|
|
|
"Bu başlık da nereden çıktı?" demeyin bir anda esti, oluşturmak
istedim, öncelikle biraz amatör de olsa sizlerin de katkılarıyla
Marmara'da ve özelinde İstanbul'da balıkçılık ve balık türleri, balık
avı zamanları, yöntemleri ve fotoğraflarıyla dolduracağız. Kaynak
olarak kullandığım kitap ve internet adreslerini belirttim. Fakat yine
de salt bu adreslerden faydalanmadım, güzel bir harman oluştu, keyifle
okuyun. Başlıyoruz...
Bir Balığın Anatomisi
1. Kafatası 11. Yüzme kesesi
2. Alt çene 12. Karaciğer
3. Omurga 13. Safrakesesi
4. Sırt yüzgeç bağlantıları 14. Böbrek-idrar yolu
5. Sırt yüzgeç kılçıkları 15. Yumurtalık
6. Beyin 16. Vücut
7. Omurilik 17. Kalp
8. Göz 18. Solungaç arterleri
9. Burun boşluğu 19. Solungaç aralıkları
10. Mide 20. Aort
LÜFER
Av Dönemi: Lüfer avı 1
Nisan...31 Ağustos arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla
5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari
boy 14 cm dir.
Tanımı:
Latince omatomus saltatrix
İngilizce: Bluefish
Boğaz sularının sultanı,efendisi diye tanımlanan gezici balıklardan
olan Lüfer Karadeniz'le Ege denizi arasında dolaşır, büyümesinin
aşamalarında, aşağıda tabloda gösterilen değişik isimler alır.
Ustura gibi keskin dişlere sahip olan lüfer, Hemcinsleri dahil hemen
her türlü balığa saldırır, parçalar ve yer. Lüfer sonbahar-kış
aylarında en lezzetli ve olgun devrini yaşar. Yaz ortalarından
sonbahara kadar da kışlamaya geçerler.
Yumurta bırakmak için (Üremeleri bahar sonu ile yaz başıdır. Kademeli
olarak 60-80.000 yumurta verir) yaz aylarında Ege'den Marmara'ya ve
oradan da Karadeniz'e çıkan lüfer sürüleri eylül ortasından itibaren
çeşitli planktonlarla beslenip iyice yağlanmış olarak, Palamutların
ardından Eylül sonuna doğru Boğaz'a , Marmara'ya, Çanakkale Boğazı'na
oradan da Ege'ye inerler. Boğaz'da ve Marmara'da uzun süre kalıp av
verir. Ilık suların 10 ila 200 m. derinliklerinde yaşar. Etinin
lezzetiyle ekonomik değeri çok yüksek olan bir balıktır.
Nerelerde tutulur:
Lüfer Gezici bir balık olduğu için İstanbul Boğazı, Marmara ve
Çanakkale boğazında pek çok yerde yakalanabilmektedir. Boğaz'da
;Anadolu ve Rumeli fenerleri önünden hemen hemen tüm boğaz kıyıları,
Kandilli, Çengelköy, Kanlıca, İstinye, Yeniköy, Bebek, Küçüksu,
Ortaköy, Beşiktaş, Kabataş arasındaki bölge, Sarayburnu ve Yenikapı
hâlâ kıyıdan verimli avlar yapılabilecek yerlerdir. Çanakkale'de;Kepez
iskelesi, Barut iskelesi, Büyük motor iskelesi, Seddülbahir,Kilitbahir
av yapılabilecek yerlerdir.
Yemler:
Lüfer hem cinsleri dahil her türlü balığa saldırır. O nedenle en iyi
lüfer yemi canlı yemdir.Baş yemi izmarit ve zargana olup,
istavrit,sardalya,hamsi,kolyoz,kupes,kocagöz'de kullanılır .
Av Zamanı:
Gün içinde de avlanmasına rağmen ; Aksam üstü güneş batımından gece
01.00 e ve Sabah güneş doğmaya yakın Lüfer avı için en ideal
zamanlardır.
KARAGÖZ
Av Dönemi: Karagöz avı 1
Nisan...31 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5
kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari boy
15 cm dir.
Tanımı:
Latince adı : Diplodus Vulgaris
İngilizce adı: Bream
Nerelerde Bulunur:
Karagöz, taşlık kayalık yerlerde, su altı adacıklarının etrafında,
burun çevrelerinde, akıntıların kesişme noktalarında bulunur. Avcılığı
sabah saatleri ve akşam gün batımına 4 saat kala başlar. Denizin
hareketine ve ayın durumuna göre sabaha kadar sürer. Ayın parlak olduğu
gecelerde su yüzüne kadar çıktıkları görülür. Ülkemizde Ege Denizi,
Akdeniz ve Çanakkale Boğazı�nda çok bol av vermektedir.
Beslenmesi ve Yemleri:
Sardalya, karides, kurt, sülünes, teke başlıca yemleridir. Yemi bir
görüşte kapma gibi bir davranış sergilemez. Dikkatlice inceledikten
sonra, ağız yapısının küçük olmasının da etkisiyle, kısa ve sert
vuruşlarla yemi diklemeye başlar. İki üç vuruştan sonra yemi aniden
kapar. Bunun için olta her vuruş sonrasında çekiştirilmemeli, balık
ürkütülmemelidir. Takımda sert vuruşlar ve bir çekme hisedildiğinde
kısa bir tasma atıp olta boşluk vermeden çekilmelidir.
Karagöz hırçın bir balıktır. Yakalandığında sert kafa vuruşları yapar.
Orta sularda darbeler azalmakla birlikte tekneyi gördüğünde tekrar
direnmeye başlar. Takıma güveniliyorsa hiç bekletmeden tek hamlede
tekneye alınır. Oltaya iri bir karagöz geldiğinde, sert kafa
vuruşlarında misina elimizden hafif hafif kayacak şekilde tutulmalıdır.
Eğer balık sabit kafa darbeleriyle geliyorsa riskli bir durum yoktur;
su yüzüne geldiğinde kepçe ile ya da bir hamlede tekneye alınır. Usta
balıkçı balığın kafa darbelerine konsantre olur, balığın su üstündeki
fişeklemesinden hemen önceki anda balığın direnmesine fırsat vermeden
tek hamle ile içeri alır.
SİNARİT
Av Dönemi: Sinarit avı 1
Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5
kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari boy
20 cm dir.
Tanımı:
Latince adı : Dentex Dentex
İngilizce adı: Dentex, Porgy
28-30 yıl kadar yaşarlar. Nadiren 1 metre boya ve 10 kg ağırlığa
ulaşırlar. Sinarit sivri dişlere ve kuvvetli bir çeneye sahiptir. Ancak
dişleri seyrek olduğu için misinayı kolay kesemez. Yemi yoklamaktan
ziyade hücum edip bir anda kaparlar. Hemen hemen her türlü balık ve
yumuşakça ile beslenirler. Gezici bir balık olduğu için uzun yollar
giderek avlanabilirler. Ancak genellikle bir kaya gölgesinde bekler,
önünden geçen ava saldırılar. Bu yüzden yer seçimini iyi yapıp
bulunduğu yere yemi indirmek daha doğru olur. Saldırgan bir yapıya
sahip oldukları için parlak, aksak ve hareketli cisimlere ilgi
duyarlar. Bir çok deniz canlısı gibi hava durumuna bağlı olarak yer
değiştirirler. Bu nedenle yaşayabileceği alanları taramakta fayda
vardır.
Nerelerde Bulunur:
Genellikle 10-50 metre arasındaki taşlık ve kayalık bir dibe sahip olan
yerlerde, açık sulardaki topuk etrafları ve gemi enkazları etrafında
bulunur. Ege Denizi, Akdeniz, Çanakkale Boğazı ve Saroz Körfezi�nde avı
yapılmaktadır.
Beslenmesi ve Yemleri:
Yemli avcılıkta kalamar, sübye, kolyoz, saradalya, zargana,
gelincik, izmarit, kefal kullanılabildiği gibi, iskorpit, hanos gibi
taş balıklarıyla her türlü canlı balık da yem olarak kullanılabilir.
İdeal yem boyu 6-10 cm dir.
Avcılığı :
Sinarit avında hep aynı bölgede avlanmak avlağın bozulmasına, sinarit
ve diğer canlıların bölgeyi terk etmesine neden olacağından, zaman
zaman değişik bölgelerde avlanmakta fayda vardır. Bu gerçekte bütün dip
balıkları için geçerlidir. Parakete, savurma olta, bırakma olta ve
sırtı çekerek avlanabilir. Sinaritin sert yapısına bakarak gereğinden
kalın malzemeler kullanmaktan kaçınılmalıdır.
TRANÇA
Av Dönemi:
Trança avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında
günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Sirkülerde
avlanmasına asgari boy tanımlanmamaktadır.
Tanımı:
Latince adı : Pagru ehrenbergi (Dentex gibbosus)
İngilizce adı: Pagry, Goldeney
Trança kuvvetli bir çeneye sahip güçlü bir balıktır. 50 metre ve civarı
sularda oltaya takıldığında göstereceği direnme tüylerinizi diken diken
edecektir. Avı amatörler arasında çok yaygın olmamakla birlikte çok
zevklidir.
Nerelerde Bulunur:
Taşlık, kayalık derin sularda yaşar. Nadiren kıyılara yaklaşırlar.
Beslenmesi ve Yemleri:
Sardalya, kolyoz, sübye, kalamar, ahtapot, iri karides trançanın
sevdiği yemlerdir. 7-8 cm boyunda olanlar yemler bütün olarak, daha
büyükler ise yaklaşık olarak bu boyda kesilerek kullanılır. Sübye ve
kalamar da küçükse bütün olarak, büyükse sadece kafası bütün olarak ,
gövdesi ise yaprak yem şeklinde kesilip yem olarak kullanılır. Fazla
derin olmayan sularda ise yaprak yem olarak kesilmiş balıklar
kullanılır.
ÇUPRA (ÇİPURA)
Av Dönemi:
Çupra avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde
en fazla 5kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen
asgari boy 15 cm dir.
Tanımı:
Latince adı : Sparus Auratus
İngilizce adı: Gillthead Seabream
Oltacıların en sevdiği balıklardandır. Çupra avcılığı özellikle Ege�de
bir sanat gibi algılanır. Çupra avlamayı öğrenen bir avcı hassasiyeti
ve sesizliği öğrenmiş demektir. 100 � 150 gr civarında olanlarına
lidaki denir. Akdeniz�deki adı ise mendiktir. 250 gr dan sonra çupra
olarak anılır ve 5-7 kg ağırlığa kadar ulaşabilirler. Bu boylarda
olanları alyanak olarak anılır.
Nerelerde Bulunur:
Taşlık kayalık diplerde yaşarlar. Sabahları kıyılara sokulur; öğlenleri
10 � 20 metre arası derinliklere çekilirler. İrileştikçedaha derin
sulara çekilirler. Göçmen olarak yaşadıkları gibi aynı bölgede sabit
olarak yşayanları da vardır. Göç sırasında derin sular dan geçerler.
Çupra ustaları balığın ne zaman hangi sulardan geçeceğini bilir ve her
sene o sularda avlanırlar.
Beslenmesi ve Yemleri:
Balıklardan ziyade küçük deniz canlıları ile beslenirler. Karides,
teke, mamun, yengeç yavrusu, sulina, midye ve dilimlenmiş sardalya ya
da hamsi kullanılabilir.
Avcılığı:
Çupra çok dikkatli ve tedirgin bir balıktır. Yeme hemen saldırmaz,
iyice kontrol edip emin olduktan sonra küçük darbeler vurmaya başlar.
Sanki oltaya küçük balık vuruyormuş hissi verir. Bu sırada takımı hiç
oynatmadan beklemek gerekir. Darbeler sıklaşmaya ve şiddetli vuruşlar
almaya başlayınca artık balığın oltada olduğu anlaşılır. Kısa ve sert
bir tasma ile iğne damağa oturtulur ve boşluk vermeden çekilir. Çupra
tekneye alınana kadar kafa darbelerini kesmez. Tekneye alınırken kepçe
kullanılması tercih edilir. Eğer avlanılan noktada fazla gürültü
yapılmaz ve ilk balık da sakince alınabilirse, sonraki balıkların yemi
fazla yoklamadan ani vuruşlarla oltaya geldiği görülür.
Çok kuvvetli bir çene yapısına sahiptir. Midye ve diğer deniz
canlılarını rahatlıkla kırıp yer. Bunun için kullanılan iğnenin çelik
dövme veya fazla büyük olmayan kalın yapılı olması gerekir. Misinayı
kesmekten ziyade koparma ve iğneyi kırma olasılığının olduğu göz önünde
bulundurulmalıdır.
Avlanılan bölgede çupranın varlığı kesin olarak biliniyorsa yem olarak
yengeç yavrusu kullanılmalıdır. Diğer balıklar bu yeme dokunamadığından
meydan çipuraya kalacak ve şansınız artacaktır. Sığ ve hafif akıntılı
sularda zoka ile, derin sularda ise sarkıtma olta ile avlanılır.
Beden 0.40 misinadan yapılır. Beden ucuna 1/0 fırdöndü bağlanır. 0.30
misina ucuna kasa gözü düğümü yapılıp fırdöndünün diğer gözüne takılır.
Bir karış sonra 10 cm lik bir köstek eklenir. 15 cm ara ile iki köstek
daha eklenir. Üçüncü köstekten 25 cm sonra 20 cm uzunlukta bir köstek
daha eklenir. İğneler 2300, 2297 ya da 2310 model 11-15 no arası olarak
seçilir. Bölge balığının iriliğine göre misina kalınlıkları
ayarlanmalıdır.
LEVREK
Av Dönemi:
Levrek avı 1 Nisan...31 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında
günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin
verilen asgari boy 18 cm dir.
Tanımı:
Latince adı : Dicentrarchus labrax
İngilizce adı: Bass, Sea bass
Korkusuz, hırçın ve saldırgan yapıya sahip et obur bir balıktır.
Kıyılarda salına salına gezen sert görüntüsü ile balıkçıların
gözdesidir. Gözleri en ufak kıpırtıyı bile görebilir. Şimşek gibi
hareket ederek, yutabileceği balıksa yutar, daha büyükse bir anda ikiye
böler. Ağzında altlı üstlü kadife dişler vardır. Galsemalarında ve
solungaç kapaklarında testere gibi tırtıklar ve ayrıca iki adet sivri
dikeni vardır. Yakalandığı zaman, dişinden ziyade fırsatını yakalarsa
yan dönerek solungaçları ile misinayı keser. Bunun için oltaya boşluk
vermeden çekilmesi gerekir. Su üstü, orta su ve dipten yemlenen bir
balıktır. Levreğin olduğu bilinen bir bölgede av yapmadan önce yemleme
yapmak verimi arttırır. Levrek yerli bir balıktır ve kıyılarda gezer.
Küçüklerine ispendek denir. 1 metre uzunluğa ve 15 kg ağırlığa kadar
ulaşabilir.
Nerelerde Bulunur:
Kıyıların sıfır noktasına kadar yanaşır. Bol yiyecek bulabildiği için
tatlı suların denize döküldüğü yerleri çok sever; hatta akarsuların
içlerine girerek karşılarına bir engel çıkana dek ilerler. Kumluk,
taşlık yerlerdeki iskele bacakları civarında, gece aydınlanan
kıyılarda, sakin, durgun koylarda, kayalık, taşlık sığ sularda , liman
içi ve ağızlarında ve park etmiş balıkçı teknesi gölgelerinde
bulunurlar. İnsanların denize girdiği bölge levreğin yaşam bölgesi ise
açıkta bekler,akşam olupta insanlar çekildiği zaman kıyıya yaklaşır.
Ülkemizde daha ziyade Ege, Akdeniz kıyıları, Saroz ve Çanakkale
Boğazı�nda bulunmaktadır. Eski günlerde İstanbul Boğazı�nda da çok
bulunan levrek günümüzde ne yazık ki çok az miktarlarda ve kısıtlı bir
zamanda İstanbul�da av vermektedir.
Beslenmesi ve Yemleri:
Hemen hemen yiyebileceği boydaki her balık levreğin avı olur. Kefal,
istavrit, kalamar, sübye, zargana, yılanbalığı, sardalya, hamsi,
karides, gümüş balığının canlısı, ölüsü ve filetosu levrek için yem
olabilir.
ZARGANA
Av Dönemi:
Zargana avı 1 Nisan...1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir.
Tanımı:
Latince adı :
İngilizce adı:
Uzun gaga şeklinde bir ağız yapısına ve ince sık dişlere sahiptir.
Nerelerde Bulunur:
Su yüzünde yemlenir. Sardalya, kolyoz,aterina ve hamsi gibi balıklarla
beslenir. Saldırgan bir yapıya sahip olduğu için gücünün yettiği her
balığa saldırmaktan çekinmez.
Ayrıca hemen hemen her türlü balığın avlanılmasında yem olarak
kullanılır. Sahile yakın bölgelerde devriye gezer, tatlı suların denize
döküldüğü yerleri çok sever 1.5 metre boyuna kadar büyüyebilir.
İstanbul boğazından başlayıp Ege denizinin Akdenizle buluştuğu bölgeye
kadar her kıyı şeridinde bulunur. Havaların sogumaya başlamasıyla
beraber kıyıya iyice yaklaşır.
( Eylül ayı ) Sırtı çekerek yapma yemlerle avlanabildiği gibi tabii
yemlerle gezici olta takımları ile kamışlı takımlarla sahilden atıp
çekme şeklinde de avı yapılır. Kullanılan misina ince ve çekeri fazla
kaliteli misina olmalıdır.
KEFAL
Tanıyalım:
Kefaller dişli balıkların en sevdiği av olduklar için tedirgin ve dikkatli balıklardır.
Nerelerde bulunur:
Sığ sularda kıyı boyunca dere ve nehir ağızlarında ve hatta
içerilere girip gezerler. Parçalanmış yemler , küçük karidesler, teke,
ekmek gibi yiyeceklerle beslenirler. Dolaşmaları devamlı olur,belirli
bir yaşam bölgeleri olmadığı için avlandığımız bölgede tutabilmek için
bölge yem olarak kullandığımız balıkların parçalarıyla veya ekmek gibi
yiyeceklerle yemlenebilir. Ekmek ,sardalye,kolyoz veya garos kefal için
kullanabileceğimiz en iyi yemlerdir. Kefal avı genellikle kıyıdan
yapıldığı için balığı ürkütecek ses ve görüntü vermemek gerekir.
MERCAN
Tanıyalım:
Her balıkçının zevkle yakaladığı nefis bir balıktır.Balıkçılık genelde
kenardan kefal,ısparoz,mırmır avı ile başlar.Bu avlar deniz avcılığının
ilk aşısıdır,daha sonra yavaş yavaş bu avcılık yetmemeye daha iri
balıklar aranmaya başlanır .Karagöz,sargoz zaman zaman levrek avlanılsa
da tatmin ediciliği kısa sürer ve denize açılarak avlanma özlemi
başlar.Denize açılmaya başladığımız zaman önce karşımıza
izmarit,kupes,kırma mercan çıkar.Ama aklımız hep mercandadır tamamda
mercanı nasıl buluruz .Usta balıkçılardan soruşturmak ve gözlemlemekle
kolayca öğrenebilirsiniz.Ancak balıkçılar arasında bilinen bölgeleri
herkese göstermemek gibi tatlı bir kıskançlık vardır.Bunun için bizim
bu konuda bilgi sahibi olmamız en doğrusudur.
Nerelerde bulunur:
Mercan genellikle taşlık,kayalık bölgelerde ve civarlarında
yaşar.Bu yerleri denize dik olan kıyı hizalar ada etrafları gibi
yerlerde arayabiliriz. Avlanmak için durduğumuz zaman kurşunu dibe
vurdurmak suretiyle dibin kumluk mu taşlık mı olduğunu anlayabiliriz.
Hiçbir tahminde bulunamıyorsak arama yoluyla bu yerleri bulabiliriz.
Bunun için şöyle bir sistem uygulanır ,tekne çapa atmadan serbestçe
bırakılır takımlar yemlenerek avlanılmaya başlanır balığın vurduğu
yerde kerteriz alınarak yada şamandıra bırakılarak işaretlenir.Akıntıya
göre çapa balığın vurduğu yerin ilerisine atılıp çapa ipi salınarak
tekne avlanma noktasının üzerine getirilir.Antalya da su derinliği
fazla olduğu için parça parça küçük döküntü taşlık alanları taramak
amacıyla çapa bırakılmaz tekne akıntıya bırakılarak avlanılır fakat
teknenin yavaş akması için paraşüt denilen bir sistem kullanılır.Bu
sistem yaklaşık 2x2 metre ebadında brandanın dört köşesine ip bağlayıp
ortada birleştirerek paraşüt şekline getirilmesi ve 4-5 metre kadar ip
salarak suya bırakıp teknenin akışını yavaşlatması şeklinde kullanılır.
Bir başka arama şeklide tahmini mercan bulunabilecek yere çapa atılıp
avlanmaya başlanır.Balık vurmuyorsa çapa ipi parti parti salınıp balık
bulununcaya kadar aramaya devam edilir.Eğer balık bulucu,deniz
derinliğini ve şeklini gösteren elektronik bir aletiniz varsa bu iş çok
daha basit olacaktır.Mercanın bulunduğu bölgelerde diğer taş
balıklarının da bulunma olasılığı olduğu için bunlara uygun takımları
hazır bulundurmakta fayda vardır.
Mercanın en iyi yemi taze sardalyedir.Taze hamsi, sülünez, mamun, teke,
kurt, karides, dilimlenmiş kalamar, sübye ve kolyoz istavrit gibi beyaz
balıkların filetoları da yem olarak kullanılabilir. Mercan olta
takımları suyun akıntısına ve derinliğine göre düzenlenir.
|
|