Blog nedir? . . . Kendine blog oluştur ;)

Balık Avlamak,yemli,yemsiz,balık avlama,zıpkınla balık avlama teknigi, Amatör Balık Avı,Balık türleri,

balık avı, balık resimleri, balık çeşitleri ve türleri, balık malzemeleri,balığı kıyıdan avlamak,levrek balığı nasıl avlanır , balık, balık avı Seçenekleri, balık Avı Video izle,indir,kaydet,

5 "oltalar" etiketi kullanan gönderi "oltalar" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

MSN Nickleri! Sitene Chat Sohbet Ekle!

Hayalet Avcılık


Ticari yada amatör amaçlarla avlanırken takılan, yırtılan, kopan veya genel olarak kaybedilen av araçlarının çok uzun süre avlamaya devam etmesine "hayalet avcılık" denilir.



Tırıvırının gerçek zararı; onun amatöre yakışmayan, seçici olmayan ve fazla kapasiteli bir yöntem olması yanında ve ya bundan daha çok takılıp kaldığı ortamda balık avlamaya devam etmesinden kaynaklanır.

Ve bu avladığı balıklar;

* hiç kimseye fayda sağlamaz
* avlama zaman yasaklarına uymaz
* miktar bakmından av limitlerine uymaz
* boyut bakımından limitlere uymaz

Balıklar bu tür kayıp av araçlarına yakalanır, ölür ve çürür. Av aracı boşaldığında yeniden balık yakalanmaya başlar. Onlar da ölür, çürür ... Bu şekilde av aracının içi ve çevresi balık iskeletleriyle dolar....

İşye bu nedenle bu olaya "hayalet avcılık" denilmektedir.

Hayalet avcılık günümüzde çevre ve özde su kirliliğinden sonra balıkçılğın en önemli ikinci sorunudur. Hayalet avcılıktan balıklar kadar su kuşları, deniz memelileri ve kaplumbağalar gibi pek çok canlı etkilenir.



Bir amatör balıkçı kurşun kirliliğinden daha çok kırık misina kirliliğine dikkat etmelidir. 3-5 metre misina deyip suya attığımız parçalar yengeçler, su kuşları, istakozlar ve bazen balıklar için çok zararlı olabilmektedir.

Alıntı

İzmir Körfezi’nde Hayalet Avcılığa Neden Olan Kayıp Uzatma Ağı Miktarının Tespitine Yönelik Bir Araştırma,
Adnan Ayaz, Vahdet Ünal, Uğur Özekinci

Anket sonuçlarına göre, İzmir Körfezi’nde 2002 yılında yaklaşık olarak 200–280 km. uzatma ağının çeşitli nedenlerden dolayı kaybolduğu tahmin edilmiştir.

Tüm av takımlarının kaybolma ihtimali vardır ve bu ağlar kaybolduktan sonra avcılık faaliyetine devam etmektedir.
Kaybolan av araçlarının neden olduğu avcılık olayına “Hayalet Avcılık” adı verilmektedir (Ayaz ve Acarlı, 2002). Av araçlarının kaybolmasının bir çok nedeni olabilir. Genel olarak; hava koşulları (fırtınalar, akıntılar, buz hareketleri vb.), dip engelleri (batık gemi enkazları), gemi seyrüsefer durumu, balıkçılık aktiviteleriyle çatışma, zemin yapısı, insan hataları (işaret şamandıralarının iyi bağlanmaması veya gereğinden kısa bağlanması v.b.), deniz kuşları ve büyük canlıların etkileri (kuşların şamandıra iplerini gagalayarak kesmesi veya çözmesi, büyük canlıların (yunus, manta, balina, fok, vb.) ağa yakalanarak ağı sürüklemeleri, bazı balıkçıların kişisel çekişmelerden dolayı birbirine zarar amaçlı olarak işaret şamandırası iplerini kesmeleri, dip halatlarının diğer kayıp takımlar tarafından kesilmesi ve çeşitli donam hataları başlıca kayıp nedenleri olarak ifade edilmiştir (Bowen, 1961; Smolowitz, 1978; Sutherland ve diğ.,1983; Brandt, 1984; High, 1985; Breen, 1987,1990; Laist, 1996).
Kayıp av takımları ve onların parçaları, kaybolduktan sonra avcılık faaliyetini devam ettirir. Bu durum, deniz ekosistemi ve deniz dibi kirliliği açısından oldukça tehlikelidir. Ancak, kaybolan her av takımı özellikle trol ve sürütme ağları gibi aktif avcılık takımları kaybolduklarında, avcılık faaliyetini devam ettiremez. Diğer taraftan, pasif olarak kullanılan özellikle uzatma ağları ile tuzaklar kısa vadede önemli derecede ve etkili bir şekilde balık avlamaya devam etmektedir (Carr ve diğ.,1992; Kaiser ve diğ., 1996).
Dünya genelinde, galsama ağları balıkçılığında her yıl %1 oranında kayıp meydana geldiği bildirilmiştir (Natural Resources Consultants Inc., 1990 in: Laist, 1996).
Newfoundland’ta her yıl 5000 morina (Gadus morhua L., 175 galsama ağının kaybolduğu (Fosnaes, 1975), Kanada balıkçılığında kayıp galsama ağlarının yakalama oranlarının, bu ağlar ile yapılan avcılığın %15’ini teşkil ettiği tahmin edilmiştir (Cooper ve diğ., 198. Kanada Atlantik kıyısı balıkçılığında ise her yıl ortalama 8000 galsama ağının kaybolduğu, 3000-30000 ton arasında dip balığının telef olduğu tahmin edilmiştir (Anon, 1995; Cophin ve diğ., 1996).

DÜĞÜMLER

DÜĞÜMLER

 

Balık avında amaca uygun olarak çeişitli düğümler kullanılmaktadır. Burada deniz balıkçılığında temel olarak kullanılan düğümler belirtilmiştir, Unutulmamalıdır ki bir takım atılan düğüm kadar kuvvetlidir.
Fırdöndü düğümü:
Bu düğüm misinanın fırdöndü gözünden geçirildikten sonra, ana bölüm üzerine sarılması ve boş ucun sarımı takiben bir geri halka tur içersinden alınıp sıkılması ile yapılır.
Deniz tipi misinalar test edilirken bu dügümle test edilirler.
wpe1A.jpg (4080 bytes)

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Standard iğne bağı:
İğne halkalı veya palalı olsun, bu iğne bağlama tarzı değişmez, en sağlam iğne bağlarından biridir. Sapa paralel tutulan misina boş uç yönünden tesine halka yapılıp, halka içersinden misina iğne sapına en az 3 kere sarılır ve boş uç çekilerek sıkılır.
wpe4F.jpg (6120 bytes)
wpe50.jpg (3673 bytes)

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kocabaş iğne bağı:
Misina bağlanacak yerden, boş uç yaklaşık 5 cm üste gelecek gibi ikiye katlanır ve katlı kısım iğne gözünden gecirilir. İğne içte kalacak şekilde düğüm atılır ve çift kat düğüm ucunun içersinden iğne geçirilerek sıkılır.
Özellikle büyük balık ve taş balıkları yemlilerinde kullanılır.
wpe3A.jpg (8062 bytes)

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kasa bağı:
En çok çapari başlarında kullanılan bu düğüm gerek beden gerekse iskandil kasaları yapımında kullanılır. İstenilen kasa boyundan biraz daha fazla misina kendi üzerine katlanır, dip tarafından en az 3 kere kendi etrafında çevrilerek düğüm atılır. Sıkarken, bir parmağı kasa içine takarken serbest uç ve ana misinadan eşit olarak sıkmak gerekir.
wpe3C.jpg (6670 bytes)

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Köstekleme:
Bedenin herhangi bir yerine değişebilir köstek takmak için atılır. Misina halka yapıldıktan sonra kendi etrafında burulur ve burulmuş misinanın orta burumu arasından halkanın tepesi geçirilerek sıkılır,
Bedene yapılacak bu tür kasa, bir ucunda kasa bağı olan hazır kösteklerin kolayca değiştirilebilmesine olanak verir.
wpe5B.jpg (12757 bytes)
wpe5A.jpg (4228 bytes)
wpe3F.jpg (3697 bytes)

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Örme:
Misinalar sert durmaları, şok emmeleri, yaylanabilmeleri ve ince bedenleri desteklemek için örerek de kullanılırlar. Çok komplike örmelerin yanısıra en çok 2li ve 3lü basit örgüler kullanılır.
2li Örgü:
Misina örülecek ebat kadar ikiye katlanır, kat yerinin başına düğüm atılır, bir elde sabitlenen misina sona kadar burulur ve sonda tekrar düğümlenir. Burma sırasında uçlar birbirinden uzağa çekilerek burmanın misinada yer yapması sağlanır en sonunda istenilen uzunluğa bir düğüm atılır ve fazlası kesilerek kullanılır.
3lü Örgü:
Aynı şekilde üç eşit parça misina hazırlanıp uçları bir araya getirilip düğümlenir, ortada işaret parmağı kalacak şekilde ele geçirilip burulur ve düğümlenerek sabitlenir.
wpe47.jpg (8092 bytes)
wpe48.jpg (4696 bytes)
wpe49.jpg (4655 bytes)

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Halka bağı:
Halkadan çift veya tek sefer geçirilen misina tersine tur attırılarak, terse tur atmış parça ve ana misina etrafına en az 3 kere sarılır ve çekilerek sıkılır, fazlalıkları kesilerek kullanılır.
Bu düğüm kaşıkların, zokaların ve yapay yemlerin bağlanmasında kullanılır
.
wpe4A.jpg (11978 bytes)

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Çiftli fırdöndü bağı:
Sert balıkların, Palamut ve dip çaparisinin şok emici, iki fırdöndü arasına çekilen ana bedenin yardan biraz fazla kalınlıklarında (ana beden 1.40 mm olursa 2x80 olarak kullanılır) çift misinanın fırdöndüye sonlandırılması için atılır
.
wpe4C.jpg (9502 bytes)

Yemsiz Balık Avı çapari yapımı ve balık avlamak.


ÇAPARİ YAPIMI

Misina köstek yapılmak üzere belirli uzunluklarda kesilir. Kesilen parçaların her iki ucuna düğüm atılır. Uçları düğümlenmiş bu parçaların bir ucuna iğne, kırmızı veya bordo renkli ibrişimle 3 defa ilmek yapılarak bağlanır ve bu iğne ile bağlanmış kösteğe de bir parça veya tutam tüy parçası aynı ibrişimin devamı ile eklenerek, 5-6 defa ibrişim kendi üzerine ilmek yapılarak boş ucu çekilmek sureti ile düğümsüz bağlanarak ve artık kısımlar ufak bir makas ile temizlenerek köstek tamamlanmış olur.
Bedene donatılacak köstek sayısına bağlı olarak (köstek sayısı x köstek uzunluğu + kasa ve fırdöndü payı) bir miktar misina hazırlanır.
İlk önce bu misinanın bir ucuna iskandil takılmak üzere bir kasa yapılır. Kasa, beden ucunu 8-10 cm uzunluğunda çift kat yapılarak, düğümlemek ve en uç kısmını da bir arada tutmak üzere (iskandil gözünden kolay geçsin diye) tekrar düğümlenmesi ile yapılır. Kasa yapılan ucu sabit bir yere takılır ve bedene ardı sıra düğümler yapılarak köstekler bu düğümlerin arasına teker teker dizilir. Torik, Palamut, dip çaparisinde köstekler bedene, bedenin düğüm yapılması ile değil, kösteğin bedene kazık bağı ile bağlanması sonucu donatılır.
Bedene dizilen kösteklerin birbirlerinden açıklıkları yaklaşık bir köstek boyunda olur. Çaparinin donatılması bitince bedenin ucu düğümlenir ve istif edilir.
İstif etme, kösteklerin sol elin işaret ve orta parmağı arasında sıkıştırılıp bir araya getirilmesi ve köstekler arasındaki beden kısmının ufak bir kangal yapılması şeklinde olur.
Toplanan çapari bir defterin arasında saklanır. Çapari açıkta kaldığında iğneleri her yere takılacağından kolayca dolaşır.

wpe14.jpg (76608 bytes)
kullanmaya hazır bir Uskumru çaparisi
İstavrit çaparisi:

İstavrit çaparisinin tipi mevsime, balığın dipte, kanalda veya su seviyesine yakın bulunduğu zamanlarda, az veya çok olduğu hallerde; inceliği, kalınlığı , köstek boyları, iğne tipleri olarak değişiklikler gösterir.
Kışın kullanılacak çapari; İstavrit derin sularda veya kanalda olup bol bulunduğu zamanlarda kullanılacak çaparinin beden kalınlığı 0.30-0.35mm misinadan, köstekler ise 0.35mm misinadan olmalıdır. Köstekler tercihan kısa yapılır. Köstek uzunluğu iğne boyu hariç 12cm kadardır. Kış çaparisinde iğne beyaz, kalaylı, düz 4-5 numaradır. Kösteklerin birbirinden açıklığı iğne boyu dahil olduğu halde bir köstek boyu kadardır. İğneye beyaz ve tekir tüy karışık olarak kullanılır köstek adedi 10-25 arası değişebilir.
İstavrit su seviyesine yakın, bol ve/veya başka balıklarla karışık (Çinakop, kolyoz veya uskumru) bulunduğu zamanlarda da bu tip çapari kullanılabilir.
İstavrit az olduğu zamanlarda daha ince takım kullanmak gerekir. Böyle zamanlarda beden 0.10-0.20mm, köstek de en fazla 0.25mm olmalıdır. Köstekler biraz daha uzun tutularak iğne boyu hariç 15-17 cm olur. İğne siyah sinek iğnesi veya beyaz 4-5 numara iğnedir. Köstekler 15-25 adet olarak donatılır. Tüyler beyaz renkte olursa çapari daha avcı olur.
Yaz çaparisi ise, beden 0.25mm misinadan, köstekler de 0.20-0.25mm misinadan yapılır. Köstek uzunluğu iğne boyu hariç 12-13cm dir. İğne 6 numara siyah sinek veya beyaz kalaylı veya krom iğnedir. İğnelere daima beyaz tüy takılır. Köstek adedi 5-25 adet arası olabilir.

wpe16.jpg (91562 bytes)
Uskumru çaparisi:
Beden kalınlığı 0.30-0.35mm misinadan, köstekler de 0.25-0.30mm misinadan yapılır. Köstek uzunluğu iğne boyu hariç 13-15cm dir. 2-3 numara beyaz kalaylı iğne kullanılır. İğnelere daima pas rengi kırçıllı hindi tüyü takılır. Köstek adedi 5-25 adet arası olabilir,
wpe18.jpg (141638 bytes)
Kolyoz çaparisi:
Kolyoz uskumruya nazaran daha hırçın bir balık olduğundan (keçi, koyun farkı gibi) çaparisi de uskumru çaparisinden biraz daha kalın tutulur. Beden 0.35-0.40mm misinadan, köstekler ise 0.30-0.35mm misinadan yapılır. İğnesi beyaz kalaylı 3 numaradır. Tüy beyaz veya kırçıllı olmalıdır. Çapari donatılırken, bir kırçıllı, bir beyaz donatılırsa daha avcı olur.
wpe1B.jpg (39283 bytes)
Çinakop çaparisi:

Çinakop derin sularda veya kanalda olduğu zamanlarda kullanılacak çaparinin beden kalınlığı 0.30-0.35mm misinadan, köstekler ise 0.35mm misinadan olmalıdır. Köstekler tercihan kısa yapılır. Uzunluğu iğne boyu hariç 12cm kadardır. İğne numarası beyaz, kalaylı, düz 4-5 numaradır. Kösteklerin birbirinden açıklığı iğne boyu dahil olduğu halde bir köstek boyu kadardır. İğneye beyaz ve tekir tüy karışık olarak kullanılır köstek adedi 10-25 arası değişebilir.
Çinakop su seviyesine yakın bulunduğu zamanlarda da bu tip çapari kullanılabilir.
Çinakopun az olduğu zamanlarda daha ince ve uzun köstekli takım kullanmak gerekir. Böyle zamanlarda beden 0.25-0.30mm, köstek de en fazla 0.25mm olmalıdır. Köstekler biraz daha uzun tutularak iğne boyu hariç 20 cm olur. İğne beyaz 4-5 numara iğnedir. Köstekler 15-25 adet olarak donatılır. Tüyler sarımsı horoz boyun tüyleri olursa çapari daha avcı olur.

wpe19.jpg (140491 bytes)
Palamut çaparisi:

Palamutlar vonoz (yavru-çingene palamutu) halinde iken çaparinin bedeni 0.70-0.80mm misinadan yapılır. Köstekler 0.40-0.45mm misinadır. Köstekler iğne boyu hariç 25cm olmalıdır. Balık lava (çok bol) olduğu zamanlarda kolaylık için 15cm kısa köstek kullanılır. İğneler 9-10 numara beyaz kalaylı iğnedir. İğnelere beyaz martı tüyü veya kırmızı horoz boyun tüyleri bağlanır. Köstekler bedene kazık bağı ile bağlanır. Bedene dizilen kösteklerin açıklığı, bir köstek boyundan iğne boyu dahil 2-3cm daha uzundur. Köstekler en az 25 en çok 100 adet olarak donatılır.
Palamutlar normal hale gelince çapariyi daha sağlam bir hale getirmek lazımdır. Bunun için beden 0.80-.1.00mm misinadan yapılır. Köstekler 0.50mm misinadan yapılır, İğne beyaz kalaylı 8 numara iğnedir. Tüyleri martı, kaz, kırmızı-beyaz horoz boyun tüyüdür. Köstekler bedene iğne dahil bir köstek boyu aralıklarla donatılırlar. Köstekler en az 25 en çok 75 adet olarak donatılırlar.

Torik çaparisi:
Torik çaparisinin bedeni 1.00-1.20mm misinadan köstekleri de 0.80-0.90mm misinadan yapılır. Köstek boyları iğne hariç 25cm uzunluğunda ve uçları çift düğümlü olur. Torik çaparisinin iğneleri 5 -6 numara beyaz kalaylı iğnedir. Tüyler tecihan kızıl kaz veya kırmızı horoz tüyünden olmalıdır. Köstekler donatılırken birbirlerinden açıklıkları köstek boyundan (iğne dahil) 8-10cm daha fazla olmalıdır. Köstekler bedene çift kazık bağı ile tespit edilirler. Köstekler en az 25 en çok 50 adet olarak donatılır.
wpe1A.jpg (65878 bytes)
Sardalya çaparisi:
Beden kalınlığı 0.20-0.25mm misinadan, köstekler ise 0.15-0.20mm misinadan yapılır. Köstek uzunluğu, iğne boyu hariç 11-12cm dir. İğneler çapraz 8-9 numara beyaz kalaylı iğnedir. Köstek adedi 25-35 olup tüyler beyaz, hindi,tavuk veya martının kanat veya kuyruk tüyleridir.
wpe1C.jpg (25405 bytes)

ÇAPARİ İLE AVCILIK

Çapari ile istavrit avcılığı:

İstavrit, Karadeniz, Boğazlar ve Marmara denizinde hangi sahalarda bulunursa, o yörede çapari ile her vakit av verir. Avcılığı, özellikle balığın bol olduğu zamanlarda çok zevklidir. Yemeklik olarak avlamanın yanısıra, kıymetli bir yem balığı olmasından dolayı, yemlik olarak da avlanır. Çaparinin olta kısmı 0.50-0.60mm misinadan olmalıdır. Tekne ile balığın bulunduğu sahaya varıldığında, sulara (akıntıya) ve hava şartlarına bağlı olarak, balık sığ suda ise 250-300gr, derin suda dipli ise 350-400gr bir iskandil takılarak denize indirilir.
Avcı kolunu bir aşağı, bir yukarı indirip kaldırmak sureti ile çapari hareket ettirilir. Çaparinin bu şekilde sallanması balıklara, hareket halindeki balık yavruları izlenimi verir. İstavritler çapariye gelmeye başladıklarında hemen çekip yukarı alınmaz, belirli bir süre, fakat bu sefer daha evvelki hareketten daha yavaş ve uzun, birkaç defa bir iki kulaç çekip bırakmak sureti ile sallamaya devam edilir. Böyle yapıldığı takdirde boş kalan iğnelere de balıkların yakalanması sağlanır. Olta süratle çekilerek çaparideki balıklar süratle ayıklanır ve çapari denize sallanarak ava devam edilir.

Çapari ile Uskumru avcılığı:
Aynen istavrit avcılığı gibidir.
Çapari ile Kolyoz avcılığı:
Boğazlar, Marmara denizi ve Ege denizinde yapılır. Kolyoz avcılığı da İstavrit ve Uskumru avcılığı gibi ise de, çapari sallanırken kolyoz gelince Uskumru ve İstavritte olduğu gibi sallamaya devam etmeyip çapariyi yavaş yavaş yukarıya çekmek gerekir. Bu çekiş esnasında Kolyozlar çapariye yetişip iğnelere dolmaya başlarlar. Eğer sallamaya devam edilecek olursa Kolyozlar çapariyi dolaştırırlar.
Çapari ile Palamut - Torik avcılığı:
Palamutlar gerek vonoz ve gerekse normal boyda iken Karadeniz'de, Marmara denizinde, İstanbul Boğazı çevresinde ve içinde su seviyesine yakın seyrederken çapari ile av verirler. Avcılığı Ağustos ayı başından itibaren Kasım ortalarına kadar devam eder. Bu mahallerde içten veya dıştan takma deniz motorları veyahut büyükçe balıkçı tekneleri ile avlanırlar. Balığın av verdiği sahaya varılınca balığın ve suların durumuna göre 200-750gr arası bir iskandil 1.50mm olta ve çapari arasında bulunan büyük üçlü fırdöndünün alt gözüne, kısa bir bağla bağlanır. Kasnağa sarılı çaparinin iskandil kasasına da 100-250gr bir ufak iskandil takılarak kasnaktan denize salınır.
Çapari tamamen denize salınınca boşta kalan ucu fırdöndünün diğer gözüne bağlanır ve 25-35 kulaç denize salınarak tekne 3-4 mil/saat süratle seyrettirilerek çapari gezdirilir. Söz konusu seyir sırasında oynak (balıkların su seviyesinde yem peşinde ve/veya diğer balıklardan kaçmak amacı ile zıplaması) gözlendiğinde hemen o mahale süratle gidilmesi gerekir.
Palamutlar genelde sürüler halinde akış yaptıklarından, çapariye tesadüf edince hemen saldırırlar. 10-15 saniyelik bir zamanda 75 iğnelik bir çaparinin iğne iğneye dolduğu olur. Palamutlar çapariye takılmaya başlayınca teknenin hızını kesmeyip harekete devam edip çapariye daha fazla balığın takılmasını sağlamak gerekir. Bu hareket esnasında, balıkların çapariye yaptıkları ağırlık iyi tartılarak, çaparinin patlatılmaması gerekir. Çapari dolunca suların ve/veya rüzgarın etkisi ile teknenin akma durumuna göre tekne aykırılanarak çapari yavaş yavaş teknenin iki yanındaki tutamaklara tekne eni boyunca sarılarak toplanır ve balıklar ayıklanır. Çapari tekrar denize salınarak ava devam edilir.
Çapari ile Sardalya avcılığı:
Marmara Denizi ve Saros körfezinde genellikle su seviyesine yakın yaz aylarında avlanır. Av verdiği zamanlarda genelde durgun havalarda kıyıdan açıkta denizanalarının toplandığı kesimlerde veya yakınlarında oynak yaparak genellikle Tirsi ile birlikte av verirler. Avcılığı İstavrit avcılığı gibidir ancak narin ağızlı bir balık olduğundan gerek çapari sallanırken gerekse çekilirken sert hareketlerden kaçınıp dikkatli olmak gerekir.
çapari avcılık.

SAHTE BALIK: Üzeri simli3- 4-5 cm. boyunda renk renk olan plastik sahte balıkları, balıkçılardan temin ederiz. Bazılarında sim bazıları da tek renkte olabilir (beyaz, sarı, yeşil v.b) Sahte balıkların genelde benzediği balık sardalyedir. (ne bahtsız balık) Önce balık malzemeleri satan mağazalardan kaliteli bir rat alırız. Ratın niçin kaliteli olmasını bir balık kaçırdığınızda daha iyi anlarsınız. Büyük bir balık vurduğunda çekemeyen, takılan ve çok tez paslanan bir rat size pahalıya mal olabilir. Ben rata 45 ya da 50 lik misina kullanıyorum. Bu misinayı iskele üzerinde balık avlarken tercih ediyorum. Küçük balıkları 7 ya da 8 lik mat (kolay kolay paslanmaz) iğneye geçirip, sahte balığın kuyruk tarafı arka tarafta kalacak şekilde bağlıyoruz. Çapari iki ya da üç balıkla olabilir. Aralarına takriben yarımşar metre bırakarak ardı arda bağlıyoruz. Rattan gelen misinaya suya batmayan, çapariyi attığımız zaman uzağa götürebilecek bir şamandıra ekliyoruz. Şamandıranın uç tarafındaki fırdöndüye, çaparinin ucunu bağlıyoruz (fırdöndü olmaz ise balık vurduğunda misinanızı kıvırır. Kıvrılıp ısınan misina tez kopar) Suretle ileri atıp aheste aheste çekiyoruz. Bunu boşu boşuna çekmekten ziyade denizi bir gözlemleyip sürünün hangi tarafta olduğunu tespit ettikten sonra atsanız daha iyi olur. Birde iskele üzerinden ratı atarken dikkatli olmak gerekir. Balıkları siz görüyorsanız, onlarda mutlaka sizi görüyordur. İnanın bunu çok test ettim. Çapariyi ilk atmamda lüfer çapariye yapışıyor ve lüferi alıp çapariyi tekrar atıyordum. Bir iki üç derken dördüncüye balık kesinlikle vurmuyordu. Balığın beni gördüğünü ve oradan uzaklaştığını anladım. Bir de balık az önce vurduğu sahtenin arkasından süratle geliyor vurmadan bir pike atıp geri dönüyordu. Onun için ki kendinizi bir şekilde saklayın, gürültü yapmayın. Balık birkaç sefer vurduğunda telli sahteyi değiştirmeniz gerekir. Lüferin dişleri çok keskin olduğundan teli geveleyip, kıvrdığı için sahte balığı atıp çekerken düzgün gelmeyeceğinden, tekrar vurmayacaktır. Lüfer cezp etmek için çok ince düşünmelisiniz. Nihayetinde onlarında bir dünyası var.

TÜY ÇAPARİ: Bu çaparide yukarıda anlattığımız sahte balık çaparisinin bir değişik versiyonudur. Burada sahte balık yerine, renk ren parlak ipler kullanıyoruz. Yine 7 ya da 8 lik iğneye 5-6 cm. tel bağlıyoruz. Telin sonuna küçük bir düğüm atarak direk rattan gelen ana gövdeye bağlayacağımız gibi, küçük bir misinayı düğüm attığımız yere bağlayıp dal yapıyoruz. Yaptığımız bu dalları rattan gelen misinaya 30 ar santim arayla bağlıyoruz. İğnemizin koluna arkaya bir santim uzayacak şekilde, simle karışık renkli tüylerimiz ince bir misina yardımıyla bağlıyoruz. (burada amaç çapariyi çekerken lüferi kızdırmak ve saldırmasını sağlamaktır. Bu da zaman içerisinde kazanılan tecrübedir. Pek çok çapari çeşidi denediğim için burada en çok balık vuranını anlatıyorum. Balık avlamak sanat demiştim. Balığı avlamak için yaptığınız faaliyetler zamanla elde edebileceğiniz bilgiler toplamıdır. Kitap okuyarak balık avlama yöntemleri öğrenemezsiniz. Sadece hayal edersiniz. Balığı kaçırırsınız ancak tecrübe arttıkça balı niçin kaçırdığınız daha iyi anlayıp önlem geliştirirsiniz.) Neyse fazla uzattık, sizleri sıkmak istemiyorum. Tüylü çaparide de atıp çekerek avımızı yaparız. Ayrıca atıp gezme yöntemini de deneyiniz. Bu yöntem aşağıda anlatacağım rapala yönteminde daha verimli oluyor. Bu çaparilere, lüfer bazen levrek ve çatalkuyruk vurmaktadır. Bunun dışında imtiyazın vurduğunu da gördüm. Birde sinek oltasıyla kaz tüyü kullanılarak yapılan çapari vardır ki buna istavrit vurur. Amacı sadece istavrit avlamaktır. Tabi ki bazen lüfer, levrek ve çatalkuyrukta vurur. O zaman ne mi olur, çaparinizi alır götürür.

RAPALA: Lüfer balığını en çok avladığım av yöntemidir. Rapala balık ve balığa benzer kaşık ve bir çeşit balığı kandırmak için geliştirilmiş her türlü iri av malzemesidir. Boyları 8-10 santim civarında bazen da daha da uzun olabilen, kimi zamanda 4-5 cm. kadar da olabilen boyları vardır. Ratın ucundan gelen misinaya akıntının gücüne göre 10 ya da 20 gr.lik bir kurşun takarız. Artında bir fırdöndü takarız. Ardından rap alanın ağız tarafına bir(1) mt boyunca bağladığımız 50 lik misinayı fırdöndüye düğüm atarız. Ardından süratle açığa atıp yürümeye başlarız. Bu yürüme rap alanın iskele direklerine yaklaşmasına kadar devam eder. Ardından rap alayı çekip tekrar atarız. Bu avlanmanın avantajı balıklar sizi bu sefer görmezler. Çünkü rapala sizi 40-50 metre arkadan takip etmektedir. Rapalayı acele edip hemen çekmeyiniz. Lüfer, Levrek. Çatalkuyruk ya da barakuda rapalayı takip ediyor olabilir. Hiç ummadığınız bir anda rapalaya saldırır. O anda testereyle bir şey kesiyorlar gibi gelir rapala tarafından. Av rapalayı aldığında hiç acele etmeden rata boşluk bırakmadan hizanıza kadar çekiniz. Çapariye genelde bir kğ.ın altında vurur, rapalaya iste kofana (lüferin büyüğü) vurur. Buraya kadar herkes kendini balıkçı görebilir. Ancak vuran üç kiloluk bir kofanayı iskeleye çıkarabilirseniz, siz iyi bir balıkçı olmaya adaysınız demektir.

ÇARPMA: İskelede çok olmasa da avladığım yöntemlerden biriside çarpma (üçlü)dür. 3 lük iğnelerden oluşmuş üç iğneni birleşmesi ve üçgen halini almasına çarpma denir. İğnelerin saplarına kurşun dökülerek ağır olması sağlanır. Lüfer ve hırmıdarlar sizi görmeden deniz yüzeyinde sürü halde gezerlerken, gizlendiğiniz yerden çarpmayı denize indirirsiniz. Sizi görmeyen balıklar o bölgede dönerek oyalanmakta, tabiri caizse vakit geçirmektedirler. Sizin çarpmanın üzerinden geçen balıklar hiçbir şeyin farkında değildir. Bulunduğumuz yerden üçlüyü süratle yukarı doğru çarparız toplu gezen balıklardın birisine büyük ihtimalle çarpacaktır. Bu yöntem biraz zor olmasına rağmen balık çok olduğunda şansınız fazla olur. (nerede o eski balıklar)Bir de ratın ucuna çarpmayı bağlayıp uzaklara atarız. Çarpmayı süratle çektirip bırakarak bulunduğumuz yere kadar aynı yöntemle çekeriz. Bu yönteme de genelde levrek ve kefal vurmaktadır. Çarpmayı bir başka kullandığımız alan ise çapari ya da yem ile yakaladığımız büyük balıkları iskele üzerine çekmede kullanırız. Kalın misinayla bağladığımız çarpmayı deniz yüzeyinde yatan balığa iskeleden sarkıtarak her hangi bir yerinden çarptırırız ve iskeleye çekeriz.

DİP ÇAPARİSİ : Dip çaparisi yine iskelede sarkıtma yöntemiyle olur. Büyük balık avlayacaksak yukarıda bahsettiğimiz sahte balık çaparisinden on (10) adet hazırlarız. En alta 60 lık yuvarlak bir kurşun takarız. Üstüne 15-20 cm aralıkla sıraladığımız telli iğnelerimiz ratımızın marifetiyle denize sarkıtırız. Ardından yukarı aşağı kaldırıp indiririz. Balık vurduğu an dikkate edeceğimiz nokta çapariyi dolandırmamaktır.

Burada misina, iğne ve rat markası vermek istemiyorum. Balıkçılar zaman içerisinde kendilerine uygun malzemeleri temin edeceklerdir. Ancak çapari ve rapala resimlerini burada görebilirsiniz.

SAHİLDEN ÇAPARİ: Sahilden dip çaparisinin dışında diğer tüm çaparileri deneyebiliriz. Burada gezdirme yöntemini uygulama imkânı olmadığından at çek yaparız. Avlanırken sessiz olmayı, balıklara gözükmemeyi önemle dikkate almalıyız. Bulunduğunuz yerde sizin gibi pek çok çapari atan varsa ve gürültü çoksa oradan hemen uzaklaşınız. Boşa at çek yapıp kendinizi yorarsınız. Bazan büyük bir sürü gelir, gözü hiçbir şey görmez at çek yaparsınız o başka. Bazı zaman balık o kadar seri yapar ki üçlü çaparinize üç adet kiloluk lüfer takılır. Toplam üç kiloyu bulan çapari bunu taşıyamaz ve kopabilir. Lütfen üzülmeyin, o sizin için parayla bulamayacağınız bir tecrübedir. Hemen önlemini alırsınız.

mercan balığı,Balık Ağırlığı ,Takım türü,

İğne*OltaBedenKöstekMercan, Kırma mercan, Mandagöz mercan, Mırmır, Bantlı mercan1 kiloya kadarHafif040- 045035-040025-0303-11-3 kilo Orta 050-060045- 050035-0401/0-3/03 kilo ve üzeriAğır 070-080050-060045-0502/0-4/0Fangri2 kiloya kadarHafif045-050040-045035-0401-2/02-4 kilo Orta 070-080060045- 0501/0-3/04 kilo ve üzeri Ağır 080-100060-070050-0604/0-5/0 Trança3 kiloya kadarOrta 070-080060045-0501/0-3/03-6 kilo Ağır 080-100060-070050-0604 /0-5/06 kilo ve üstüÇok ağır100-120070-080050-0605/0-8/0

* İğneler sert damaklı, kuvvetli çeneli balıklara kullanılan cinsten kısa saplı, kalın telli, tercihen çapraz, keskin ve çelik olmalıdır.

Yukarıdaki tabloda verilen takım kalınlıkları ve iğne boyları genel amaçlı kullanımlarda tavsiye edilmektedir, standart değildir. Balık avında, her zaman ve hep aynı yerde tıkır tıkır çalışan sistemler bakarsınız bir gün çalışmıyor, standarda uyup beklersek herşey uygun olsa bile boş dönmek kaçınılmazdır. Ustalık, olaylar standardın dışına çıktığında yeni durumu sezip ona göre tedbir almaktır, aslında ustalık sadece olaylar standardın dışına çıktığında gerekir. Unutmadan: Balık avında olaylar sık sık standardın dışına çıkar. Yukarıdaki tabloyu göz önüne alarak, değişen şartlarda avlanmaya hazır olacak takımları hazırlamak da sizin ustalığınıza kalmış.
Mercan avı sırasında sık sık iğnelerin kösteğe bağlandığı düğümler kontrol edilmelidir. İğne kısa saplı olduğundan yemi derince yutmuş balıkların dişleri arasına düşen düğümler ilk anda kesilmese bile gittikçe yıpranır ve iri bir balıkta kesilerek balığı kaçırır. Aşınmış düğümler yenilenmelidir.
Burada ve karagöz bahsinde anlatılan takımlar sadece bu balığın avında değil bu balıklarla aynı sularda bulunan çipura, sinarit, ispari, sarıgöz, kupes, melanur, hani gibi balıklar için de geçerlidir.
Mercan için kullanılan yemlere gelince. Karides, tercihen çalı karidesi sevdiği yemlerdendir, özellikle trança için iri çalı karidesi canlı veya ölü bütün oldukça geçerlidir. Bundan başka kalamar parçaları, sübye eti, sülünez, akyem (sardalya, istavrit, izmarit, sarıgöz, ispari), çağanoz, midyedir. Bazen deniz hıyarı parçaları da herşey yiyici mercan için yem olarak çalışır. Balığın beslendiği merada en çaok yediği en verimli yemi belirler yine de, karides, sübye, kalamar ve akyemler daha çok ilgi görür.
a. Köstekli sarkıtmalar

Mercan avında an çok kullanılan takımlardandır. Genelde klasik üç köstekli gibi hazırlansa da zaman zaman dört köstek de bağlanır. Takım kalınlakları ve iğneyi meradaki balık boyu belirleyecektir ama genelde bu takımlar daha çok hafif ve orta sınıftan hazırlanır. Zaman zaman tüm kösteklerin dolu olarak çekildiği düşünülürse her kösteğe asılmış 2-3 kiloluk balıkları bir anda almanın zorluğu hatta imkansızlığı daha iyi anlaşılır. Daha çok hedeflenen balıklar mercan, mırmır, mandagöz mercan, kırma mercan, ufak boyda fangri, trança ve diğer taş balıklarıdır. Köstek boyları 15-25 santim. İskandil derinliğe göre 150-200 gramı geçmez. İstenirse takıma kolçak da ilave edilebilir. Av yöntemi sandaldandır. Avlanılacak meraya gelince en iyisi ilk olarak demir atmadan sandalı alargaya bırakıp takımı indirmektir. Buradan anlıyoruz ki köstekli sarkıtmalar akıntısız sakin sularda kullanılır. Derinlik 40-200 metreye kadar olabilir. İndirilen takım dibe değdikten sonra, iskandili yerden kesmeden gergince apiko tutulur. Mercan, karagöz gibi önce yemi yoklar sonra yer, o nedenle ilk dokunuşta acele etmemeli yutması beklenmeli sonra hafifçe çalınmalıdır. Mercan avı derin sularda olduğundan ilk balık yakalandığında hemen çekmeyin diğer iğnelerin de dolmasını bekleyin. İlk yakalanan balık kolay kolay kurtulamaz ve takımı karıştıracak kadar hareket de etmez. Bu arada sandal demirli olmadığından hafif de olsa gezinecektir. Bu gezinme sırasında dikkat edip kerterizi takip etmek gerekir. Bu arada oldukça verimli bir yer bulunursa buraya dönüp demir atılabilir. Tonoz gerekmez ama demiri atarken de balığın ürkütmemek gerekeceğinden eğer demiri meradan uzağa atıp hafif de olsa akıntı ile demire kaloma verip mera üzerine gelme şansı yoksa, o takdirde tekneyi tonoza alıp tonoz ipleri üzerinde gezinerek mera üzerine düşmeye çalışılmalıdır. Yine de bu işlemler oldukça zaman alacağından ve 100-200 metre derinlere de demir atılamayacağından en iyisi sandal meradan uzaklaştıkça motor veya kürekle tekrar meraya dönerek ava devam etmektir.
Mercan avında kullanılan sarkıtmalarda zaman zaman köstekler bedenden açık duracak şekilde bağlanırlar. Olta çeşitleri ve uygulamaları bölümünde sarkıtmalar anlatılırken kösteği bedenden açmaya yarayan bazı uygulamalar anlatılmıştır, ancak özellikle yabancı amatör daha değişik yöntemler uygulamaktadır. Ben ilk olarak bu yöntemi mercan için yapılmış bir takımda gördüğüm ve takım bana mercan takımı olarak tanıtıldığından bu yöntemleri mercan bahsinde açıklıyorum; ama bu sadece alışkanlıktan ibaret bu yöntemler mercandan, minekopa, sinarite tüm sarkıtma uygulamalarında uygulanabilir.

Yukarıdaki uygulama daha çok yabancı amatörlerce kullanılan benim ilk gördüğüm mercan takımı diye anlattığım takımdır. Burada beden tel örme veya çelik ip şeklinde olabilir. Telden örülerek yapılmış köstekler bedene sıkıştırma bilezikleri ile tutturulmuştur. Tel kösteklerin ucunda ufak birer kasa bırakılmıştır. İğnenin bağlandığı misina kösteklerin ucuna da birer kasa yapılarak iki köstek, kasaların birbiri içinden geçirilmesi ile bağlanabilir. Bunu avantajı gerektiğinde iğneli misina kösteğin kolaylıkla değiştirilebilmesidir. Tel köstekler zamanla, özellikle iri balıklara denk gelindiğinde, eğilerek takımı kullanılmaz hale getirebilir. Bu açıdan pahalı bir takımdır denilebilir.

 

 

Yukarıdaki örnek daha basit ve ucuzdur. L şeklinde bükülmüş telin kısa ucunun başında ve sonunda bedenin içinden geçeceği halkalar yapılır. Beden halkaların içinden geçirildikten sonra alttan ve üstten birer küçük boncuk koyulur, olta tarafına boncuğun hemen üstüne bir stoper düğüm atılarak kösteğin yukarı kayması engellenir. Alt tarafa boncuktan sonra stoper düğümü yerine ufak bir fırdöndü bağlamak daha sağlam olur. Bu telin fotoğrafını görmek için yukarıdaki resmi tıklayın. Daha sağlam olsun diye bedeni halkalardan iki kere geçirmeyin, iri bir balık yüklendiğinde beden telin üzerinde sıkışarak kopabilir; tecrübe ile sabit. İğneli kösteğin bağlanması üstteki takımda olduğu gibidir. Bu tel köstek de zamanla eğilerek bozulsa bile 0,3-0,4 mm., çelik telden kendiniz de kıvırarak yapabileceğiniz için pahalı sayılmaz. En ucuz ve Türk amatörlerince en çok bilinen metodlardan biri de örme köstek kullanmaktır. Örülerek köstek yapılacak misina önceden bir ucu sabitlenip çekilerek düzeltilmelidir ki köstek düzgün dursun. Örme kösteğin resimlerini görmek ve yapılışını okumak için resmi tıklayın. Örülüp hazırlanan kösteğin kasasız tarafına beden ile kazık bağı ve peşinden bir kaç yarım kazık bağı atılar; bu şekilde beden üzerine tutturulmuş olan sarma kösteğin kasalı tarafına da iğneli köstek aynı diğer uygulamalarda olduğu gibi kasaların iç içe geçirilmesi ile tutturulur. İstenirse kösteği bedene bağlayan kazık bağları üzerine bir kaç damla süper yapıştırıcı sürülerek düğüm sağlamlaştırılır. Sarkıtmalar istenirse makinalı kamışlı takım olarak da düzenlenir. Bu durumda kamış 2,5-2,7 metre boyunda 40-80 gıram testli, makina 040 veya 050 misinadan 200 metre alacak kapasitede olmalıdır. Yani aslında geniş sarma kapasiteli bir makina gerekir.

b. Derin su yeldirmeleri

Akıntılı sularda, demirlenmiş sandaldan 20-30 kulak derinliklerde uygulanan yöntemdir. Hedeflenen balık genelde iri balıktır. Özellikle geceleri bu takımlarla çok iri balıklar alınır. Yalnız gece mercan avında çok sessiz olunmalı, ışık yakılmamalı, sandal içinde gereksiz hareketlerden kaçınılmalıdır. Bunlara dikkat edilmez ise temkinli ve kurnaz bir balık olan mercan ses ve ışıktan ürkerek oltaya vurmaz. Yeldirmenin nasıl kullanılacağı karşılaşılacak zorluklar, problemler karagöz bahsinde genişce anlatıldığından burada aynı şeyleri tekrarlamıyoruz isteyen o sayfalardan bakıp görebilir. Buradaki tek fark mercanın daha derin sularda olması bu nedenle de yeldirmenin derin su yeldirmeleri sınıfından sayılmasıdır. Levrek konusunda bahsettiğim halde özellikle derin su yeldirmelerinin kullanımında yapılan büyük bir hatadan tekrar bahsetmek istiyorum. Bu hata sık sık yapıldığından ve balığın kaybından başka amatörün yaralanmasına dahi neden olacağından dikkat gerektirir.
Derin su yeldirmesina balık vurduğunda, ki bu genelde büyük bir balıktır, mesela diyelim ki trança veya fangri olta elde balık bekleyen amatörün elindeki oltayı sertçe aldı götürdü ve mücadele başladı. Bu mücadele bazen uzun sürebilir. Uzun sürenin sonunda oltayı toplayan amatör iskandil ele gelince onu da sandalın içine atıverir (mesela ben çok yaparım), İşte HATA. O kadar mücadele edilip yorulan sonunda çevrilip su üstüne çekilen balık, tüm dikkatini kendini o kadar uğraştıran balığı görmeğe yöneltmiş amatörün bedeni toplaması ile sandala yanaşır ve sandalı gördüğünde genelde ilk tepkisi aniden baş isteyip fişeklemek olur. Balık iri ise bu tepki çok serttir ve direnilip kaloma vermeden beden tutulacak olursa diyelimki eliniz kesilmez ama balık kopan takımladan kurtulur kaçar. Kaloma vermek gerek; büyük balık en az 4-5 kulaç kaloma aldıktan sonra direnilenerek yavaşça çevrilebilir. Burada bir sorun var kaloma verelim de iskandil nerede? Sandalın içinde belki de farş tahtalarının arasına sıkışmış yada fişekleyen balığın hızı ile fırlamış size çarpmak üzere. Bu darbeden yaralanmak mümkündür. İskandil bir yerlere sıkıştı ise bu defa takım gerilecek ve kopacaktır balığa veda, bu arada gerilen misina bir yerlerinizi de kesebilir. İşte bunlara meydan vermemek için derin su yeldirmesinin ağır iskandili ele geldiğinde gerektiğinde kendi kendine suya düşecek bir yere konmalı, bu yer de avdan önce hazırlanmalıdır. Bu yapılamadı ise iskandil gereğinde çabucak suya geri atılabilecek şekilde el altında bir yere bırakılmalıdır.

Mercan için düzenlenen derin su yeldirmelerinde yukarıdaki gibi mavrukalı takımlar da düzenlenebilir. Bu takımın da kullanımı karagöz sayfasında genişçe anlatıldığından burada tekrarlamıyoruz. İkinci iğne mavrukadan önce olabileceği gibi mavrukadan sonra diğer köstekten bir köstek boyu geride kalacak şekilde de monte edilebilir ve öyle olması daha verimli olabilir. Bu takıma bir de kolçak ilave etmekte yarar vardır.
Yeldirmeler el oltası olarak düzenlenmeli ve kullanılmalıdır makinalı kamışlı takım olarak kullanım ve kontrol zorluğu nedeni ile pek düzenlenmez.
c. Paraketeler**
Paraketeler de büyük balıklar, özellikle trança hedeflendiğinde kullanılır. Derin su paraketelerinin hazırlanması, serilmesi gibi bilgiler sinarit sayfalarında genişçe verilmektedir. Burada tekrarlamıyoruz, yalnız bu iki parakete arasında elbette farklar olacaktır. Birinci fark iğnelerdir, sinarit paraketesinde genelde canlı yem kullanıldığından iğneler nispeten daha ince ve uzun saplıdır. Mercan paraketesi için ise daha kısa saplı iğnelerle donatılır. Bunula birlikte sinarit için atılan paraketeler trança, trança için atılan paraketelere de sık sık sinarit çıkmaktadır. Zaten parakete tek bir balık hedeflenip hazırlanmaz ve tek bir tip balık için de yemlenip serilmez. Ne çıkarsa bahtınadır, yeter ki doğru zamanda doğru yere atılsın. Mercan paraketesinin yemleri iri karides, sübye veya kalamar eti parçaları, çağanoz veya akyemdir ki bunlar pek çak başka balığın da ilgisini çeker.
**Dikkat amatör balık avcılığı sirkülerine göre parakete amatör balık avcılığı takımı sayılmamaktadır. Buna burada yorum yapmıyoruz…
Ağ ile avcılığı pek olmaz nadiren kıyılara sokulan bazıları başka balıklara bırakılan fanyalı ağlara çıkar.

Mercan balıkları tüm dünyada bilinen balıklardandır. Lezzetli etleri ile de tüketici sofrasında taze, kurutulmuş, tuzlanmış ve konserve olarak yerlerinin alırlar. Ekonomik değerleri türlere göre değişmekle beraber genelde yüksektir.

MERCAN OLTASI NASIL OLMALI?
Mercan oltası 0.35 misinadan, üç köstek artı bir hırsız, dört köstekli olmalıdır, ben hırsız olta bağlamaya müsait iki tarafı delik 75 gr kurşun kullanmaktayım, mercan dip balığı olduğu için benim tercihim takımın 50 cm de sınırlandırılmasıdır, bir köstek kurşunun boyunu geçmeyecek kadar yaklaşık 7-8 cm alt delikte bir köstek yine kurşunun boyunu geçmeyecek kadar üst delikte, 15 cm kadar üste bir köstek uzunluğu 10 cm civarı, onunda 15 cm üzerine dördüncü köstek uzunluğu 10 cm civarı, onun 25 cm kadar üstüne de kopcali bir fırdöndü, fırdöndüden sonra 0.40 misina hava sert ise misinanın toplandığında karışmasının azalması veya karışıklıkların daha kolay çözülmesi için 0.45-0.50 misina, mercan dip balığı olduğu için bu benim tercihim,
Kopcali firdondu gerektiginde kalamar rapalasının takılmasi icin ben ce şart, yukarıya balığı çekerken birden bir ağırlık hissederseniz veya gelen balığın ensesinde diş izi var ise civarda mutlaka kalamar vardır ve hemen bu fırdöndüye bir kalamarrapalası takarak normal mercan avına devam edin. Diğer arkadaşlarım; hırsızdaki birinci kösteği 25cm civarı yapıyorlar ve kurşunda iki köstek değil bir köstek kullanıyorlar, ikinci köstek kurşunun bağlandığı yerde değil de onun 25-30 cm üstüne, uzunluğu 25 cm civarı, üçüncü köstek onun 25-30 cm üstüne uzunluğu 25 cm civarı ve dördüncü köstek için 25-30 cm mesafe ve 25 cm civarı uzunluk, altı kösteğe kadar çıkabilirsiniz. Ayrıca hatırlatmadan geçemeyeceğim, bu işin ustaları sadece bir veya iki köstek kullanıyorlar,
Kupes, izmarit, kırma mercan gibi ince balıkların çok olduğu zamanlarda ikili köstek daha kullanışlıdır, hırsız iğne genelde dipte yatar durduğundan dip balığı tabir ettiğimiz mercan, karagöz ve çipura türü balığı avlamaya yarar, takımınızın köstek ve iğnelerini her av günü yenilemelisiniz, bir iğne 15 balık tuttu ise o körelmeye başlamıştır bile, vuruş alırsınız ama iğne damağa zor geçer, köstekler dönerek gelen hanoz (Hani) ve izmarit gibi balıklar sayesinde gam yapar ve bedene dolanır bunların her av gününde yenilenmesi lazımdır, şimdilerde çıkan flarokarbon ve akıllı misinalar bu dolaşma ve gamı en aza indirmiştir.
Florakarbon misinaların beden için kullanılmasını pahalı, görünmezlik özelliği olduğu için kösteklerde kullanılmasını uygun, bulmaktayım.

NASIL AVLANMALI Oltaların ucu dışarıda kalacak şekilde yemler takılmalı ve takım dibe indirilmeli, takım kurşunun ağırlığı hissedilecek şekilde, kurşun dibe deydi deymedi durumunda kalmalı, mercan genelde küt diye vurur, bazen de yeme yavaş dokunuşlar verir, ben her vuruş hissettiğinde takımı hızlı bir şekilde iki yada üç kulaç kadar yukarı çekerim, vuruşların hafif olduğu durumlarda ise hislerime göre ikinci veya üçüncü vuruşta yine hızlı bir şekilde iki yada üç kulaç yukarı çekerim, amaç iri mercan daha doğrusu teknedeki en iri mercanı çekmektir, Mercan gelirken başı ile oltaya vurur küt, küt vuruşu hissedersiniz, ara ara yukarıya hamle eder ve tekrar kurtulmak için küt diye vuruşunu alırsınız Mercan fırtına öncesi ve sonrası karnını doyurmak için deli gibi oltaya saldırır desem yeridir, Fırtına öncesi ve sonrasını düşünmez isek 2-4 kuvvetindeki havalar ile puslu, kapalı, cisintili havalar balık avı için idealdir, ben her mevsim Poyraz (Kuzeyden) havayı Lodos (Güneyden) havaya tercih ederim. Poyraz fırtınası (öncesi) alımı ve Lodos fırtınası (sonrası) kalımlarında daha iyi balık avı olur. Balık olmadığında, başka avlakları deneriz ama bir yerde olmuyor ise öbür yerde de olmuyor, diğer arkadaşlar ile haberleşiriz, balık var mı? Vuruyor mu? Onlardan da genelde aynı cevap gelir yok, aslında sormaya da pek gerek yoktur, bakarsınız denizin üzerinde hep tekneler hareket halindedir, yer değiştiriyorlardır, bu balığın keyifsiz olduğuna ve oltaya atlamadığına işarettir. Bir gün önce veya gün içinde Ege denizinde deprem olmuşsa balık etkileniyor, Bazen dipte bulunan harami tabir edeceğim, mıngırı, müren ile büyük balıklar ve bazen de iri kalamarlar balıkların kısa süreli dağılmalarına sebebiyet vermektedir, bu sırada çevredeki teknelerin avlanmaya devam ettiklerini fark edersiniz.

Amatör Balıkçılık İçin İpuçları,avlanma,teknikleri.


Amatör balıkçılık, büyük küçük meraklısının tutkusu haline gelmiştir. Hobiden ziyade bir yaşam biçimi olmuştur. Hazırlıklar önceden başlar. Meraklısı, balık mevsiminin gelişini iple çeker. Hangi balıkların tutulacağı bile önceden saptanmıştır. Bu bir hayal olsa da, balıkçı o hayali yaşamaya çoktan başlamıştır. Hayalin gerçeğe döndüğü vakitte, balıkçı hayatındaki en mutlu ve keyifli dakikaları yaşar.
Siz de bu hayale kendinizi kaptırabilir, bu zevki birebir yaşayabilirsiniz. Ama bazı gözden kaçırılmaması gereken unsurlar var. Amatör balıkçılığın üç tane evresi olduğunu görüyoruz. Bunlar tutmak, temizlemek, pişirmek. Sonunda afiyetle yerken de sohbeti ve dostlarla keyfi de bu işin bonusu.
Bu evreleri beraber gözden geçirelim ve aşamaları birer birer anlayalım ki, işimiz kolaylaştığı gibi, bir de kazara doğabilecek sorunlara maruz kalmayalım. Kısaca ipuçlarını özetlemek gerekirse;

Balık Tutarken…

Amatör olta balıkçılığında iki tip avlanma biçiminden söz edebiliriz;

Sahilden, Kamış ile Olta Balıkçılığı

• Öncelikle bir kamış, bir de misinanın sarılı olduğu makara edinin. Makara için tavsiye edilen marka Banax. Albastar’ın kamışları ve makaraları daha hesaplı olup, pekala işinizi görür. Ustalaştıkça ve konuyla ilgili bilginiz arttıkça üst modelleri daha iyi tanır ve ister olacaksınız.

• Bu tip avcılıkta dikkat edilmesi gerekenler hangi tip oltanın, hangi akıntıda çalışacağının saptanmasıdır. Bu kural tekneden avcılık için de geçerli. Akıntısına göre klepsin (misinanın olta kısmına bağlantısını sağlayan küçük kıskaçlı düzenek) ucuna takacağınız oltayı saptamanız, balık tutabilmeniz açısından çok önemlidir. İğne boylarına da dikkat etmelisiniz. Yine akıntının şiddetine ve oltanızın cinsine göre, olta ucundaki kurşunu (ağırlık) gözden geçirin. Suların akıntısı ve oltayı atacağınız mesafe uzaklığı arttıkça gramını arttırıp, durgun sularda azaltmalısınız.

• Yem konusu da, gideceğiniz merada av veren balığın, o ay hangi yemi yediği ile bağlantılıdır. Bunu da önceden tespit edip tutacağınız balığa göre yem seçin. Örnek: Eşkina; canlı teke tercih ederken, izmarit; midye ile av verir.

• Kovanızı, yem açmak için çakınızı, akşam kalacaksanız bir el fenerini, yedek takımınızı (her an oltanız iri bir balık tarafından koparılabilir veyahut dibe takılıp kopabilir) ve üzerinize mevsime göre kıyafetinizi ihmal etmeyin. Bir kere balık av vermeye başladı mı, bir daha geri dönüp bunları halletme şansınız olmayacaktır. Aksi takdirde balığın av saatini kaçıracaksınız.

• Akşam karanlıkta kamışın ucunu görebilmek için, ucuna takılan fosfor tüpleri balığın vurup vurmadığı konusunda size yardımcı olabilir. Ama bu işlemi, bir çikolatanın yaldızlı kağıdını, kamışın ucuna sarıp daha basit ve masrafsız bir şekilde de sağlayabilirsiniz.

Denizden, Tekne ile Olta Balıkçılığı

• Amatör balıkçılık için; fiber veyahut ahşap bir tekne edinme imkanı varsa; 4 buçuk beş metrelik balıkçı tipi bir kayık işinizi görecektir.

• Tercihen kürekle veyahut uygun bir motorla denize açılabilirsiniz. Motor olarak; 4 - 6 metrelik bir tekneye, 9 - 15 beygir arası son derece uygundur.

• Balığa çıkmadan Iskarmozların (küreğin takıldığı yerler) sağlamlığını test edin. Teknede yedek ıskarmoz bulundurun. Açılmadan teknenin su alıp almadığını kontrol edin. Ahşap tekneleri suya indirmeden, miçozu (teknenin tıpası) kapatıp, tekneye iki üç kova su vurursanız ahşap şişecek, sızıntı yapabilecek yerler kısmen kapanacaktır.

• Teknenizin ve motorunuzun bakımını en az yılda bir kere yaptırın.

• Havaya ne olursa olsun aldanmayıp yanınıza kalın bir kıyafet alın. Yazın bir muşamba rüzgarlık işinizi görecektir. Kışın ise muşamba tulumun içine kalın pantolon, bir yün kazak, yün bere ve en altına da lastik çizmelerinizi giyerseniz en soğuk günlerde bile rahat edersiniz.

• Yanınıza içecek su ve bir miktar yolluk alın.

• Yazın başınıza güneş geçmemesi için kepinizi unutmayın. Çünkü güneş ışınları denizde daha kuvvetlidir. Unuttuğunuz takdirde; deniz suyu ile başınızı ıslatmanız, sizi geçici bir süre koruyacaktır.

• Motorunuz olsa bile, muhakkak kürekler hep teknede bulundurulmalıdır. Belirli bir yere demirlemek için bir de çapa yaptırın. İpini, balığa çıkmadan önce dolaşmayacak şekilde hazırlayın. Çapayı atarken, ipe basmamaya özen gösterin. Aksi takdirde, hızla dibe giden çapanın ağırlığı, ayağınıza dolaşacak ip ile sizi denizin dibine sürükleyebilir. Bu da sizin açınızdan büyük bir tehlike oluşturur.

• Deniz dalgalıysa, teknenin baş kısmı dalgaya gelecek istikamette seyir etmeniz daha güvenli olacaktır.

• Eğer teknenin livarı (balık koyulabilecek içi su dolu bölme) yoksa, büyükçe bir kova işinizi görecektir. Kovanın büyük olması kısmetinizi de arttırabilir. Ayrıca metal bir kova alırsanız balık çırpındıkça çıkan gürültülü sesten, etraftaki balıkçılara havanızı atabilirsiniz. Tabi ki bu sizde, belli bir süre sonra baş ağrısına neden olacaktır.

• Gece, geç vakitte dönülecekse, iyi bir fener almakta fayda var. Alacakaranlıkta seyir ederken; etraftaki çakarlar, varsa mehtap, veyahut limandaki ışıklar sizin kılavuzunuz olacaktır.

• Balık takımlarınızı hazır olarak saklayacağınız gerekli büyüklükte bir kutu alın. Balıkçı tipi bir kutu alırsanız, muhtemelen içinde bölmeler bulunur. Bölmelere, yedek kurşununuzu, fırdöndünüzü (oltanın dolanmasını önleyen küçük mekanizma) ve iğnelerinizi yerleştirebilirsiniz. Bu sayede, oltanızı iri bir balığın koparması halinde hemen müdahale edip, belki de kaçan balığı tekrardan yakalayabilirsiniz.

• İri balık gelmesi ihtimaline karşı, teknede kepçe bulundurun. Ayrıca bir çakı ve el bezi bulundurmakta her zaman fayda var.

• Teknede denge açısından ayağa fazla kalkmayın. Bir de cankurtaran simidi bulundurun. Can yeleğini de ihmal etmeyin. Kötü bir havada veya denizde ters bir durumla karşılaştığınızda sizin hayatınızı kurtaracaktır.

• Takımlarınızı suyun akıntısına göre ve balığına göre, uzun veyahut kısa köstekli hazırlayabilirsiniz. İğneler av veren hayvanın ağzına ne çok küçük, ne de büyük gelmelidir. Misina kalınlıkları tutulacak balığın boyutuna göre değişir. Kurşunun ağırlığını da akıntının şiddetine göre ayarlamalısınız.

• Bir yem tahtası edinin. Midye gibi yemleri tahtanın üzerinde güneşe bırakarak kurutursanız, balığa yemi yedirmeden tutma şansınız artar. Kuruyan yemleri balık, oltanızdan hemen alamaz. Ve uğraştığı süre arttıkça, yakalanma şansı da artacaktır. Balığına ve bölgesine göre midye, sulina, kurt, yengeç bacağı, teke, karides ve yaprak şeklinde kesilmiş küçük balıklar tavsiye edilir. Daha büyük balıklar için, uzun oltayla canlı yem kullanmalısınız.

• Çinekop, sarı kanat, lüfer grubu balıkları oyalamadan sürratle çekin, çünkü balık yüzeye yüzüp, ağzından iğneyi atmak isteyecektir. Diğer balıkları hafifse oyalamadan, ağırsa biraz oyalayıp yorarak alabilirsiniz.

• Sahil Güvenliğin numarasinin 158 olduğunu unutmayın.

• İskorpit, trakonya, lipsos ve varsam gibi balıkların neye benzedikleri hakkında fikir sahibi olun. Bu balıkların dikenleri zehirli olup, battığında şiddetli ağrılara sebebiyet verirler. Oltaya gelirlerse de, zehirli dikenlerine temas etmeyecek şekilde iğneyi çıkarmak gerekir.

• Balık çekerken parmak boğumunda meydana gelen misina kesikleri, balıkçılar arasında bir gurur kaynağıdır. Siz yine de tedbiri elden bırakmayın. İri balık çekerken kullanacağınız, ezcanelerde satılan tıbbi lastik parmaklıklar, oltanın parmağınızı kesmesini önleyecektir.

• Balığı tekneye alırken küpeşteye (teknenin yan kısmı) vurdurmamaya özen gosterin. Yoksa balık gerisingeriye denize düşebilir. O kadar uğraş ve emek de boşa gider.

• Oltayı toplarken, misinayı firdöndüye kadar yere toplayın. Fakat iğne kısmını oturak kısmına bırakın. Hem iğneniz oltaya karışmayacak, hem de daha seri oltayı yemleme imkanı yakalayıp, balık tavını kaçırmayacaksınız.

• Tuttuğunuz ufak balıklara yaşama şansı verip denize bırakmanız, amatör balıkçılığa ve doğaya olan saygınızın göstergesidir.

• Ava gelen herkese, hatta teknede bulunup balık tutamamış arkadaşlarınıza bile balığı eşit pay edin. Böylece kimse gücenmeyecek ve herkes keyfi paylaşabilecektir.

• Av sonrası kısmına gelince, isteğe göre fotografını çekip tuttuğunuz balıkları belgeleyebilirsiniz. Fotoğraf, balığı tuttuğunuzun kanıtıdır. Fotoğrafını göstermeden, tuttuğunuzu iddia ettiğiniz balıkların tutulduğuna, kolay kolay kimse inanmaz. Balıkçı ballandırır ve abartır diye bir kanı vardır. Böylece bu kanıdan da kolayca sıyrılmış olacaksınız.

• Balıklarınızı her zaman kendiniz temizleyin ve pişirin ki, binbir emekle tuttuğunuz balıkların iyi pişmemesi durumunda, kimsede suç bulmayın. Ayrıca giderek ustalaşan ahçılığınızla, eşinizin, misafirlerinizin hatta çocuklarınızın da takdirini kazanacaksınız.

• Unutmayın ki; en iyi çalışma gününüzden, balık avında geçireceğiniz en kötü günün keyfi bile kat kat fazladır.



Balık Temizlerken...



Balıkları balıkçınızdan isteğinize göre kesilmiş halde alabilirsiniz. Ancak balıkçılar küçük balıkları genelde temizlemek istemezler. Pulsuz ve küçük boydaki balıkları temizlerken bıçağa gerek yoktur. Balığı sol avucunuzun içine alıp, sağ elinizin işaret ve baş parmağı vasıtasıyla, balığın kafasını kopararak ve sonra baş parmağınızı karnına sokup yararak temizleyebilirsiniz. Ardından bol suyla iyice yıkamanız gerekir.
Balıkları kılçıklı bırakabileceğiniz gibi, pişireceğiniz yemeğe veya kendi arzunuza bağlı olarak fileto da çıkarabilirsiniz. Bu işlem için karnını yardığınız parmağınızı hiç çıkarmadan kuyruğa kadar yürütmek ve sonra kılçığı ileri geri hafifçe oynatıp yumuşak hareketlerle yerinden çıkarmak gerekir. Bu balıklar küçük olduğu için filetoları genelde birbirinden ayırmaya gerek yoktur. Filetoları açık veya kapanmış olarak kullanabilirsiniz.

Uskumru, kolyos, istavrit, çinekop gibi orta büyüklükte ve pulsuz balıklar bıçak yardımıyla temizlenmelidir. Anüs üzerine bıçakla küçük bir kesik attiktan sonra balığın karnı yarılarak iç organları dışarı çıkarılıp karnı temizlenir. Bu arada solungaçların da koparılarak çıkarılması gerekmektedir. Temizlenmiş balığın içi ve başı bol su ile iyice yıkanmalı ve karın çevresindeki siyah zarlar ile kan pıhtıları bıçak ucuyla iyice temizlenmelidir.

Palamut, torik gibi balıkların karnını tamamen yarmak gerekmez. Anüsün üzerine atacağınız derince bir bıçak kesiği ile bağırsakların vücuttan ayrılması sağlanır. Karın az yarılarak bıçak ucuyla iç organların tamami dışarı atılır. Palamut ve torik gibi balıkları dilimlemek veya fileto çıkarmak sureti ile iki şekilde doğrayabilirsiniz. Eğer tava veya yahni yapacaksanız balığı bir parmak (2, 2.5 cm) kalınlığında dilimler halinde kesebilirsiniz. Fırında balık için fileto çıkarılması daha iyi olur. Fileto çıkarmak için balığın kuyruk kısmından başlayıp kılçık paralelinde balığı ikiye ayırmak gerekir. Palamut ve toriğin baş kısmında fazla birşey olmadığından, kuyruğu ile birlikte kesip atabilirsiniz. Eğer bu balıklardan lakerda yapacaksanız dilimlerin kalınlığı iki misli yani asgari 4 cm. olmalıdır. Lakerda için balık temizlenmesi özel itina ve işlem gerektirir. İri balıkları kesmek ve filetosunu çıkarmak için ince uzun ve çok keskin bir bıçak kullanmak lazımdır.

Çingene palamutu, uskumru ve kolyoz gibi balıklar yeterince büyük olmadıklarından dilimleme veya fileto yapılmaz. Ancak çingene palamutları karnı tamamen yarılarak, sırt derisi kesilmeksizin açılabilir. İç organlarının temizlenmesi aynı palamut da olduğu gibidir. Balık büyüklüğüne ve yapılacak yemeğe göre bütün bırakılır veya fileto çıkarılır. Pilaki yapılması düşünülüyorsa kalın dilimlere bölebilirsiniz. Lüfer büyüklüğüne göre, kofana ise tercihan fileto yapılmalıdır. Sarı kanat ise, lüferin kücüğü olduğundan, iki tarafı boyunca bıçakla çizilerek bütün bırakılır. Çinekopu ise çizmeye dahi gerek yoktur.



Balık Pişirirken...



Asla Yapmayın!

 Balığı buzdolabında bile uzun süre saklamayın.

 Balık pişirirken yemeğin içine limon ilave etmeyin.

 Buğlama yaparken tepsinin kapağını sürekli açmayın.

 Lipsos, iskorpit ve trakonya gibi zehirli dikenleri olan balıkları, daha önce hiç temizlemediyseniz, denemeyin. Balıkçınız temizlesin.

 Satıcıdan alınan çirozları kafalarını koparıp yıkamadan yemeyin.

 Dubalara ve demir iskele ayaklarına yapışmış midyeleri yemeyin.

 Ve asla ve asla, mutfağı harp meydanına dönmüş bir halde bırakmayın!

Mutlaka Yapın!

 Balığı mevsiminde yiyin.

 Balığı temizlerken tezgahın üzerine 1-2 gazete yayın.

 Balığın pullarını bıçak yerine kaşıkla temizleyin. Böylece pulların ortalığa yayılmasını önlersiniz.

 Balığı pişirmeden bol suyla yıkayın ve tuzlayıp 10-15 dakika kevgirde süzülmeye bırakın.

 Balığı tavaya atmadan önce tuzlayıp dinlendirin. Unlayıp tavaya atmadan önce de üstüne biraz rakı serpiştirin.

 Balığı kızgın yağda tava yapın. Yağın kızdığını tavaya ekmek parçası atıp yanında kabarcıklar belirmeye başladığında anlarsınız. Ayrıca ekmek parçası yağdaki suyu alacak ve yağın üzerinize sıçramasını önleyecektir.

 Tava yaparken balıkları birbirine değmeden, aralıklı olarak yerleştirin.

 Balık kokusunu gidermek için ellerinizi limonlu suyla yıkayın.


Artık balığa çıkmaya hazırsınız. Bundan sonrası sizin parmağınızın hassaslığına, becerinize ve en önemlisi sabrınıza kalmış. Unutmayın balık işi, sabır işidir. İlk seferde vurmaz veyahut tutamazsanız sakın moralinizi bozmayın. Sabredin, muhakkak vuracak ve sizin oltanıza yakalanacaktır. Balık gelmese bile denizle baş başa olmak, sizi günün stresinden arındıracak ve zihninizi tamamen boşaltacaktır. Yeniden doğmuş gibi hissedecek ve bir kere işin keyfini aldıktan sonra bir daha bırakamayacaksınız. Haydi Rastgele!!!
balık avı oyunu, tatlı su balık avı, zıpkınla balık avı , balık avı malzemeleri, sazan avı, yayın avı, balık malzemeleri, yayın balığı , Balık, balık avı, avı, amatör balıkçılık, amatör, balıkçılık, malzemeler, rapala, sırtı, sıyırtma olta, misina, iğne, kurşun, köstek, beden, olta, kamış , Amatör olta balıkçılığı, avlanma teknikleri, balık türleri, balıkçılık forumları, organizasyonlar, ve , zıpkınla balık avcılığı , av teknikleri, deniz ve tatlısu olta balıkçılığı, balık türleri, zıpkınla balık avcılığı, balık yemi , balıkçılık nedir ,balıkçılık resimleri,ülkemizde balıkçılık mesleği, balık türleri, balık , tatlı su balıkçılığı, balık yetiştiriciliği , balıkçılık, fishing, rod, fishing rods, balık oltası, olta , Balıklar, balık resimleri, deniz hayvanları, çok güzel resimler , Balık resimleri, manzara resimleri, doğa resimleri, duvar resimleri, güzel resimler, masaüstü resimleri, ,Amatör olta balıkçılığı, balık türleri, balıkçılık forumları, Kefal, Çipura, Lidaki, Kuzuluk, Ağ , kefal, levrek ve çipura , balık türleri levrek, yılanbalığı, yayın,çipura, levrek, kefal, yılan balığı ,kılıç, kırlangıç, balık avı, amatör, balıkçılık ,balık avı malzemesi satan yerler Olta Malzemeleri, Balıkçı, OLTALAR,DÜĞÜMLER, Deniz Balıkları, Kalkan, Malzemesi bütün bir,