verilen takım kalınlıkları ve iğne boyları genel amaçlı kullanımlarda tavsiye edilmektedir, standart değildir. Balık avında, her zaman ve hep aynı yerde tıkır tıkır çalışan sistemler bakarsınız bir gün çalışmıyor, standarda uyup beklersek herşey uygun olsa bile boş dönmek kaçınılmazdır. Ustalık, olaylar standardın dışına çıktığında yeni durumu sezip ona göre tedbir almaktır, aslında ustalık sadece olaylar standardın dışına çıktığında gerekir. Unutmadan: Balık avında olaylar sık sık standardın dışına çıkar. Yukarıdaki tabloyu göz önüne alarak, değişen şartlarda avlanmaya hazır olacak takımları hazırlamak da sizin ustalığınıza kalmış.
Mercan avı sırasında sık sık iğnelerin kösteğe bağlandığı düğümler kontrol edilmelidir. İğne kısa saplı olduğundan yemi derince yutmuş balıkların dişleri arasına düşen düğümler ilk anda kesilmese bile gittikçe yıpranır ve iri bir balıkta kesilerek balığı kaçırır. Aşınmış düğümler yenilenmelidir.
Burada ve karagöz bahsinde anlatılan takımlar sadece bu balığın avında değil bu balıklarla aynı sularda bulunan çipura, sinarit, ispari, sarıgöz, kupes, melanur, hani gibi balıklar için de geçerlidir.
Mercan için kullanılan yemlere gelince. Karides, tercihen çalı karidesi sevdiği yemlerdendir, özellikle trança için iri çalı karidesi canlı veya ölü bütün oldukça geçerlidir. Bundan başka kalamar parçaları, sübye eti, sülünez, akyem (sardalya, istavrit, izmarit, sarıgöz, ispari), çağanoz, midyedir. Bazen deniz hıyarı parçaları da herşey yiyici mercan için yem olarak çalışır. Balığın beslendiği merada en çaok yediği en verimli yemi belirler yine de, karides, sübye, kalamar ve akyemler daha çok ilgi görür.
a. Köstekli sarkıtmalar

Mercan avında an çok kullanılan takımlardandır. Genelde klasik üç köstekli gibi hazırlansa da zaman zaman dört köstek de bağlanır. Takım kalınlakları ve iğneyi meradaki balık boyu belirleyecektir ama genelde bu takımlar daha çok hafif ve orta sınıftan hazırlanır. Zaman zaman tüm kösteklerin dolu olarak çekildiği düşünülürse her kösteğe asılmış 2-3 kiloluk balıkları bir anda almanın zorluğu hatta imkansızlığı daha iyi anlaşılır. Daha çok hedeflenen balıklar mercan, mırmır, mandagöz mercan, kırma mercan, ufak boyda fangri, trança ve diğer taş balıklarıdır. Köstek boyları 15-25 santim. İskandil derinliğe göre 150-200 gramı geçmez. İstenirse takıma kolçak da ilave edilebilir. Av yöntemi sandaldandır. Avlanılacak meraya gelince en iyisi ilk olarak demir atmadan sandalı alargaya bırakıp takımı indirmektir. Buradan anlıyoruz ki köstekli sarkıtmalar akıntısız sakin sularda kullanılır. Derinlik 40-200 metreye kadar olabilir. İndirilen takım dibe değdikten sonra, iskandili yerden kesmeden gergince apiko tutulur. Mercan, karagöz gibi önce yemi yoklar sonra yer, o nedenle ilk dokunuşta acele etmemeli yutması beklenmeli sonra hafifçe çalınmalıdır. Mercan avı derin sularda olduğundan ilk balık yakalandığında hemen çekmeyin diğer iğnelerin de dolmasını bekleyin. İlk yakalanan balık kolay kolay kurtulamaz ve takımı karıştıracak kadar hareket de etmez. Bu arada sandal demirli olmadığından hafif de olsa gezinecektir. Bu gezinme sırasında dikkat edip kerterizi takip etmek gerekir. Bu arada oldukça verimli bir yer bulunursa buraya dönüp demir atılabilir. Tonoz gerekmez ama demiri atarken de balığın ürkütmemek gerekeceğinden eğer demiri meradan uzağa atıp hafif de olsa akıntı ile demire kaloma verip mera üzerine gelme şansı yoksa, o takdirde tekneyi tonoza alıp tonoz ipleri üzerinde gezinerek mera üzerine düşmeye çalışılmalıdır. Yine de bu işlemler oldukça zaman alacağından ve 100-200 metre derinlere de demir atılamayacağından en iyisi sandal meradan uzaklaştıkça motor veya kürekle tekrar meraya dönerek ava devam etmektir.
Mercan avında kullanılan sarkıtmalarda zaman zaman köstekler bedenden açık duracak şekilde bağlanırlar. Olta çeşitleri ve uygulamaları bölümünde sarkıtmalar anlatılırken kösteği bedenden açmaya yarayan bazı uygulamalar anlatılmıştır, ancak özellikle yabancı amatör daha değişik yöntemler uygulamaktadır. Ben ilk olarak bu yöntemi mercan için yapılmış bir takımda gördüğüm ve takım bana mercan takımı olarak tanıtıldığından bu yöntemleri mercan bahsinde açıklıyorum; ama bu sadece alışkanlıktan ibaret bu yöntemler mercandan, minekopa, sinarite tüm sarkıtma uygulamalarında uygulanabilir.

Yukarıdaki uygulama daha çok yabancı amatörlerce kullanılan benim ilk gördüğüm mercan takımı diye anlattığım takımdır. Burada beden tel örme veya çelik ip şeklinde olabilir. Telden örülerek yapılmış köstekler bedene sıkıştırma bilezikleri ile tutturulmuştur. Tel kösteklerin ucunda ufak birer kasa bırakılmıştır. İğnenin bağlandığı misina kösteklerin ucuna da birer kasa yapılarak iki köstek, kasaların birbiri içinden geçirilmesi ile bağlanabilir. Bunu avantajı gerektiğinde iğneli misina kösteğin kolaylıkla değiştirilebilmesidir. Tel köstekler zamanla, özellikle iri balıklara denk gelindiğinde, eğilerek takımı kullanılmaz hale getirebilir. Bu açıdan pahalı bir takımdır denilebilir.

 

 

Yukarıdaki örnek daha basit ve ucuzdur. L şeklinde bükülmüş telin kısa ucunun başında ve sonunda bedenin içinden geçeceği halkalar yapılır. Beden halkaların içinden geçirildikten sonra alttan ve üstten birer küçük boncuk koyulur, olta tarafına boncuğun hemen üstüne bir stoper düğüm atılarak kösteğin yukarı kayması engellenir. Alt tarafa boncuktan sonra stoper düğümü yerine ufak bir fırdöndü bağlamak daha sağlam olur. Bu telin fotoğrafını görmek için yukarıdaki resmi tıklayın. Daha sağlam olsun diye bedeni halkalardan iki kere geçirmeyin, iri bir balık yüklendiğinde beden telin üzerinde sıkışarak kopabilir; tecrübe ile sabit. İğneli kösteğin bağlanması üstteki takımda olduğu gibidir. Bu tel köstek de zamanla eğilerek bozulsa bile 0,3-0,4 mm., çelik telden kendiniz de kıvırarak yapabileceğiniz için pahalı sayılmaz. En ucuz ve Türk amatörlerince en çok bilinen metodlardan biri de örme köstek kullanmaktır. Örülerek köstek yapılacak misina önceden bir ucu sabitlenip çekilerek düzeltilmelidir ki köstek düzgün dursun. Örme kösteğin resimlerini görmek ve yapılışını okumak için resmi tıklayın. Örülüp hazırlanan kösteğin kasasız tarafına beden ile kazık bağı ve peşinden bir kaç yarım kazık bağı atılar; bu şekilde beden üzerine tutturulmuş olan sarma kösteğin kasalı tarafına da iğneli köstek aynı diğer uygulamalarda olduğu gibi kasaların iç içe geçirilmesi ile tutturulur. İstenirse kösteği bedene bağlayan kazık bağları üzerine bir kaç damla süper yapıştırıcı sürülerek düğüm sağlamlaştırılır. Sarkıtmalar istenirse makinalı kamışlı takım olarak da düzenlenir. Bu durumda kamış 2,5-2,7 metre boyunda 40-80 gıram testli, makina 040 veya 050 misinadan 200 metre alacak kapasitede olmalıdır. Yani aslında geniş sarma kapasiteli bir makina gerekir.

b. Derin su yeldirmeleri

Akıntılı sularda, demirlenmiş sandaldan 20-30 kulak derinliklerde uygulanan yöntemdir. Hedeflenen balık genelde iri balıktır. Özellikle geceleri bu takımlarla çok iri balıklar alınır. Yalnız gece mercan avında çok sessiz olunmalı, ışık yakılmamalı, sandal içinde gereksiz hareketlerden kaçınılmalıdır. Bunlara dikkat edilmez ise temkinli ve kurnaz bir balık olan mercan ses ve ışıktan ürkerek oltaya vurmaz. Yeldirmenin nasıl kullanılacağı karşılaşılacak zorluklar, problemler karagöz bahsinde genişce anlatıldığından burada aynı şeyleri tekrarlamıyoruz isteyen o sayfalardan bakıp görebilir. Buradaki tek fark mercanın daha derin sularda olması bu nedenle de yeldirmenin derin su yeldirmeleri sınıfından sayılmasıdır. Levrek konusunda bahsettiğim halde özellikle derin su yeldirmelerinin kullanımında yapılan büyük bir hatadan tekrar bahsetmek istiyorum. Bu hata sık sık yapıldığından ve balığın kaybından başka amatörün yaralanmasına dahi neden olacağından dikkat gerektirir.
Derin su yeldirmesina balık vurduğunda, ki bu genelde büyük bir balıktır, mesela diyelim ki trança veya fangri olta elde balık bekleyen amatörün elindeki oltayı sertçe aldı götürdü ve mücadele başladı. Bu mücadele bazen uzun sürebilir. Uzun sürenin sonunda oltayı toplayan amatör iskandil ele gelince onu da sandalın içine atıverir (mesela ben çok yaparım), İşte HATA. O kadar mücadele edilip yorulan sonunda çevrilip su üstüne çekilen balık, tüm dikkatini kendini o kadar uğraştıran balığı görmeğe yöneltmiş amatörün bedeni toplaması ile sandala yanaşır ve sandalı gördüğünde genelde ilk tepkisi aniden baş isteyip fişeklemek olur. Balık iri ise bu tepki çok serttir ve direnilip kaloma vermeden beden tutulacak olursa diyelimki eliniz kesilmez ama balık kopan takımladan kurtulur kaçar. Kaloma vermek gerek; büyük balık en az 4-5 kulaç kaloma aldıktan sonra direnilenerek yavaşça çevrilebilir. Burada bir sorun var kaloma verelim de iskandil nerede? Sandalın içinde belki de farş tahtalarının arasına sıkışmış yada fişekleyen balığın hızı ile fırlamış size çarpmak üzere. Bu darbeden yaralanmak mümkündür. İskandil bir yerlere sıkıştı ise bu defa takım gerilecek ve kopacaktır balığa veda, bu arada gerilen misina bir yerlerinizi de kesebilir. İşte bunlara meydan vermemek için derin su yeldirmesinin ağır iskandili ele geldiğinde gerektiğinde kendi kendine suya düşecek bir yere konmalı, bu yer de avdan önce hazırlanmalıdır. Bu yapılamadı ise iskandil gereğinde çabucak suya geri atılabilecek şekilde el altında bir yere bırakılmalıdır.

Mercan için düzenlenen derin su yeldirmelerinde yukarıdaki gibi mavrukalı takımlar da düzenlenebilir. Bu takımın da kullanımı karagöz sayfasında genişçe anlatıldığından burada tekrarlamıyoruz. İkinci iğne mavrukadan önce olabileceği gibi mavrukadan sonra diğer köstekten bir köstek boyu geride kalacak şekilde de monte edilebilir ve öyle olması daha verimli olabilir. Bu takıma bir de kolçak ilave etmekte yarar vardır.
Yeldirmeler el oltası olarak düzenlenmeli ve kullanılmalıdır makinalı kamışlı takım olarak kullanım ve kontrol zorluğu nedeni ile pek düzenlenmez.
c. Paraketeler**
Paraketeler de büyük balıklar, özellikle trança hedeflendiğinde kullanılır. Derin su paraketelerinin hazırlanması, serilmesi gibi bilgiler sinarit sayfalarında genişçe verilmektedir. Burada tekrarlamıyoruz, yalnız bu iki parakete arasında elbette farklar olacaktır. Birinci fark iğnelerdir, sinarit paraketesinde genelde canlı yem kullanıldığından iğneler nispeten daha ince ve uzun saplıdır. Mercan paraketesi için ise daha kısa saplı iğnelerle donatılır. Bunula birlikte sinarit için atılan paraketeler trança, trança için atılan paraketelere de sık sık sinarit çıkmaktadır. Zaten parakete tek bir balık hedeflenip hazırlanmaz ve tek bir tip balık için de yemlenip serilmez. Ne çıkarsa bahtınadır, yeter ki doğru zamanda doğru yere atılsın. Mercan paraketesinin yemleri iri karides, sübye veya kalamar eti parçaları, çağanoz veya akyemdir ki bunlar pek çak başka balığın da ilgisini çeker.
**Dikkat amatör balık avcılığı sirkülerine göre parakete amatör balık avcılığı takımı sayılmamaktadır. Buna burada yorum yapmıyoruz…
Ağ ile avcılığı pek olmaz nadiren kıyılara sokulan bazıları başka balıklara bırakılan fanyalı ağlara çıkar.

Mercan balıkları tüm dünyada bilinen balıklardandır. Lezzetli etleri ile de tüketici sofrasında taze, kurutulmuş, tuzlanmış ve konserve olarak yerlerinin alırlar. Ekonomik değerleri türlere göre değişmekle beraber genelde yüksektir.

MERCAN OLTASI NASIL OLMALI?
Mercan oltası 0.35 misinadan, üç köstek artı bir hırsız, dört köstekli olmalıdır, ben hırsız olta bağlamaya müsait iki tarafı delik 75 gr kurşun kullanmaktayım, mercan dip balığı olduğu için benim tercihim takımın 50 cm de sınırlandırılmasıdır, bir köstek kurşunun boyunu geçmeyecek kadar yaklaşık 7-8 cm alt delikte bir köstek yine kurşunun boyunu geçmeyecek kadar üst delikte, 15 cm kadar üste bir köstek uzunluğu 10 cm civarı, onunda 15 cm üzerine dördüncü köstek uzunluğu 10 cm civarı, onun 25 cm kadar üstüne de kopcali bir fırdöndü, fırdöndüden sonra 0.40 misina hava sert ise misinanın toplandığında karışmasının azalması veya karışıklıkların daha kolay çözülmesi için 0.45-0.50 misina, mercan dip balığı olduğu için bu benim tercihim,
Kopcali firdondu gerektiginde kalamar rapalasının takılmasi icin ben ce şart, yukarıya balığı çekerken birden bir ağırlık hissederseniz veya gelen balığın ensesinde diş izi var ise civarda mutlaka kalamar vardır ve hemen bu fırdöndüye bir kalamarrapalası takarak normal mercan avına devam edin. Diğer arkadaşlarım; hırsızdaki birinci kösteği 25cm civarı yapıyorlar ve kurşunda iki köstek değil bir köstek kullanıyorlar, ikinci köstek kurşunun bağlandığı yerde değil de onun 25-30 cm üstüne, uzunluğu 25 cm civarı, üçüncü köstek onun 25-30 cm üstüne uzunluğu 25 cm civarı ve dördüncü köstek için 25-30 cm mesafe ve 25 cm civarı uzunluk, altı kösteğe kadar çıkabilirsiniz. Ayrıca hatırlatmadan geçemeyeceğim, bu işin ustaları sadece bir veya iki köstek kullanıyorlar,
Kupes, izmarit, kırma mercan gibi ince balıkların çok olduğu zamanlarda ikili köstek daha kullanışlıdır, hırsız iğne genelde dipte yatar durduğundan dip balığı tabir ettiğimiz mercan, karagöz ve çipura türü balığı avlamaya yarar, takımınızın köstek ve iğnelerini her av günü yenilemelisiniz, bir iğne 15 balık tuttu ise o körelmeye başlamıştır bile, vuruş alırsınız ama iğne damağa zor geçer, köstekler dönerek gelen hanoz (Hani) ve izmarit gibi balıklar sayesinde gam yapar ve bedene dolanır bunların her av gününde yenilenmesi lazımdır, şimdilerde çıkan flarokarbon ve akıllı misinalar bu dolaşma ve gamı en aza indirmiştir.
Florakarbon misinaların beden için kullanılmasını pahalı, görünmezlik özelliği olduğu için kösteklerde kullanılmasını uygun, bulmaktayım.

NASIL AVLANMALI Oltaların ucu dışarıda kalacak şekilde yemler takılmalı ve takım dibe indirilmeli, takım kurşunun ağırlığı hissedilecek şekilde, kurşun dibe deydi deymedi durumunda kalmalı, mercan genelde küt diye vurur, bazen de yeme yavaş dokunuşlar verir, ben her vuruş hissettiğinde takımı hızlı bir şekilde iki yada üç kulaç kadar yukarı çekerim, vuruşların hafif olduğu durumlarda ise hislerime göre ikinci veya üçüncü vuruşta yine hızlı bir şekilde iki yada üç kulaç yukarı çekerim, amaç iri mercan daha doğrusu teknedeki en iri mercanı çekmektir, Mercan gelirken başı ile oltaya vurur küt, küt vuruşu hissedersiniz, ara ara yukarıya hamle eder ve tekrar kurtulmak için küt diye vuruşunu alırsınız Mercan fırtına öncesi ve sonrası karnını doyurmak için deli gibi oltaya saldırır desem yeridir, Fırtına öncesi ve sonrasını düşünmez isek 2-4 kuvvetindeki havalar ile puslu, kapalı, cisintili havalar balık avı için idealdir, ben her mevsim Poyraz (Kuzeyden) havayı Lodos (Güneyden) havaya tercih ederim. Poyraz fırtınası (öncesi) alımı ve Lodos fırtınası (sonrası) kalımlarında daha iyi balık avı olur. Balık olmadığında, başka avlakları deneriz ama bir yerde olmuyor ise öbür yerde de olmuyor, diğer arkadaşlar ile haberleşiriz, balık var mı? Vuruyor mu? Onlardan da genelde aynı cevap gelir yok, aslında sormaya da pek gerek yoktur, bakarsınız denizin üzerinde hep tekneler hareket halindedir, yer değiştiriyorlardır, bu balığın keyifsiz olduğuna ve oltaya atlamadığına işarettir. Bir gün önce veya gün içinde Ege denizinde deprem olmuşsa balık etkileniyor, Bazen dipte bulunan harami tabir edeceğim, mıngırı, müren ile büyük balıklar ve bazen de iri kalamarlar balıkların kısa süreli dağılmalarına sebebiyet vermektedir, bu sırada çevredeki teknelerin avlanmaya devam ettiklerini fark edersiniz.

Marmara'da Balıkçılık, Olta Balıkçılığı ve Fotoğrafları.









"Bu başlık da nereden çıktı?" demeyin bir anda esti, oluşturmak istedim, öncelikle biraz amatör de olsa sizlerin de katkılarıyla Marmara'da ve özelinde İstanbul'da balıkçılık ve balık türleri, balık avı zamanları, yöntemleri ve fotoğraflarıyla dolduracağız. Kaynak olarak kullandığım kitap ve internet adreslerini belirttim. Fakat yine de salt bu adreslerden faydalanmadım, güzel bir harman oluştu, keyifle okuyun. Başlıyoruz...

Bir Balığın Anatomisi



1. Kafatası 11. Yüzme kesesi
2. Alt çene 12. Karaciğer
3. Omurga 13. Safrakesesi
4. Sırt yüzgeç bağlantıları 14. Böbrek-idrar yolu
5. Sırt yüzgeç kılçıkları 15. Yumurtalık
6. Beyin 16. Vücut
7. Omurilik 17. Kalp
8. Göz 18. Solungaç arterleri
9. Burun boşluğu 19. Solungaç aralıkları
10. Mide 20. Aort


LÜFER


Av Dönemi: Lüfer avı 1 Nisan...31 Ağustos arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari boy 14 cm dir.

Tanımı:
Latince :Pomatomus saltatrix
İngilizce: Bluefish

Boğaz sularının sultanı,efendisi diye tanımlanan gezici balıklardan olan Lüfer Karadeniz'le Ege denizi arasında dolaşır, büyümesinin aşamalarında, aşağıda tabloda gösterilen değişik isimler alır.

Ustura gibi keskin dişlere sahip olan lüfer, Hemcinsleri dahil hemen her türlü balığa saldırır, parçalar ve yer. Lüfer sonbahar-kış aylarında en lezzetli ve olgun devrini yaşar. Yaz ortalarından sonbahara kadar da kışlamaya geçerler.

Yumurta bırakmak için (Üremeleri bahar sonu ile yaz başıdır. Kademeli olarak 60-80.000 yumurta verir) yaz aylarında Ege'den Marmara'ya ve oradan da Karadeniz'e çıkan lüfer sürüleri eylül ortasından itibaren çeşitli planktonlarla beslenip iyice yağlanmış olarak, Palamutların ardından Eylül sonuna doğru Boğaz'a , Marmara'ya, Çanakkale Boğazı'na oradan da Ege'ye inerler. Boğaz'da ve Marmara'da uzun süre kalıp av verir. Ilık suların 10 ila 200 m. derinliklerinde yaşar. Etinin lezzetiyle ekonomik değeri çok yüksek olan bir balıktır.

Nerelerde tutulur:
Lüfer Gezici bir balık olduğu için İstanbul Boğazı, Marmara ve Çanakkale boğazında pek çok yerde yakalanabilmektedir. Boğaz'da ;Anadolu ve Rumeli fenerleri önünden hemen hemen tüm boğaz kıyıları, Kandilli, Çengelköy, Kanlıca, İstinye, Yeniköy, Bebek, Küçüksu, Ortaköy, Beşiktaş, Kabataş arasındaki bölge, Sarayburnu ve Yenikapı hâlâ kıyıdan verimli avlar yapılabilecek yerlerdir. Çanakkale'de;Kepez iskelesi, Barut iskelesi, Büyük motor iskelesi, Seddülbahir,Kilitbahir av yapılabilecek yerlerdir.

Yemler:
Lüfer hem cinsleri dahil her türlü balığa saldırır. O nedenle en iyi lüfer yemi canlı yemdir.Baş yemi izmarit ve zargana olup, istavrit,sardalya,hamsi,kolyoz,kupes,kocagöz'de kullanılır .

Av Zamanı:
Gün içinde de avlanmasına rağmen ; Aksam üstü güneş batımından gece 01.00 e ve Sabah güneş doğmaya yakın Lüfer avı için en ideal zamanlardır.

KARAGÖZ


Av Dönemi: Karagöz avı 1 Nisan...31 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari boy 15 cm dir.

Tanımı:
Latince adı : Diplodus Vulgaris
İngilizce adı: Bream

Nerelerde Bulunur:
Karagöz, taşlık kayalık yerlerde, su altı adacıklarının etrafında, burun çevrelerinde, akıntıların kesişme noktalarında bulunur. Avcılığı sabah saatleri ve akşam gün batımına 4 saat kala başlar. Denizin hareketine ve ayın durumuna göre sabaha kadar sürer. Ayın parlak olduğu gecelerde su yüzüne kadar çıktıkları görülür. Ülkemizde Ege Denizi, Akdeniz ve Çanakkale Boğazı�nda çok bol av vermektedir.

Beslenmesi ve Yemleri:
Sardalya, karides, kurt, sülünes, teke başlıca yemleridir. Yemi bir görüşte kapma gibi bir davranış sergilemez. Dikkatlice inceledikten sonra, ağız yapısının küçük olmasının da etkisiyle, kısa ve sert vuruşlarla yemi diklemeye başlar. İki üç vuruştan sonra yemi aniden kapar. Bunun için olta her vuruş sonrasında çekiştirilmemeli, balık ürkütülmemelidir. Takımda sert vuruşlar ve bir çekme hisedildiğinde kısa bir tasma atıp olta boşluk vermeden çekilmelidir.
Karagöz hırçın bir balıktır. Yakalandığında sert kafa vuruşları yapar. Orta sularda darbeler azalmakla birlikte tekneyi gördüğünde tekrar direnmeye başlar. Takıma güveniliyorsa hiç bekletmeden tek hamlede tekneye alınır. Oltaya iri bir karagöz geldiğinde, sert kafa vuruşlarında misina elimizden hafif hafif kayacak şekilde tutulmalıdır. Eğer balık sabit kafa darbeleriyle geliyorsa riskli bir durum yoktur; su yüzüne geldiğinde kepçe ile ya da bir hamlede tekneye alınır. Usta balıkçı balığın kafa darbelerine konsantre olur, balığın su üstündeki fişeklemesinden hemen önceki anda balığın direnmesine fırsat vermeden tek hamle ile içeri alır.

SİNARİT


Av Dönemi: Sinarit avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari boy 20 cm dir.

Tanımı:
Latince adı : Dentex Dentex
İngilizce adı: Dentex, Porgy

28-30 yıl kadar yaşarlar. Nadiren 1 metre boya ve 10 kg ağırlığa ulaşırlar. Sinarit sivri dişlere ve kuvvetli bir çeneye sahiptir. Ancak dişleri seyrek olduğu için misinayı kolay kesemez. Yemi yoklamaktan ziyade hücum edip bir anda kaparlar. Hemen hemen her türlü balık ve yumuşakça ile beslenirler. Gezici bir balık olduğu için uzun yollar giderek avlanabilirler. Ancak genellikle bir kaya gölgesinde bekler, önünden geçen ava saldırılar. Bu yüzden yer seçimini iyi yapıp bulunduğu yere yemi indirmek daha doğru olur. Saldırgan bir yapıya sahip oldukları için parlak, aksak ve hareketli cisimlere ilgi duyarlar. Bir çok deniz canlısı gibi hava durumuna bağlı olarak yer değiştirirler. Bu nedenle yaşayabileceği alanları taramakta fayda vardır.

Nerelerde Bulunur:
Genellikle 10-50 metre arasındaki taşlık ve kayalık bir dibe sahip olan yerlerde, açık sulardaki topuk etrafları ve gemi enkazları etrafında bulunur. Ege Denizi, Akdeniz, Çanakkale Boğazı ve Saroz Körfezi�nde avı yapılmaktadır.

Beslenmesi ve Yemleri:
Yemli avcılıkta kalamar, sübye, kolyoz, saradalya, zargana, gelincik, izmarit, kefal kullanılabildiği gibi, iskorpit, hanos gibi taş balıklarıyla her türlü canlı balık da yem olarak kullanılabilir. İdeal yem boyu 6-10 cm dir.

Avcılığı :
Sinarit avında hep aynı bölgede avlanmak avlağın bozulmasına, sinarit ve diğer canlıların bölgeyi terk etmesine neden olacağından, zaman zaman değişik bölgelerde avlanmakta fayda vardır. Bu gerçekte bütün dip balıkları için geçerlidir. Parakete, savurma olta, bırakma olta ve sırtı çekerek avlanabilir. Sinaritin sert yapısına bakarak gereğinden kalın malzemeler kullanmaktan kaçınılmalıdır.

TRANÇA


Av Dönemi:
Trança avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Sirkülerde avlanmasına asgari boy tanımlanmamaktadır.

Tanımı:
Latince adı : Pagru ehrenbergi (Dentex gibbosus)
İngilizce adı: Pagry, Goldeney

Trança kuvvetli bir çeneye sahip güçlü bir balıktır. 50 metre ve civarı sularda oltaya takıldığında göstereceği direnme tüylerinizi diken diken edecektir. Avı amatörler arasında çok yaygın olmamakla birlikte çok zevklidir.

Nerelerde Bulunur:
Taşlık, kayalık derin sularda yaşar. Nadiren kıyılara yaklaşırlar.

Beslenmesi ve Yemleri:
Sardalya, kolyoz, sübye, kalamar, ahtapot, iri karides trançanın sevdiği yemlerdir. 7-8 cm boyunda olanlar yemler bütün olarak, daha büyükler ise yaklaşık olarak bu boyda kesilerek kullanılır. Sübye ve kalamar da küçükse bütün olarak, büyükse sadece kafası bütün olarak , gövdesi ise yaprak yem şeklinde kesilip yem olarak kullanılır. Fazla derin olmayan sularda ise yaprak yem olarak kesilmiş balıklar kullanılır.

ÇUPRA (ÇİPURA)


Av Dönemi:
Çupra avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari boy 15 cm dir.

Tanımı:
Latince adı : Sparus Auratus
İngilizce adı: Gillthead Seabream

Oltacıların en sevdiği balıklardandır. Çupra avcılığı özellikle Ege�de bir sanat gibi algılanır. Çupra avlamayı öğrenen bir avcı hassasiyeti ve sesizliği öğrenmiş demektir. 100 � 150 gr civarında olanlarına lidaki denir. Akdeniz�deki adı ise mendiktir. 250 gr dan sonra çupra olarak anılır ve 5-7 kg ağırlığa kadar ulaşabilirler. Bu boylarda olanları alyanak olarak anılır.

Nerelerde Bulunur:
Taşlık kayalık diplerde yaşarlar. Sabahları kıyılara sokulur; öğlenleri 10 � 20 metre arası derinliklere çekilirler. İrileştikçedaha derin sulara çekilirler. Göçmen olarak yaşadıkları gibi aynı bölgede sabit olarak yşayanları da vardır. Göç sırasında derin sular dan geçerler. Çupra ustaları balığın ne zaman hangi sulardan geçeceğini bilir ve her sene o sularda avlanırlar.

Beslenmesi ve Yemleri:
Balıklardan ziyade küçük deniz canlıları ile beslenirler. Karides, teke, mamun, yengeç yavrusu, sulina, midye ve dilimlenmiş sardalya ya da hamsi kullanılabilir.

Avcılığı:
Çupra çok dikkatli ve tedirgin bir balıktır. Yeme hemen saldırmaz, iyice kontrol edip emin olduktan sonra küçük darbeler vurmaya başlar. Sanki oltaya küçük balık vuruyormuş hissi verir. Bu sırada takımı hiç oynatmadan beklemek gerekir. Darbeler sıklaşmaya ve şiddetli vuruşlar almaya başlayınca artık balığın oltada olduğu anlaşılır. Kısa ve sert bir tasma ile iğne damağa oturtulur ve boşluk vermeden çekilir. Çupra tekneye alınana kadar kafa darbelerini kesmez. Tekneye alınırken kepçe kullanılması tercih edilir. Eğer avlanılan noktada fazla gürültü yapılmaz ve ilk balık da sakince alınabilirse, sonraki balıkların yemi fazla yoklamadan ani vuruşlarla oltaya geldiği görülür.
Çok kuvvetli bir çene yapısına sahiptir. Midye ve diğer deniz canlılarını rahatlıkla kırıp yer. Bunun için kullanılan iğnenin çelik dövme veya fazla büyük olmayan kalın yapılı olması gerekir. Misinayı kesmekten ziyade koparma ve iğneyi kırma olasılığının olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
Avlanılan bölgede çupranın varlığı kesin olarak biliniyorsa yem olarak yengeç yavrusu kullanılmalıdır. Diğer balıklar bu yeme dokunamadığından meydan çipuraya kalacak ve şansınız artacaktır. Sığ ve hafif akıntılı sularda zoka ile, derin sularda ise sarkıtma olta ile avlanılır.
Beden 0.40 misinadan yapılır. Beden ucuna 1/0 fırdöndü bağlanır. 0.30 misina ucuna kasa gözü düğümü yapılıp fırdöndünün diğer gözüne takılır. Bir karış sonra 10 cm lik bir köstek eklenir. 15 cm ara ile iki köstek daha eklenir. Üçüncü köstekten 25 cm sonra 20 cm uzunlukta bir köstek daha eklenir. İğneler 2300, 2297 ya da 2310 model 11-15 no arası olarak seçilir. Bölge balığının iriliğine göre misina kalınlıkları ayarlanmalıdır.

LEVREK


Av Dönemi:
Levrek avı 1 Nisan...31 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari boy 18 cm dir.

Tanımı:
Latince adı : Dicentrarchus labrax
İngilizce adı: Bass, Sea bass

Korkusuz, hırçın ve saldırgan yapıya sahip et obur bir balıktır. Kıyılarda salına salına gezen sert görüntüsü ile balıkçıların gözdesidir. Gözleri en ufak kıpırtıyı bile görebilir. Şimşek gibi hareket ederek, yutabileceği balıksa yutar, daha büyükse bir anda ikiye böler. Ağzında altlı üstlü kadife dişler vardır. Galsemalarında ve solungaç kapaklarında testere gibi tırtıklar ve ayrıca iki adet sivri dikeni vardır. Yakalandığı zaman, dişinden ziyade fırsatını yakalarsa yan dönerek solungaçları ile misinayı keser. Bunun için oltaya boşluk vermeden çekilmesi gerekir. Su üstü, orta su ve dipten yemlenen bir balıktır. Levreğin olduğu bilinen bir bölgede av yapmadan önce yemleme yapmak verimi arttırır. Levrek yerli bir balıktır ve kıyılarda gezer. Küçüklerine ispendek denir. 1 metre uzunluğa ve 15 kg ağırlığa kadar ulaşabilir.

Nerelerde Bulunur:
Kıyıların sıfır noktasına kadar yanaşır. Bol yiyecek bulabildiği için tatlı suların denize döküldüğü yerleri çok sever; hatta akarsuların içlerine girerek karşılarına bir engel çıkana dek ilerler. Kumluk, taşlık yerlerdeki iskele bacakları civarında, gece aydınlanan kıyılarda, sakin, durgun koylarda, kayalık, taşlık sığ sularda , liman içi ve ağızlarında ve park etmiş balıkçı teknesi gölgelerinde bulunurlar. İnsanların denize girdiği bölge levreğin yaşam bölgesi ise açıkta bekler,akşam olupta insanlar çekildiği zaman kıyıya yaklaşır. Ülkemizde daha ziyade Ege, Akdeniz kıyıları, Saroz ve Çanakkale Boğazı�nda bulunmaktadır. Eski günlerde İstanbul Boğazı�nda da çok bulunan levrek günümüzde ne yazık ki çok az miktarlarda ve kısıtlı bir zamanda İstanbul�da av vermektedir.

Beslenmesi ve Yemleri:
Hemen hemen yiyebileceği boydaki her balık levreğin avı olur. Kefal, istavrit, kalamar, sübye, zargana, yılanbalığı, sardalya, hamsi, karides, gümüş balığının canlısı, ölüsü ve filetosu levrek için yem olabilir.

ZARGANA


Av Dönemi:
Zargana avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir.


Tanımı:
Latince adı :
İngilizce adı:

Uzun gaga şeklinde bir ağız yapısına ve ince sık dişlere sahiptir.

Nerelerde Bulunur:
Su yüzünde yemlenir. Sardalya, kolyoz,aterina ve hamsi gibi balıklarla beslenir. Saldırgan bir yapıya sahip olduğu için gücünün yettiği her balığa saldırmaktan çekinmez.

Ayrıca hemen hemen her türlü balığın avlanılmasında yem olarak kullanılır. Sahile yakın bölgelerde devriye gezer, tatlı suların denize döküldüğü yerleri çok sever 1.5 metre boyuna kadar büyüyebilir.

İstanbul boğazından başlayıp Ege denizinin Akdenizle buluştuğu bölgeye kadar her kıyı şeridinde bulunur. Havaların sogumaya başlamasıyla beraber kıyıya iyice yaklaşır.
( Eylül ayı ) Sırtı çekerek yapma yemlerle avlanabildiği gibi tabii yemlerle gezici olta takımları ile kamışlı takımlarla sahilden atıp çekme şeklinde de avı yapılır. Kullanılan misina ince ve çekeri fazla kaliteli misina olmalıdır.

KEFAL


Tanıyalım:
Kefaller dişli balıkların en sevdiği av olduklar için tedirgin ve dikkatli balıklardır.

Nerelerde bulunur:
Sığ sularda kıyı boyunca dere ve nehir ağızlarında ve hatta içerilere girip gezerler. Parçalanmış yemler , küçük karidesler, teke, ekmek gibi yiyeceklerle beslenirler. Dolaşmaları devamlı olur,belirli bir yaşam bölgeleri olmadığı için avlandığımız bölgede tutabilmek için bölge yem olarak kullandığımız balıkların parçalarıyla veya ekmek gibi yiyeceklerle yemlenebilir. Ekmek ,sardalye,kolyoz veya garos kefal için kullanabileceğimiz en iyi yemlerdir. Kefal avı genellikle kıyıdan yapıldığı için balığı ürkütecek ses ve görüntü vermemek gerekir.

MERCAN


Tanıyalım:
Her balıkçının zevkle yakaladığı nefis bir balıktır.Balıkçılık genelde kenardan kefal,ısparoz,mırmır avı ile başlar.Bu avlar deniz avcılığının ilk aşısıdır,daha sonra yavaş yavaş bu avcılık yetmemeye daha iri balıklar aranmaya başlanır .Karagöz,sargoz zaman zaman levrek avlanılsa da tatmin ediciliği kısa sürer ve denize açılarak avlanma özlemi başlar.Denize açılmaya başladığımız zaman önce karşımıza izmarit,kupes,kırma mercan çıkar.Ama aklımız hep mercandadır tamamda mercanı nasıl buluruz .Usta balıkçılardan soruşturmak ve gözlemlemekle kolayca öğrenebilirsiniz.Ancak balıkçılar arasında bilinen bölgeleri herkese göstermemek gibi tatlı bir kıskançlık vardır.Bunun için bizim bu konuda bilgi sahibi olmamız en doğrusudur.

Nerelerde bulunur:
Mercan genellikle taşlık,kayalık bölgelerde ve civarlarında yaşar.Bu yerleri denize dik olan kıyı hizalar ada etrafları gibi yerlerde arayabiliriz. Avlanmak için durduğumuz zaman kurşunu dibe vurdurmak suretiyle dibin kumluk mu taşlık mı olduğunu anlayabiliriz. Hiçbir tahminde bulunamıyorsak arama yoluyla bu yerleri bulabiliriz. Bunun için şöyle bir sistem uygulanır ,tekne çapa atmadan serbestçe bırakılır takımlar yemlenerek avlanılmaya başlanır balığın vurduğu yerde kerteriz alınarak yada şamandıra bırakılarak işaretlenir.Akıntıya göre çapa balığın vurduğu yerin ilerisine atılıp çapa ipi salınarak tekne avlanma noktasının üzerine getirilir.Antalya da su derinliği fazla olduğu için parça parça küçük döküntü taşlık alanları taramak amacıyla çapa bırakılmaz tekne akıntıya bırakılarak avlanılır fakat teknenin yavaş akması için paraşüt denilen bir sistem kullanılır.Bu sistem yaklaşık 2x2 metre ebadında brandanın dört köşesine ip bağlayıp ortada birleştirerek paraşüt şekline getirilmesi ve 4-5 metre kadar ip salarak suya bırakıp teknenin akışını yavaşlatması şeklinde kullanılır.

Bir başka arama şeklide tahmini mercan bulunabilecek yere çapa atılıp avlanmaya başlanır.Balık vurmuyorsa çapa ipi parti parti salınıp balık bulununcaya kadar aramaya devam edilir.Eğer balık bulucu,deniz derinliğini ve şeklini gösteren elektronik bir aletiniz varsa bu iş çok daha basit olacaktır.Mercanın bulunduğu bölgelerde diğer taş balıklarının da bulunma olasılığı olduğu için bunlara uygun takımları hazır bulundurmakta fayda vardır.
Mercanın en iyi yemi taze sardalyedir.Taze hamsi, sülünez, mamun, teke, kurt, karides, dilimlenmiş kalamar, sübye ve kolyoz istavrit gibi beyaz balıkların filetoları da yem olarak kullanılabilir. Mercan olta takımları suyun akıntısına ve derinliğine göre düzenlenir.

amtör,balık avı,canlı yemler.

En büyük ve en gelişmiş kabukluları içerir. Çoğu denizel canlılardır, ancak kara yaşamına uyum yapmış olan üyeler de vardır. Göğüs üyelerinin ilk 3 çifti maksilliped halini almıştır. Diğer bacakların tamamının ucu kıskaçlıdır. İlk bacak çifti (Cheliped) kuvvetli bir şekilde gelişmiştir ve ucunda büyük bir kıskaç taşır. Takımını çoğu üyesi yan yan yürür, ancak her yöne hareket edebilme yetenekleri de vardır.
Birinci antenin kaide kısmında "statosit" adı verilen denge organı bulunur. Statosit içerisindeki duyu hücreciği (statolit), kum taneciklerinin organ tarafından salgılanan bir sıvıyla örtülmesinden oluşturulur. Her deri değişiminde atılırlar ve yeni bir kum parçasının alınmasıyla yeniden oluşturulurlar.
Solunum, tüy veya püskül şeklindeki solungaçlarla gerçekleştirilir. Solungaçlar üzerindeki bu yapılar, solunum yüzeyini genişletmek içindir. Hemolenf içerisinde çözünmüş olarak bulunan solunum pigmentleri hemosiyanin ve bazen de hemoglobindir.
Takımın bazı üyelerinde ışık çıkarma yeteneği görülür.
Ayrı eşeylidirler. Erkekler genellikle dişilerden daha küçük boyutludurlar, ancak üyeleri daha güçlü yapıdadır.

1. Subordo (Alt takım): Natantia (Karidesler)
Vücut yanlardan basık ve yüzmeye uygun yapıdadır. İlk 2-3 bacak çifti kıskaçlı ve diğerlerinden daha uzundur. Abdomen üyelerinde bulunan saçaklar, yüzmede yardımcıdır. Abdomen, vücudun geri kalanından daima daha uzundur ve ucunda bir kuyruk yüzgeci bulunur.

Penaeus.............................Palaemon...... ................Crangon



2. Subordo (Alt takım): Reptantia (Kerevit ve Istakozlar)
Vücut dorso-ventral olarak (alt-üst yönünde) basıktır. Bacaklar bir önceki gruptan daha gelişmiştir. İlk bacak çifti diğerlerinden daha kalındır ve ucunda güçlü bir kıskaç bulunur. Yumurtalar, dişilerin abdomenlerinin karın tarafından taşınır.

Homarus.................................Astacus



3. Subordo (Alt takım): Anomura (Keşiş ıstakozları)




4. Subordo (Alt takım): Brachyura (Yengeçler)
Kısa, yassı ve simetrik yapıdaki abdomen, thorax'ın altına doğru kıvrılarak karnın alt kısmındaki plakaların oluşturduğu bir oyuğa yerleşmiştir. Dinlenme halinde gözler, "orbit" adı verilen çukurların içerisine yatırılır. Bazı türleri zehirlidir.

Cancer...................................... Potamon ......................... Callinectes


Böylece boş deniz salyangozu kabukları içinde yaşayan bu yengeç ve istakoz benzeri canlıların hangi türlerle ne derecede akraba oldukları konusunda biraz fikir vermiş olduk. Şimdi grubun genel ve detay özelikleri ile devam edelim. Bir mesajın 10 dan fazla resim almaması nedeniyle konu sayfalar halinde sunulacaktır.

Türkiyede Balık Tutmak İçin En İyi 10 Nokta

Amatör balıkçılık, hobi olmaktan çok bir yaşam biçimi. Kıyıdan oltayla balık avlamanın tadını bir kez alan bir daha zor bırakıyor. İşte bu yüzden yağmur veya soğuk dinlemeden denize olta sallayan insanlar görüyoruz sahil kentlerinde. İstanbul’daki Galata Köprüsü’nün üzeri, amatör balıkçılığın nasıl bir şey olduğunu en iyi anlatan yerdir.

Sabahın ilk ışıklarından akşamın geç saatlerine kadar onlarca amatör balıkçı olur üzerinde. Yaz-kış, sıcak-soğuk, yağmur çamur dinlemezler. Biz de bu hafta konularında uzman jüri üyelerimize, kıyıdan oltayla balık avlamak isteyenlerin, bu işe yeni başlayacakların gidebilecekleri en iyi yerleri sorduk. Tatllı suda ve kıyıdan açıkta tekneden avlanmayı seçim dışı bıraktık. Bunun için ileride belki ayrıca bir seçim yaparız. Bu hafta sadece ilk 10’a girenleri değil, jürinin adını andığı tüm yerlerin listesini de veriyoruz.

EN İYİ 10

1. Galata Köprüsü - İSTANBUL

2. Sarayburnu - İSTANBUL

3. Karaburun Kanlıkaya - İZMİR

4. Faroz Mahallesi - TRABZON

5. Mordoğan İskelesi - İZMİR

6. Gümrük İskelesi - ÇANAKKALE

7. Foça Küçükdeniz - İZMİR

8. Karataş sahili - ADANA

9. Bebek Akıntıburnu - İSTANBUL

10. Kuleli Askeri Lisesi önü - İSTANBUL

GALATA KÖPRÜSÜ

Marmara tarafı daha bereketli

İstanbul’da oltayı eline ilk kez alanlara bile sorsanız, size Galata Köprüsü’nü işaret eder. Öyle ki, yer bulmak bile çok zordur. Özellikle de hafta sonlarında. Sabahın ilk ışıklarında gitmek, rahat ve güzel bir yer kapmak için şarttır. Özellikle Marmara’ya bakan tarafının daha verimli olduğu söylenir. Temmuz - ağustos ayları dışında çinekop, kefal ve istavrit bolca bulunur. Balıkçıların tecrübesine göre 10’lu veya 12’li çapari kullanımı en çok tercih edilen tekniktir. Sarkıtma, şamandıralı, mantarlı olta da kullanılabilir. Köprü üzerinde sandviç ve çay satan seyyar satıcılara rastlamak mümkün.

SARAYBURNU

Fırlatma olta tavsiye edilir

İstanbul’da arkanızı Topkapı Sarayı’na vererek Kız Kulesi’ne karşı balık tutmanın keyfi başka. Sarayburnu sahilinde özellikle akın balıklarına bolca rastlanıyor. Taşlık ve kırmalık balıklar da tutabilirsiniz. İstavrit, çinekop, lüfer, uskumru ve palamut bolca görülüyor. Sahil kayalık olduğundan fırlatma olta kullanmanız en verimli sonucu verecektir.

KARABURUN KANLIKAYA

Yanınıza kumanya alın

Olta balıkçılığı için kış ayları en uygun mevsim. Olta ile Kanlıkaya sahilinden sargoz, çipura, koppez, sarpa en fazla yakalanan balıklar. Kıyıdan kayık ve tekneyle biraz açılabilenler ise fangri, mercan, uskumru ve istavrit yakalama şansına sahip oluyor. Bahar aylarında zokayla kalamar avcılığı da yapılıyor. Yaz aylarında en gözde balık kefal. Kanlıkaya çevresinde tesis olmadığından amatör balıkçıların ihtiyaçlarını yanında götürmesi öneriliyor.

FAROZ MAHALLESİ

Mavruşkil buradan çıkar

Trabzon’un balıkçısı ve futbolcusuyla ünlü Faroz Mahallesi sahilinde istavrit, barbunya, çok az çıkmakla birlikte izmarit, ispariza, geceleri de yörede mavruşkil olarak bilinen ve yurdun başka yerlerinde eşkina olarak adlandırılan balık avlanıyor. İstavrit türü balıklar için kamışlarla atılan birkaç oltalı çapari, kumda gezinen barbunya için ise kurşun altına takılan oltalar kullanılabilir. Sadece gece av veren ve ağırlıkları birkaç kiloyu geçen mavruşkil için daha kalın misina ve büyük olta kullanmak gerekir. Faroz Balıkçı Barınağı’nda bulunan balıkçı kahvesi, kapalı ve açık bölümü ile hizmet veriyor.

MORDOĞAN İSKELESİ

Çorbacı 5.00’te açılıyor

Ege’de, Eski Foça’nın tam karşısındaki Mordoğan’da aralık-şubat arası bolca olmak üzere yaz-kış levrek avlayabilirsiniz. Mayıs-haziranda mırmır ve surpa, yılın her zamanı kefal çıkıyor. Mordoğan’ın merkezinde bulunan iskelenin üstünü ve sahil güvenliğin etrafını arabayla geldiğinizde otopark olarak kullanabilirsiniz. İskele üstündeki lokanta ve kafeteryalardan yiyecek ve içecek temin edebilirsiniz. Sabah 5.00’te açılan, iskeleye çok yakın bir çorbacı da var.

GÜMRÜK İSKELESİ

Balıkların geçiş yolu üzerinde

Marmara Denizi’nin ortalarında bulunan değerli balıkların, Çanakkale kıyılarına gelmesi bu noktada tür açısında zenginlik oluşturuyor. Gümrük İskelesi (Donanma önü) yıl boyu amatör balıkçılara ev sahipliği yapıyor. Tüm yıl boyunca istavrit, izmarit, kocagöz yakalanabilir. Ekim-ocak arasında lüfer ve uskumru çıkıyor. Çanakkale, Karadeniz’den gelen balıkların Ege’ye giderken geçiş yolu. Dolayısıyla eylül-ekim ayları arasında levrek, mart-kasım arasında palamut yakalanabilir. Bu noktaya arabayla rahatlıkla gidebilirsiniz. İskelenin etrafında park yeri bulma sorunu yok. Üzerindeki lokanta ve kafeteryalar sayesinde yiyecek ve içecek temin etmeniz çok kolay.

FOÇA KÜÇÜKDENİZ

Yıl boyu balık var

Ege’nin ünlü tatil beldesi Foça adaları, yarımadaları, korunaklı Büyükdeniz ve Küçükdeniz’i ile her mevsim, her türlü hava koşulunda amatör balıkçıları eli boş bırakmıyor. Küçükdeniz sahili, amatör oltacıların rağbet ettiği bir yer. Sahildeki kafeteryalar keyifli saatler geçirmek isteyenler için sabahın erken saatlerinden geceyarısına kadar hizmet veriyor. Foça’da levrek ve kefal en fazla tutulan balıklar. Ayrıca sardalye ile çipura, karagöz tutmak da mümkün. Küçükdeniz’den kiralayacağınız kayıklarla biraz açığa çıkıp, mercan, çipura, izmarit, kolyoz, istavrit tutabilirsiniz.

KARATAŞ SAHİLİ

Giden boş dönmüyor

Olta balıkçıları, Adana’ya 47 kilometre uzaklıktaki Karataş’ın sahillerine ekimden itibaren akın ediyor. Cemre suya düşünceye kadar süren av sezonunda iskele, barınak, adalar, Harbiş Sitesi kayalıkları ve Atapark bölgesinde olta sallanabilir. En çok levrek, çipura, karagöz, mırmır, kayabalığı, karakulak, kefal, istavrit çıkıyor. Levrek ve lüfer avlamak için oltayı 30-40 metre ileriye fırlatmak gerekiyor. Mercan için dip oltası uygun olur. Sahil kıyısındaki lokantalarda yeme içme imkanı bulunsa da olta balıkçıları, termoslarda sıcak çay ve kahvaltılık getiriyor.

BEBEK AKINTIBURNU

Kışın kroça, yazın zargana

Akıntıburnu İstanbul Boğazı’nın tam dönüş noktası. Boğaz’dan geçen akın balıklarına burada olta sallayanlar kolaylıkla rastlayabilirler. Kroça, tüm yıl boyunca istavrit, eylül-kasım arası lüfer ve çinekop, yaz aylarında ise zargana çıkıyor. Oldukça geniş bir alan olduğu için rahat rahat balık tutmanın keyfine varabiliyorsunuz. Arabayla gelirseniz hemen Akıntıburnu’nun önündeki parka veya Arnavutköy’ün sokaklarına park edebilirsiniz. Sahildeki minibüslerde dürüm yiyip çay içebilirsiniz.

KULELİ ASKERİ LİSESİ ÖNÜ

25 beden olta ideal

İstanbul Boğazı’nın en güzel yerlerinden biri. Anadolu yakasındaki balıkçılar bu noktayı fazlaca tercih ederler. 12 ay boyunca istavrit, iskorpit, ekim-nisan arasında çinekop rahatça avlanabilir. Burası için standart seçim 25 beden 50’lik olta ideal. Bir tarafında Kuleli Askeri Lisesi, balık tutulan yerde ise park alanı var. Etrafta çay, su ve köfte satan seyyar satıcılar var, fakat balıkçılar genelde kendi çaylarını ve yiyeceklerini getiriyorlar.

Jürinin önerdiği diğer avlanma noktaları

Mersin Taşucu, Mordoğan Kumburnu, Trabzon Yat Limanı Mendireği, Trabzon Akçakale Beldesi, Trabzon Yaroz Mevkii, İstanbul Paşabahçe kıyıları, İstanbul Kızkulesi önü, Dalyan İztuzu plajı, İstanbul Aşiyan önü, Eskihisar feribot iskelesinin sağı ve solu, Bodrum Turgutreis belediye limanı iskelesi, İstanbul Şile limanının üst tarafı, İstanbul Yeniköy çakarı, İstanbul Kanlıca koyu, Bozcaada Babakale, İstanbul Tarabya polis lojmanları önü, Mordoğan balıkçı barınağının iç kısmı, Mordoğan körfez mevkii, Karaburun Sarpıncık, Karaburun Badembükü, Kuşadası Milli Parkı önü, Didim Akbük koyu, İzmir Dikili merkez ile Çandarlı arası, Foça Çakmak Koyu, İzmir Narlıdere Sahilevleri önü.
balık avı oyunu, tatlı su balık avı, zıpkınla balık avı , balık avı malzemeleri, sazan avı, yayın avı, balık malzemeleri, yayın balığı , Balık, balık avı, avı, amatör balıkçılık, amatör, balıkçılık, malzemeler, rapala, sırtı, sıyırtma olta, misina, iğne, kurşun, köstek, beden, olta, kamış , Amatör olta balıkçılığı, avlanma teknikleri, balık türleri, balıkçılık forumları, organizasyonlar, ve , zıpkınla balık avcılığı , av teknikleri, deniz ve tatlısu olta balıkçılığı, balık türleri, zıpkınla balık avcılığı, balık yemi , balıkçılık nedir ,balıkçılık resimleri,ülkemizde balıkçılık mesleği, balık türleri, balık , tatlı su balıkçılığı, balık yetiştiriciliği , balıkçılık, fishing, rod, fishing rods, balık oltası, olta , Balıklar, balık resimleri, deniz hayvanları, çok güzel resimler , Balık resimleri, manzara resimleri, doğa resimleri, duvar resimleri, güzel resimler, masaüstü resimleri, ,Amatör olta balıkçılığı, balık türleri, balıkçılık forumları, Kefal, Çipura, Lidaki, Kuzuluk, Ağ , kefal, levrek ve çipura , balık türleri levrek, yılanbalığı, yayın,çipura, levrek, kefal, yılan balığı ,kılıç, kırlangıç, balık avı, amatör, balıkçılık ,balık avı malzemesi satan yerler Olta Malzemeleri, Balıkçı, OLTALAR,DÜĞÜMLER, Deniz Balıkları,